Bir Münzevînin Notlarından…

Haziran 20, 2006

NAAT

Kategori: Siir — Bekir L. Yildirim @ 11:19 pm

ARİF NİHAT ASYA (1904-1975)

     

Seccaden kumlardı…

Devirlerden, diyarlardan

Gelip göklerde buluşan

Ezanların vardı!

Mescit mü’min, minber mü’min…

Taşardı kubbelerden Tekbîr,

Dolardı kubbelere “âmin!”

Ve mübarek geceler, dualarımız,

Geri gelmeyen dualardı…

Geceler, ki pırıl pırıl,

Kandillerin yanardı.

Kapına gelenler, yâ Muhammed,

-Uzaktan, yakından-

Mü’min döndüler kapından!

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,

İki dünyada aziz ümmet;

Muhammed ümmetiydi.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,

“Hû hû”lara karışsın âminler…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi…

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın,

Yoksulların sahibi…

Nerde kaldın ey Resûl,

Nerde kaldın ey Nebi?

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,

Çağlar ne çağlardı:

Daha dünyaya gelmeden

Mü’minlerin vardı…

Ve bir gün, ki gaflet

Çöller kadardı,

Halîme’nin kucağında

Abdullah’ın yetimi

Âmine’nin emaneti ağlardı.

Hatice’nin goncası,

Aişe’nin gülüydün.

Ümmetinin gözbebeği

Göklerin resûlüydün…

Elçi geldin, elçiler gönderdin…

Ruhunu Allah’a,

Elini ümmetine verdin.

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan

Medine’ye göçerdin.

Biz bu dünyadan nereye

Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet

Altın devrini yaşıyor…

Diller, sayfalar, satırlar

“Ebu Leheb öldü” diyorlar.

Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed

Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi, ey Nebî,

Adına alışkın dudaklarımız!

Artık, yolunu bilmiyor;

Artık, yolunu unuttu

Ayaklarımız!

Kâbe’ne siyahlar

Yakışmamıştır, yâ Muhammed

Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;

Gurur, Kafdağı’nda derebeyi…

Onu da yaralarlar kanadından,

Gelse bir şefkat meleği…

İyiliğin türbesine

Türbedâr oldu iyi.

Vicdanlar sakat

Çıkmadan yarına,

İyilikler getir, güzellikler getir

Âdem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki

Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir…

Fethedemedik, yâ Muhammed,

Senelerdir.

Ne doğruluk, ne doğru;

Ne iyilik, ne iyi…

Bahçende en güzel dal,

Unuttu yemiş vermeyi…

Günahın kursağında

Haramların peteği!

Bayram yaptı yapanlar;

Semâve’yi boşaltıp

Sâve’yi dolduranlar…

Atını hendeklerden -bir atlayışta-

Aşırdı aşıranlar…

Ağlasın Yesrib,

Ağlasın Selman’lar!

Gözleri perdeleyen toprak,

Yüzlere serptiğin topraktı…

Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,

Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara güvercinler,

“Hû hû”lara karışsın âminler…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Ne oldu, ey bulut,

Gölgelediğin başlar?

Hatırında mı, ey yol,

Bir aziz yolcuyla

Aşarak dağlar, taşlar,

Kafile kafile, kervan kervan

Şimale giden yoldaşlar!

Uçsuz bucaksız çöllerde,

Yine, izler gelenlerin,

Yollar gideceklerindir.

Şu tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir…

Örümcek ne havada,

Ne suda, ne yerdeydi;

Hakkı göremeyen

Gözlerdeydi!

Şu kuytu cinlerin mi;

Perilerin yurdu mu?

Şu yuva -ki, bilinmez-

Kuşları Hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?

Kuşlarını, bir sabah,

Medine’ye uçurdu mu?

Ey Abvâ’da yatan ölü,

Bahçende açtı dünyanın

En güzel gülü;

Hâtıran, uyusun çöllerin

Ilık kumlarıyla örtülü!

Dinleyene, hâlâ,

Çöller ses verir;

“Yaleyl!” susar,

Uğultular gelir.

Mersiye okur Uhud,

Kaside söyler Bedir.

Sen de bir hac günü,

Başta Muhammed, yanında Ebû Bekir;

Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü

Destan yap, ey şehir!

Ebû Bekir’de nûr, Osman’da nûrlar…

Kureyş uluları, karşılarında

Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;

Ali’nin önünde kapılar açılır,

Ali’nin önünde eğilir surlar,

Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de

Hakk’ın yiğitleri, şehîd olurlar…

Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı,

Yerde kalmazdı ruh… kanatlıydı.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler

“Hû hû”lara karışsın âminler.

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Vicdanlar, sakat çıkmadan,

Yâ Muhammed, yarına;

İyiliklerle gel, güzelliklerle gel

Âdem oğullarına!

Yüreklerden taşsın

Yine, imanlar!

Itrî, bestelesin Tekbîr’ini;

Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!

Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın

Kayışzâde Osman’lar

Na’tını Galip yazsın,

Mevlid’ini Süleyman’lar!

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin Sinan’lar!

Çarpılsın, hakikat niyetine

Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır…

Dudaklar ardında saklı

Âminlerimiz vardır…

Hacdan döner gibi gel;

Mi’râc’dan iner gibi gel;

Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;

Hızır kanad, Cibril kanad;

Nisan kanad, bahar kanad;

Âyetlerini ezber bilen

Yapraklar kanad…

Açılsın göklerin kapıları,

Açılsın perdeler, kat kat!

Çöllere dökülsün yıldızlar;

Dizilsin yollarına

Yetimler, günahsızlar!

Çöl gecelerinden, yanık

Türküler yapan kızlar

Sancağını saçlarıyla dokusun;

Bilâl-i Habeşî sustuysa

Ezânlarını Dâvûd okusun!

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,

“Hû hû”lara karışsın âminler…

Mübarek akşamdır;

Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

28 Yorum »

  1. Salat ve Salam O’nun üzerine olsun.

    Bu nattı her okuyuşumda gözlerim doluyor.

    Beni bir kez daha mukaddae yerlere O(sav) sevgilinin diyarına götürdü Arif Nihat Asya..

    Yorum�Yorumlar yazan: Suat Öztürk — Haziran 21, 2006 @ 12:17 am

  2. Hissiyatim aynidir Suat Bey kardesim. Siiri ilk olarak 30 sene kadar onceki Tercuman gazetesinin Ramazan ekinde okmustum. Ilk okudugumda gozlerim yasarmisti. O gazete ilavesi benimle Yeni Dunya’ya gitti ve geldi; simdi kagtarilim arasinda bir yerde. Son olarak Fairfax Hastanesi’nde kalp ameliyati sonrasi okudugumda gene gozlerim dolmustu ve hemsirenin “birseyinmi var” demesine sebep olmustu. Bazi siirlerin guzelligi, derinliginde imgelerin, metaforlarin bollugundadir, burda kiymetli sair Asya gerek duymamis bunlara. Oyleya insanlarin en guzelini guzellestirmek icin imgeye ne gerek var? Kimin hasretine benzetsin sair ummetin ona hasretini?

    Selam ve muhabbetimle

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 21, 2006 @ 7:01 am

  3. Bekir bey,
    Ben Arif Nihat Asya’nın BAYRAK şiirinden başka, hiç şiirini okumamışım..
    Hemen şurayabaktım..
    bakın ne buldum:)
    SEN
    Koku, tad, sıcak… sende her aradığım vardı:

    Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.

    saygılarımla

    Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Haziran 21, 2006 @ 8:39 am

  4. Ece Hanim,

    Ustad’dan sundugunuz dizeler unun sadece “hamaset sairi” olmadigini isbat icin cok guzel bir ornek (ki ben bir zamanlar revacta olan bircok degerin, hamaset, poulizm gibi yaftalarla marjinalize edilmesi modasi uzerine birgun birseler yazarim insha-Allah). Sizin verduiginiz linkten yakladigim bir guzel ornek te:

    BALIKLIGÖL

    Senin ey gönül, siyah balıklarına

    Yem atar yolcular, gelip, burdan

    Ver derinden bakanların gözüne

    Görünür bir beyaz balık, nurdan.

    Selam, saygi ve muhabbetlerimle..

    Not.: Uzulmeyin dukkanimizin musteri azligina… Bir film de “sen insa et, onlar gelirler..” diye bir replik vardi. Bizim muessese henuz insaat halinde.. Hele bir ortaligi duzenleyelim, mallari koyalim, ondan sonra “Bitmezse toprak utansin” deriz. :)

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 21, 2006 @ 11:05 am

  5. Tekzip: burdaki “film de” degil filmde olacakti. Diger yanlislar neyse ne de, “de da zabitasi e-minaanim’in ugradigi yerde bu da olmaz de mi?

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 21, 2006 @ 11:08 am

  6. Bekir bey,
    Buraya çok sevdiğim bir ablayı davet ettim..
    Kendisi iş hayatında başörtüsü sorununu bizzat yaşayan bir hemşiredir..
    İsmi CEREN..
    Uğrarsa bilginiz olsun:)

    Not:
    Bu müessese rating iddiasıyla kurulmadı,sadece gönül dostlarının nefeslenebileceği bir mekan olma iddiasındadır(menecere bak hele).
    yazmayanlar utansın:)))
    saygılarımla..

    Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Haziran 21, 2006 @ 11:17 am

  7. merhaba,

    TV5 de bu şiiri çok güzel okuyan birisi var görüntüler eşliğinde. isterseniz indirip bakın beğeneceğinizi umarım.

    http://rapidshare.de/files/10832821/TV5_naat1024.rar.html

    Arif Nihat Asyanın Başörtüsü, Bayrak, Dua , Fetih Marşı, Naat adlı şiirleri çok güzel. Başörtüsü adlı şiirini buraya kopyalayım.
    Başörtüsü

    Ne demekmiş
    “Yasak!”
    İşiniz mi kalmadı
    Yapacak?

    Ne diye karışırsınız
    Saçımıza-başımıza,
    Bizi oyuncağınız mı sandınız
    Bakıp yaşımıza?

    Sebebini anlatamayacağınız
    Çocukça bir devrin hevesinden
    Karşınızdaki en güzel portreleri
    Mahrum ettiniz çerçevesinden!

    Kim demiş, ki:
    “Başörtüsüydü o!”
    Başımızın -renk renk-
    Süsüydü o!

    Altında saçlarımız,
    Arkadan, ne hoş sarkardı;
    Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır…
    Kimimizde, su olup akardı!

    Şu, bu nâmına “Yasak!” demiş
    Bulundunuz, tezelden;
    Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,
    Güzellikten, güzelden!

    Siz, bizden değilsiniz,
    Tanımıyoruz hiç birinizi,
    Çekin başımızdan
    Ellerinizi!

    Bir gericilik tutturmuşsunuz;
    Gericilik değil, Türk’ün köy modasıdır bu…
    Üstelik, ninemizin başımızda
    Taşıdığımız hatırasıdır bu!

    Dediniz: “Çıkacak başınızdan
    Başörtünüz!”
    Alın -öyleyse- onunla
    Yüzünüzü örtünüz!

    Yorum�Yorumlar yazan: kuzucuk — Haziran 21, 2006 @ 12:00 pm

  8. Sayın Bekir Bey,

    Ece bu mekandan ve sizlerden bahsetmişti.Ben de hem bir merhaba demek ,hem de nacizane katılımda bulunmak için uğramak istedim.

    Ömer Karaoğlu nun ve ekibinin ilk kaset çalışmaları yaptığı yıllardı.Müzik aletlerinin çalışmalarda çok kullanılmadığı genelde defin kullanıldığı kasetlerdi.Onların bir tanesinde Arif Nihat Asya ‘nın şu şiirine de yer verilmişti.

    DUA

    Biz,kısık sesleriz… minareleri,

    Sen,ezansız bırakma Allahım!

    Ya çağır şurda bal yapanlarını,

    Ya kovansız bırakma Allahım!

    Mahyasızdır minareler… göğü de,

    Kehkeşansız bırakma Allahım!

    Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

    Müslümansız bırakma Allahım!

    Bize güç ver… cihad meydanını,

    Pehlivansız bırakma Allahım!

    Kahraman bekleyen yığınlarını,

    Kahramansız bırakma Allah’ım!

    Bilelim hasma karşı koymasını,

    Bizi cansız bırakma Allah’ım!

    Yarının yollarında yılları da,

    Ramazansız bırakma Allah’ım!

    Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,

    Ya çobansız bırakma Allah’ım!

    Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;

    Ve vatansız bırakma Allah’ım!

    Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

    Müslümansız bırakma Allah’ım!

    Kaseti hala mutfağımdaki teybimin yanında bulundurur,dinlerim.

    Bu bölümü okuyunca 10-15 yıl öncesine gittim bir anda.Bu vesileyle Arif Nihat Asya ya da rahmet dualarımızı gönderelim.

    Yaşayanlara da ….Bir gün mutlaka son bulacak hayatlarında ,en az hata ile ve Allah’ın rızası dahilinde yaşanacak bir ömür.

    En içten ,

    SELAM SEVGİ VE DUALARIMLA……………………

    Yorum�Yorumlar yazan: CEREN — Haziran 21, 2006 @ 1:15 pm

  9. Kuzucuk Hanim,

    “hanim” oldugunuz konusunda da kesin bilgim yok ya, Suat Bey’in blogunda size oyle hitab edildigini hatirliyorum. Ece Hanim’in davet ettigi Ceren Abla siz degilsiniz degilmi? Once tesekkurler bu guzel dizeler icin. Henuz TV5′tekini izlemedim ama pek yakinda insha-Allah. Cekirdekten baslayan muessesemize Istanbul’dan mal getirmeye gittik. Gelecek ziyaretlerinizin, sizlerin de katkilari ile daha doyuruu olmasidir umidimiz.

    Selamlar, saygilar

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 21, 2006 @ 1:22 pm

  10. Bekir bey,
    Sn Kuzucuk’u ben de tanımıyorum henüz:)
    Ceren abla bir alttaki mesajın sahibi :)

    Hoşgeldin Ceren ciğim:)
    Müzmin bey,Suat bey ve Metin bey’e de uğra fırsat bulduğunda..
    sevgilerimle

    Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Haziran 21, 2006 @ 1:52 pm

  11. Merhaba,

    Kuzucuk kardeş diyebilirsiniz. Kuzucuk Bey biraz tuhaf dursa da oda olur. Ama kuzucuk hanım demek yasak :)

    saygılar

    Yorum�Yorumlar yazan: kuzucuk — Haziran 21, 2006 @ 2:01 pm

  12. Ceren Hanim,

    Sevgili arkadasiniz, teknik direktorum gerci bu isi yapmis ama benden de hos geldiniz! :) Ve eli bos gelmediginiz icin tesekkurler. Ustad’in her siiri guzel bir hediye olurdu. Ustadin ve sizin butun dualari icin Amiin!

    Gene bekleriz boyle hediyelerle. Beraber burayi keyfli ve kazancli bir mekan yapacagiz insha-Allah.

    Kasetten siir dinleme? Hmm, guzel fikir! Bende denemeliyim en kisa zamanda! Bakiyim benim kada guzel okuyabiliyorlarmi. :)

    Selam, saygi ve muhabbetlerimle

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 21, 2006 @ 5:55 pm

  13. Kuzucuk Kardesim,

    Once sizi hanim yaptigim icin ozur dilerim. Kabahat Suat Bey’de. O dememis olabilir ama onn blogunda denildiginden adim gibi eminim. Simdi bana dedektiflik yaptirmayin. Her neyse bilmemek ayip degil ogrenmemek ayip degilmi? Ogrendik artik..

    Gene ve eli dolu bekleriz. Bizim buralarda adet boyledir.. :)

    Selam, saygi ve muhabbetlerimle

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 21, 2006 @ 5:59 pm

  14. Bekir Ağabey,

    Kuzucuk kardeşe ben “hanım” dememiştim :-) Doğrusu hiç de demedim. Ama benim blogumda denildi. İlk olarak “hanım” diyen teknik direktörünüz Ece hanımdır. Kulaklarını çekiniz, bilginize.. :-)

    Yorum�Yorumlar yazan: Suat Öztürk — Haziran 21, 2006 @ 6:07 pm

  15. Evet ya ben demiştim:(
    Kuzucuk erkek nickname olmaz gibi gelmişti bana:)
    Özür dilerim Kuzucuk bey:)

    saygılarımla

    Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Haziran 21, 2006 @ 7:54 pm

  16. Sayın Bekir Bey,Ececiğim,

    Teşekkür ediyorum,hoşbuldum.Mekanları güzel kılan içindeki insanların samimiyetidir.Bu sıcak mekanı da zamanımın elverdiği ölçüde ziyaret etmeye çalışacağım.

    Ne diyordu şair;

    KANATLAR

    Yaşamaktan mı yorgunum,bilmem

    Seni günlerce beklemekten mi?

    Yine yoldan geyik geyik sekişin

    Gün sönerken mi,ay batarken mi?

    Söyle: Memnun musun uzaklarda

    Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

    Yine kalsın mı, dizlerimde başın

    Yine koynumda can çekişsen mi…

    Kim sorar, ey hayat, kim düşünür

    Ki vakit geç mi yoksa erken mi?

    Söyle: Memnun musun uzaklarda

    Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

    Gökte kanatlar bizimdi… bilmezdik

    Bu hafiflik kanat mı yelken mi;

    Anlamaz, anlamazdık Allahım

    Böyle yekpare can mıyız ten mi?

    Söyle: Memnun musun uzaklarda

    Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

    Bilemem: Gizli gizli’gel’dediğin

    Başka bir aşina mıdır, ben mi;

    Kadehinden mi sarhoşum hala

    Kadahlerinden mi?

    Söyle: Memnun musun uzaklarda

    Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

    Kalpleri birbirini anan dostların ,uzaklarda da olsa gönüllerinin şen olması dileklerimle.

    CEREN

    Yorum�Yorumlar yazan: CEREN — Haziran 22, 2006 @ 5:38 am

  17. önemli değil arkadaşlar :)

    bende yeni bir mekan açtım beklerim.

    http://kuzucuk.wordpress.com/

    Yorum�Yorumlar yazan: kuzucuk — Haziran 22, 2006 @ 10:17 am

  18. Ceren hanimi burada görmek sevindirdi bizi..malum forum kapannca mekansiz kalmistik. burasi ugrak yerimiz oldu ))

    Yorum�Yorumlar yazan: XSI — Haziran 24, 2006 @ 11:59 pm

  19. Bizi de sevindirdi ama bir gorundu bir kayboldu serap misali :)

    Yorum�Yorumlar yazan: bekirlyildirim — Haziran 26, 2006 @ 10:37 pm

  20. Allah sizden razı olsun..

    Yorum�Yorumlar yazan: Melih — Eylül 30, 2006 @ 3:54 am

  21. Amiin, cumlemizen Melih Bey. Gene beklerim.

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Eylül 30, 2006 @ 4:15 am

  22. müsadenizle alıntı yapılmıştır
    http://irtica.wordpress.com/2006/12/22/187/

    Yorum�Yorumlar yazan: irtica — Aralık 22, 2006 @ 5:43 pm

  23. çok güzel şir

    Yorum�Yorumlar yazan: şamil — Şubat 26, 2007 @ 8:30 am

  24. ——————————————————————————–

    BAYRAK (213171 Hit)

    Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
    Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
    Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
    Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

    Sana benim gözümle bakmayanın
    mezarını kazacağım.
    Seni selamlamadan uçan kuşun
    yuvasını bozacağım.

    Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
    Gölgende bana da, bana da yer ver !
    Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
    Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

    Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
    Kızıllığında ısındık,
    Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
    Gölgene sığındık.

    Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
    Barışın güvercini, savaşın kartalı…
    Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
    Senin altında doğdum,
    Senin dibinde öleceğim.

    Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
    Yer yüzünde yer beğen !
    Nereye dikilmek istersen,
    Söyle, seni oraya dikeyim !

    ARİF NİHAT ASYA

    Yorum�Yorumlar yazan: meryem — Mart 19, 2007 @ 12:07 pm

  25. BU ŞİİRİ OKUYAN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM ARKADAŞLAR

    Yorum�Yorumlar yazan: meryem — Mart 19, 2007 @ 12:10 pm

  26. [...] NAAT [...]

    Pingback yazan: Mevlid Kandili « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Mart 30, 2007 @ 3:23 am

  27. son donemde yapilanlai yasanilanlari gorunce inanamayan gozlerle tv ekranina bakip koltuga yigildim bir an.. umutsuzluk kaplamisken tum benligimi ne olacak ne yapacagim simdi ben derken tam “en buyukten de buyuk ALLAH var ” sozu fisildandi kulagima :) ))ferahladim kim ne yaparsa yapsin kim ne derse desin “kurulan tuzaklari bosa cikaranlarin en hayirlisinin ” korumasindayim INANIYORUM GUVENIYORUM hepimiz icin hayirlisi neyse o olsun O´nun hakkimizda verecegi her kararin adil olacagini bilmek cok guzel
    saygilar

    Yorum�Yorumlar yazan: aysemine — Mayıs 3, 2007 @ 8:23 am

  28. Amiin aysemine Hanim amiin! Baska ileveye gerek yok.

    Ustad’in bu guzel dizerlerin ile ne demek istedigin anlamayacak nesiller dilegi ile.

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 3, 2007 @ 12:16 pm


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.