Filistin icin siirler
Filistin icin ancak agitlar yakilabilir artik dedim, soyle guzel bir agit bulamadim. Siir de bulamadim soyle guzel bir. Ancak bunlari bulabildim:
Yaramın üstünde yürümeyi öğretti
bana cellatın bıçağı.
Yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi.
Direnmeyi öğretti.
Direnmeyi.
(Sair belirtilmemis)
Kütükte kayıtlıyım
Arabım
Atalarımın üzüm bağlarını sen aldın elimden
çocuklarımla ektiğim toprağı
sen aldın.
Bıraktın bu taşları
bize, çocuklarımıza.
Alcakmışsınız
elimizden bu taşları da,
doğru mu?
Bir daha diyorum!
Bir daha!
Kütükte kayıtlıyım.
Birinci sayfanın ta başına
Nefret etmem insanlardan
saldırmam hiç kimseye,
Ama aç korlarsa beni,
korlarsa çırılçıplak,
yerim etini beni soyanın,
hem de yerim çiğ çiğ.
Açlığımı kolla benim
ve öfkemi.
Damarıma basma.
(Sair belirtilmemis)
Yırtıyoruz yaralarımızın peçesini parmaklarımızla,
bir yırtık parçası kaplıyor yaranızı,
bir yırtık parçası kaplıyor yaranızı.
Ve bizim çocuklarımız taşıyacak sizin kum torbalarınızı
ve sizin çocuklar taşıyacak kum torbalarımızı.
Yoldaşlar,
eklediğimiz gibi birbirlerine damarlarımızı,
ekliyoruz kanatlarımızı birbirlerine.
Ve her duvarda aynı parola, capcanlı:
Burada, burada, burada.
Barikatlarımız yükseliyor burada.(Sair belirtilmemis)Başkaldırın, diyoruz, başkaldırın,
öğretin karanlık tarihimizi,
Öğretin çocuklarımıza,
yapışıp kalsın diye kanımız
bir felaket arması gibi
katillerin bayrağında.
İsteriz güçsüzleri
koruyasınız güllelerden,
enezleri koruyasınız,
yara almasın hiç bir canlı
ve geleceğin çocukları.
Akar oluk oluk cinayetin kanı,
tıkayın onu.
Dört açın gözünüzü
Tetikte olun.
Hazırlanın kavgaya.(Sair belirtilmemis)
I am from There
Made in Palestine
May 3 through October 23, 2003.
I come from there and remember,
I was born like everyone is borne, I have a mother
and a house with many windows,
I have brothers, friends and a prison.
I have a wave that sea-gulls snatched away.
I have a view of my own and an extra blade of grass.
I have a moon past the peak of words.
I have the godsent food of birds and olive tree beyond the ken of time.
I have traversed the land before swords turned bodies into banquets.
I come from there. I return the sky to its mother when for its mother the
sky cries, and I weep for a returning cloud to know me.
I have learned the words of blood-stained courts in order to break the rules.
I have learned and dismantled all the words to construct a single one:
HomeMahmoud Darwish The Deluge and the Tree When the hurricane swirled and spread its deluge of dark evil
onto the good green land
‘they’ gloated. The western skies
reverberated with joyous accounts:
“The Tree has fallen !
The great trunk is smashed! The hurricane leaves no life in the Tree!”
Had the Tree really fallen?
Never! Not with our red streams flowing forever,
not while the wine of our thorn limbs
fed the thirsty roots,
Arab roots alive
tunneling deep, deep, into the land!
When the Tree rises up, the branches
shall flourish green and fresh in the sun
the laughter of the Tree shall leaf
beneath the sun
and birds shall return
Undoubtedly, the birds shall return.
The birds shall return Fadwa Tuqan

Aziz dostum,
Anlayamadığım bir nedenle buraya yorum göndermeyi bir türlü başaramadım. Kabul etmedi blogunuz!
Neyse, diyeceğim şuydu: Bugün benim yazlıkta da Filistin’in acısı ve kan kokusu duyuluyor.
Yorum yazan: metin-thePoor — Temmuz 3, 2006 @ 5:20 pm
Kaç gündür içimi burkan bir acı var: Filistin.. Ahh filistin.. Yazayım diyorum dilim dolanıyor, zulmü seyretmekten başka elimden birşey gelmiyor.. Bu utancın verdiği azap kavuruyor yüreğimi..
Acaba zorbaların kokusu nasıl? İşgalcilerin, hak hukuk tanımazların kokusu? Kanın, gözyaşının kokusu.. Tecavüze uğrayanların, baba-oğul sokak ortasında öldürülenlerin kokusu.. Evleri başlarına yıkılanların, açlık ve sefaletle büyüyen çocukların kokusu..
Bir konuşma.. Biri bakımlı biri bakımsız iki çocuk konuşuyor. Bakımlı olan İsrailli yahudi bir ailenin çocuğu.. Diyor ki bakımlı olan :
“My father told me that arabs are evil terrorst animals!”
Öteki karşılık veriyor:
My father told me nothing! He was murdered by yours..”
Zorba bir katil, hem işgal ediyor, hem öldürüyor hem de öldürdüklerini, körpecik çocuğuna terorsit olarak tanıtıyor..
Bu trajedi..
Bizim elimizden de “Allah tuzaklarını başlarına geçirsin” demekten başka bir şey gelmiyor..
Kokuların içinde boğuluyoruz..
Yorum yazan: Suat Öztürk — Temmuz 3, 2006 @ 6:05 pm
Sevgili dostlar,
Bilmiyorum problem nedir mesaj konusunda.. Hemen yeni teknik direktorume bildireyim
Ne guzel soylemissiniz Suat By kardesim.. Ama soylenenler ne kadar okunuzu, ne kadar iirsel, ne kadar veci olsa onaruin drami yaninda kelimeler kifayetsiz kaliyor.. Bu mevzuuda uzun uzun yazmak istiyordum. ABD’n cok yakin bir arkadasim Gazza’li idi; esi cocuklari bir ulkede kendisi orda idi. Simdi onuda HAmas’li diye mimlemisler ve pesine dustuklerin duynca ulkeyi terketmis. Seytain cocuklari ulkelerinden kovmakla birakmiyorlar dnyanin her yerinde hyati zindan ediyorlar olene veya ruhunu onlara teslim edene kadar. Benim isimi birakmak zorunda kalisimin nedenide buyuk olcude bu mevzu ile ilgili. Birseyler soylemek istedigimde soylenecklerin hepsi birden dilime hucum ediyor karman corman oluyor bulaniklasiyor. Nisbi olarak herkese biraz suc paylastitilabilecek, yani iyi kotnun bu kadar berrak olmadigi konulard fikir yuruymek kolay. Ben inmsanlik tarihinde buna benzer derecede haksizligin, bu kadar sebestce yapildigi ve “meedeni dunanin” bu kadar duyarsiz kaldigi bir ornek bilmiyorum. Hitler lanetlendi, Pol Pot keza. Burada soykirimci, irkci, hirsiz hala masum, victimhood’unu kabul ettirmis durumda. Onlar yarin Gazza’ya atom bombasi atsalar, dunya hala “kayip Israil askeri Gilad Shalit” ten konusacak!
Allah mazlumlarin yardimcisi olsun!
Yorum yazan: bekirlyildirim — Temmuz 3, 2006 @ 6:44 pm
Kayip asker icin baslatilan saldiri o kadar traji komik ki..:((
Insan Haklari ihlal ediliyor diye en kucuk bir olayda bile pireyi deve yapan medeni bati dunyasi nerede? Her firsatta musluman oldugunu, mazlumun yaninda oldugunu belirten hukumetimiz nerede? Acaba o kadar batiya yaklastik ki, aslimizi unutup, AB yolunda(?) aklimizi mi yitirdik?
Ben de Bekir bey’in “Allah, mazlumlarin yardimcisi olsun” ve Suat Bey’in “Allah, tuzaklarini baslarina gecirsin” sozlerine katiliyorum!!! AMIN!!!
Yorum yazan: Aslı Altay — Temmuz 3, 2006 @ 7:05 pm
Fehmi KORU
f.koru@yenisafak.com.tr
Yanlış hesap
İsrail bunu hep yapıyor…
Filistinli gerillalar 19 yaşındaki bir İsrail askerini kaçırıp sakladılar diye Gazze ve Batı Şeria’yı hedef alan füze atışlarına izin veriyor İsrail. Hedef seçilen binaların ‘düşman’ bellediği Hamas’a ait olması da gerekmiyor. Dün Gazze’yi döven füzelerin hedefi olan bina ‘El Aksa Şehitler Tugayı’ merkeziydi sözgelimi; oysa o örgütün Hamas’la bir ilgisi yok, İsrail’le barışı kabul etmiş El-Fetih’in yan kuruluşlarından biri o… İsrail Başbakanı Ehud Olmert, İsrail ordusunun Gilad Shalit adlı asker için ‘her şeyi yapma’ iznine sahip olduğunu da açıkladı.
Bir asker kaçırıldı diye girişilen askerî operasyonlarda çok sayıda Filistinli öldürüldü. “Teröristle pazarlık yapılmaz” ilkesine sâdık kalacağını açıklayan İsrail, Hamas Hükümeti bakanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda Filistinli siyaset adamını ‘koz’ olarak gözaltına aldı. Filistin bölgesine su gitmiyor, elektrik kesik, kanalizasyon sistemi de çalışmıyor…
En son durum şu: Shalit’i kaçıran grup İsrail cezaevlerindeki 1500 kadar Filistinli tutsağın salıverilmesini istedi ve İsrail Hükümeti’ne 24 saat süre tanıdı. Şu satırları okuduğunuz sırada sona erecek sürenin akabinde olacakları, gelişmeleri yakından izleyen hiç kimse tahmine yanaşmıyor.
Şu anda yaşananlar, Filistin’de meydana gelen siyasî gelişmeleri İsrail’in yanlış değerlendirmesinin doğrudan sonucudur. Hamas’ın seçimden muzaffer çıkacağını beklemiyordu İsrail; Filistin’de hükümeti Hamas’ın kurması kaçınılmaz olduğunda bunu kendisine ‘tehdit’ olarak ilân etti. Sürekli vurmaktan, asmaktan, kesmekten söz açtı siyasîleri; işgal altındaki topraklarda yaşayan Hamas bakanlarının işlerini zorlaştırdılar. Hamas’ın siyasî lideri Halid Meşal’le görüştü diye Türkiye’ye dönük sert eleştiriler yapmaktan da geri durmadı İsrail sözcüleri…
Bölgeye barışın egemen olmasını arzulayan, güvenlikli sınırlar içerisinde varlığını sürdürmesi karşılığı Filistin Devleti kurulmasına geçit vereceği iddiasındaki bir devletten beklenecek bir davranış biçimi değil bu tavır. Bugün, Filistin’de halk oyuyla seçilmiş bir hükümet yerine, o hükümeti kuran partinin yumuşamasını içine sindirememiş bir hiziple muhatap oluyorsa İsrail, bunun sebebini kendi tavrında aramalı. Sorunun çözümü için şiddet kullanmayı tek yöntem olarak benimsediğinin belirginleşmesi, İsrail’in yeni hükümetini dünya kamuoyunun da farklı bir gözle görmesine yol açacaktır.
İsrail’in her zaman yaptığı, bugün yapmaması gerekendir. Kendi vatandaşının canını başkasının 100 canından değerli gördüğünü, bir askeri için bütün Filistin’i ateşe verebileceğini belli eden bir anlayış nasıl olur da barış istediğini ileri sürebilir? Filistinli siyasîleri derdest etmesi, bakanları ‘rehine’ alması İsrail’i farklı bir konuma oturtmuş olmuyor mu? Asker kaçıran örgütün eylemiyle göstermek istediği de İsrail’in bu yüzü olmasın?
Türkiye ihtilâfın başından itibaren konuya kendisini taraf haline getirdi; Ehud Olmert hükümetinin Türkiye’den bunu talep ettiği biliniyor. Oysa, Olmert’in bir danışmanı, Hamas siyasî lideri Türkiye’ye geldi diye, Erdoğan Hükümeti için ağzına geleni söylemişti. Türkiye’nin, radikalizmi daha da besleyecek tavırlardan uzak durması yolundaki ısrarlı telkinlerini de işitmezden geliyordu İsrail. Ankara’nın uyarılarına kulak verilseydi, bugünkü tabloyla karşılaşılmayacağı çok açık.
Şu noktada yapılması gereken belli: Eğer Türkiye köklü sorunların da görüşüleceği bir sürecin parçası olacaksa, asker kaçırılmasıyla başlayan yeni durumun çözümü için diplomatik görev üstlenebilir; ancak kendisinin ‘dürüst arabulucu’ kabul edilmediği bir ortamın içine, sadece kaçırılan asker sorununun çözümü için balıklama dalması yanlıştır. Türkiye meydana gelmesini önlemek için çırpındığı bir durumun parçası konumuna kendisini niye getirsin ki?
Klasik söylemi ve o söyleme bağlı eylemleriyle sorunu içinden çıkılmaz hale getiren İsrail’dir; bu yüzden de önce Ehud Olmert’in “Bu defa farklı davranacağım” noktasına gelmesi şart.
Yorum yazan: bekirlyildirim — Temmuz 4, 2006 @ 6:43 am
Merhaba,
Bugün Cuma …
Eşim bugün Cuma Namazı vakti girmeden evimizin karşısındaki caminin imamıyla görüşmeye gitmişti.
Nedeni,Hutbede okunacak metnin içeriğine bakmaktı.Malum ,içerikte Filistin ile ilgili tek kelime geçmiyordu.İmamla tanışıklığı olması nedeniyle eşim,Filistin konusuna da değinmesi ve cemaate dua etmelerini söylemesi ricasında bulunmuş.Cumadan sonra henüz eşimle görüşemediğim için,girşiminin nasıl sonuçlandığını bilmiyorum.
Ancak aklıma hadis olarak rivayet edilen ve Müslümanların kardeş oldukları,bir bedenin azaları hükmünde oldukları,sevinçte ve hüzünde ortak olamaları ile ilgili onlarca rivayet uçuşuyor zihnimde.Bir de…
Müslümanın bir kötülük gördüğünde eliyle,gücü yetmiyorsa diliyle,ona da güç yetiremiyorsa kalbiyle buğzetmesine dair …
Sahi…Filistin diye bir yer var değil mi?Ve oradakiler bizim kardeşimiz.Hepimizin kardeş gibi davranması en azından hissetmesi dualarımla….CEREN
Bir de mailime şu link gönderilmişti.Paylaşmak istedim.
http://www.ihh.org.tr/cgi-bin/index.pl?mod=news;op=news_id;id=1763
Yorum yazan: CEREN — Temmuz 14, 2006 @ 1:49 pm
“En azından hissetmek”… Önemlidir, evet.
Ceren Hanım, size yazdığım son cevabı okumanızı rica ederim. Yanlış anlamışsınız beni…
Saygılar.
Yorum yazan: metin-thePoor — Temmuz 15, 2006 @ 7:56 am
Merhabalar,
Gerçi Sayın Bekir Bey “inzivaya” çekilmiş görünüyor,zira seslerini duyamıyoruz.Sağlıklı ,huzurlu olması dualarımı gönderiyorum. Cuma Hutbesinin devamına merak eden arkadaşlar olur düşüncesiyle…Evet ,Hutbede Filistin konusunda değinilmişti.Hutbenin sonunda imam,
oldukça iğreti duran ve konunun çok dışında tabiri caizse “yama” olarak Filistin den bahsedilmişti.Belki eşimi kırmamak adına ,belki vicdanıyla “devlet memuru” olmanın kendisine yüklediği ağır sorumuluğun arasında kalarak Filistin için bir kaç kelime serdedebilmiti.
Aslında imamı da suçlama lüksüne sahip değilim.Sonuçta o da kendi açısından haklı.Diyanetin kendisine verdiği metnin dışına çıktığında ,hele de bu konu Filistin olunca,çekinmiş olabilir.Peki ya Diyanet Kurumu?Kanayan yaradan hiç haberi yok muydu?Ne diyeceğimi bilmiyorum.Nasıl bir toplumuz?Nasıl olaylar karşısında tuzumuz kuru kalabiliyor?Gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum.
En azından herşeyi başkalarından beklemek yerine, her birey kendi sorumluluk bilincinin farkında olmalı ve hasap gününde yüzünün ak olabilmesi için ,biraz daha duyarlı olabilmeli diye düşünüyorum.
Selam ve saygılarımla…………..CEREN
Yorum yazan: ceren — Temmuz 16, 2006 @ 9:17 am
Ah Ceren Hanim Kardseim Ah!
Actirma agzimi zinhar!
Derunumda neler var” demis sair.
Eminim inzivamin sebeplerinin bircogunu tahmin edebilirsiniz. Kendi dukkanimda yoklugum ise son gunlerde seyyar saticiliga cikmis olmamdandir.. Aziz Nesin bir kitabinda solymesi birseyler diyordu yazmak uzerine “Baskalari ilham perileri geldigi zaman yazarmis ben cinlerim,… geldigi zaman yaziyorum; alcaklilarim, kasabim, imam, polis, zabita..vs vs”. Bendeniz de su gunlerde etrafimiz muminin kanindan gole cevrilmisken, Mustafa Bey’in ve diger bloglarda hayasizca problemin ayet ve hadisler oldugunu, Turkiye’nin menfaatinin Israil_ABD yaninda olmak oldugunu “bizim cikarimiz” diye dayatan bundan “israil’e gelebilecek zarar icin” uzulen, ve “islami folklorlestirmek lazim” diyen “hayat suren leslerle” mesguldum. Yani bu gunlerde ajandami ben degil cinler belirliyor; ilham kaynagim onlar. Tepkisel moddayim.
Daha once bazi yazilarindan dolayi kendisine takdirlerimi ilettigim bir “liberal_Tukcu” de resmen irkcilik sergileyerek hayal kirikligina ugratti beni. Sadece bununla kalmayip birde Filistinli, Lubnanli Suriyeli muminler icin “nanananana, oh oldu, sizde bizi arkadan vurmustunuz” diyebildi bu liberal entellektuel, hem tarih carpitmasi hem duygusuzluk sergileyerek!
Flistin konusunda artik soylenecek ne kaldi bilemiyorum. Insanligin vijdan susmus; butun kaslpler tas kesilmis. Herkes firavun onunde diz cokmus; ondan insaf bekliyor. Halkinin yuzde 99′unun musluman oldugu soylenen, butun savaslarini iman gucu ile kazanmis, Bedrin arslanlari kadar sanli sehitlerin, , Mehmet Akif’in ulkesinde bir imamin Filistin’den bahsetmekten korkmasi, bir avuc Muslumanin Kudus gecesi yapmasi uzerine darbe yapilan ulkeye BENIM diyebilirmiyim? Kurtlus savasini kim kazanmisti? CEHENNEM BU DEGILSE NE OLABILIRKI? Bakin Saron’un kizi (Beyaz mustari ile nevzuhur eden Sibel Fidel) obur sitede “yok basinizi ortemezsiniz; yok Israil’i destekleyeceksiniz’ BIZIM cikarimiz bu; yok siz muslumanlar tarihinizde hic hosgorulu olmadiniz, utanin; “Hem ABD’de okuyup hemde benim gibi onlara usaklik yapmamaniz ikiyuzluluktur” diyor.
Sharon’un ogluda “islami folklorlestirecegiz” diyor. Ben demokrasi memokrasiye musade edemem , cunki halkima guvenmiyorum, zorlami kardesim diyor. Biz ise oz yurdumuzda garip oz vatanimizda paryayiz. Turk irkcisi ile Yahudi irkcisi etrafimizdaki kan golune bakarak: OH OLSUN! diyorlar.
Simdi anladinizmi “inzivamin” nedenini Ceren Hanim? (buna inziva denirse)
“bir dokun, bin dinle” bosuna dememisler degilmi? Daha baslamadim bile..
Allah Filistin’den, Afganistan’a, Somali’ye, Cecenistan’a kadar butun dunyada inm inim inleyen ummetin yar ve yardimcisi olsun! Dualarinizdan onlari eksik etmeyiniz.
Selam saygi ve muhabbetlerimle
Yorum yazan: bekirlyildirim — Temmuz 16, 2006 @ 12:06 pm
Sayın Bekir Yıldırım,
” Allah Filistin’den, Afganistan’a, Somali’ye, Cecenistan’a kadar butun dunyada inm inim inleyen ummetin yar ve yardimcisi olsun! ” AMİN…
Rabbim,kendisine el açan ve yardım isteyen tüm insanların yardımcısı olsun.Ama Allah’ın yardımı aynı zamanda ,dua eden bu insanlar karşısında kulakları duymaz,gözleri görmez,kalpleri katılaşmış olanların üzerine de olsun.Zira hepimizin imtihanı farklı farklı.
Kimi zulme uğrar imtihan olur,kimileri de bu zulme rıza gösterir,görmezden gelir ,imtihan edilir.
Rabbim her halükarda hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
Bir gün ,o veya bu şekilde,ama mutlaka son bulacak hayatımızda pişman olacak fiiller işlemten bizleri korusun.AMİN
En içten selam,saygı ve dualarımla……..CEREN
Yorum yazan: ceren — Temmuz 16, 2006 @ 1:41 pm
Ceren Hanım, Bekir Ağabey..
Bu içten dualarınıza can-u gönülen amiin diyorum..
Yorum yazan: Suat Öztürk — Temmuz 16, 2006 @ 9:45 pm
Ceren ciğim,Bekir bey, Suat bey ben de sizlerin dualarına amin diyorum
Yorum yazan: Ece — Temmuz 17, 2006 @ 8:37 am
“Sharon’un ogluda “islami folklorlestirecegiz” diyor. Ben demokrasi memokrasiye musade edemem , cunki halkima guvenmiyorum, zorlami kardesim diyor. Biz ise oz yurdumuzda garip oz vatanimizda paryayiz. Turk irkcisi ile Yahudi irkcisi etrafimizdaki kan golune bakarak: OH OLSUN! diyorlar.”
bu saronun oglu su bilime tapan ama gel bilimi tartısalım dememe ragmen bir türlü bu sorularda düzey yok cevap veremem diyen determinist feylesof mu
yani laf ebesi
Din adına dinsiz bir kavim vardı eskiden
Şimdi ise ilim adına fen adına bilim adına dinsiz bir kavim türedi
Bunlar pozitivizmden de anlamzlar evrimden de anlamazlar
papağan bunlar
İslami folklorleştirmek cok güzel bir taktik
Agzıyla yazmıstı zaten
Acıkca dusmanlık yaparsak kafir oldgumuz din düşmanı oldugumuz Acıkca İslama diş bilediğimiz çıkar ortaya o zaman da halk uyanr bizi bertrafa edersiniz.İsraile gideriz o zaman
Şeytanın aklına gelmez bu tür fikirler diyecektim ki yanılıyorum
Bunlar seytanın ta kendisi
Allaha sıgınmak gerekirken bu tür seytanlarla muhatap olurken .
Şaron bubnlardan iyidir hem o acıkca İslam vce müslünan düşmanı
ben bunları severim meverim geyikleriyle üstü kapaklı İslam düşmanlıgı yapmıyor hiç olmazsa
Mustafa İsmail dinlermiş kuran okurmuş:))))
Arap yazısı bilirmiş :))
Her ferdine yüzlerce kere canımı feda edebileceğim o bedrin arslanlarına bu ülkede bir avuc bedevi çapulcu deniyor bu ülkede aleni olarak
Kurana kültür diye yaklaşanların tezgahı ile
balıkesir hutbesindeki tezgah aynıdır
İçlerinden küfrderler ama dilleriyle
Efendimzi dahi bir insandır iyi bir liderdir askerdir
Yöneticidir
Hatta cok zor kabul etselerde Cok gğzel ahlaklıdır derler
ama asla peygamber değildir
Kuran hakiki bir mucizedir
Onlar kuran okurken kuran ile aralarına nasıl perde konuyor
nasıl da cevriliyorlar ben eskiden kesinlikle iman ederdim ama anlamazdım
Onlar ebedi hidayet bulamazlar ayetine yakinen iman ediyorum
Bekir Bey sizi de cok seviyorum. Allah namına seviyorum
Müslümanlar birbirlerinin velisidirler ( zaten saronun gayrimesru veledi bizi fanatiklikte birbirimize benzetiyor
Saron cocukları de birbirlerinin velisidirler görmek mi istiyorsunuz buyrun M.akyol a
ne diyor sibel fidel nevzuhur karbeyaz
diğer yorumcuların görüşleri beni ilgilendimiyor saronun ogluna hitaben
Yorum yazan: Ozgur Aytekin — Temmuz 17, 2006 @ 9:04 am
slm
Yorum yazan: muki — Eylül 14, 2006 @ 6:20 pm
as
Yorum yazan: bekirlyildirim — Eylül 15, 2006 @ 7:13 pm
[...] Değerli Dostum; Ağabeyim Metin Bey’in blogunda okuduğum harika yazı ve ardından okuduğum, bir diğer Değerli Dostum; Ağabeyim Bekir Bey’in blogunda naklettiği hüzünlü şiirler olmasa yine yazmaya cesaret edemezdim. Zaten bu kısacık yazı da oralara eklenen bir yorumdu… [...]
Pingback yazan: Düşünceler » Ah Filistin!.. — Aralık 27, 2006 @ 10:12 pm
FİLİSTİNLİ SEVGİLİ
Gözlerin bir diken
yüreğe saplanmış,
çıldırasıya sevilen,
işkencesine dayanılamayan.
Gözlerin bir diken,
rüzgârdan koruduğum,
ötesinde acıların, gecelerin,
derinlere sapladığım.
Kandiller yanar ışığınla,
geceler dönüşür sabaha.
Bense unuturum birden,
- göz rastlar rastlamaz göze-,
yaşadığımız bir vakitler
kapının ardında
yanyana.
*
Şakırdın sanki konuşurken.
İsterdim konuşmak ben de.
Dudaklarda hayır mı kalmıştı ki,
O bahar gibi dudaklarda!
Sözlerin
güvercin gibi
yuvamdan
uçtu gitti.
Kapımız,
sonbahar kadar sarı
basamakları ardından
fırladı gitti
canının çektiği yere.
Aynalar oldu paramparça,
yığıldı içimize
acı üstüne acı.
Topladık sesin küllerini
getirdik bir araya.
Böylece söyler olduk
acılı türküsünü yurdumuzun.
Hep birlikte sazın bağrına
ektik bu türküyü,
evlerin damlarına taş fırlatır gibi
fırlattık attık bu türküyü,
alın, dedik,
sancıdan kıvranan kalplere.
Oysa her şeyi unuttum ben şimdi.
Ya sen, ya sen, sevgili,
sesini kimselerin bilmediği!
Belki de gidişindir senin
ya da susmandır
sazı paslandıran.
*
Dün seni limanda gördüm,
yapayalnız, yolluksuz yolcu.
Bir yetim gibi sana doğru koşuyordum,
arıyordum sanki yaşlı anamı.
Nasıl, nasıl, yemyeşil bir portakal ağacı
kapanır bir hücreye ya da bir limana,
nasıl saklanır gurbet elde
ve yemyeşil kalır?
Yazıyorum not defterime:
Limanda durakaldım…
En dondurucu kış kadar soğuk gözler gibiydi dünya,
doluydu portakal kabuklarıyla ellerimiz.
Ve hep çöl, ve hep çöl, ve hep çöldü ardım.
*
Seni yalçın dağlarda gördüm,
kuzularınla, kovalanan çoban kızı.
Sen benim bahçemdin,yıkıntılar ortasında.
Bendim o yabancı, bendim kapını vuran.
Ey gönül! Ey gönül!
Kapı kalbimin üzerinde yükseliyordu,
pencere, taşlar ve çimento
Kalbimin üzerinde.
*
Seni su testilerinde gördüm,
buğday başaklarında,
yıkık dökük, parça parça, unufak.
Hizmet ederken gördüm gece kulüplerinde,
sancıların şimşeklerinde gördüm ve yaralarda.
Bağrımdan koparılmış ciğer parçası sensin.
Dudaklarıma ses olacak yel sen.
Ateş ve akarsu sensin.
Gördüm seni bir mağaranın ağzında
yetimlerinin çamaşırlarını iplere asarken.
Gördüm sokaklarda seni ve ateş ocaklarında,
kaynayan kanında güneşin.
Ve ahırlarda…
Ve bütün tuzlarında denizin.
Ve kumlarda…
Toprak gibi güzel,
yasemin gibi,
ve çocuklar gibi.
*
Ve ant içerim ki,
bir mendil işleyeceğim yarına kadar,
gözlerine sunduğum şiirlerle süslü
ve bir tümceyle, baldan ve öpücüklerden tatlı:
“Bir Filistin vardı,
bir Filistin gene var!”
*
Gözleriyle Filistin,
kollardaki, göğüslerdeki dövmelerle Filistin,
adıyla sanıyla Filistin.
Düşlerin Filistin’i ve acıların,
ayakların, bedenlerin ve mendillerin Filistin’i,
sözcüklerin ve sessizliğin Filistin’i
ve çığlıkların.
Ölümün ve doğumun Filistin’i,
taşıdım seni eski defterlerimde
şiirlerimin ateşi gibi.
Kumanya gibi taşıdım seni gezilerimde.
Koyaklarda çağırdım seni bağıra bağıra,
inlettim senin adına koyakları:
Sakının hey
kayaları döve döve şarkımı koparan şimşekten!
Benim gençliğin yüreği!
Benim beyaz kanatlı atlı!
Benim yıkan putları!
Kartalları tepeleyen şiirleri benim eken
tüm sınırlarına Suriye’nin!
Zalim düşmana bağırdım, ey Filistin, senin adına:
“Ölürsem, ey böcekler, vücudumu didik didik edin!”
Karınca yumurtasından kartal çıkmaz hiçbir vakit,
yalnız yılan çıkar zehirli yılanlardan!
Ben barbarların atlarını iyi bilirim.
Bir ben dururum onların karşısında,
bir ben,
gençliğin yüreğiyim her daim,
yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.
Mahmud DERVİŞ
Çevirenler : A. KADİR - Süleyman SALOM
kaynak: http://www.siirgen.org
Yorum yazan: Ansaneri — Mart 30, 2007 @ 6:32 pm
vera
hiç söylenmemiş sözler söylemeliyim
el değmemiş,duru sözler sevdiğim için
sevdiğim! şehir giysilerini kıskanır
ve bu yüzden bürünür geceyi
güneş gözlerinden beslenir
ve saçlarını kollar görmek için.
sensizken şehrim,
boş meydanlarında yürüdüm
kalın puntolarla iri laflar ettim
öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine.
sevdiğim! Vera.. hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene Vera hangi çocuğun adını andın.
sahi Vera en son ne zaman görmüştük Sena’yı?
hatırlasana deli kız sana emanet etmişti o bombaları
sevdiğim bak umut kan pıhtısı rengine döndü
ki sen Vera,Filistin’den geçerken
sakın eteklerini toplama
biraz kan bulaşmış halde çık karşıma
ve sakın unutma
o ilk çocuğumuzdur
asırlardır dillerde olan Leyla’dır,
Meryem’in suskunluğunda can bulan
gözleri vardı Züleyha’nın
henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına
bilir misin Vera bu kaçıncı çocuk?
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan?
eskisi gibi değil..artık daha da sancılı
sevdiğim özgürlük meydanları budalalardan
geçilmiyorsa
bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor
asırlardan uzak ellerini Vera..
ellerini bulur ellerim
bir Grozni kuşatmasında
dağları görüyor musun Vera?
her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
Berat’ım,Emin’im,Murat’ım
hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında
hani beraber açmıştık orucumuzu
kimi Marmara’da kimi Yıldız’da
koş Vera koş
ülkemin sürgün yerlerine koş
ağlama deli kız ben ağlarım
seni böyle görmemeli
her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız
ve annelere de söyle ağlamasınlar
ve sakın onlara ölüler demesinler
söylesene Vera
çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
öfkemiz taş doğursun Vera taş!
yüreğimizi söksün yerinden
bak her tarafta sapanlı ebabiller
Ebrehe’nin tankları kan kusturur
şimdi Firavunu boğan Kızıldeniz’i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil Musa’nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir
bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm Çin Seddi’ni aştı
sevdiğim içimizdeki Musalardan ne haber vardır?
İbrahimlerden,Yusuflardan
yoksa Musa’yı Kızıldeniz’de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik İbrahim’i Nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf’un sesi?
ki unutma Vera
Filistin’de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin eyy İsmail’in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır
ve her taraftan bana yönelir
seni arayan sesim
Vera benim..Vera benim..
Numan Yaldızlı
Yorum yazan: fatma — Ağustos 1, 2007 @ 8:35 pm