Bir Münzevînin Notlarından…

Eylül 11, 2006

11 Eylul ve ben: Bir kişisel değerlendirme

Kategori: Amerika, Uncategorized — Bekir L. Yildirim @ 3:17 pm

11 Eylül'de Pentagon

11 Eylül'de Pentagon

Aslında 11 Eylül’ün politik değerlendirmesini yapmaktı niyetim. Fakat oldukça yakından izlediğim bu trajediyi değerlendiren bir kimse olarak kişisel duygularımdan arınmış bir tahlil mümkün olmazdı. Sadece birkaç cümle ile geçiştirmek istediğim 11 Eylül-sonrası kişisel muhakemem bir yazıya dönüştü. Bu kısa kişisel hikâyenin yârin buraya koyacağım politik tahlili üreten halet-i ruhiyenin biraz olsun tanınmasına ve dolayısı ile daha nesnel değerlendirilmesine imkân vereceğini düşündüm.

11 Eylül dünya tarihinde addedildiği gibi benim özel hayatımda da bir çeşit dönüm noktası oldu. Çalıştığım ofis Pentagon’dan birkaç yüz metre uzaklıkta idi. Olaydan birkaç ay öncesine kadar oturduğum ev daha da yakindi Pentagon’a. Olay anında iş yerinde olsa idim mutlaka gürültüyü duyacak ve havada toz-duman bulutunu görecektim. Ama değildim. Patent Ofisi’nde elastik çalışma saatleri uygulandığı için ise sabah saat 5 ten 10.30’a kadar herhangi bir zaman gitme lüksümüz vardı. Bende bunu son dakikasına kadar kullanır, hatta onu dahi zorlardım çoğu zaman. O gün işe gitmeden önce evde TV’de duydum olayı. Federal dairler kapatılmış olduğu için işe gitmeme gerek te kalmadı o gün. Olmasa idi dahi eminim izin kullanıp o gün ise gitmezdim, bakışların üzerimde olacağı korkusu ile.

Olayı müteakip dönemde hayatımda önemli değişiklikler oldu. İş yerinde, toplum içine çıktığımda daha fazla fark edilir, arkamı kollar oldum. Özellikle eşimin başörtülü olması zaman zaman dikkat çekiyordu veya bende böyle bir intiba uyanıyordu. ABD’deki Müslümanlar için hayat gittikçe zorlaşıyordu. Daha önceden alıştığımız ve tabii hakkımız kabul ettiğimiz bazı hürriyetlerin kıymetini daha iyi anlar olmuştuk. Bu “şüphe edilen” veya “istenmeyen kişiler” olma durumu lokantadaki servisten havalanandaki “profiling”e (Müslüman görünüşten veya isimden dolayı diğer yolculardan farklı muameleye tabii tutulma) hayatın her safhasında gösteriyordu kendisini. Arabamın dikiz aynasından asılı bir ayet-i kerime yazılı boncuklu küçük bir levha olması arabanın bir cisim ile çizilmesine sebebiyet vermiş olmalı idi. Cuma’ya gittiğimizde park yeri sıkıntısından dolayı cevre sokaklara her park edişimde ceza yer olmuştum, birçok başkaları gibi.

11 Eylül’den bir iki hafta sonra ilk kalp krizimi geçirdim ve sonra üçlü bypass ameliyatımı. Kısa sure sonra esim Harvard Üniversitesi’ne gitti mastır için ve yalnız kaldım bu zor dönemde. Politika ile özellikle de İslam-Batı iliksileri konusu ile yakından ilgilendiğim ve bu gerek Amerika’daki Müslüman cemaati gerek büyük İslam dünyasının sorunları ile bir aktivist olarak ilgilendiğim için, tabiatı ile trajedi sonrası iş ve sosyal hayatimin bütün veçheleri nasibini aldı bu histerik atmosferden. Oysa gerek iş yerimde gerek toplum hayatında birçok Müslüman’a göre oldukça rahat olmam gerekirdi. Hava alanlarında dahi profiling’den fazla nasibimi almamıştım; didik didik aranma, soyulma durumları olmamıştı. Zaman zaman bazı uzaktan laf atmalar, bana duyurararak Müslümanlar veya İslam hakkında ileri geri söz etmeler falan olmuştu, ama tanıdığım ve tanımadığım pek çok Müslüman’ın maruz kaldığı ev basmadan, terörist şüphesi ile içeri alınmaya kadar giden muameleyi göz önüne alarak buna şükretmeli idim.
Fakat hassas yapım ve kollektif politik tavırları kişiselleştirme eğilimim, beni paranoyak bir halet-i ruhiye içerisine soktu. Asansörde karsılaştığım bir kimse basını öbür tarafa çevirdiğinde veya lokantada iyi servis yapılmadığında “acaba Müslüman olduğumuzdan dolayı mı” sorusu şüphesine kapılıyordum. Kısacası, hayat ayni değildi, çok değişmişti. Bu beni daha fazla içeri kapanmışlığa ve müdafaa moduna itiyor ve inançlarım ve politik değerlendirmelerimi daha biliyordu.

Hastalığımdan dolayı birkaç ay işten uzak kaldım. Döndüğümde de ağzımın tadı kaçmıştı. Eskisi kadar rahat değildim. Daha önceki dört yıl üst üste ustun başarı plaketi almıştım ve o yıl da alsa idim, bulunduğum pozisyonda alınabilecek en yüksek başarı belgesi olan bronz madalyayı alacaktım; Ama işten epeyce soğuduğum için üretimim düştü ve madalyayı kaçırdım. Ondan sonra göstergeler hep aşağıyı gösterdi. Bir gün asansörde Yahudi olduğunu bildiğim ve eşcinsel olduğu herkesçe bilinen bir vatandaş yanındaki üçüncü kişiye “İslam barış dini diyorlar; değil!” şeklinde başlayan bir tezviratta bulunduğunda çok ağır gelmişti bana. Sanki gerek onun gerek asansördeki diğer herkesin gözleri bana yönelmişti.

Kader ağını örüyordu. Bu süreç sonunda bir gün ofiste çalışırken radyoda duyduğum bir Yahudi muhabirin New York’ta Müslümanların bir yürüyüşünden bahsederken “bunlar beşinci kol. İçimizdeki düşman” mealinde ifadeler kullanması ile benim için sonun başlangıcına ulaştı. Çoğu zaman yaptığım gibi gene ofisteki e-posta ile radyo istasyonuna bir dinleyici e-postası döşendim. Muhabirin nesnellikten yoksun olduğunu ifade etmekle kalmadım Yahudiler için hoş olmayan ifadeler de kullandım. Daha önce İslam, Müslümanlar, Türkiye, Türkleri ilgilendiren pek çok konularda, çeşitli medya kuruluşlarına, politikacılara, STK’lara gerek e-posta gerek telefon yoluyla protesto veya desteğimi yüzlerce defa ifade etmiştim, katılımcı demokraside kişisel hak telakki ettiğim ve bunlarla bir değişikliğin parçası olduğuma inandığım için. Bu benim için bir çeşit oy kullanmak idi. Yahudilerin Batı toplumlarında elde ettiği olağanüstü gücün en önemli araçlarından birinin bu metod ve arkasındaki “sen de sayılırsın” düşüncesi olduğunu biliyordum. Ama fazla ihtiyatsız davranmışım. Ofisteki e-posta adresimden çektiğim posta, “işgüzar” program yapımcısı tarafından, bir dinleyici protesto iletisine yapılmayan bir muameleye tabi tutuldu. Eski Kongre üyesi olan patronuma ulaştırıldı ve hakkımda soruşturma açıldı. Karar verici hanim da beni temsil eden avukat ta Yahudi idiler; özellikle öyle seçmiştim avukatı. Sonuçta bir hafta işten uzaklaştırma ile “kurtuldum” ama yönetim gözünde de mimlenmiştim. Olay muhtemelen gizli veya gizli sicilime de geçmişti.
Bu sonraki dönem daha çekilmez yaptı benim için. Eşimle yaşadığım ve sonunda ayrılmakla noktalanacak ailevi problemler, iş yerindeki bu stresler, kötüleşen sağlık durumu ve yukarda bahsettiğim ABD’deki İslamofobi histerisini kişiselleştirmem sonuçta kaldırabileceğimden fazla geldi ve ani bir kararla işi bıraktım ve kısa sure sonra yurda döndüm.

YARIN: 11 Eylül, öncesi ve sonrası

16 Yorum »

  1. Bekir Bey,
    Yazinin devamini dort gozle bekliyorum.
    Dediginiz gibi 11 Eylul’den sonra hersey yavas yavas ama cok degisti. Olayin gerceklestigi sirada bir restaurantta calisiyordum ve Muslumanlara kufurler havada ucusmaya baslamisti. Ben de bir noktadan sonra dayanamayarak ayni dille kendilerine saldirinca Manager araya girmis ve konuyu kapamisti. Yahudi idi ama destegini sonra da surdurdu.
    Bir de evin telefonu eskiden sans eseri Muhammed diye bir Arap’a aitmis. Ve telefon rehbere kayitli imis. Ondan dolayi da cok fazla tehdit telefonu aldik.
    Yarinki yazinizi dort gozle bekliyorum…

    Yorum�Yorumlar yazan: fatih demir — Eylül 11, 2006 @ 9:17 pm

  2. Ağabey, ben de devamını dörtgözle bekliyorum.

    Süreci bizzat yaşayanlardan bunu dinlemek çok önemli benim için..

    saygılar.

    Yorum�Yorumlar yazan: Suat Öztürk — Eylül 12, 2006 @ 1:02 am

  3. Sevgili Bekir bey merhabalar,
    Öncelikle geçirmiş olduğunuz kalp krizine çok üzüldüm, lütfen kendinize dikkat edin ki Allah bir dahasından korusun sizi..

    11 eylül sonrası Amerika sı için, benim de ablam-eniştem sizinle aynı şeyleri söylüyorlar..
    Onlar döndüler ama görüştükleri arkadaşları eskisi gibi rahat değillermiş..

    Ben de gitmeyi zerre kadar istemiyorum artık..

    Bundan sonraki hayatınız için huzur,sağlık ve mutluluklar diliyorum..
    sevgi ve saygılarımla

    Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Eylül 12, 2006 @ 2:57 am

  4. sevgili bekir bey,
    artık sağlığınıza dikkat edin ve daha pozitif olmaya çalışın. geri kalan her şey ikinci planda. her gün yürüyüş yapmanız, siyah çay ya da kahve yerine yeşil çay içmeniz, balık tüketmeniz ve her şeyden önce huzurlu olmanız gerek.

    zardaki bütün kötü olasılıkları elemişsiniz, geriye hep iyiler kalmış:) insanın kendi ülkesi gibisi yok gerçekten de. memleket de daha iyi olacaksınız… her şeyin daha güzel olacağına inanmalısınız.

    kendinize çok iyi bakın lütfen.

    sevgilerimle.

    Yorum�Yorumlar yazan: endişeliperi — Eylül 12, 2006 @ 4:17 pm

  5. bu arada benim orada yine gereğinden uzun bir yanıt verdim size:))

    Yorum�Yorumlar yazan: endişeliperi — Eylül 12, 2006 @ 4:21 pm

  6. Bekir Abi sen de Metin abi gibi yarin yaziyorumlarla bizi kandiracan mi yoksa?? :) ))
    Walla dort gozle bekliyorum abicim…
    Hurmetler..

    Yorum�Yorumlar yazan: fatih demir — Eylül 12, 2006 @ 7:21 pm

  7. Selamlar,
    Yazinizi okurken ben de çok üzüldüm Bekir Bey. Çok sarsıcı, yıpratıcı bir zaman yaşamışsınız. Çok geçmiş olsun. Allah bir daha gostermesin. Lütfen siz de kendinize dikkat edin, kalbinizi yormayin. Insallah bir daha öyle üzücü olaylar yaşamazsınız. Allah 11 Eylül’ün kötü etkilerine maruz kalan herkese yardım etsin.

    Ben de bir sonraki yazinizi merakla bekliyorum. Meseleyi birinci ağızdan dinlemek çok farklı.

    Selam ve sevgilerimle,

    Yorum�Yorumlar yazan: Esra — Eylül 12, 2006 @ 11:04 pm

  8. Sevgili Bekir Bey,

    Ahalinin iyi dileklerini ben de aynen tekrar ediyorum sizin için. Lütfen sağlığınıza özen gösterin. Yoks benim gibi birçok sorunla birden boğuşmak zorunda kalırsınız ki, bu da hiç hoş değil doğrusu.

    Ben de merakla bekliyorum yazının devamını. Fatih Konstantin Bey’e de -yalancı çobanlığımı hatırlattığı için- teessüflerimi bildiriyorum buradan!

    Yorum�Yorumlar yazan: metin-thePoor — Eylül 13, 2006 @ 12:03 am

  9. Metin Bey abicim,
    Bu yeni bir trend ve bu trendin kurucusu sizsiniz. Isminizi zikretmesem ayip olurdu diye seettim :) )

    Yorum�Yorumlar yazan: fatih demir — Eylül 13, 2006 @ 12:57 am

  10. Fatih Bey,

    Demek kine ben de bir “trendsetter”ım! Heh heh!

    Yorum�Yorumlar yazan: metin-thePoor — Eylül 13, 2006 @ 1:36 am

  11. Sizi ilk defa okusam da yasadiklariniza uzuldum. Ozellikle ayni donemde Washington’da bulunmak sizi biraz daha iyi anlamami sagladi, benzeri bir muameleye havaalanlari haric pek maruz kalmadiysam da.
    Diger yandan, gecici donemler ve bircok istisna haric, insanin yeri yurdu gibi geliyor bana. Niye daha fazlasini isteyerek boyle insancilliktan uzak bir yerde yasamaya calisiliyor ki? O zaman da boyle bir muameleyi sanki kabullenilmis oluyor. Bunlari soylerken haddimi asmaktan korkarim. Ve benim de bircok arkadasim var, TR’de iyi veya normal duzeyde bir geliri olamayacak, aile gecindiremeyecek, o yuzden Amerika’da olan. Benzeri celiskileri ben de yasiyorum, bir dereceye kadar; ve o yuzden bu kesinlikle yargilama degil, teorik bir dusunce.

    Bir kucuk nokta da, asansorde caninizi sikan Yahudi’nin escinsel oldugunu belirtmeniz gereksizden ote yaftayi yapistirmak olmus. Size yapildigi icin cok cektiginiz sey yani. (Oradaki altmetin, siz ozellikle kastetmediyseniz de escinsel olmasinin ona kotu ozellikler yukledigini anlatiyor).

    Bunlarin yanisira, dilerim sonraki yillarda hayatinizi yolunuza koymus, saglik sorunlarinizi asmissinizdir. Hersey bir yana, kalp krizi ve bircok sorun geride kalmis ve bunlar ulkenize kavusmanizi saglamis diye iyimser de bakilabilir belki.

    Yorum�Yorumlar yazan: arsene — Eylül 13, 2006 @ 2:32 am

  12. Sn Arsene,

    Akl-i selim, nesnel yorumunuz icin, ve sahisi hassasiyetiniz icin tesekkurler.

    ABD’ye veya Bati’ya gitme konusunda da genel olarak idealist duygularinizi paylasiyorum. Bu baslibasina bir yazi hatta kitap konusu olcak genislikte oldukca da netameli bir mevzuu. Sadece benim gittigim zamanki (1979) ABD’ye yuksek lisans icin gitme, orada kalmanin manasinin bugunkunden epeyce farkli oldugunu not edeyim simdilik. Belki ilrde bu konuda bir yaz yazarim kimbilir.

    Asansordeki kisinin “escinselligini bahsetnmeye gerek yoktu” dusuncenizde de verdigim bilgiye dayanarak haklisiniz. Basta da soyledigim gibi aslinda niyetim sadece 11 Eylul’un politik tahlili idi. Fakat ben o kadar planli, stratejik hareket edebilen biri olmadigim icin, once kendi halet-i ruhiyemden birkac satirla bahsedeyim derken, mesele duygularimin hakim oldug bir kisisel hikayeye donustu, niyetim hilafina. Bu kisi ile ilgili bilgilerim, tecrubelerim yansittigimdan ibaret degildi; fakat farkindalik geregi benim ABD’de fazla guclu olduklarini dusundugum escinseller ve Yahudiler hakkinda bazi yargilarimin duygularimi etkiledigini kabul ediyorum.

    Ilginizin devamini dilerim.

    Sevgili dostlar,

    Hikayeme ve ozellikle sagligima hassasiyetiniz ve guzel dilek, tavsiyeleriniz icin tesekkurler. Ah, yapmak ta bilmek kadar kolay olsa!

    AZZ SONRA aslinda medyamizda hakim olan bir reklam oyunu degildi, gercek bir niyet idi. Ama Sn. Arsene’e de soyledigim gibi ben herseyi planli programli yapan biri degilim; aslinda bana birsey yaptirmamanin en guzel yolu onu “GOREV” ilan etmektir! :) Ilham perilerinin, cinlerinin ne zaman gelecegini bilmedigim gibi bazen ne dediklerin de anlamam, ve cogu zamanda soylediklerini kelimelere dokemem; hepsi birden konusurlar cogu zaman. Go fugure!

    Neyse soz verdigim tahlil AZZ SONRA bu sinemada! Bu defa “yalanci coban” a inanin, Allah’tan bir mani cikmaz ise! Yalniz UYARI: Periler ve cinlerim biraz fazla sey soylediler bu defa. Dolayisi ile iki parca olacak.

    Yorum�Yorumlar yazan: bekirlyildirim — Eylül 13, 2006 @ 11:50 am

  13. Sevgili Bekir Bey,

    “Aslinda bana birsey yaptirmamanin en guzel yolu onu “GOREV” ilan etmektir!” demişsiniz. Aslında bu tam benim cümlemdi! Bir türlü formüle edip de dile getiremedim nedense! Bazen insanın nutku tutuluyor.

    Sevgili Konstantin Bey ve diğer dostlar,

    İşte budur gerçek! Söz vermek, bir nevi kendini görevlendirmek oluyor ve gerisi, Bekir Bey’in ifadesinde saklı. Yalancı çobanlığımı da böylece rasyonalize etmiş oldum, hadi hayırlısı! Teşekkür ederim Bekir Bey.

    Yorum�Yorumlar yazan: metin-thePoor — Eylül 13, 2006 @ 11:56 am

  14. [...] 11 Eylul ve ben: Bir kisisel degerlendirme « Bir Münzevî’nin Notlarından… Kategori: Guncel-Politik, sosyal, kulturel, Insan Haklari, Amerika — Bekir L. Yildirim @ 11:22 am 11 Eylul ve ben: Bir kisisel degerlendirme « Bir Münzevî’nin Notlarından… [...]

    Pingback yazan: 11 Eylul ve ben: Bir kisisel degerlendirme « Bir Münzevî’nin Notlarından… « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Eylül 10, 2007 @ 11:22 am

  15. Haha, evet, benim için de aynısı. Ben de görev bilidğim şeyleri genelde yapamıyorum, çünkü gözümde büyütüyorum onları, endişeleniyorum. Ben de bu yüzden kendime çalışma programı yapmaktan hep çekiniyorum. Ama ondan sonra işler iyice sarpa sarıyor yahu. Yarın öbürgün ben de kalb hastası olurum böyle ertelemecilik yapmaya devam edersem. Son günde sınavlara çalış, yolculuğa hazırlan, böylece stres çok artıyor. :(

    Bekir Bey Hocam, umarım şimdi iyisinizdir. Allah size sıhhat, afiyet ve dünya ve ahiret selâmeti nasib etsin.

    Yorum�Yorumlar yazan: Mustafâ Râvî — Eylül 12, 2009 @ 2:56 am

  16. Amin, ecmain. Allah’a şükür.

    İyi, sandığım kadar “münzevi” değilmişim demek.

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Eylül 12, 2009 @ 7:46 am


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.