Bir Münzevinin Notlarından…

Mayıs 14, 2012

Say it ain’t so Yıldıray!

Filed under: Kültür,Medya'dan Secmeler — Bekir L. Yildirim @ 12:32 pm

10. Yıl Marşı Jean-Jacques Rousseau’dan. Gençlik Marşı yani Dağ Başını Duman Almış’ın orijinalinin Felix Körling’e ait İsveç’in meşhur bir ormancı şarkısı olan “Tre Trallade Jantor” yani“Şakıyan Üç Genç Kız” olduğu biliniyor zaten. Burada dağdan gelen üç genç kızın biraz da erotikçe bir hikâyesi anlatılıyor. Memleketin tek memleket şarkısı “Bir başkadır benim memleketim”inMireille Mathieu’nun Fransızcasını meşhur ettiği bir İsrail şarkısı olduğunu Ayten Alpman vefat edince yeniden hatırladık. En fenası tabii en sonda. İstiklal Marşı. Onun da “Carmen Silva” adında 1700’lerde ortaya çıkmış bir Alman şarkısından fazlasıyla esinlenmiş olduğu yolunda ciddi iddialar var.
İnanmayanlar bütün bu şarkıları internetten bizzat dinleyip kendileri karar verebilir.
Ben dinledim ve şöyle dedim: Cumhuriyet’in, Kemalizm’in orijinal bir fikri olmadığını biliyorduk ama bir ülkenin bütün marşları da mı bir yerlerden apartma olur?

Yazının tamamı

Hamiş:

Moraliniz yeteri kadar bozulmadı ise: Yaşşşa Fenerbahçe marşı de İspanyolaarın pek de milli Viva Espania (Yaşa İspanya’sı). Anadolu Ateşi iss İrlanda’nın Riverdance’ının üzerine Anadolu sosu serpilmiş hali. Ama üzülmeyin Aylawyu Fener, Go Fener go, oley oley oley forza beşiktaş felan marşları özbeöz Türk!

Konunun adı aslında: Bir toplum nasıl piçleştrilir, bir ülke nasıl fikir, kültür çöplüğüne dönüştürülür veya Vasatın Diktatörlüğü nasıl kuruldu başlıklıdır. Onu da Cemil Meriç, NFK falan biraz yazdılar. Benim de var bir kaç sözüm ama amaan ne lüzumu var!

Mayıs 12, 2012

Ailemizin alçak romantiği

Filed under: Medya'dan Secmeler — Bekir L. Yildirim @ 3:33 am

Masumiyet

İnsanlar eski masumiyetlerini arıyor dedi 1 Mayıs 1977’ye katılan bir arkadaşım. “Darbeden sonra her bir tarafa savrulan insanlar, Halil Berktay’a bu nedenle karşı çıkıyorlar. O yıllarda hissettikleri idealleri için ölümü bile göze almayı yeniden yaşamak istiyorlar. Solcuların bu iddialara tek bir vücut halinde sorgulamadan karşı çıkışları bundan. Eğer o yıkılırsa masumiyetleri de yıkılır. Ben de bu yüzden karşı çıkıyorum o masumiyetin yok olup gitmesini istemiyorum” dedi. Arkadaşımı dinledikçe hak vermedim desem yalan olur. İnsan ne olursa olsun içinde bir yerlerde saklı duran masumiyetini kaybetmeme mücadelesi veriyor. Berktay’ın ve sonrasında tanıkların iddialarına hiçbir somut karşı görüş getirmeden hakarete varan toplu karşı koyuşu bir yere kadar anlayabiliyor insan.

Halil Berktay’ın iddialarından sonra gerek Taraf’ta çıkan o mitinge katılan tanıkların anlatımları, gerekte özel sohbette konuştuğum başka tanıkların anlatımlarından 1 Mayıs 1977’nin öncesinde sol fraksiyonlar arasında büyük bir kavganın olduğunu anladım. Bu kavga öyle büyümüş ki mitinge gelen grupların önemli bir bölümü silahlanarak gelmiş. Kimilerine göre 20 bin silahlı adam, kimilerine göre daha fazla ya da az.

(daha fazla…)

Mayıs 2, 2012

Bu 1 Mayıs babanın 1977′si değil

Filed under: Ahlak,Guncel-Politik, sosyal, kulturel — Bekir L. Yildirim @ 12:00 pm

ABD’de bir Ford reklamı vardı. “Bu senin babanın Oldsmobile’i değil” derdi. Şimdilerde 1 Mayıs 1977 (İTÜ’de öğrenci idim, çok yakınındaydım, bir şeyler olacağını herkes biliyordu; risk faktörü tecessüsümü yendi ve meydana girmedim. İyi de yapmışım!) yorumlayan zibidi “uzmanları, tarihçileri” dinleyince aklıma geldi bu reklam. Çoğu yalan söylüyor (alternatif, siyasi doğrucu olmayan anlatım için şuna göz atın ilgileniyorsanız: “77 katliamından solcular sorumlu”) Komunist devrim oldu olacak diye el oğuşturan DİSK ve sözüm ona “devrimci” 28 tane fraksiyonu, askeri sivili, bu gün gül gibi kokan mağdur, kahraman kılığındakilerin çoğu o günkü “aranşinin” gönüllü aktörü idiler (öyle ya “kullanıldık” demeyi gururuna yediren yok; her biri bir vatan kurtaran aslan. Kız tavlamak için solcu olmamış ne Cengiz, ne Oral ne bilmem kim). Nahehan Alçı haklı, asıldığı zaman üzülüğümü söylediğm için ülkücü zebanilerin saldırısına uğradığım Deniz Gezmiş ve arkadaşları da masum değildi ve Rasim Ozan da haklı: asker arkadaşım Muhsin Yazıcıoğlu da pek masum değildi. “Vatanı komanistlerden temizlemek için” silaha sarılanlardan idi o da. Ama kime anlatacaksın, niye anlatacaksın, kim dinleyecek? Şimdiki her şeyi bilen gençlerin kimisi gerçek Müslümanlık’ın azınlık ırkçılığından geçtiğni ayetle, hadisle öğreten “imamlıkta gelir az, paralı rantlardan da bize hisse düşmedi bari ideolog olayım” diyen Eliaçık veya ağzı açık feylesofların peşinde. Kimi  devrimci Müslüman olmuş, kimi eşcinseli, PKK’lısı, Ermenisi özgür olmayınca özgür olmayacakmış! (daha fazla…)

Nisan 22, 2012

Hey sarışın, helikopterimle bir tura ne dersin?

Filed under: 27 Mayıs,28 Şubat,Ahlak,Asker,Balyoz,Darbeler,Haber-yorum — Bekir L. Yildirim @ 12:20 pm

Skorsky’li turistik gezi

Helikopter bulunmadığı için Silvan’da yaralı Mehmetçik hastaneye götürülemeyerek şehit düşerken, Kırklareli Jandarma Alay Komutanlığı’nda albay H.B.K’nın arkadaşlarına Skorsky helikopterle şehir turu attırdığı ortaya çıktı.

ANKARA
TSK’nın Doğu ve Güneydoğu’da oldukça zor şartlar altında terör örgütü ile mücadele eden askerlerimizin operasyon için kullandığı Skorsky helikopterler, Vize Jandarma Alay Komutanılığı’nda çok farklı bir amaçla kullanılıyor. Kırklareli’nin Vize İlçesi’ndeki Jandarma Alay Komutanlığı’nda bulunan Skorsky Mİ-17 tipi helikopterlerin sık sık burada görev yapan Albay H.B.K’nın kentin ileri gelen esnafları ve misafirlerinin şehri kuş bakışı izlemesi için kullanıldığı öne sürüldü. Bir saat havalanması 3 bin dolara mal olan Skorsky’le şehir turu atan konukların bu gezi sırasında fotoğraf çektirdikleri de ortaya çıktı. (daha fazla…)

Nisan 19, 2012

28 Şubat ve Merhum Erbakan’la bir hatıra

Filed under: 28 Şubat,Darbeler,Guncel-Politik, sosyal, kulturel,Siyaset — Bekir L. Yildirim @ 11:34 am

    12 yıl kadar önce, hasbelkader Merhum Erbakan ile Balgat’taki evinde bir ziyaret yapmış idik. Fırsatı değerlendirdim ve direkt sordum 28 Şubat’ı. Ben oldukça felsefi, öze dair bir değerlendirme bekliyordum, ama aldığım cevap daha “matter of fact”, siyasi, nedensellik silsilesi şeklinde idi. Cevabını kelime kelime hatırlamıyorum ama hülasa mealen şöyle idi:

    Hükümetimiz düşürüldü. 28 Şubat’ın akabinde Mesut’a gittim, dedim ki şimdi sen demokrasinin, Meclis iradesinin  arkasında dur; daha sonra istersen Hükümet’i düşürmek için gensoru ver (sanıyorum zamanını da söylemişti ama hatırlamıyorum). Mesut çürük çıktı (veya o mealde bir ifade).

    Meclis’te ekseriyetin önemine vurgu yapınca ben de “Hocam, bu adamlar (asker) Meclis’te güçlü bir ekseriyetiniz olsa size müsaade mi edeceklerdi ki” dedim. (daha fazla…)

Nisan 18, 2012

Ağar Bodrum’a, Netekim Ressam Marmaris’e, Çetin Doğan Fenerbahçe’ye, bu sisteme göre Bir nereye?

Filed under: Ahlak,Haber-yorum,Mizah — Bekir L. Yildirim @ 11:27 am

Her ne kadar Gazete’yi şizofrenik, sağlam bir ahlaki temeli olmadığı halde kendini öyle sanmak şöyle dursun “ahlaki,vicdani, ilmi, siyasi otorite”  olarak gören tipik Altan Ailesi kibrine ifrit olsam da  Taraf’ın mizahi haber başlıkları hoşuma gider, neye yalan söyleyim. Mesela şunun gibi: Bodrum , Bodrum

Hakkında yakalama emri çıkarılan Mehmet Ağar’a, ailesinin oturduğu Bodrum yakınlarında uygun bir cezaevi aranıyor

Haberin gerisi kayda değmez. Kayda değen ise, evet iyi tahmin ettiniz. Kim bulur Taraf’ta bu zeki mizahi başlıkları? Gene bilemediniz! Genç Siviller’in ilk günlerinden “Tek parti olsun, temiz olsun” gibi hiciv sloganları ile tanıdığımız Yıldıray Oğur (haa Ramazan Rasim’in de o olduğunu herhalde siz de benim gibi ilk satırlarından anlamıştınız di mi?).

Gelelim başlık konusuna. Ne TCK’nın hüküm, infaz maddelerini bilirim ne de mevzuatın geri kalanını. Haber doğru ise burada ne kadar “infsiyatif” söz konusu, onu da bilmem  mümkün değil. Kala kala adalet duygusu kalıyor. Benim gözümde Mehmet Ağar 2-5 yıl falan değil 55 yıl giyse idi yırtmış sayılmalı idi. Elimde tabii ki kaç kişinin ölümünden, işkencesinden sorumlu olduğu, kaç mafya babası, terör lordu, darbeci, vurguncu ile ne kadar kirli iş çevirdiğine dair hukuken geçerli delil var. Askeriye’nin sıkça kullandığı ifade ile bende de “kanaat oluştu”, o kadar.

Lakin her ne yaptı ise “vatan için, görev aşkı ile” yaptığı kendi itirafı. Eh, hal böyle olunca ona Bodrum gibi milli değerlerden çok Fransız, İngiliz kültürünün kötü taklitlerini temsil eden yerden daha münasip bir yer bulunamaz mı idi? (daha fazla…)

Nisan 11, 2012

Cemaat hasımlarının yeni sloganı: Şeffaf olsunlar

Filed under: Ahlak,Din,Guncel-Politik, sosyal, kulturel,İslam — Bekir L. Yildirim @ 10:46 am

Dışardakiler, nominal olarak  İslami kesim(!) ‘in bir yerlerinde konumlanan herkesin bu kesime mensup herkesle içli dışlı olduğu faraziyesi ile hareket eder (Ör: Taraf’ta tarih yazan Bacı adını ilk ondan duyduğum Kavl-i Leyyin adıyla bir araya gelmiş bir grubun hesabını sormuştu fakire!). Bu cümleden olarak “The Cemaat”‘i de her “İslami kesim” mensubunun , müntesibi olmasa da yakından tanıdığı, içini dışını bildiği ama “dışardan” sakladığı vehmi içersindedirler. Oysa fakir , laikçi kesimin irili ufaklı elemanlarının baş konuğu olduğu Türkçe Olimpiyadları’na bir bilet almayı başaramadı yıllarca da TV’de seyretti yaşlı gözlerle. Belki onlar anlatırlar bana “The Cemaat”i de ben de öğrenirim.

Gene Salman Rüştü’nün Şeytan ayetlerindeki cümlesi geldi aklıma: Onların tasvir gücü var. Onlar bizi tasvir eder ve biz de boyun eğeriz. Buradaki “onlar” da gene laikçi kesim. Onlar tasvir ediyor Cemaat (doğrısu Hizmet’i mi yoksa?) ve bizler de hala ya boyun eğiyoruz ya onlara katılıp Cemaat’e yükleniyoruz veya en azından gündem oluşturuyoruz onlarla beraber.

Terörist örgüt olma, Şeriat devleti kurma ithamlarının tutacağını düşünen  hayal gücü ürünü  Bitirme Planları’ndan , “sivil toplum örgütü iseler şeffaf olsunlar” (yok, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar’dan bahsedilmiyor, okul açan, gaste çıkaran, bağış yapan bir grup insan muhatap) noktasına terakki etmeleri takdire şayan ama hala “şu sorularıma cevap vermelidirler” kibri kadar değil. Eğer bu Cemaat sandığınız  kadar güçlü ise artık Adana’daki pavyonlara düşen  ”eski ünlü” mertebesindeki kahverengiburunluberyazkaptanlara  cevap yetiştirmek zorunda mı Ayten, zorunda mı? (daha fazla…)

Mart 29, 2012

Kürd’ün iyisini belirleme enstitüsü ırkçıdır!

Epeydir söylerim bu Boğaz’da (veya her nerede ise) rakısını yudumlayıp “siz Türkler ne kadar pissiniz” diyerek “biz” denilen entitenin karşısındaki herkese empati kurmayı “entel vicdanı” diye satarak geçimini sağlayan züppelerin zaman zaman bal gibi ırkçılık yaptıklarını. Nasıl mı ırkçılık oluyor “Kürtlüğü’nün bilincinde, hakları için savaşan Kürtler’e, Ermeniler, Aleviler ve mezkur büyük “biz” e karşı savaşan herkese övgüler yağdırmak?

Onların bu savaşa girmeme hakkı olmadığını düşünerek!

“İyi, muteber Kürt (veya Ermeni, Alevi) “biz” e karşı savaşanıdır kriterini uygulayarak. Bu savaşın adilliği, ahlakiliği gibi kaygıları bizim entellerde yoktur zira onların taa üniversite yıllarından beri geçim kaynağı, varlık sebebi olagelmiştir bu duruş.

Onlar Türkiye’ye veya daha kapsayıcı ifade ile “biz” e her halukarda muhalif Türk olabilmelerinden dolayı kendi sırtlarını sıvazlarlar ama bir Kürt’e bırakın “Kürt Davası” nı PKK’ya muhalefet hakkı dahi tanımazlar.

Onların enstitüsüne göre Kürt’ün iyisi terörist olanıdır. Olmayan (mesela aşağıdaki yazının sahibi Orhan Miroğlu gibi “artık şiddetin meşru sebebi kalmamıştır” diyenler) ise ABD’de beyaz adama yardalçılık yapan siyahlar için kullanılan “Uncle Tom” dur onların nazarında.

İşte bundan üstüncü, ırkçıdırlar. Bakın bir Kürt aydını, nasıl ipliğini pazara çıkarmış bunlardan bir tanesinin (Not: O ırkçı dememiş, ifade bana ait):
**************************************************

Vicdan ve ‘mahalle’ (2)

Orhan Miroğlu

Kürt aydınlarının, Abant’a “davet edilmesi, televizyonlarda konuşturulması” Cengiz Çandar’a fazla gelmiş! (daha fazla…)

Mart 12, 2012

Muhafazakâr porno, “bizim” medyanın hal-i pür melali

Filed under: Ahlak,Medya tenkitleri,Medya'dan Secmeler — Bekir L. Yildirim @ 1:57 pm

İyi yakalamış Emre Aköz, bazı masumane görünen temaşaaların arkasındaki şehevi duyguyu. Olay, “Frikik” koyarak tıklama almaya henüz hazır olmayan “bir çeşit muhafazakar” medyanın seyirci-okuyucunun diğer aşağılık, karnal, şeytani güdülerini tatmin etmek için “işte o an” gibi davet edici başlıklarla resimler videolar sunmaları (yangın, kavga, köpek döğüşü, boğa güreşinden zevk almamızı sağlayan dürtüler bahsettiğim). Aköz daha kibar ifade etmiş çünkü bu seviyeye inen yayınların başında “frikikçiliği” de ihmal etmeyen kendi “yandaş” gazetesi var.

Sadece Samanyolu TV’nin bu konularda temiz sicili var denebilir ama “koyunun olmadığı yerde”. Zira onun gösterdiği “doğa belgeselleri” nin çoğunda da Aköz’ün bahsettiği “ölüm pornosu” esas elementi teşkil ediyor. (National Geographic yapımı demek temizlik tescili değil. Kirli bir geçmişi var o kurumun da, ayrı konu, yayınlarını ben de takip ederim).

Kaynak: Sabah
**********************************

Muhafazakâr porno

Belki daha önce başka internet sitelerinde de yer almıştır, “Farklı türden vahşi hayvanların kapışmalarını konu edinen videolar (daha fazla…)

Mart 11, 2012

“Adalet talebimiz var” diyenlere bir kaç soru

Filed under: Ahlak,Eremeni Meseleleri,Insan Haklari,Siyaset,Vicdan — Bekir L. Yildirim @ 11:21 am

1. Nerden icap etti? Ülkede Hrant Dink’e karşı (veya cinayetini ört bas etme komplosu içersinde) birleşmiş bir Hükümet-yargı-medya cephesi oluştu da sızlayan vicdanınız isyan mı etti yoksa rüzgarın ne tarafa estiğini mi keşfettiniz?
2. Bunun tamamı ile kendi iradenizle gerçekleştiğini, “saygın liberallerin” emir veya yönlendirmesi sonucu bu teşebbüste bulunmadığınızı söyleyebilir misiniz? (yemin etmeye gerek yok, birazcık farkındalık, basiret, feraset ve vicdan yeter).
3. En kimsesiz, en sahipsiz, en mazlum, en büyük haksızlığa uğramış Hrant Dink mi sahiden? Emin misiniz?
4. Bana bunun kadar kaynak ayrılan, üzerinde yazılan çizilen, protestolar, yürüyüşler yapılan, TBMM’de görüşülen, CB tarafından DDK (Devlet Denetleme Kurulu) incelemesi emri verilen, raporu hazırlatılan bir cinayet gösterebilir misiniz? (Madımak diyebilirsiniz belki ama orada 37 kişi öldü. Başbağlar’ı bilir misiniz? O konuda bir “adalet talebiniz” oldu mu? Ama neden? Haa “acıları yarıştırmayalım” mı? Papağan mısınız siz oğlum, kızım? O ne abuk sabuk söz?)

5.Kaç kişi asılmalı, kaç kişi müebbed almalı “adalet talebinizi” karşılamak için? Eregenekon-Balyoz-Kafes-12 Eylül-28 Şubat’ın üzerine giden adalet, Hrant Dink ile alakasız mı? Türkiye’de ve dünyada bütün suçların “gizli failleri” bulunuyor da bir tek Hrant’ınkinde mi bu kural bozuldu?
6. Neden Hrant farklı? Evet sıradan bir adam değildi. Hepimiz, kolektif olarak, bu cinayet olduğunda ve akabinde kınama yazıları ağıtlar, destanlar yazdık, tüm sorumlularının cezalandırılmasını istedik ama bu kadar farklı olması sadece vicdani ahlaki nedenlerle midir?
7. Bu teşebbüsünüzün altında o entellektüellik, demokratlık ve şimdi de “gerçek Müslümanlık” tescil belgesi vermeye yetkili gören Ahmet Mehmet, diğer Altanlar et al., Ali Bayramoğlu, Taraf Cemaati be diğer malum” liberaller” tesmiye edilen piyasa değerleri yukarılarda seyreden sizi adam yerine koymaları için bu tür adımların zaruretini vurgulayan ağabeylerin psikolojik baskısı, aşağılamasının etkisi sorgulaması yaptınız mı? (daha fazla…)

Sonraki Sayfa »

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 27 other followers