Bir Münzevinin Notlarından…

Haziran 20, 2006

Güle Güle Güzellik!

Filed under: Dostlarımız,Toplum — Bekir L. Yildirim @ 4:01 pm

Canim Yavrucugum!

15 yil once hayatima girdigin gunu daha dun gibi hatirliyorum. Ali seni getirip tasima kutusundan cikardiginda hic tereddut etmeden orda bulunan 3-4 kisiden bana geldin, yerde otururken sirtim ile duvar arasinsdaki boslugu guvenilir buldun. Neden beni secmistin yavrucugum? Ben bunun tesaduf oldugunu dusunmuyorum yavrucugum, sen ne dersin? O zaman kedi sevgim de hayvan sevgimde fazla derin degildi. Senin egitimine henuz girmemistim yavrucugum.
Evladim, ayrilmadan sana bir itirafta bulunacagim: Aslinda ben zannettigin kadar masum degilim; inanmayacaksin ama ben bir katilim yavrucugum! Evet biz insanlarin masumu yok yavrucugum! O size ait. Cocuklugumda senin hemcinslerinden iki tanesini oldurdum!! Bunun icin kendimi affetmedim bu gune kadar; yasadikcada affetmeyecegim. Kimse hesap sormadi, hatta kizip bagirip cagiranda olmadi. Ah yavrucugum kac defa o yavrucaklar ruyalarima girdi; ne kadar aci verici bu sucluluk bir bilsen!! Belkide bugun seni ve kardeslerini bu kadar cok sevebilmem bir cesit o yavrucaklarin diyetini odeme duygusundandir. Onar hayatlarini hemcinseleri icin verdiler belkide.

Neyse, hikayemize devam. Sana kum legeninin kullanmayi sadece bir defa gosterdim. O bilgi ile 15 yildir bir defa cisini yanlis yere yapmadin. Birde biz insanlar “zekiyiz” , temiziz, esref-i mahlukatiz deriz. Sahi biz insanlar cikardigimiz diskinin uzerini kapatmayi ne zaman ogrendikiki? Bazilarimiz hala ogrenemedik ya neyse “guc bizde”; bizde boyledir yavrucugum “might makes right” (guc caiz kilar). Daha biz dunyaya gelmeden sizin milyonlarca yildir, ahenk icinde ve bir parcasi olarak yasadiginiz tabiati parselledik tapular cikardik, sahiplendik, size sormadan etmeden, sizleri ancak bizim ihtiyaclarimizi karsilayacak kaynak olarak gorduk ve diger kaynaklar gibi kullandik. Binlerce yildir sadece fare, sicandan koruma gorevi karsilginda yasamaniza musade ettik. Sonralari guzelliginiz, asaletiniz bizlerin komleks ihtiyaclarini karsilamaya basladi. Guzel olanlarinizi koruduk ; yoo sizin icin degil, kendi egolarimizi tatmin icin. Boyle baslayan iliskimiz sizleri evlerimize, bahcelerimize sokaklarimiza (nerdenmi bizim oluyor? Dedimya yavrucugum biz tapu cikarttik!) soktu. Sizden sevgiyi ogrendik, guzelligi, masumiyeti, farkinda dahi olmadan. Yoga yapmayi ogrendik, dengeli, tabii yasamayi, Allah’in nimetlerinden sadece yasamamiza yetecek kadar almayi. Ogrendik ogrenmesine ama seytani gudulerimiz hep ustun geldi. “seytani” neymi? Sen anlamazssin.

 Baslangica sana kedi muamelesi yaptim. Iste evime almistim, yemek te veriyordum; ihiyac duydugumda oksuyordum, seninle oynuyordumaya. Benim geldigim yerlerde bu bile fazla “burjuva” idi. Ama diyorumya egitimim seninle basladi. Daha ilk gunden yatagima ziplayip ayak ucuma kivrildin; ben musade etmedim. Ayagimla itip asagiya dusurdum seni. Tekrar uyandigimda gene ayak ucunda buldum seni; gene ittim asagiya. Ve gene ayni sey her gece tekrarlandi aramizda. Sen hic kusmedin, kapris yapmadin, misilleme yapmadin, kimseye sikayet etmedin, gene yere yattigimda gelip yuzumu yaladin, ayagima surtundun. Gogsume oturup purr yaptin.. O zumrut yesili gozlerinle gozlerimin icine bakisin! Ah yavrucugum, hicbir kadinin bakisina degismem o bakisi! Ve sessiz sedasiz kalbime yurudun; tabiiki yatagima da. Ben elimi basimin altina koyup yan ustu yatardim; sende minnacik basini katlanmis olan kolumun uzerine koyar sirtini kalbimin ustune yaslar once purr yapar sonra uyurdun.
Yavrucugum,
bu 15 yilda bana verdiklerinin karsilgini istemiyorsun biliyorum. Ama ben insanim iste, bizde mubadele denen sey vardir; biz karasiliksiz birsey vermeyi anlamayiz. Belki inanmayacaksin yavrucugum ama sen hayatima girmese idin belkide bende simdi yasiyor olmayacaktim. Evet, insanlarin dunyasi bana dahi dayanilmaz geldi cok zaman ve terketmeyi dusundugum anlar oldu. Beni burada tutan guzelliklerin basinda sen vardin, ve sayende hassaslastigim diger mahlukat.Bu onbes yilda, bana sevgi verdin, temizligi, guzelligi, masumiyeti, bilgeligi ve kendimi ogrettin yavrucugum! O minnacik beyninle nasil yaptin bunu, benim o kacaman beynim almiyor!

Ah ne hatiralarimiz oldu; bilmiyorum sen hangisini hatirliyorsun. Bir gun oglun oldugunu sandigim yavruyu bogulmaktan kurtarmistinya? Ben onu anlatir “iste benim oglum boyle” diye ovunurdum. Artik “boyleydi” diyebilecegim ancak katlanabilirsem sensizlige…”oglun oldugunu sandigim” deyince aklima geldi. Sen belki biliyordun o kitty’nin oglun oldugunu. Nedenmi sandim? Hani daha 6-7 aylikken eve bir arkadasin disi kedisini getrmistimya birac gunlugune. O da senin kadar degilse de sevimli bir bebekti. O agresifti, sen degildin. O sana saldirirken dahi sen onu yalamaya calisirdin. Yemek koydugumda o geldiginde sen birakirdin; belki bircok gunlerini ac gecirdin. Neyse, nerden biklecektim sizin o yasta cinsel erginlige ulastiginizi? Sizi is basinda yakaladigimda bile bunu tam kavrayamamistim; ve ayirdim. Fakat herhalde is isten gecmisti. O kitty birkac ay sonra dogum yapti. Iste o hayatini kurtardigin kitty o kedicigin hayatta kalan tek yavrusu idi. Yani muhtemelen oglun. Dedimya sen buyuk ihtimal biliyordun bunu. Allah’in size verdigi bilgiyi biz anlayamayizki yavrucugum. Anliyor gibi yapariz; cunki dedimya “biz gucluyuz”. Sonralari seni baska kedilerin pesinde kosarken de gordum. Kimbilir belki baska cocuklarinda olmustur; belki o bir ay icinde. Cunku daha sen en fazla yedi aylikken sana sormadan etmeden o Allah’in sana bahsettigi erkekligini elinden aldirdim seni kisirlastirarak. Affedermisin beni onun icin?

Ah yavrucugum bunu sana anlatmak zor olacak, ama yukarda dedim ya biz dunyayi sahiplendik; boyle olunca sizlere sadece ihtiyacimiz kadar yasama hakki tanidik; biz bunu birbirimize de yapariz Dannycik! Isimize yaradiginiz kadarinizi evlerimize aldik; geriniz sokaklara attik. Bazilariniz zekaniz sayesinde sokaklarda coplerden, yakalayabildiginiz farelerden, yilanlardan kuslardan bir cesit hayat surdunuz ama cogunuz acliktan, hastaliktan, soguktan kirildiniz. Bircoklarinizi biz “esref-i mahlukat” keyf icin oldurduk. Cocuklarimiz sizlere iskence etmeyi oldurmeyi, sizleri kopeklere oldurtmeyi oyun sandilar. Bizlerde gulerek seyrettik. Onunda cani var; onu da Allah yaratti, belki onu bekleyen yavrulari var; belki annesi falan demedik.

Bilgisayar denilen bu makinenin basinda oturdugumda da benden irak olmak istemezdin. Once kucagima ziplar, sonra monitorun ustune cikar otururur benim klavye uzerinde hareket eden parmaklarimi seyrederdin. Bazen gelip adeta klavyeyi kiskanip, tam ustune oturduguna olurdu; guldururdun beni, gulmeye hasret oldugum zamanlarda. Bazen ilk esle tavla oynadigimizda gelip tamda tavlanin ortasina otururdun. Ne tatli seydin sen :)

Ahh evladim seninle neler gorduk. Texas’tan Washington’a tasindigimda ben arabayla gitmistim senden once. Ev ayarladigimda seni Ali ucakla gondermisti. Eminimki seni esya gibi atmislardir bagaj kismina. Havalananida beni gordugunde burnunun ustunde biraz kan vardi. Beni gorur gornmez bir kisa ciglik attin. Sevinc cigligimi idi, yoksa “beni burdan kurtar” yakarisimi idi bilmiyorum. Beraber cok adres degistirdik; her birinde, disari biraktigimda kaybolacagindan korktum; ama bir kere korktugumu basima getirmedin, akilli yavrucugum.

Insanlardan pek korkmazdin fakat hic arsiz falan degildin. Onlarla dost olmak isterdin ama tanimadan once degil; once olcer bicerdin; seni sevip sevmediklerini anlamadan karar vermezdin kime yaklasacagina. Devamli, sevimli fakat vakurdun. Bana yakin oldugunu anladigina sende yakin durudun. Herkes kedilerin tirmalamasindan, tuvaletten su icmesinden, insanlarin tabagindan yemek yemesinden falan bahsederlerdi.

Dannycigim ben senin hicbir davranisindan sikayetci oldugumu hatirlamiyorum. Bazen televizyonun karsisnda yemek yerken yanima gelirdin, hatta ben bitirdikten sonra tabagimi yaladigin, benim bardagimda su ictigin falan da oldu; ama inan bunlar beni hic rahatasiz etmezdi; hatta hosuma da giderdi. Birgun patates yemistin hatirliyormusun? Son zamanlrda birak patatesi fillet-mignon getirsem agzini vurmuyorsun yavrucugum.

Bu onbes yilda baban ne gunler gecirdi Danny bir sen bilirsin bir baban bir de Allah. Kendimi yapayalniz hissettigim zamanlarda, kendimden nefret ettigim, hicbir insanin yuzune bakmak istedigim, butun insanlardan nefret ettigim, butun insanlarin beni yapayalniz biraktigi zamanlarda birtek sen vardin yanimda. Sen hic nefret etmedin, kizmadin, yargilamadin, kayitsiz sartsiz sevdin, ve bana hayatin butun kotuluklerine ragmen yasamaya deger oldugunu gosterdin. Biliyorum Danny “bunlar senin tahayyul gucun, o bir aptal kedi, o ne anlar bunlardan; sen egonu tatmin ediyorsun; delisin” diyecekler bana coklari.
Oyleya sen sadece bir kedisin; bir cesit hasarat. Yaptigin sadece icgudusel kedilik onlara gore. Desinler Dannycigim. Zaten senin guzelliginde farkinda olmamanda sakli. Sen “bak ben cis yaptigimda uzerini kapatiyorum”, bak ben hergin disarda araba yagindan, toz topraga kadar ne ile kirlenirsem kirleneyim dilimle her tarafimi temizliyorum ve her zaman kar beyaz kalabiliyorum” diye ogunmuyorsunda. Ogunmek bizim isimiz. Senin bilgeligin, karsiliksiz sevgin, ve asilligin sana Allah’in vergisi.

Yavrucugum,
eminim sana haksizliklar yaptigimda oldu. Ama gene eminimki seni ne kadar sevdigimi biliyorsun; senin icin hep dogru olani yapmaya calistim. Bu bakimdan pek cok hemcinsinden sansli sayilirsin. Saniyorum sana fena bir hayat saglamadim,. Amerika’da iken her gun disari cikmana musade ederdim; cunki etraf eminyetli idi her zaman. Zaten oturdugunmuz evleri secerken de hep etrafinda yesillik, agaclar, bosluk olan yerleri secmemde senin icindi. Burda da burayi bahcesi var diye sectim, ama insanlara guvenemedim. Bu araba denilen makineler seni ezerler, insanla ve cocuklari sana aci verirler diye koktum; onun icin hayatinin son 2.5 yili hapis hayati oldu.
Valla Dannycigim biliyosun benim icin de aynisi oldu. Bir insani sevmistim biliyorsun; ve bunun icin evlendim. O seni sevemedi; onun gonlu olsun diye sana soguk dahi davrandim. Ama yetmedi Dannycigim. Dedimya biz insanlar icin gercek sevgi yoktur; ticaret vardir, ne dersek diyelim. Onlar geldi gecti sen kaldin. Onu birkac defa Danny diye cagirdigim oldu gayri-ihiyari olarak. Herhalde suuraltimda her ikinizi de en sevdiklerim dosyasina koydugumdandir. Ama o bunu hakaret saydi; kuplere bindi. Benim icin senin ne ifade ettigini anlasa idi bunu itifat kabul ederdi. Eger sana sans verse idi, senden benim ogrendiklerimi o da ogrenebilirdi. Ama gecelim; kaabiliyetsizin teki idi vesselam.

Dannycigim, son iki aydir dayanilmaz acilar cektin muhtemelen ve acilarini kendine sakladin asil tabiatin geregi. Sana iyilik yapayim derken muhtemelen sana veteriner denen tuccarlarin iskence yapmasina sebebiyet verdim. Ne yapabilirdim yavrucugum? Bizim bilgimiz bu kadar. Bildigim dogrulari yapmaya calistim; yetmedi. Takdir-i Ilahi’ye karsi gelinmeyecegini sen benden iyi bilirsin. Onun icindir ki kimseye yuk olmadan sessiz sedasiz olmek icin kuytu koselerde buzuluyorsun. Belki de beni uzmemek icin oyle yapiyorsun.
Ah yavrucugum babanin ifade kaabiliyeti bu kadar kotu degildi gencliginde; bu ruh cokuntusu, insanlardan aldigi darbeler bu hale getirmese idi baban sana siir dahi yazabilirdi; ve daha neler soylerdi. Ama ne gerek var degilmi Dannycigim? Sen anliyorsun biliyorum. O yeter.

Gule gule guzellik!

Eger senden sonra belimi dogrultabilirsem senin kardeslerine, butun korumasiz mahlukata dahada hassas olacagim; onlar icin elimden geleni yapmaya calisacagim. Her birini gordugumde seni hatirlayacagim. Belki sana gene yazarim. Yazmasamda biliyorsun ben seninle konusmaya devam edecegim, ruyalarimda, hayallerimde. Hatiran asla beni terketmeyecek.
Nur icinde yat!

Baban

32 Yorum »

  1. Bekir bey merhaba,
    Bu yazı açılış olsun istedim ve ben astım:))
    Lütfen,tevazudan vazgeçip bizleri birikiminizden mahrum bırakmayın..
    Şifreyi ve temayı nasıl değiştireceğinizi izah etmiştim mailinizde..

    sevgilerimle
    Ece

    Yorum tarafından bekirlyildirim — Haziran 20, 2006 @ 4:04 pm

  2. hayirli ugurlu olsun…

    Bekir Bey buyuk gecmis olsun.
    Yandik ki ne yandik.

    Yorum tarafından fatih demir — Haziran 20, 2006 @ 5:03 pm

  3. Bekir Ağabey,

    Hadi hayırlı olsun..O güzel ve duygulu yazılarını paylaş bizimle..

    Yorum tarafından Suat Öztürk — Haziran 20, 2006 @ 5:13 pm

  4. Eyvah ki eyvah! Yandık!

    Olsun. Telaşım boşuna. Yaşasın Bekir Bey dostum!
    Yazlık sitesi hayırlı olsun, kışın da bacası tütsün.

    Kahrolsun ABD işbirlikçisi Ece hanım!

    Yorum tarafından metin-thePoor — Haziran 20, 2006 @ 5:17 pm

  5. Metin beeeey,
    ABD değil BAD olacak:))
    Size bir ara AMERİKA doğumlu yeğenimin herkese neden”ben Irak lıyım ” dediğini bilahare anlatırım..

    Bekir bey ,
    acilen şifre ve maili değiştirin..
    Çünkü benim mailime geliyor mesajlar:))

    sevgiyle

    Yorum tarafından Ece — Haziran 20, 2006 @ 5:26 pm

  6. Gercekten de hayirli olsun Bekir Bey. Kiskandim dogrusu! Neeee benmiyim bu BEkir Bey? No way! Yandikki ne yandik. Lazlarin cocuklarini suya atipta cocuklarin bogulmamak icin yuzme ogerenmesi gibi olacak herhalde bu is. Bogulursam fail beni denize atan Ece Hanimdir!

    Basta kendsini olmak uzere butundostlara tesekkuler. Allah razi olsun. Gorelim Mevlam neyler, neylerse guzel eyler.

    Teknik direktorume (Metin Bey catlasin! benimde var hem de nisyan): Bu gece insha-A;;ah ne dediginiz anlasilacak ve gregi yaplilacaktir!

    Yorum tarafından Bekir L. Yildirim — Haziran 20, 2006 @ 6:16 pm

  7. hayirli ugurlu olsun)

    Yorum tarafından XSI — Haziran 20, 2006 @ 7:12 pm

  8. Bekir Bey,

    Blog’unuz hayırlı, uğurlu olsun. ( Ne diyeyim bir de siz eksiktiniz :) ) Herkes blog açarsa nice olur halimiz.

    Şaka bir yana. Konu tayin etmede artık serbestsiniz Bekir Bey. Keşke bana da bir blog açan olsa.(Çok karışık. Gözümde büyüyor)
    Ratinginizin bol olması dileğiyle.

    Yorum tarafından Tuncay Yılmazer — Haziran 20, 2006 @ 8:09 pm

  9. Kahve isteyenbuyursun lütfen

    Müzmin bey,
    Sanal tatlıdan bişey olmaz di’mi:)afiyet olsun..

    saygılarımla

    Yorum tarafından Ece — Haziran 20, 2006 @ 8:53 pm

  10. Tuncay Bey, XSi, Fatih Bey, Metin Bey, Suat Bey, butun dostlar arkadaslar, adini sayamadigim milyonlarca okurum!

    Tesekkur ederim guzel dilekleriniz dualariniz icin. Yukarda da soyledigim gibi, kredi teknik direktorum ve simdide sizi agirlamakla mesgul hassas nisyan Ece hanim’a aittir. Yoksa ben birkac yil daha fizibilite ve optimizasyon calismalarini yapar, on kusur sene once internet’i Turkiye’ye getirme calismama dondururdum bu isi.

    Diger “paralel bloglarin” aksine muessesemiz tam bir serbest dusunce platformudur abi! Bu demektir ki “mi blog es su blog” (benim blogum senin blogundur) senin kafan calisiyorsa (yani benimle ayni dusuncedeysen tabii ::) Saka bir yana herkesi elini tasin altina koymaya tekrar davet ediyorum. Hersey Ece Hanim yaparsa, kissa tartismalarinda hallac pamugu gibi atilirsiniz efendiler! “ayinesi sozdur kisinin ise bakilmaz, kisinin gorunur rutbe-i eseri bu bloga yazdiginda” Yazi yazilacak intihal edilecek, ne yapilacaksa buraya ulasacak! Ulastir!

    Selam, saygi ve muhabbetlerimle

    Yorum tarafından bekirlyildirim — Haziran 20, 2006 @ 9:19 pm

  11. SUAT BEY,
    acilen yardıma ihtiyacımız var:)
    Buraya post edilen mesajların aynıları maile de geliyorsa bunu hangi ayarla hallediyoruz??

    SAYG.

    Yorum tarafından Ece — Haziran 20, 2006 @ 9:58 pm

  12. Valla ben tam bilmiyorum. Bu yorumu e-maille takip için gerekli aslında. Ama iptal etmenin yolu da olması lazım.

    Yönetim panelinde Options bölümüne girip oradaki e-mail adresini fazla kullanmadığınız bir adresle değiştirebilrsiniz. Bu geçici bir çözüm olur. Discussion bölümünde de yorum ayarları var ama ben orada böyle bir seçeneğe rastlayamadım.

    Müzmin anonim wordpress üzerine harıl harıl çalışıyor.Ona da sorabilirsiniz. :-) )

    syg.

    Yorum tarafından Suat Öztürk — Haziran 21, 2006 @ 12:13 am

  13. Her türlü katkıya hazırız Bekir Ağabey, sen merak etme.. :-)

    Yorum tarafından Suat Öztürk — Haziran 21, 2006 @ 12:14 am

  14. Anaaaa! Kahve & baklava ha!
    Beni hasetten çatlatacaksınız sayın İkinci Teknik Direktör Hanım!

    Yorum tarafından metin-thePoor — Haziran 21, 2006 @ 7:26 am

  15. Yanyana ve birbirine bağlantılı bu evlerde kim nerede aramaktan yoruldum. Lütfen son verin şu blog çılgınlığına herkes başladığı yere dönsün. Sahi ilk başladığınız yer neresi idi. Ben Mustafa Akyol’un blogundan başladım. Sonra kayboldum. Nerdeyim siz kimsiniz. Hayırlı uğurlu olun Bekir Bey amca…:)

    Yorum tarafından e-mine — Haziran 21, 2006 @ 8:33 am

  16. Tesekkur ederim E-mineaanim yegenim!

    Walla ben de (bakin ayri yazdim gene) nerede oldugumdan emin degilim. Zaman zaman da olsa bana “amca” demeyen bir nisyan dostun benim icin kiraladigi eve, simdi gitmesek olmaz, ya da “basa gelen cekilir” diye ugrar oldum. Baskalarinin kahvehanelerinde cenem acildigi halde burda dut yemis bulbule donmemin nedenini aciklamaya kalkissam bile “kunfe yekun” den baslamak geliyor icimden (benim hersey birseydir teorimi aciklamama gerek yok degilmi?) Ve sonuc: Dostlar bizi alisveriste gorsun hesabi eski bir iki yaziyla idare-i maslahat.

    Ama mademki bu isin icine girdik, konusacagiz ve sira bize de gelecek umid ediyorum..Azz sonra!!

    Selam, saygi ve muhabbetlerimle

    Yorum tarafından Bekir L. Yildirim — Haziran 21, 2006 @ 9:54 am

  17. E-mine Hanım,

    Walla benim de başım dönüyor! Bekir Bey dostumu bu işe bulaştırmamak için az mı dil döktüm, olmadı işte, bir muzır Ece Hanım çıktı ortaya, ortalığı birbirine kattı karıştırdı, böyle oldu!

    Yorum tarafından metin-thePoor — Haziran 21, 2006 @ 2:27 pm

  18. Bekir bey,
    Blogunuz hayırlı olsun, uğurlu gelir inşallah.

    Yorum tarafından Arife — Haziran 22, 2006 @ 11:03 am

  19. Tesekkurler Arife Hanim. Katkilarinizi bekleriz.

    Yorum tarafından Bekir L. Yildirim — Haziran 22, 2006 @ 1:48 pm

  20. Bu ece hanim bana da blog acti yanlislikla -). Bloglar forumlarida gecti, karadelik gibi gitikce büyüyor blog alemi sonu ne olacak belli degil..

    Oysa blog acip isletmek vakit ve emek ister, bakim ister, bu acidan benim icin en iyisi deplasman oluyor haliyle..

    syg

    Yorum tarafından XSI — Haziran 22, 2006 @ 5:05 pm

  21. XSI BEY,
    sizinki sizi anonymous olmaktan kurtarmak içindi:))
    sayg.

    Yorum tarafından Ece — Haziran 23, 2006 @ 5:08 pm

  22. Yavrum bugun de gelmedi. Uc tane kedi yavrusu aldim; cok seviyorum her birini ama onlar kedi. Yavrumun yerini ucyuz tanesi dolduramaz. . O kedi degildi. Insan da degildi. Baska birseydi. Ah sair olsaydim simdi..Yavrumsuz 26. gun de gecti.

    Yorum tarafından bekirlyildirim — Haziran 25, 2006 @ 10:48 pm

  23. Yavru daha yeni mi ölmüstü? Ben tarihlere pek dikkat edememisim. Ama Allah sabr versin derim, zira Allah zamani öyle bir yaratmis ki, en büyük aciyi bile unutturuyor. Hic unutamayip kaybedisin ilk günkü üzüntüsünün ömür boyu devam ettigini düsünün birde..

    syg..

    Yorum tarafından XSI — Haziran 26, 2006 @ 4:16 pm

  24. XSI Bey,

    Tesekkur ederim hassasiyetiniz icin. Inanin blogumu actigimda beni en muthassis eden yorumlar bu ilmek altindakiler. Eminimkii bazilarina irrasdyonel bir tutku gibi geliyordur (ki kendi durduklari yerde haklidirlar da) ama ben en cok mutehassis eden yorumlar bi ilmek altinda olanlardir.

    Kaklisiniz “time heals” (zaman yaralari sarar) derler. Benim icin, bu proses epeyce yavas isliyor olsa da..

    Selam ve muhabbetlerimle

    Yorum tarafından bekirlyildirim — Haziran 26, 2006 @ 4:40 pm

  25. [...] Melek Danny (The Patron Saint of the Gang): [...]

    Pingback tarafından Çetemiz « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Mart 31, 2007 @ 11:04 pm

  26. ne güzel ifadeler kullanmışsınız hem de bir kediye:)
    Paylaştığınız için teşekkürler…

    Yorum tarafından serefraz — Nisan 4, 2007 @ 8:51 am

  27. Tesekkurler Sn. Serefraz. “bir kedi” onemsiz olmadigi gibi o “bir kedi” de degildi, fakir icin.

    Yorum tarafından Bekir L. Yildirim — Nisan 4, 2007 @ 9:02 am

  28. yok yanlış anlamışsınız günümüzde insanlar birbirlerine bile oturup şöyle mektuplar yazamazken siz bunu melek dany e yazıyorsunuz.:)Demek istemiştim.
    İyi çalışmalar…

    Yorum tarafından serefraz — Nisan 4, 2007 @ 6:24 pm

  29. Biliyorum ne demek istediginizi Sn. Serefraz. iltifatiniz icin tesekkurler. Sadece firsati yavrucagim uzerine bircok insanin anlamakta zorlandigi hissiyatimi vurgulamak icin kullandim. :)

    Yorum tarafından Bekir L. Yildirim — Nisan 4, 2007 @ 6:54 pm

  30. Bekir Bey

    bu yazıyı yeni gördüm..bütün hayatınızın küçük bir özeti olmuş..daha çok kırgınlıklar hakim…üzmüş sizi hayat..ilk eşiniz sizi biraz sarsmış galiba..insanların vefasızlığına,darbelerine karşı bir kediciğin samimi bağlılığı..bu aşkı anlamak zor değil..iyiki böyle bir aşkınız var..olmayabilirdi de.

    bazen tüm imani bilgiye rağmen hayata tutunmak için bir sebep arar insan..ben böyle zamanlarda peygamberlerin çileli yaşamlarını düşünürüm hep..

    acılar olmadan olgunlaşmak ve hayatın sırlarını keşfetmek mümkün olmuyor..buda yaratılış programının bir kuralı belkide..çilesi olmayan insan yaratıcıyı derinlemesine tefekkür edemiyor..

    etrafınızdan herkesin uzaklaşması ve yalnız kalmak Allah’ın çok büyük bir lütfudur..insanların vefasızlığı sonucu olsada önemli değil..bu tecrübeyi yaşamak önemlidir..hakikatte yapayalnız olduğumuzu öğretir bize..sizi üzdüğünü düşündüğünüz insanların ve olayların gerçekte hiç önemi yoktur..gerçek anlamda da hiçbir zaman varolmamışlardır zaten..aslolan sizin ruhunuz ve onun gelişimi..diğer şeyler sizin ruh gelişiminiz için gerekli olan aksesuarlar.

    duygusallığı bir kenara bırakıp olayları gerçekçi bir biçimde ele almak lazım bence..duygularımızı anlık yaşarız ama çok uzun bir sürece yayılmamalıdır..derhal toparlanıp yeni sürece adapte olmak lazım..her an yeni bir dünya kuruluyor ve bu dünyada eskiye ait hiçbir şey yok..

    ruhsal kırgınlıklar,çöküntüler,kayıplar hepimizde var..kader kimseyi rahat bırakmıyor..bu konuda yalnız değilsiniz..kendinizi çok bırakmayın..daha çook işimiz var..öldükten sonra birdaha asla dönemeyeceğimiz bir dünyada vaktimizi duygusallıkla israf etmeyelim derim..

    umarım haddimi aşmamışımdır.

    saygılar.

    Yorum tarafından deniz — Nisan 4, 2007 @ 8:39 pm

  31. Tesekkurler yorumunuz ve tahlilleriniz icin deniz Hanim. Bu yaziyi henuz blogum yokken yavrucagimin olumunden bir onceki gece falan yazmis ve bir dostun bloguna koymustum saniyorum. Kendi blogumu acinca da hazir oldugu icin koydum.

    Blogumdaki butun yazilarin aksine bu biraz fazla kisisel. Dolayisi ile bu konulari politik, sosyal konulardaki yazilar gibi tartismam mumkun degil. Ustelik duygularin fazla tarsilacak bir tarafinin olmadigina nanyorum. Nesnel kriterlerle degerlendirilemez onlar.

    Okurlarin da ne mursid, ne ogretici, psikoanalist sapkalarini giyme zahmetine girmelerine gerek yok.

    Selam, saygi ve muhabbetle

    Yorum tarafından Bekir L. Yildirim — Nisan 4, 2007 @ 9:27 pm

  32. hayırlı olsun :)

    Yorum tarafından hakan — Mart 17, 2008 @ 10:41 pm


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 26 other followers