Bu kelimeye yabanci degilim. Daha once Hitler tarafindan oldurulen Yahudi sayisi alti milyon degil demekten tutun Arafat’la gorusmeye veya Israil’in Filistinlilere karsi yaptigi soykirimi elestirmeye kadar her turlu “fikir sucunu” isleyen siyasetci, akademisyen, sanatci, is adamina kadar hayatin her safhasindan insanlar icin olum opucugu oldugunu biliyordum bu yaftayi yemenin. 2003 yilinin bir zamaninda, radyoda dinledigim bir Yahudi gazetecinin Muslumanlara hakaretler iceren, Israil’i ogen sozleri uzerine radyo istasyonuna yazdigim e-postanin calistigim kurumun basi olan zamanin ticaret bakani yardimcisina ulastirildiginda bu kisilere arasina katilan isimsizlerden biri de ben olmustum.
Bu yuzden asagidaki Huseyin Hatemi yazisinin basligi ozellikle dikkatimi cekti. Kac gundur gene kan aglayan Filistin uzerine yazmak istiyordum aslinda. Ama artik yuregim musade etmiyor. Filistin icin aglayamiyorum dahi artik. Sanki damarlarindaki kan dondu. Haberleri de seyredemiyorum ne Filstin ne Irak ile ilgili. CNN ve BBC’ye soyle bikac dakika goz atiyorum. Eger Mars’tan gelmis olsam terorist Filstinliler kendi basina kimseye zarar vermeden dolasan masum bir Israil askerini kacimislar, medeni, demokratik Israil’de geri almaya calisiyormus iddiasi edinirdim. Askerin adi dunyaya ezberlettirildi, 9 tana Filistinli bakan, olen Filistinli kadin cocuk erkek, evleri yikilan insanlar, tahrib edilen tek elektrik santralinden dolayi elektriksiz susuz kalan zaten, aclik sinirinda, adeta balik istifi gibi birkac kilometrelik bir seride istiflenmis insanlar, bunlarin hicbirinin ismi yok. Isme ne gerek var, onlar “terorist”.
Hatemi “antisemitizmin” baska yerlerden gelmesine gerek olmadigini yaziyor. Kendi yaptiklari antisemitizm degilmi diyor. Degil. Cunki Mstafa Akyol’un sitesinde Demirkan Efegil adli bir yorumcunun savundugu gibi ”iyi”, “kotu”, “adil”, “ahlaki” gibi kelimeler ile hareket etmek “kasitli hamaset degilse safdillik”. “might makes it right” (guc caiz kilar) ilkesi geregi bu kelimeleri tanimlama yetkisi de guclunun tekelindedir. “Seytan ayetleri” kitabinda hosuma giden bir cumle okumustum. “Onlarda tasvir gucu vardir; onlar tasvir ederler ve biz basimizi egeriz” diye. Yarin gazeteler gene “terorist Hamas” tan bahsedecekler “Israil’in yasama hakki” ve “Israil’i haritadan silmek isteyen Iran”. Dun “Irak’in kitle imha silahlari” yalaninin bize satanlar bugunlerde de bunlari satiyorlar. Ve alici cok. Dunyanin civisimi cikti?
Buyurun bu mevzuuda benden daha sogukkanli kalabilen Hatemi’ye birakalim sozu, ve insanligin vijdanina:
|
|
Antisemitizm
İsrail yönetimi Filistin’e son hücumu ile “antisemitizm” şampiyonluğunu başka hiçbir yönetime bırakmak istemediğini göstermiş oldu. İsterse bütün insanlık İsrail’i bu zulmünde haklı görsün, Allah’ın ve dolayısı ile Ahlâk’ın hükmü değişmez: Yapılan barbarlık ve ırkçılıktır, suçtur. Kur’an-ı Kerim, bugünün haberini yedinci milâdî yüzyılda vermiştir. (Bakara, 2/85).
Hristiyan ve müslüman Filistinliler “samî” değil midir? Şu halde İsrail soydaşlarına uyguladığı bu zulümle Hitler’in yanında yer almıyor mu? Bu zulmün kökeninde, yoksa aşağılık kompleksi mi var? Sami kökeninden nefret eden bazı yöneticiler, bu aşağılık komplekslerini “samiler” içinde şamar oğlanı arayarak Araplar üzerinde mi gidermeye, tatmin etmeye çalışıyorlar? Bilmiş olsunlar ki aslında din ve ırk özdeşleştirilemez. İsmail’i (A.S.) ve soyunu Kabil (Kain) yerine, kendilerini de -sevsinler!- Habil yerine koyarak ve Ahd-i Atıyk’e bakarak uzun bir süre Mesih beklediler. Bu sırada da kendilerine zulümler, haksızlıklar yapıldı, horlandılar. 1666 yılında bekledikleri kurtuluşu elde edemeyince “Hakk ve sabr” ile öğütleşmekten vazgeçenleri imanlarını kaybederek “bâtıl”a “bâtıl” ile karşılık verme yolunu seçtiler. İşte bu seçim, Dâbbe-t-ul-Arz’ın yeryüzünde ortaya çıkışını ifade ediyordu. Bu çok kötü bir seçimdi. Benî İsrail peygamberleri, birer “soy peygamberi” değil idiler. İnsanları hidayete çağırıyorlar, hidayete erenler de “Yahudi” olarak anılıyordu. Oysa onsekizinci yüzyıl başlarında, 1666 hayal kırıklığının da öfkesi ile, sevgi maskesi geçirmiş bir kin örgütü şeklinde örgütlenen Dâbbe-t-ul-Arz, Musa’yı (A.S.) Kelimullah olmaktan çıkartıp -neûzübillah- bir üstün ırk “Führer”i derekesine indirgemeye uğraştı. Sağduyulu müslümanlar bu bâtıldan etkilenmediler. Kur’an-ı Kerim’e îmanı olanlar, Musa’yı, Süleyman’ı, Davud’u “sevgili sevgi elçileri” olarak görmeyi sürdürdüler. Buna karşılık Dâbbe-t-ul-Arz örgütü İslâm’a karşı şu itirazı ileri sürdü: Davud ve Süleyman bizim millî hükümdarlarımızdır, peygamber değildirler ve sizinle hiçbir ilgileri yoktur! Sağduyulu müslümanlar, Dâbbe-t-ul-Arz’ın bu dalayıp sokmasından da masun kaldılar ve Davud ve Süleyman’ı, Musa’yı, haklarındaki yakışıksız isnadlardan tenzih ettiler ve imanın ikinci ilkesi olan “nübüvvet” inançlarını bozmadılar. Ortaya çıkışından üçyüz yıl sonra, Dâbbe-t-ul-Arz büsbütün azgınlaştı ve doğrudan doğruya gerçekleştiremediği: İslâm’ın infazı ilâmını, Washington infaz savcılığına verdi.
Biz Dâbbet-ul-Arz tahriklerine kapılarak sevgi ve adalet yolundan ayrılmayız. Bizim kitabımızda hiçbir millet, hiçbir ırk, hiçbir din için, ters yönlü bir “Armagedon infaz ilâmı” yoktur. Bütün insanlık için ve âlemler için bir bildiri içeren (Zikru’n-lil-âlemîn) Kur’an-ı Kerim’de, Dâbbet-ul-Arz tarafından dalanan Yahudiler için sadece genel bir uyarı vardır: (İki kez Mabed’in yıkılışından sonra) Rabbinizin size acıyacağı umulur, fakat tekrar (adaletten, sevgiden) dönerseniz, Biz de (cezalandırmaya) döneriz.. (İsrâ, 17/8).
İsrail Yönetimi’ne tavsiyemiz şudur: Yeterince yoğun bir aşağılık kompleksine ve silâh gücüne sahip her yaratık; kendi çapında bir Hitler olabilir. Ne var ki üstünlük Hitler olmada değil sevgi yolunda olmadadır. Ben de size bu mektubu gönderiyor, sizi İsrâ Suresi’nin 8. âyeti üzerinde düşünmeye ve zulümden vazgeçmeye çağırıyorum.
Gerçek kitab ehli “öteki İsrail” mensuplarını da göreve çağırıyor, onlara da şu “tebliğ”i iletiyorum: “Hitler bu cinayetleri işlerken siz insan olarak neredeydiniz?” (Ademoğlu, neredeydin?) sorusu, sadece İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkıp da Almanlar’a yöneltildikten sonra unutulacak bir soru değildir. Derhal söyleyeyim ki şimdi de yalnızca size yöneltilecek bir soru da değildir. Almanlar “Ademoğlu, neredeydin?” sorusunun bilincine vardılar ve “Tanrı Önünde Sorumluluk Bilinci”ni Anayasaları’nın bir güvencesi saydılar. Oysa siz belki de Kötülük Ağacı ardında gizlenebileceğinizi sanarak, “zulümlere katılmadım” cevabı ile, vicdan azabından ve dolayısı ile sorumluluğunuzdan kaçamazsınız. Biz de kaçamayız. Kimse kaçamaz!
Dâbbet-ul-Arz dalamasına, saçmasına, sokmasına karşı tek devâ, Habl-ul-Metin ve Urvet-ul-vuskaa (sakaleyn) eczahanesindedir. Vampirleşmek istemeyen, buyursun!
Kaynak: Yeni Safak, 2 Temmuz 2006
http://www.yenisafak.com.tr/hhatemi.html

Neden bilmiyorum, yukardaki yazzimin ilk paragrafi bir turlu gorunmuyor. Paranoyakmiyim, yoksa biryerlerde “antisemit” ve “6 milyon Yahudi” ifadelerini yakalayan bir filtremi var.
Baska care blamayinca bir de yorum seklinde yazinin kesilen ilk paragrafini koymayi deneyeyim dedim. Umarim isi gorur.
Soyleydi ilk paragraf:
“Bu kelimeye yabanci degilim. Daha once Hitler tarafindan oldurulen Yahudi sayisi alti milyon degil demekten tutun Arafat’la gorusmeye veya Israil’in Filistinlilere karsi yaptigi soykirimi elestirmeye kadar her turlu “fikir sucunu” isleyen siyasetci, akademisyen, sanatci, is adamina kadar hayatin her safhasindan insanlar icin olum opucugu oldugunu biliyordum bu yaftayi yemenin. 2003 yilinin bir zamaninda, radyoda dinledigim bir Yahudi gazetecinin Muslumanlara hakaretler iceren, Israil’i ogen sozleri uzerine radyo istasyonuna yazdigim e-postanin calistigim kurumun basi olan zamanin ticaret bakani yardimcisina ulastirildiginda bu kisilere arasina katilan isimsizlerden biri de ben olmustum.”
Yorum�Yorumlar yazan: bekirlyildirim — Temmuz 2, 2006 @ 9:25 am
Bekir Bey Ağabeyim,
Yarama bastınız, bu konuda ben de yazacaktım ama aynı sebeplerden yüreği elvermedi..
Günlerdir ABD BM ve tüm dünta İsrail’in yaptığı devlet terörünü adeta seyrediyor.
“Bu pervasız, bu ahlaksız teroristlerin tuzaklarını başlarına geçir Ya Rabbim…”
Not:Bekir Ağabey, ben senin yönetim paneline girdim ama taslakta gözükmesine rağmen bir türlü ilk paragrafı yayınlayamadım. Sebebini de anlayamadım.Ön izlemede bile görünmüyor, hayret vallahi. Kendi bloguma taslak olarak girdim, ön izlemede ilk paragrafı gördüm. Bir çeşit filtre olabilir, yayınlandığında kontrolden geçirip sansürleyen yani.. Bun öğrenmeye çalışacağım.
Yorum�Yorumlar yazan: Suat Öztürk — Temmuz 2, 2006 @ 9:31 am
ben gorebiliyorum ilk paragrafi…
ayrica konu hakkinda bir yazi da ben yazacagim…vaktim olursa olaya baska bir noktadan bakis onerecegim…
Yorum�Yorumlar yazan: fatih demir — Temmuz 2, 2006 @ 5:35 pm
Cik isin icinden cikabilirsen. Suat Bey’de goremiyor. Bizde virusmu var nedir ?
Bu konuda eminimki pek cok bakis acilari vardir.. Pek cok kitaplar yazildi..Dedimya benim su anda dilim donmuyor.:(
Yorum�Yorumlar yazan: bekirlyildirim — Temmuz 2, 2006 @ 5:39 pm
Ben de şimdi görüyorum, ama İnternet explorerdan değil, mozilla frefoxtan..
Neden böyle farklar olur bilmiyorum.Anlamadım gitti..
Yorum�Yorumlar yazan: Suat Öztürk — Temmuz 2, 2006 @ 7:00 pm
Ben internet explorer 7.0 kullaniyorum ve calisiyor..
I Robot filmine gore makineler de hayalet olabiliyor
belki oyle birseydir…
Yorum�Yorumlar yazan: fatih demir — Temmuz 2, 2006 @ 8:40 pm
Ali Bulaç’ın bugünkü yazısı
Filistin ve antisemitizm
Filistin sorununun görünürde beş noktada toplandığı düşünülür: 1) İsrail’in toprak işgali. Bugün tarihi Filistin topraklarının ancak yüzde 22’si Filistinlilerin elinde, bunların üzerinde de hükümran olarak yaşamıyorlar; 2) 2,5 milyon Filistinli mültecinin trajik durumu; 3)
Dünyanın çeşitli ülkelerinden getirtilmiş Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilerin evlerine, bağ bahçelerine yerleştirilmesi; mal ve mülklerinin çalınması ve Filistinlilerin sistemli bir biçimde etnik arındırmaya tabi tutulması; 4) Kudüs’ün nihai anlamda statüsü; 5) Mescid-i Aksa’nın yıktırılıp yerine Süleyman Mabedi’nin yaptırılmak istenmesi.
Bu beş sorun çözülmedikçe Ortadoğu, İslam dünyası ve elbette dünyanın ana sorunu veya asıl deyimiyle “sorunların anası Filistin” sorunu çözülmeyecek. Nihai anlamda bu beş sorunun nasıl bir çerçevede çözüleceğini şimdiden tam olarak bilemiyoruz. Ancak şu anda bütün dünya “İsrail’i tanıyın” diye Filistinlilere baskı yapıyor. Filhakika Hamas dahil, Arapların ve Müslüman ülkelerin neredeyse tamamı zımnen İsrail’i tanımış durumda. İstenenler şunlar: a) İsrail, 1967’de işgal ettiği toprakları boşaltsın. Bu demektir ki, 1948’den sonra işgal ettiği topraklar artık onundur. b) Mültecilerin geri dönmesine izin verilsin, çalınan mal ve mülkler sahiplerine iade edilsin. c) Doğu Kudüs, Filistin devletinin başkenti ilan edilsin (Bu demektir ki artık Kudüs’ün tamamı üzerinde hak iddia etmekten vazgeçilmiş.) Bu üç noktayla Hamas’ın da yetineceğini bilmeyen yok. Bu, temel bir gerçektir; ama İsrail’in savaş makinesi kadar güçlü olan propaganda makinesi, Filistinlilerin ve Arapların a) Antisemitik olduklarını, b) İsrail’i güvenli sınırlar içinde tanımayıp haritadan silmek istediklerini ve c) Terörist, vahşi bir güruh olduklarını tekrarlayıp duruyor. Maalesef bu propagandaya inanan nice insan var.
Bugün bu antisemitizm konusunda İsrail’in ve onu kayıtsız şartsız destekleyen Batı’nın nasıl bir ikiyüzlülük ve anlam çarpıtması içinde olduğuna işaret etmeye çalışacağım. Başlangıçta şunu söyleyelim ki, hiçbir Arap (Türk, Kürt, Paki, Fars, Malay vb.) eğer dininin değerlerini iyi biliyorsa antisemitik olamaz. Antisemitizm İslamiyet’te haramdır. Çünkü bir topluluğu dininden veya etnik kökeninden dolayı lanete mahkum etmek, aşağılamak, birtakım haksızlıklara ve mağduriyetlere uğratmak büyük bir suçtur. Bu çerçevedeki antisemitizm Batı’ya aittir.
Ancak bugün İsrail, “antisemitizmden, Siyonizm’e karşı olmak ve bir ulus devlet olarak İsrail’in hukuksuzluklarına, cinayetlerine, işgal ve işkencelerine ses çıkarmamayı” anlamamızı istiyor. Bu anlamda kim İsrail’in gözünün üstünde kaşı var diyecek olsa anında antisemitik ilan edilir. İsrail, bu sayede, bütün dünya milletleri için geçerli olan her norm, kural ve hukuki bağlayıcılıktan kendini muaf tutabiliyor, göz göre göre bir halkı kırıma uğratıyor.
Antisemitizmi onu tarih sahnesine çıkartan hakiki anlamına irca etmemiz gerekir. Yani semitik olan bir topluluğun sırf Sami ırkından geliyor diye aşağılanması ve bazı haksızlıklara uğratılmasının suç ilan edilmesi. Tabii ki burada ince bir nokta var. O da şudur: Sadece Yahudiler değil, Filistinliler ve Araplar da Sami ırkından gelmektedir. Bizim kökenimiz birdir ve hatta İbn Haldun’un evrensel terimlerini kullanmak gerekirse biz bütün Müslümanlar “neseb” bakımından değil, “sebep” bakımından birbirimize bağlıyız ki, bizim atamız Hz. İsmail’dir; Hz. İsmail, İbrahim aleyhisselamın ilk oğludur. Ondan sonra Sara’dan doğan Hz. İshak, Yahudilerin atasıdır. O halde en başta Araplar ve Yahudiler amca çocuklarıdır. Hepimiz Semitik kökenden geliyoruz.
Ancak başka vesilelerle ifade ettiğim üzere, Yahudi inanışına göre Sara, özgür ve efendi idi, hatta Tanrı’nın kızı bir kraliçe idi. Hz. İsmail’in annesi Hacer ise Mısırlı bir cariye idi -bir rivayete göre de siyahi idi-. O halde Hz. İsmail ve çocukları ikinci sınıf insan grubunu teşkil eder; onların hakları Hz. İshak ve çocuklarınkilerle aynı seviyede tutulamaz.
Şimdi soruyoruz: Bu apaçık bir ayrımcılık ve antisemitizm değil mi? İsrail, bu dini-tarihi gerekçeden hareketle Filistinlilere kan kusturuyor; dünya susuyor. Peki, bu tür dini/ırkçı belirlemeleri çoktan kültür dünyasından çıkarttığı iddia edilen Batı (Avrupa ve ABD) nasıl bu antisemitizme hiç ses çıkarmıyor?
Yorum�Yorumlar yazan: A. Esin — Temmuz 9, 2006 @ 8:05 am
Çok klasik gelebilir ama,haritada İSRAİL in kapladığı alana baktığımda etrafını kuşatan tüm toprakların müslüman arap devletleri olduğunu görüyoruz..
İsrail daha bebek bir devlet iken bugünlerin olacağı hesap edilemez miydi?
Bu kadar palazlanmasına müsade eden ve zulmü palmiye adacıkları ve şadırvanlar yaparak keyif süren komşu devletlerin,islam dünyası olarak tanımladığımız dünyanın elini kolunu bağlayan nedir?
İran petrol gelirini diğerleri gibi şadırvana harcamadı ve sanayiiye nükleer teknolojiye yatırım yaptı o yüzden başı dik..
peki ya diğerleri?
sayg.
Niye hiçbirinin gıkı çıkmaz?
Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Temmuz 10, 2006 @ 4:26 pm
Çok klasik gelebilir ama,haritada İSRAİL in kapladığı alana baktığımda etrafını kuşatan tüm toprakların müslüman arap devletleri olduğunu görüyoruz..
İsrail daha bebek bir devlet iken bugünlerin olacağı hesap edilemez miydi?
Bu kadar palazlanmasına müsade eden ve yapılan zulmü göre göre, palmiye adacıkları ve şadırvanlar yaparak keyif süren komşu devletlerin,islam dünyası olarak tanımladığımız dünyanın elini kolunu bağlayan nedir?
İran petrol gelirini diğerleri gibi şadırvana harcamadı ve sanayiiye nükleer teknolojiye yatırım yaptı o yüzden başı dik..
peki ya diğerleri?
sayg.
Niye hiçbirinin gıkı çıkmaz?
Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Temmuz 10, 2006 @ 4:27 pm
Ece Hanim,
Biraz rotarli olarak yorumunuza cevabi manada bazi dusunceler: Tahlilinizin yeteri kadar kapsanmli olmadigi dusuncesindeyim musadenizle. Israil olayini bir kucuk toprak parcasi ve sahipleri- etrafindakiler iliskisi olarak bakmanin fazlaca dar bir bakis acisi oldugu fikrindeyim. Once, Yahudiler’in Israil oncesinde de daispora olarak Bati ulkelerinde finans, sanat ve entellekuel arenalarda bu gunku kadar degilse bile buyuk bir guc oldugu gercegini goz ardi edemeyiz. Taa Israil’in kurulmasi sirasinda Thruman kendisine Arapalar’a karsi Yahudileri kayitsiz sartsiz desteklediginden sikayet eden Araplara “Araplar (yada muslumanlaR) kusura bakmasinlar benim musluman destekcilerim (ya da oy verenlerim “constituency”) yok” demisti. Onun icindir ki Thruman en sevilen ABD baskanidir Israil’de. Bu sozler Bati’nin taa Israil oncesi donemden beri tutumunu enkapsule ediyor. Aslinda Israil’in kurulmasina yol acan Ingilizler onculugunde hazirlanan Balfor deklarasyonu Iki devlet kurulmasini ongoruyordu, Israil ve Filistin olmak uzere. Taa o zamandan beri dunya Yahudileri, II. dunya savasindan kazandiklari “manevi ustunlukleri” ile Bati’yi manipule edip, santaj yaparak tek devlet Israil’in kurulmasini mesrulastirdilar. Ayni metodlarla ondan sonraki peryodlarda mesrulastirilan domain arazi ve haklar olarak gittikce genisledi ve sonunda bu gunku monster olustu. Su anda bulunulan noktada Israil Gazza’ya atom bombasi biraksa Bati seyredecek durumda. Bunun nasil calistigi konusunda http://www.israelshamir.net te guzel yazilar var. Ilerde burada ben de bu konuyu ele almayi dusunuyorum. Fazla detaya girmeyecegim burda ama su kadarinin bilinmesinde fayda var: Bati ulkelerinin dis politikalarini anlasmak icin ic politikalarini anlamak gerekir.
Eminimki yukarda yazdiklarimdan Israil’in olusmasinda buyuk rolun etrafindaki ulkeler degil Bati tarafindan oynandigidir.
Ayrica Arap ulkelerinin bu gunku petrodolarlarindan herhangi bir guc gelmedigi, dizginlerin ABD ve Bati elinde oldugu izahtan varestedir sanirim. Ustelik bu petrodolarlar oldukca yenidir. OPEC 1960′larda Araplarin degil Venezuella’nin insiyatfi ile kurulmusur. 1960 larin sonlarinda dahi petrol 3-5 dolardi. Bu ulkeler Israil’in ilerde teskil edecegi tehlikeyi gorecek kabile lideleri olsa idi cok farklimi olurdu bilmiyorum. Ne kadar ekmek o kadar kofte.
Bunlarla bu “giki cikmayan” Arap liderlerini savundugumu dusunmuyorsunuz eminim. Adamlar tahtlarini dunyanin her tarafindaki saraylarini, ve haremlerini korumaktan baska derdi olmayan Bati tarafindan hem somurulup hem asagilanmayi, kendi halklarindan korunmak icin sigorta primi kabul eden karaktersiz liderler yonetiyor. Yani alan razi satan razi. Unlu Yahudi oryantalist Bernard Lewis bir TV programinda soyle demisti mealen “Bizim (Bati’nin) Ortadogu’ya ilgisinin iki neden vardir. Biri Israil biri de petrol. Israil yakin bir gelecekte tamami ile emniyette hissedecek kendini. Petrol de 40-50 senede bitecek. O zaman onlari kendi kaderleri ile basbasa birakiriz (leave them to their own device)” demi. Iran’in devrimden sonra izledigi poltikayi digerleride izlese idi, Bati papucun pahali oldugunu anlardi, ve bu gunku acikli durum tahayyul dahi edilelemezdi tabiiki.
Selam, saygi ve muhabbetlerimle
Yorum�Yorumlar yazan: bekirlyildirim — Temmuz 12, 2006 @ 2:24 am