Temmuz 11, 2009
Temmuz 10, 2009
Acı var mı acı, matador?

Hep sen mi kazanacaksın ?
Diğer resimler için buraya tıklayın.
Temmuz 9, 2009
Neden “çağdaş” kelimesi tiksinti uyandırır: Sebep 12978
Sayın A. G.
İstanbul…. Vergi Mahkemesi Üyesi
Sosyal ve aile yaşantınız ile eşinizin yakın zamana kadar benimsediği çağdaş olmayan giyim tarzı itibarıyla, laiklik karşıtı düşüncelere yakınlık duyduğunuz hususunda kanaat uyandırdığınız, bu arada evinize gelen misafirleri haremlik-selamlık tabir edilen şekilde ağırladığınız ve keza dairedeki odanızda radyo ve teypten dini yayınlar ve ilahiler dinlediğiniz ileri sürüldüğünden savunmanızı iki nüsha olarak 3 gün içinde göndermenizi rica ederiz.
Temmuz 7, 2009
..ama dünyada bunlardan güzel şeyler de var
İşte gerçek ağaç sevgisi
Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde işyeri inşaatı yapan bir muhtar, ağaç sevgisi nedeniyle kesmediği çam ağacını işyerinin ortasında bıraktı. 20 yıldır Kadirli’de kebapçılık
mesleğiyle uğraşan, aynı zamanda Koçlu köyü muhtarı olan Ali Kadıoğlu, 140 yaşındaki çam ağacını kesmemek için ağacı işyerinin ortasında bıraktığını söyledi.
Çam ağacının altında yıllardır seyyar tezgah üstünde kebapçılık yaptığını anlatan Kadıoğlu, “Kadirli’de benim işyerim yıllardır vatandaşlar tarafından “çamın dibi” olarak bilinir. Yıllardır ağacın gölgesinde mesleğimi yaptım. Müşterilerim temiz havada çam ağacının altında kebaplarını yedi. (devamı…)
Temmuz 6, 2009
Madımak’tan Başbağlar’a direk var mı abi?
Madımak’ın yıldönümü için bir kaç satır yazayım diye düşünmüştüm aslında daha yıldönümü gelmeden. Doğrusu herkesten fazla bir şey de bilmiyordum. Olay doğup büyüdüğüm şehirde gerçekleşmişti ama olduğu zaman Okyanus’un ötesinde idim. Ama 76(?) Sivas Olayları’nda yaz tatili vesilesi ile Sivas’ta idim. Yüzü maskeli birileri başı çekiyordu. Maskesiz olan liderler arasında lise yıllarından tanıdığım bir kaç ülkücü genç vardı. “Aleviler Alibaba’da cami basmışlar. 20 kişiyi (emin değilim rakamdan, 50 diyen de vardı) öldürmüşler” yalanı saman alevi gibi yayılmıştı. (devamı…)
Temmuz 5, 2009
Evet, “darbe endişesi vehimden ibaret” Fehmi Bey!
Fehmi Koru, Ergenekon sulandırıcılar, darbederlerin şimdilerde benimsediği “birkaç boru, bir kâğıt parçası, bir iki subayı bahane ederek ordumuzu yıpratmayın; vehimlerinizi hakikat yerine koymayın” argümanına (!) cevap veriyor bu günkü “Darbe endişesi vehimden mi ibaret” başlıklı yazısında. Yazısının ana fikri “ordu içinde ve dışında müzmin darbederler var. Bunlar hükümetin vehminden ibaret değil”.
Tamam da bunu babam da söyler artık. Sizin “pop sosyologunuz” (pardon Taha Kıvanç’ın), benim Kahverengiburunlubeyazkaptan’ım dahi “Bülent Arınç herhalde doğru söylüyordu ‘İyi ki bu ordu ile savaşa girmiyoruz’ derken” diyorsa artık “darbederler var mâlesef” demek ölmüş eşeği tekmelemekten öte ne olabilir ki? Artık dindar olmayan demokratlar dahi bu noktanın ötesine geçip bu şer odaklarına karşı en etkin yöntem üzerinde kafa yoruyorlar ve çoğunlukla da CB’na, Meclis ve Hükümete daha cesur davranmayı salık veriyorlar.
(devamı…)
Temmuz 4, 2009
Gene o kirli kelime: Uzlaşma
Yıllar önce ABD’de bir ufak uyuşmazlıktan mahkemeye gitmiştim. Karşı tarafın avukatı vardı, ben kendi avukatlığımı yapmıştım. Yüzde yüz haklı olduğumdan emindim. Hakim lehime karar verdi ama davalıya da hiç hak etmediği bir şeyler vererek. Bunun üzerine sinirlenip hakime “aradaki farkı ikiye bölme bir adalet dağıtma şekli değildir” dedim. Tabii bir faydası olmadı ve sonuçta davalıdan kazandığım parayı da tahsil edemedim, ayrı mesele. Ama şu her uyuşmazlıkta bir orta yol bulma yaklaşımı oldum olası kafama yatmamıştır. Haliyle “uzlaşma” kelimesi de kelime haznemin favorilerinden değildir. Doğru ve yanlışın, iyi ve kötünün o kadar belirlenemez olduğu, en yaygın rengin gri olduğu, önümüzdeki hemen her tercihin bir ahlaki ikilem içerdiğini düşünenlerden olmadığımı telif hakkı şahsıma ait “şeytan gri alanda yaşar” sözü ile ifade ettim.
27 Mayıs 1960′ın aksine 28 Şubat bir nevi uzlaşma idi. “Şunlar şunlar yapılacaaak yap, yoksa…” dedi üniformalı haydutlar. (devamı…)
Temmuz 3, 2009
Çoğu gitti azı kaldı
Ne zaman memleketin geleceği hakkında biraz ümide kapılsam, “belki ben görmem ama bu iş olacak” diyesim gelse, aklıma bu hissiyatı en güzel ifade eden NFK’in dizeleri gelir.
Nakarat
Küçükken derdi ki, dadım:
Çoğu gitti, azı kaldı.
Büyüdüm, ihtiyarladım,
Çoğu gitti, azı kaldı.
Vur kazmayı dağa Ferhat
Çoğu gitti, azı kaldı.
Kişne kır at, kişne kır at
Çoğu gitti, azı kaldı.
Doğar bir gün benim günüm,
Çoğu gitti, azı kaldı.
Kırk gün, kırk gece düğünüm,
Çoğu gitti, azı kaldı. (devamı…)
Temmuz 1, 2009
Halkımız googleluyor
Arama Motoru Terimleri
Bunlar insanların blogunuzu bulurken kullandıkları terimlerdir.
layık cumhuriyetten yana
ismail yk elbiseleri kim ogretiyor
ceza alevi yada sünlü fener yada cimbom
insan yiyen çinliler
nesli tükelen hayvanlar
23 la İlgİlİ kompozİsyon
gençkızların pornozu
başarılı guest relations
hadise nin yüz güzelliği
işkenceli ölüm vidiosu
hayvan vİdosu
dünyanın en güzel subay karıları
10 tane eser yazarları ve turu
rüyada tanga görmek
istiklal marşının öz geçmişi
Abd revizyonda kaçıncı oldu
norveç erezyon
şeytanın çocukları hakkında bilgi


