Bir Münzevinin Notlarından…

Ocak 17, 2012

Yeni düzenin şok, şok, şok resmi!

Filed under: Ahlak,Bir resim bin kelime konusur,Din,Medya tenkitleri,İslam — Bekir L. Yildirim @ 8:28 pm

“Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime” diyen şarkıdaki gibi hissiyatım. Ne Ak Parti’yi suçluyorum ne dindarları, ne sağcıları ne solcuları; ne Türkleri ne de gavurları. Suçlama modunda olsam “tüm insanlıktan ümidimi kestim” ifadesini seçerim. Sadece resim ürkütücü geliyor o kadar. Hangi resim mi? Bütün resimlerin çizdiği kompozit: Büyük resim. Resimlerle açıklayayım:

Aşağıdaki iki resim de aynı “yandaş gazete” nin aynı günkü internet sayfasının ön yüzünden (ilk defa bu deftere müstehcen görüntülü not düştüğüm için özür; ama başka türlü resmedemezdim meramımı):

Zayıflamak isteyenler! Tıklayın!


Kaynak
******************

Kaynak: Takvim

Görülmemiş Kabe Fotografları şaşırtıyor!


****************************
“Bunda ne var, gazete hem sağlık bilgsi veriyor hem din kültürü” diyorsanız cevap sorunuzda (retorik soru).
*****************
“Peki eski düzen nasıldı amca” diyecek yaşta iseniz, Kabe resmini kapatın; bir daha bakın. İyi bakın zira kırk kere tıklama şansınız yoktu eski güzel günlerde.

Ocak 14, 2012

Fonda bir nokta

Gülay Göktürk (Bugün Gazetesi)

Zamanı çoktan gelmişti aslında. Gelmişti de geçmişti bile…

Faşizmin yükseldiği o yıllarda (1932) bizim tek parti yöneticilerinin yolları İtalya’ya düşmeseydi ve stadyumlarda seyrettikleri o militarist gösterilere o kadar hayran kalmasalardı, bunca kuşak o eziyeti çekmeyecekti belki de…
Ama hayran kalmaları tesadüf değildi elbette, o günlerde yüreklerinin Hitler ve Mussolini ile birlikte çarptığını düşünürsek… Faşizme doğru doludizgin ilerleyen o ülkelerden her şeyi getirdikleri gibi, o gösterileri de getirip 19 Mayıs kutlamalarına yerleştirdiler. O gün bugündür de bir türlü değiştiremedik. Daha doğrusu değiştirememiştik.

Bu yıla kadar… Şükürler olsun ki Türkiye de artık benzeri sadece Kuzey Kore’de, Çin’de (kim bilir belki kenarda köşede birkaç yerde daha) kalan bu militer gösterilerden kurtuluyor.
Darısı Ankara’nın da başına!

Stadyumlar sabıkalıdır
(daha fazla…)

Ocak 10, 2012

Başbuğ’un yargılanması: Duygu ve ilke

Filed under: Ahlak,Asker,Darbeler,Demokrasi,Ergenekon,Suç ve ceza — Bekir L. Yildirim @ 4:17 am

Herkes onu parmağını sallayıp herkesi “akıllı olmaya ve doğru yerde durmaya davet” eden, topraktan fışkıran zırh-deler silahlara boru, “İrtica Eylem Planı” belgelerine kağıt parçası diyen yaman general olarak hatırlar. Beni en dehşete düşüren vukuatı ise Bülent Arınç’ın evini gözetleyen üniformalılar için “bizim elemanımız, kimseyi ırgalamaz” diyerek darbeci subaylara “moral verdiği” konuşması idi (herhalde internete düşmesinden veya elde ediliş tarzından dolayı öne çıkmamış olmalı veya benim hafızam fazla kuvvetli).

Bu günlerde ise bazı tatlı su demokratları, iki mescit arasında bi-namazlar, endişeliler, “ya geri gelirlerse bizi kötü benzetirler; bari ılımlı takılayım” psikolojisine müsait karkterdekiler, kısacası ilkesiz veya omurgasız “iyiler” in, özelde Başbuğ ve genelde tüm darbeciler için sergiledikleri tavizkarlık (pardon “hakkaniyet”) beni tedirgin ediyor. Eminim, yarinki darbeciler başarılı olduğunda bu kadirşinaslık unutulmaz ve gelecekteki başbakanlar asılmadan önce “prostat muayenesi” yapılmaz.

Sanıyorum Başbakan’ın bu günkü “tutuksuz yargılanmasını arzu ettiğini” ifade etme gereği duymasında da bu “hakkaniyetli” arkadaşların yarattığı psikolojik ortamın etkisi olmuştur. Her halukarda Başbakan’ın çıkışının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu kanaatime destek veren bir delil Başbakan’ın sözlerinde: “Hukuki süreçler hakkında konuşmam doğru olmaz AMA”. (daha fazla…)

Ocak 2, 2012

Evet Virginia, doğru söyleyeni CHP-Köy’de kovarlar

Filed under: Demokrasi,Haber-yorum — Bekir L. Yildirim @ 4:08 pm

Geçen dönem CHP Ağrı Milletvekilliği-MYK üyeliği yapan Savcı Sayan CHP’den kovulmuş. Şuçu neymiş peki?
Şu sözler:

“Bizim amacımız AKP’nin her yaptığını eleştirmek olmamalı. Sayın Erdoğan, herkes eşek sırtında su taşırken şimdi herkesin evinin önüne musluk getirmiş. Biz buna muhalefet etmemeliyiz. Bizim iddiamız, ‘bu musluğu buraya getirdin, biz bu musluğu evlerin içine alacağız’ demek olmalı. 80 işilik sınıfları 40′a indirdin. Kötü yaptın demeyeceğiz. Biz o sınıfları 20 kişiye düşüreceğiz demeliyiz. Sen Ağrı’ya duble yol yaptın, trafik rahatladı, biz de otoban yapacağız. Muhalefet anlayışı da böyle olmalı. Yoksa 124 Murat’ın lastiğini şöyle mi yapalım, böyle mi yapalım? 124 Murat’ı altın yapsanız neye yarar? Karşınızdaki siyasi güç 2023′ü hayal ederken, biz 1930′lara geri vitesle gidiyoruz. Hükümet bizim önümüze bir yumak ip attı, biz onunla oynarken, Van’daki açları kimse görmüyor, Türkiye’deki yoksulları kimse görmüyor. Töreye kurban giden genç kızları kimse görmüyor. Küçük yaşta evlendirilmek zorunda kalan genç kızların dramı sinemaya aktarılıyor, CHP’nin bununla ilgili bir önerisi yok.”

Kaynak: Vatan
************************************************
Sizi bilmem ama bence bu adam sadece The Parti’den ihraçla kurtulduğuna şükretsin. Ona en güzel cevabı CHP tarihinin en gür seslerindeen büyük Atatürkçü vatan şari Behçet Kemal Çağlar vermiş 80 sene kadar önce. (daha fazla…)

Aralık 31, 2011

35 kurşun* ve leş kargaları

Filed under: Ahlak,Asker,Insan Haklari,Komplo teorileri,Siyaset,Terör — Bekir L. Yildirim @ 12:21 pm

“Bir kısım medya” ‘nın dikkatinden kaçmamış Meclis’teki kadın teröristlerden Sabiha Tuncel ve terörist abilerinin Uludere’de 35 insanın öldürülmesi üzerine yapılan basın toplantısında gülücükler saçtığı, kahkahalar patlattığı. Gazetelerdeki resimler bana terörist ablası Emine Ayna’nın “açılım bitmiştir arkadaşlar” veya Aysel Tuğluk’un “kötü şeyler olacak” derkenki çocuklar kadar şen hallerini hatırlattı. Kan gören vampir, mal bulmuş Magribi, leş kargası, kendini ambarda gören aç tavuk, seç beğen al. Şu bilgiyi de ilave edelim doğru veriler üzerine tahlil yapmak adına: Kurbanların kaçakçılıkla geçinen köyünün bir gelir kaynağı da koruculuk imiş. “PKK’yi kendine sözcü seçen bir halk” değil anlayacağınız. ‘PKK’nın umursadığı halk” diye bir kavram da yoktur. Kendi halkının gencecik kızlarının ırzına geçen, canlı canlı yakan bu haydut sürüsü için bu 35-ceset ancak sömürü malzemesi olur ama artık bunu görmeyen de kalmadı.

Keyiflerini kaçırtmak değil niyetim ama hakikatler kendilerine kötü haber olabilir. Onlar ise:

1. Bu defa olay “daha çok kan akarsa Akepe sıkışır, kan kaybeder ve bizim Asker-Ergenekon iktidarı devam eder” umudu ile yapılan bir operasyona benzemiyor. En azından böyle olduğuna dair hiçbir delil sunulmadı. Yani bu defa “resmi açıklama” olan “hatalar zinciri” açıklamasından daha kuvvetli bir teori yok (“Fehman Hüseyin yönlendirdmiş olabilir” teorisi de bilgiden çok tahayyüle dayanıyor gibi).

2. Sinekten yağ çıkarma ümidini hiç kaybetmeyen Ergenekoncu-laikçi- eski solcu yeni “Akepe’ye zarar verecek şeylere hakikat denir” ci kesimlere bakarsanız emri Erdoğan verdi ve F-16’ların kokpitlerinde de Arınç, Naim Şahin, İsmet Yılmaz, Beşir Atalay ve Cemil Çiçek (Fethullah Gülen’in işi çıkmış olmalı) vardı ama bu kötü mizah artık lumpenlerin “sosyal medya”sında dahi prim yapmıyor. (daha fazla…)

Yılbaşı ve Kutlamak

Filed under: Din,Hristiyanlık,Islam,Kültür,Medya'dan Secmeler,Toplum,İnsan,İslam — Bekir L. Yildirim @ 10:16 am

Dr. Ebubekir Sifil
Milli Gazete

Yarın miladi 2012 yılının ilk günü. Hıristiyan dünya yanında dünyanın oldukça büyük bir kısmı “yeni bir yıla” girmenin heyecanını yaşıyor. Yeni bir yıla girmek insanda niçin bir heyecan oluşturur? Doğrusu işin bu yanını düşünen pek kimse yok. Oysa burada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta var: “Yeni bir yıl” ve onu “kutlamak.”

Hemen belirtelim ki işbu “yeni yıl” sadece Hristiyan dünyaya ve onların etkisi altında bulunan kültürlere ait bir zaman algısını yansıtıyor; dolayısıyla izafi ve hatta “muhayyel.” Çinlilerin ve Yahudilerin 3 binli, 5 binli yıllara tekabül eden takvimleri, onların çok farklı bir zaman ve takvim algısına sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla dünyanın bir kısmının yarın gireceğini farz ettiği yeni yıl, onlar için bir şey ifade etmiyor.

Bu durum Müslümanlar için de böyle elbette. Biz kendi zaman ve takvim anlaylışımız içinde yeni yılımızı bir aydan biraz fazla bir süre önce giren Muharrem ayıyla birlikte idrak ettik.

Meseleye “yenil yıl” tabirinin ifade ettiği mana ve hayatımıza getirdiği şeyler açısından baktığımızda Müslümanlarla gayrimüslimler arasında bariz bir farklılık görülüyor. Bizler hayatımıza anlam katan zaman dilimlerini “kut”lar, yani onları kutsal bilir, onların bize bereket, rahmet ve esenlik getirmesini temenni ederiz. Yani bizim o zaman dilimlerini idrakimiz, “eğlence” üzerine değil, kulluğun hatırlanması, teberrük ve esenlik dileği şeklinde kendini gösterir.
(daha fazla…)

Aralık 24, 2011

Aydın Menderes (1946-2011)

Filed under: Sevgi,Toplum,İnsan — Bekir L. Yildirim @ 7:13 am

1961′de darbeci haydutların katlettiği merhum Başbakan Adnan Menderes’in son yetimi (ağabeyleri Yüksel ve Mutlu Menderes’i 70lerde kaybetmiş idik) vakur, şerefli insan, seviyeli siyasetçi Aydın Menderes’e Allah gani gani rahmet eylesin!

Vefakar eşi Ümran Menderes ile çizdikleri aile tablosu beni hep etkilemiştir. 2.5 yıl kadar önce düştüğüm notlar:

Gazetedeki bir resim üzerine..
***************************************

Alakalı:
27 Mayıs hatıralarım

Aralık 22, 2011

Beni bu enteller bu hale getirdi!

Filed under: Ahlak,Demokrasi,Eremeni Meseleleri,Insan Haklari,Siyaset,Tarih,Vicdan — Bekir L. Yildirim @ 8:21 am
    1970′lerde İTÜ muhtelif devrimci grupların kontrolünde idi. Terör estirirler, kırar dökerler, kan akıtırlardı. Ülkücüleri okula almazlar, geri kalanlarımızın da eğitim yapmasına müsade etmezlerdi. Bir gün, adet olduğu üzre, gene ders esnasında bir devrimci arkadaş sınıfa girdi ve “faşolar bilmem nerde devrimci yoldaşımızı öldürdü. Protesto için Beşiktaş’a yürüyoruz. Herkes dışarı” dedi. Hoca da rutini bozmayarak ilk çantayı kapıp kaçan oldu; arkasından öğrenciler. Ben en son çıkanlardan olurdum, direnerek. Bu defa direnen 10-15 kişi olmuş idik, bir kaç ülkücü, birkaç “hacı, hoca takımı” yani biz. “Çıkmıyoruz, biz buraya ders yapmaya geldik” dedik. Çok tehditler işittik. Sökmeyince kibar, demokratik yolu denediler bu defa. Tebligatı yapan devrimci gencin sözleri hala aklımda:

    Arkadaşlar, herkesin düşüncesine saygılıyız. Herkes kendi gönlü ile dışarı çıksın“!

    Buna benzer ifadeleeri çok duydu bu kulaklar bu memlekette. Bu gün Yeni Şafak başyazarı Ali Bayramoğlu terennüm ediyor aynı cümleyi. Önce “ee Fransa’da soykırım yok demek suçsa, Türkiye’de de bir zamanlar “soykırım var” demek suçtu diyor. Olaydan her zaman “soykırım” diye bahseden entel bize kibarca “Fransız’a kızıyorsunuz ama sizin ülkede durum daha mı iyi” (tenecre dibin..) dedikten sonra o bomba cümleyi patlatıyor. Okuyalım:

    “İşin özü özgür bir şekilde tartışmaktır…”

    Eyvallah, tartışalım ama nasıl?

    “İşin özü tarihte olup biteni resmi tezlerin, milli çıkarların arkasına sığınmadan görebilmektedir. “.

    Tamam ama “tarihçiler” kelimesini duyduğuınuzda al görmüş boğaya dönüyorsunuz sayın entel. Ne yapalım?

    1915′i sindirmek, kabul etmek, özür dilemeyi bilmektir… (daha fazla…)

Aralık 18, 2011

Bu “dindar medya” da biraz fazla Batılı di mi ama?

Filed under: Medya tenkitleri,Mizah,Referendum — Bekir L. Yildirim @ 9:04 pm

Genel kültür sorusu:
Aşağıdaki resim neyi temsil ediyor?

A- Los Angeles Times’tan California Eyalet seçim tahminleri başlık grafiği?
B- Wellington Herald’den Yeni Zelanda genel seçim anketi?
C-Guardian’dan “bu gün seçim olsa” anketi başlığı?
D-Sydney Statesman’ın Queensland-Avustralya Eyalet Secimleri anketi?

Bilemediniz!

Bugün Gazetesi’ndeki 15-20 tıklamada okuyabileceğniz “bu gün seçim olsa” haberinin sunumundaki ilk tıklama karesi. (daha fazla…)

Ucuz vicdanlar ve 1915

Filed under: Ahlak,Amerika,Eremeni Meseleleri,Guncel-Politik, sosyal, kulturel — Bekir L. Yildirim @ 11:25 am

Yüzleşme -özür dileme mevsimine mütenasip olarak Başbakan’ın “Dersim özür dilemesi” ni “Ermeniler’den de özür dile” taleplerinin takip edeceğini söylemiş idim. En az bir düzine koşe kadısı beni haklı çıkardı, sağ olsunlar. Ve bahsettiğim “dış mihraklar” da boş durmadılar. Durun daha ne gördünüz ki?

Batıca’ da ahlak ve menfaat aynı kelimedir. Bir geçmiş günahla yüzeleşildi ise bilin ki karlı olan öyle olduğu içindir. “Artık inkar fizibil değil, masrafsız bir özür dileme çok kilometre gider” der akil adamları. Kızılderililer tükendikten, talep yapacak, zora sokacak gücü kalmadıktan sonra “evet, Kızılderililer’e karşı bazı şeyler yapıldı” demek gibi (her ne kadar Hollywood filmelerindeki kahraman, asil kovboyların kötü bişiler yapmış olabileceğine inanmak zor olsa da). Kölelerin salıverilmesi? Hakeza: Artık fizibil değildi.

Ve bir başkası günahları için kınandı ise bilin ki o “başkası” zayıftır. Kolay rant vardır işin içinde, iç siyasette, ekonomide çoğunlukla. İstisnai örnek yoktur. Bu Batı hiç bir surette İsrail’i zora sokacak bir yüzleştirme veya kınama yapabilir mi? I rest my case your honor.

Şimdi de Fransa’da seçim atmosferinde bir daha piyasaya sürüldü “soykırımı inkar suçu” tasarısı Ermeni lobisi ve “girlfriend”leri entellektüel fahişeler tarafındam. Hem kendini bir şey sanan Kanuni Erdoğan’dan Françe’nin yeni kralı Françesko Sarkozy’nin intikamı alıncaktı, hem Haçlı kalıntsı ırkçı iştahlar tatmin olacaktı. (daha fazla…)

Sonraki Sayfa »

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 25 other followers