Bir Münzevî’nin Notlarından…

Eylül 30, 2006

Spor ve inanç hürriyeti: Yahudi Balili, Müslüman Olajuwon ve laik Hakan Şükür

bali.jpg Önce hiçbir futbol takımının fanatik taraftarı olmadığımı, çocukluk yıllarımı geçirdiğim şehir Sivas’ın takımını, rakiplerine ve genelde Anadolu takımlarını üç büyüklere tercih ettiğimi ve   Galatasaray’ın Liverpool önündeki futbolunu beğendiğimi söyleyeyim. Bunun dışında her Türk takımını yabancılara karsı tercih ederim.  Bu yılki takımların Avrupa kupalarında  genellikle iyi performanslar sergilediklerini Trabzon ve Kayseri’nin iyi futbollarına rağmen büyük ölçüde şanssızlıkla elenmelerine üzüldüğümü de ifade edeyim, aşağıdaki yazacaklarımın herhangi bir takım muhibliği ile alakalı olmadığını vurgulamak için. ABD’deki yılarımda NBA izler ve Houston Rockets’i tutardım gene fazla hararetli olmasa da; özellikle de uzun yıllar Texas’ta yasadığım ve çok sevdiğim Hakeem Ollajuwon orda oynadığı için. 

Simdi sadede gelebiliriz. Önce Haber: 

“Türkiye Futbol Federasyonu böyle bir başvurunun olmadığını ifade ederken, Sivasspor Basın Sözcüsü Fikret Ünsal federasyonun Balili için tarih değiştirdiğini söyledi. Ünsal, maçın Yom Kippur gününe denk geldiği için Sivasspor Genel Müdürü Cafer Kaplan”ın bu maçın bir gün öne alınması için federasyona müracaat ettiğini ve kabul edildiğini ifade etti. Bu olayın örnek bir davranış olduğunu vurgulayan Ünsal, “Kimse merak etmesin; cumhuriyetin temellerine hiçbir şey olmaz. Acizane yapılmış bir başvurudur.” dedi.

Olajuwon'a 'teröre destek' suçlamasıÖte yandan Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de Balili konusunu araştıracağını ifade ederek, “Eğer böyle bir düzenleme yapılmışsa, Müslüman futbolcular da böyle bir talepte bulunma hakkına sahip olur.”" yorumunu yaptı.” (Zaman) 

Evet Haber bu idi. ABD’deki yillarimdan, ve bu mevzuda Avrupa Ulkeleri’ndeki uygulama hakkinda bildiklerimden Balili için bas vurulmasinin oralardaki uygulama bakimindan cok normal olduğunu soyleyeyim. Hemen her Bati Ülkesi’nde Yahudilerin Cumartesi veya , kutsal günlerinde is yapmama, spor yapmama, sınava girmeme  gibi istek ve beklentilerinin hemen her durumda karşılandığını on bilgi olarak not edelim. Hatta “bir kişi için ikinci bir imtihan yapmanın zorluğu, yapılan işlerin hassasiyeti” gibi nedenlerle bu isteği karşılayamayan kuruluşların aleyhine sonuçlanmış tazminatları da içeren pek cok mahkeme kararları da mevcuttur, Batı’da  AIHM dahil! 

Eh Türkiye de laik bir hukuk devleti olduğuna göre bunda fazla şaşılacak bir şey olmaması lazım ilkesel olarak bakıldığında.  Ama “Türkiye’nin özel şartları” burada da sahneye çıkıyor ve mevzuyu devletin üst kademelerinden, laikçi, demokrat,  Islami köse yazarlarına kadar çoklarının  gündem maddesi yapabiliyor. 

Balili mevzuunda  Sivas’li kaynaklardan  edindiğim bilgiler aslında Balili’nin dini günlerinde futbola oynamama isteğini Türkiye’de futbol oynadigi her kulüpte yaptığı ve takımların bu isteğinin federasyon tarafından yerine getirildiği anlaşılıyor.  Akla gelen sorular: Sivasspor başkan yardımcısı “örnek bir davranış oldu, Cumhuriyet’in temellerine bir şey olmaz” demiş ama kazın ayağı başka. Mevzu Yom Kippur değil Ramazan! Bizim laikçilerimizi rahatsız eden Yahudi’nin dini hürriyetini kullanması  değil ki. Bu konuda ne kadar toleranslı olduğumuz  istavroz çıkaran oyunculara, Fener’in  10 Milyon dolara(?)  Sırp oyuncu getirmesinden, Sivas gibi dindar bir şehrin bir Yahudi oyuncuyu bağrına basması, onun için kulübünün Federasyon’a müracaat etmesinden biliyoruz.  “irticacılar” Yahudi değil ki,  Müslüman. Bu haber ortaya yayıldığında oruç tutmak isteyen, efendim maç ve idman saatleri  saati iftara göre, hatta teravihi de hesaba katarak  ayarlansın diyenler,  çıkarsa ne olur laik Cumhuriyetin hali? 

Bu sorular devrim muhafızlarının da aklına gelmiş, yada getirilmiş  olacak ki hemen Futbol Federasyonu “yok canim biz onun için değiştirmedik, yapılmış resmi müracaatta yok zaten; Sivas’ın maçları hep Pazar’a geliyordu..kararı önceden vermiştik ” vb turu alışık olduğumuz “cevir kazı yanmasın”  PR faaliyetine giriştiler. Türkiye’de yasayanlar herhalde TFF’nun bu gayretinin sadece kendi inisiyatifi ile olup olmadığına da karar verirler. Benim düşüncem: Mutlaka yüksek yerlerden emir geldi. 

Bu olay Türkiye’de  laiklik Demokles’in kılıcının daha nerelere asılmaya kadir olduğu konusunda bilgilendiricidir sanıyorum.  Daha önemlisi pek cok Müslüman’ın iddia ettiği laiklik kavramının sadece Müslümanların dini özgürlüklerini, birey ve topluluk haklarını kısıtlamak için aracsallastrildigi tezini kanıtlamak için bir örnek daha sunuyor. özellikle mevzunun arka planına göz attığımızda buradaki cifte standardın bir istisna değil kural olduğunu görürüz. 

Ramazan başladığından beri, mutat “oruçlu olarak spor yapmanın fizyolojik zararları, profesyonel etik acisdindan yanlisligi,  dini muafiyet olduğu  olmadığı, kulüplerin  buna izin verip vermediği, hangi hocanın izin verdiği gibi konular gene bas gündem maddeleri arasında idi.  Fizyoloji profesöründen, ilahiyatçısına kadar herkes neden sporcunun için oruç tutmasının yanlış olduğunu anlatırken bazı  spor kanallarında mülakatçılar gerek kulüp yöneticilerine gerek eski veya şimdiki sporculara kimlerin oruç tuttuğu, izin verilip verilmediği, oruç-performans bağlantısı gibi konularında sorular yönelttiler. Benim özellikle dikkatimi çeken TV’deki sunucu bayan’ın telefonda bir Galatasaray yöneticisi’ne “oruç izni var mi” yada “oruç tutan var mi” mealindeki sorusuna “zaten bu konuda karar almıştık; oruç tutan futbolcumuz yok” cevabi alması  idi. Oysa birkaç gün önce gazetelerde “Gerets’ten sınırlı oruç izni ” haberini okumuştum. Buna göre sadece Gerets maç günü ve önceki gün hariç futbolcuları bu konuda serbest bırakıyordu. Benzeri bir politikayı eski Beşiktaş çalıştırıcısı Del Bosque’nin de uyguladığını okumuştum. Ama öyle görülüyor ki “emir demiri keser” imiş ve laiklik hassasiyeti Avrupalı hocalardan yüksek olan  kulüp yönetimi ağırlığını koymuş bu mevzuda da. 

Bu durum ister istemez aklıma Fethi Bey’in İzlenimler sitesinde o kendine özgü,  zengin mizah üslubu ile ele aldığı “laik Galatasaray”  ve “hangi takım daha Atatürkçü” mevzulu yazılarını getirdi. Fethi Bey, amiral gemisi’nden Ozdemir İnce’nin “Fetullahci” olduğundan şüphelenilen, hatta Fetullah Hoca ile görüştüğü istihbaratı kendisine ulaştırılan  Hakan Şükür’ün Laik Galatasaray’dan atılması gerektiğini anlattığı yazıya referans yapıyordu. O yazıyı ben de okumuştum ama Fethi Bey’in mizah kabiliyetine haiz olmadığım için yazı konusu yapmamıştım. 

Biz mümkün mertebe ciddi takılalım mevzua. Ozdemir İnce’nin “kimsenin tarikatçı falan olmasına” itirazı yokmuş ama Galatasaraylılık ile tarikatçılık uyuşmaz imiş. Problemlerden biri bu. 

Sayın düşünürümüzün diğer problemi ise Anayasa’dan kaynaklanıyor. Anayasanın laikliği tanımla (ma) yan 24. maddesi de ihlal ediliyormuş Sn. İnce’ye göre Hakan Şükür tarafından. Yazının gerisine baktım Hakan Şükür hangi devlet gorevini ifa ederken 24. maddede bahsi gecen  “din islerini devlet islerine karıştırmış” diye ama bulamadım bağlantıyı. Bulan varsa beri gelsin. 

Taife-i Laicus’un pitbull’larindan İnce, gene mutat olduk üzre, su adam sun yapamaz, laik Türkiye’de falan derken hemen hiçbir zaman hangi ölçütlerle bu yargılara vardığını bildirmiyor. Bu alışılageldik tavır kimseyi şaşırtmamıştır. Laikliği İslam’la savaş olarak algılayan uygulayan laikçiler  “güç caiz kılar” ve “biz ne dersek odur” ilkeleri  dışında  ne mantıki, ne ahlaki, ne kanuni açılım, vermek gereği duyarlar bu tur ucubeliklere. Niye duysunlar ki? İnce “Aytaç Kılınç adli kariyeri iftiharlarla dolu bir anaokulu öğretmenin sen dışarıda başını örtsen dahi çocuklara kotu örnek oluyorsun bana göre, ve bundan dolayı da mudur olamazsın” diyen yüksek yargının ülkesinin rejim borazanı; açıklama gereksinimi olmadığını gayet iyi biliyor.  Bu zorba düzenin “aydınına”  yaptığı en büyük kötülüklerden  biri de bu zihin tahribatıdır.  Karşısındakini fikir ile alt etme ihtiyacı  duymadığı için, sadece sloganlar, aşağılamalar işi gördüğü için,  beyinlerinin muhakeme üreten nöronlar ölür zamanla kullanılmamaktan. Farklı fikir  üzerinde muhakemeye zorlanmadıkları için “laikçi entellektüel”  bir “oxymoron” (tezatların tevhidi)  haline gelmiştir. Birileri bu ne çapsızlık, bu ne lümpenlik, bu ne faşistlik diyecektir ama o birileri “marjinallerdir”.  Ne Aydın Doğan ne de geminin kaptanıdır; kim takar birkaç “dinci” ile “liboşu”? 

Spor ve dini hurriyetler 

Aslında sporun özel olarak muteala edilmesi için hiçbir sebep yoktur.   İnsan hakları  ve hukuk zaviyesinden bakıldığında bir futbolcunun kulübü ile ilksisi profesyonelse isçi-işveren, amatör ise bir dernek üyesi-dernek ilişkisidir esasen. Bir profesyonel sporcunun kulübü ile sözleşmesinde   “bu para karşılığında insan haklarımdan feragat ediyorum” diye bir madde bulunmaz , bulunursa bu evrensel hukuk nosyonuna da insan hakları beyannamesine de UEFA,  FIFA kuralarına da aykırı olur. “Bundan böyle ben kulübün maliyim” da demiyor. Demokratik ülkelerde devlet  veya işveren birey haklarını elden alma  yetkisine haiz değildir. Ancak hukuk yolu ile, örneğin mahkumiyet ve yapılan görevin gereksinimleri bazı bireysel hürriyetlerden feragat veya kaybedilmesi söz konusu olabilir.  İbadet  hürriyeti bırakın sporcuyu,  ağır suçlardan hüküm giymiş mahpuslar için dahi uygulanamaz, insanlar devletin mali olmadıkları için.  Hatta Bati ülkelerinde hapishane yönetimleri mahkumların dini ihtiyacını karşılamak için din adamları atar veya dışardan din görevlileri ile ziyareti mümkün kılar. Bana ne senin devletinin laikliğinden?  Ben top oynuyorum senin için, o kadar!  Top oynama karsilginda ben diger insanlar için var olan haklardan feragat edemem. İlke  budur. Ozdemir İnce aksini düşünüyor idi ise meşruiyetini temel insan hakları, kanunlar  bazında açıklamalı idi. 

Orucun Zararları, Ollajuwon, Anelka, Abdurrauf 

Yukarda da bahsettiğim gibi hemen her tarafta fotbolcularin oruç tutmasının performanslarına, sağlıklarına  ne kadar zarar verdiğini açıklayan proflar,  diyetisyenler, bilumum uzmanlar  gördükçe aklıma hep Ollajuwon ve 1995 NBA şampiyonluk serisi gelir. O  yılın şampiyonluk serisi New York Knicks ile Houston Rockets arasında oynanıyordu. Houston Rockets’in yıldızı ve kaptanı her zamanki gibi Ollajuwon idi.  Final maçını anlatan Bob Costas maç esnasında Hakeem’in oruçlu olarak gösterdiği olağanüstü  performansını öve öve bitiremiyor  , aç ve susuz iken gösterilen bu performansın çalıştırıcı  Rudy Tomjonowich dahil herkesin ne kadar takdir ettiğini, dini vecibelerini her halükarda yerine getirmeye çalışan bu insanin ahlaki değerlerine saygısını ifade ediyordu.   Neticede Houston şampiyonluğu Hakeem de MVP (Most valuable player –en değerli Oyuncu)  unvanını aldı. Özellikle basketbol gibi futbola kıyasla zaman bazında cok daha fazla enerji  ve su tüketilen bir sporda bizim YÖK’çü uzmanların verdiği bilgiler belirleyici olsa id. Hakem’in 10-15 dakikada sedye ile taşınması gerekirdi. Günümüzde Batı’da islamofobinin yükselişte olduğu atmosferde dahi  Hakem’in inancına sadakati, ahlaki bütünlüğü dost düşman herkes tarafından takdir  ile anılır.  Herhalde Türkiye’de oynasa idi bizim Fizyoloji profesörünün SKYTURK_TV’de ” maalesef baz İslam ülkelerinden gelen sporcular bizim sözümüzü dinlemeyip oruç tutmakta ısrar ediyorlar” dediği sınıfa girerdi. 

Hakeem için söylenenlerin bir kısmini  sonradan İslam’ı seçen, tanışma fırsatı bulduğum  Denver Nuggets yıldızı Abdurrauf için de duymuştum. Ve bizim Anleka’nin cuma’ya gitmek istemesinin de kendisinin Fener camiasına ısınamaması  sebeplerinden biri olduğunu da duymuştum  bir yerlerden; doğruluk derecesinden emin olmamakla birlikte. Dünya kupasında uçunculuk olan milli takımın  bazı üyelerinin cuma kılmak istemesinin bizim medyada yarattığı tepkileri  takip etmiş biri olarak, doğru değilse şaşırırım. 

Sonuç: 

1)      Galatasaray’ın veya diğer kulüplerin yöneticileri “laik” olsalar dahi iyi birer yönetici olarak bu kirli silahı takımlarına da sokmaları demokrasi kültürü bakimindan yüz kızartıcı olmanın ötesinde kotu “şirket veya dernek” idaresidir. Takımların gayeleri geniş seyirci, taraftar tabanına hitap etmektir. Takımları ideolojik organizasyon haline getirirseniz o ideolojilerin partileri durumuna düşersiniz. “kulübümüz laiktir” demek ve kulüp sitesinde  “Galatasaray Liseli ruhu” diye bol bol laiklik, seçkincilik atıflarında bulunmak “kotu idareciliktir” herselden önce. Milyonlarca taraftarı olan Galatasaray lise takımımı oldu? Hepimiz liseye gittik; gurur duyacak başka bir şeyi yokmu ki  Galatasaray’ın?   

2)      Oruç tutmak veya tutmamak oyuncunun kendi inancına veya derecesine göre yapacağı kişisel tercihtir. Ne kulüp yönetimi, ne çalıştırıcı sadece bunu sebep göstererek futbolcuya oyundan alıkoyması dahi insan hakki ihlalidir. İyi bir çalıştırıcı önce “kazan, kazan” formülü arar.. Hem takımın hem futbolcunun ihtiyacı nasıl karşılanır sorusunun cevabini arar iyi çalıştırıcı, iyi yönetici her yerde. Benim Washington’da çalıştığım yerdeki Federal Hükümet’e bağlı  işverenime 10-15 Müslüman gidip, “namazımızı mescitte kılmak istiyoruz” dediğimizde bize bir oda tahsis ederken İslam’a sempati  falan göstermiyordu. Sadece ihtiyaçları karşılanmış, mutlu bir çalışanın kendisine daha yararlı olacağı rasyoneli ile hareket ediyordu.  Bir takım yönetimi ancak futbolcunun birey hakkini ile kulübün menfaati çatıştığı zaman, ikisini bağdaştıracak formül bulunamadığında futbolcuya ikisi arasında tercih yapmasını ve bu tercihin sonucunu bildirir. Bir Yahudi, Cizvit veya Budist’in ’in, hatta Müslüman’ın  dini vecibelerini yerine getirmesi için büyük fedakarlıklar yapıldığının şayisiz örnekleri vardır.  “Biz laikiz, bu olmaz” denen ülke kalmamıştır dünyada. 

Balili olayı “ötekinin dini” lehine sergilenen cifte standart görüldüğü gibi Türkiye’de laiklik yada daha doğru terimle laikçilik sadece İslam’la savaş silahı haline geldiğini gözler önüne seren pek cok örneğin sonuncusudur.  Olay,  bu kendi insanına ait dini, kültürel değerleri küçük gören,  düzenin seçkinci muhafızlarının “ustun öteki” karsısında nasıl el-pençe-divan durduğunu, ona gösterdiği saygıyı kendi insanına gösteremediğinin ibret vesikasıdır.   Bunu yaratan yerli oryantalist psikoloji ülkemizde Islami değerlere, diğer İslam ülkelerine sedirinin bini bir para olduğu halde  Urfalı bir imamı Yahudiliğe hakaretten mahkum eden psikolojidir. 

3)      Laikçilerin artık  akıllarını baslarına alıp bu lümpen zorbalıktan vazgeçmeleri lazımdır. Mızrak çuvala sığmıyor. Zorbalıkla bu isi sonsuza kadar götüremezsiniz;  sular yukarı akmaz!

92 Yorum »

  1. Sevgili Bekir Bey, mızrak çuvala sığmadıkça çuvalı genişletmeye çalışıyorlar, öyle değil mi!

    Yorum yazan: metin-thePoor — Eylül 30, 2006 @ 5:52 pm

  2. Eline sağlık Ağabey, çok güzel bir eğerlendirme yapmışsın.

    Maalesef böyle garip bir ülkede yazşıyoruz. Öz vatanımızda parya muamelesi görmek herhalde böyle birşey..

    Aslında benzeri tüm konularda aynı şeyler yapılıyor. Epey oldu Finansbank’ın bir Yunan bankasına satışı gündeme geldiğinde Yunan bankasının ortağının kilise olduğu ortaya çımış ama malum medya bu konuyu es geçmişti. Bir bankanın ortağının kilise olmasında bir anormallikyok ama malum medyamız ülkemizdeki bir özel finans kurumuna ortak olan TDV’ye (Türkiye Diyanet Vakfı) zamanında “laiklik” feryatlarıyla epey yüklenmişti. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu denecek çok olay var bunun gibi..

    O günlerde kimselerin uğramadığı eski bloguma, bu Yunan bankası, kilise ve laiklik hakkında yazdığım bir yazıyı buraya alıntılamak istiyorum:

    —————

    Günlerdir medyada büyük bir alkışla gündemde tutulan Finansbank’ın NBG bankasına satılması olayının gözlerden kaçan (ya da kaçırılan) ilginç bir yönü var. Yunan NBG bankasının ortağı Yunan Ortodoks kilisesiymiş. Laiklik konusunda çok hassas olduğunu bildiğimiz bankacılık çevrelerinin NBG bankasının mülki yapısını görmezden gelmesi acaba ne ile açıklanabilir ? Bankanın yönetim kurulunun 2 üyesini kilise atıyormuş. Şimdi Finansbank’ın yönetimi de NBG yönetimine geçtiğine göre kilisenin atadığı yöneticilerinde aralarında bulunduğu kurul Finansbank’ ı da yönetecek demektir.

    Taha Kıvanç (Fehmi Koru) bugünkü yazısında bu konuya değiniyor ve Turgut Özal döneminde Faizsiz Finans Kurumlarının açılmasına izin verildiğinde ilk hizmete giren kurumlardan birinin , Türkiye Diyanet Vakfı’nı küçük ortak olarak almasının akabinde , laikçi güruh tarafından kopartılan fırtınaya ve neticeten TDV’ nın ortaklıktan çekilmesine dikkat çekiyor :

    “Hatırlar mısınız bilmem, 1984 sonrası, ANAP Hükümeti, faizsiz finans kurumları açılmasına izin verdiğinde, ilk kurulan kurumlardan biri, yanına, Türkiye Diyanet Vakfı’nı (TDV) küçük ortak olarak almıştı. O dönemde kopan ‘lâiklik’ eksenli gürültü sonucu bağımsız bir vakıf olan TDV mâlî sektörden çekilmek zorunda kalmıştı diye hatırlıyorum.

    Şimdi ise Yunan Ortodoks Kilisesi ülkemizin bir bankasını satın alıyor, muhtemelen bir papaz banka yönetim kurulunda söz sahibi hale geliyor ve bu bilgiyi ancak İngilizce çıkan bir gazetede okuyabiliyoruz. Medyada ise, yalnızca, NBG genel müdürü Takis Arapoglu’nun ağzından aktarılan, “Dedem Mardinliydi, eşimin ailesi İzmirli” muhabbeti… Lâiklik konusunda hassas bilinen tek bir kalem itiraz etmiyor satışa… Herkes mutlu, mesut, bahtiyar…

    Yoksa lâiklik çoktan elden gitti de benim haberim mi olmadı ?”

    Taha Kıvanç haklı olarak soruyor , gerçekten laiklik elden gitti mi ? Ve bende ekliyorum bu “ikiyüzlülüğün” sebebi acaba nedir ?

    ————-

    Birçok alanda bu böyle.. İstavroz çıkartan futbolcuyu görmeyen medyamız, dua eden bir futbolcuyu irticacı yapıyor.

    Bu iki yüzlülük gerçekten midemi bulandırıyor artık.

    Hürmetler ağabey..

    Yorum yazan: Suat Öztürk — Ekim 1, 2006 @ 7:47 am

  3. Bekir Bey,

    Hakim’i ben de o serilerde hararetle izlemiştim. Maalesef artık NBA’de büyük adamlar azaldı, ben de pek ilgilenmez oldum, bir sürü Avrupalı ve Latin Amerikalı dolmuş, yanılmıyorsam alan savunması da yapılıyor.

    Öte yandan, Hakim Olajuvan’ın oruç tutması onun bilinçsizliğini de gösteriyor. Türkiye’ye gelmiş olsa işin doğrusunu öğretirlerdi. “Laik olmayan biri insan da olamaz” özlü sözünü işitir işitmez tövbe eder, derhal fizyoloji profesörünün fetvasınca amel etmeye başlardı. Ne de olsa “Müslümanlığın en iyi yaşandığı ülke” Türkiye’den bir bilim dini adamının fetvası.

    Orası Amerika, birey özgürlüğü, fikre, inanca saygı gibi bölücü, yıkıcı laiklik karşıtı fikirlerin harman olduğu yer. Lütfen bu tür ülkelerdeki münferit yanlış uygulamalarla çağdaş cumhuriyetle yönetilen yerleri bir tutmayınız. Üstelik onlar zamanında Kızılderilileri kesmişti, bunu da unutmayın.

    FST

    Yorum yazan: İzlenimler — Ekim 1, 2006 @ 8:21 am

  4. Çok güzel bir yazı olmuş.
    Knz Hanım bu konuya takılmıştı buraya davet edeyim de okusun.

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 1, 2006 @ 9:35 am

  5. Tesekkurler dostlar.

    Suat Bey Kardesim,

    Yazdiklarinizla benim “buyuk resim” terime de destek cikmis oluyorsunuz. Evet ayni zihniyetin cirkin yanismalarini hayatin her safhasinda gormek mumkun. Benim samimi bir ateistle de problemim yok. Murat Belge gibi. Ama bu “laikiz” diyen asagilik yaratiklar Bati dinleri veya “ustiun irkin” dini soz kunusu oldugunda resmen “dinci” olduklari ortada.

    Fethi Bey,

    Laiklige karsi tehditleri tesbit ve bertaraf etme mevzundaki suurlu mucadelenizi ne kadar takdir ettigimi sizin mekanda da ifade emis idim muteaddit defalar. Hatta bu mevzu ile ilgili elime malzemeler gectiginde “bu Fethi Bey’in” diye es gectigim de vakidir. Sonradan bazilainin sizin aginiza takildigini gordugum de..Eminimki laikci cephe de yakinda sizi “yilin adami” odulu ile mukafatlandiracaktir; hatta kimbilir Cakaya icin “uygun isim” arayanlarin kisa listesinde de olabilirsiniz :)

    e-mine Hanim,

    KNz Hanim buyrsun ama yaninda bir de soylediklerini tercume edecek kisi lazim..Benim kafa basmiyor; soyledikleri bana Dadaizm denen siir turunu cagristiriyor..

    Metin Bey dostum,

    Artik mizraklarin sigdiracak cuval bulmakta da zorlaniyorlar gibi..

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 1, 2006 @ 10:42 am

  6. bekir bey,
    dün bir kitap karıştırdım, sizin ne çok hoşunuza gider: marc bekoff (bir bilişsel etolog) tarafından yazılmış; kitap yayınevi tarafından yayınlanan hoş eserlerden. marc, hayvanların da bizler gibi zengin kişisel yaşamları olduğu düşüncesini savunuyor. meslektaşları onu eksantrik olarak değerlendirse de, gözlemlerini bilimsel kanıtlara dayandırarak aktarıyor. bu kitapla isteği hayvanların bir takım öngörülebilir tepkilere programlanmış makineler olduğunu savlayan davranışçılık ekolüne karşı çıkarak, hayvanlara karşı daha sağduyulu bir yaklaşımın benimsenmesi. gözlemler çok keyifli aktarılmış.

    hararetle öneriyorum.

    sevgilerimizle,

    Yorum yazan: endişeliperi — Ekim 1, 2006 @ 11:11 am

  7. Bekir Bey oruç ve performans konusunda Knz Hanım’la konuşurken de bahsetmiştim, oruç tutan öğretmen arkadaşların bazılarında ben de performans kaybı görüyorum. Bir de sinirlilik falan. Ama bunu “kültürümüz de var diye tutuyoruz” diyenlerle orucu tam anlamıyla idrak etmediklerini düşündüğüm kişilerde izliyorum. Yoksa bunu herkes için genellemek yanlış olur. Ortaokulda öğretmenlerimiz kızardı bize de oruç tutuyoruz derslerimizi anlamıycaz falan diye. Burda şimdi geçmiş başarılarımdan bahsetmek istemiyorum ama :) hiç bir zaman oruç nedeniyle ne öğrenciyken ne de öğretmenliğim sırasında sıkıntı yaşadığımı hatırlamıyorum.

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 1, 2006 @ 11:18 am

  8. Peri Hanim, tevafuk oldu. Benim elimde de sizin bahsettigini konu biraz ilgili bir kose yazisi vardi onu sizin oray yapistirayimmi, oksa burda bir yazi konusumu yapsam ikilem icersindeyim birkac gundur. Neyse sizin yazlikta bahsederim.

    Emine Hanim,

    Walla ben ne ogrencilik yillarimda ne calisma yillarimda Rmazan’da performans dusmesini yasadim ne de baskalarinda gozledim; gozledigim birsey bircoklarimizin, kendim dahil fazla yiyerek kilo almasi. Isin tibbi yonune de girersek, bir o kadar uzman da bizim “fzyologlarin” kinin tersi icin bilgiler veriyor. Her ne ise yazidaki esas mevzuu bu degil tabii. KNZ’nin derdinin de “uzum yemek” oldugun sanmiyorum.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 1, 2006 @ 11:50 am

  9. allam ya :)

    e-mine peki siz neden kiliseyi, hristiyanları yahudileri taklit ediyorsunuz ?
    bankası olan klise var diye, bankası olan cami mi olsun ?
    o zaman niye iki din var ? madem aynı yanlış yoldan gidecektiniz.,

    ben ertuğrul özkök anlamam. ekibini de tanımam.

    ben size bakarım.

    üzüm bağını mahfetmişseniz sizi döverim :) ( kinaye, yukardaki satıra)

    ben o heberi şöyle düşünmüştüm. sporcu habaeri.

    AKP iktidar ya,
    Bu iktidar da din hassasiyeti taşıyor ya,
    federasyon yalakalık yapmak için, böyle bir halt yedi ( özür dilerim).
    yani gösterişte o da dini hassasiyetini sergiledi, sonra malum sizler başlayacaksınız ya, yhani a müslümanlar diye.,,

    aaa, hadi o zaman müslümanlara da ayrıcalık.
    biz de isteriz,
    hadi biz de musevi olalım.

    sodum ya akyol’da, israil devletin kendisinde, oruç günü hastanane mi kapatıyorlar ?hani bir acile düşün de görün inşallah diyeceğim, olmayacak.
    kraldan çok kralcılık.

    bi kere bizim dinimizde ibadet günlük hayatı aksatmaz.
    eğer aksatacaksan tutmazsın.
    yoksul doyumak mı,i ne yaparsan yaparsın.
    hayatı aksatamazsın.
    bu din böyle.
    beğenmiyorsanız başka din bulun :)

    biz tantana sevmeyiz.
    valla biz öyle gördük ailemizden,
    bir insana oruçlu musun demeye korkardık,
    usulca niyetli misin derdik ( sormak zorunda kalırsak ), uatna sıkıla.

    ben de sizin böyle bir mevzuda bu kadar çok yazmanızı anlamıyorum.
    kalp kabe karşı derler ya, üzülmeyin.

    Yorum yazan: knz — Ekim 1, 2006 @ 6:22 pm

  10. sevgili e-mine yazdıklarıma şunu da ilave etmeliyim; dediğin gibi çoğunluk için performans kaybı olmuyor o zaman ayrıcalığa da ihtiyacımız yoktur, sessiz sedasız orucumuzu tutar, sevdiklerimizle iftar yaparız. sorun nedir ?

    Yorum yazan: knz — Ekim 1, 2006 @ 6:35 pm

  11. Demedimmi size E-mine hanim Knz hanim gelirse tercumanini da yaninda getirsin diye? Simdi bundan bisey anliyan varsa benim kalin kafama girecek sekilde aciklasa..”boyle bir mevzuda bu kadar cok yazma” sorusunu anladim birtek, onun da kime oldug belli degil.

    Bana ise cevap: Zaman problemi KNZ hanim. Elimde fazla zaman var naapiyim?

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 1, 2006 @ 6:42 pm

  12. hepinize yazıyorum ya, bu site kim ? ev sahibi kim ?

    zamanınız bolsa da, musevi veya hristiyanlar gibi olmak için harcamayın.,

    onlar zaten var, siz başka olun.

    ben bir daha yazarım.
    yeterki siz isteyin.

    30 kere de yazarım, 130 kere de yazarım.

    bizim dinimize göre ibadet hayatı aksatmaz.

    israili sporcuya işgüzarlık yapmışlar, herhalde iktidara yaranmak isteyen bürokratlar yapmıştır diye tahmin ediyorum,
    o sporcunun kendi ülkesinde bile böyle şey yapamazlar. hayat durur mu birgün ? imkan var mı ? o zaman sporda niye dursun ? sporcunun bir operatörden ayrıcalığı ne ?

    saçma birşeye saçma deyin.
    o zaman onlar dinlerini baştan yorumlasınlar.
    ben ne bileyim, musevi dininin sorunlarıyla da uğraşamam doğrusu.

    mesele bundan ibaret.

    sizin dinizi ilgilendiren bir durum yok.

    baştan yazarım bekir abi anlaşılmadıysa.
    kırılmam, üüzlmam ben.
    denerim yeniden.
    ama kelime hataları için özür, .

    çok teşekür ederim; dada akımı, öyle mi :) akşamdan beri okuyorum :)
    duymuştum ama şimdi bakmak daha hoş geldi :)

    ben özgür kanezeyem.,
    bloggumu yapınca yazacağım ,.

    Yorum yazan: knz — Ekim 2, 2006 @ 6:13 am

  13. Bakin Knz Hanim,

    Bu yazida Islam ilmihali dersi yoktur. Hemen hicbir yazimda Islami mevzularda kedimi fetva mercii addederek konusmam. Oyle goruluyorki siz sadece Islam degilik Yahudilik konusunda da bu ehliyete sahipsiniz. Baskalarini bilmem ama ben hangi durumlarda oruc tutulmayabilecegini baska kaynaklardan ogrenirim.

    Yaziyi eger Evelyn Woods hizli okuma teknigi ile okmadi iseniz , muhtwevanin da basligindan anlasilacagi gibi spor ve inanc hurriyeti ile ilgili oldugunu gorurdunuz. Sizin, benim, kulu yonetimlerinin veya devletin Hakan Sukur Balili veya Olajuwon’a hangi dini vecibelerini nasil yerine getireceklerini dikte ettirme hakkimiz yoktur. Onlarin inanislarina saygi bunu gerektirir. OZGUR KANEZE bunu nasil anlayma. Ozgurluk sadec size ozgu bir hakmi?

    “bizim dinimze gore ibade hayati aksatmaz” demissiniz ve soyledighinizi desteklemeden gene evet Dadaizmi cagristiran bir uslup ile alakasiz Ak-Parti’ye atlamissiniz. Hayati aksatmak ne demek aciklasaydiniz anladik. Diger bir yerde ayni konuda top oynamakla hayati ameliyat yapmayi ayni kategoriye oymustunuz.

    Hayati aksatmadan da dini vecibelerin yerin getirilebileceginin rnekleri uzerine kurulu bu yazi. Olajowon’un oruclu olarak ciktigi malarda hem en degerli oyuncu unvanini almasi hem de spor anticilarindan, kulup yoneticilerine miyonlarin hayranligini toplamaindan siz “demekki oruc tutmalali” cikardi iseniz kusura bakmayin ama idrak kapsiteniz baglanms olsa gerek. Oruczsuzluk ta hayati aksatabilir.

    “o sporcunun kendi ulkesinde bile boyle yapamazlar; hayat dururmu bir gun” ise tamami ile evlere senlik cinsten iskembe-i kubradan atma. Siz hangi gazegende yasiyorsunuz? Evet hayat sizin deyiminizle DURUYOR Yahudiler icin bu kutsal gunlerde hatta Cumaretesilerde. Bu konuda size miyonlarca kaynak gosterebilirim. Ne diyorsunuz allaskiniza/ Simdi bu Balili izin mizin istemedi, Yahudiler boyle sey yapmazlarmi iyorsunuz? Birakin futbolcuyu ABD Baskan yardimcisi adayi Joseph Leberman Cumartesi gunleri kampanyadan el cekerdi. Bilgilerle konusun; arzularinizi , vehimlerinizi VERI yerin koymayin.

    “Federasyon Ak-Parti’ye yaranmak icin Balili’ye izin vermistir” gorusunuz gene insana sac bas yoldurtan mantik sergilior. AK-Parti’yi Yahudiler ele gecirdiler de haberimmi olmadi? Bu izinden AK-Parti’ye ne kar cikiyorki?

    Kisacasi KNZ Hanim, Ak-Parti’y de muslumani da taslmak icin eminim cook firsatlar bulacaksiniz, ama buradaki HIRSIZ , kendi insanina veremedigi saygiyi, kendinden ustun gordugu Hirstiyana, Yahudi’ye veren, “laikigi” sadece Islam ile savas halin getiren zihniyet sahipleridir. Sizce onun hicmi sucu yokta, byle kor alakalaerla onla haric herkesi sucluyorsunuz?

    Eger tekrar yazacaksanz onc yaziyi sonra bu yorum dikkatli olrak okuyup, dadaizm de uzak durmaniz sloganvari cumlelerinize mantiki destek sunmaniz ve “veri” lerinizi dunyadaki kaynaklardan almanizi tavsiye ederim.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 2, 2006 @ 8:32 am

  14. Bekir Bey,

    Allah da sizi güldürsün, e mi! Ve ayrıca yine aklımdan geçenleri okumuşsunuz:

    “KNz Hanim buyrsun ama yaninda bir de soylediklerini tercume edecek kisi lazim..Benim kafa basmiyor; soyledikleri bana Dadaizm denen siir turunu cagristiriyor..”

    (İnşallah Kenize Hanım’ın şimşeklerini üzerime çekmem şimdi… ;)

    Yorum yazan: metin-thePoor — Ekim 2, 2006 @ 9:20 am

  15. Peri Hanım,

    Bahsettiğiniz kitabın adını öğrenebilir miyim?

    Yorum yazan: metin-thePoor — Ekim 2, 2006 @ 9:20 am

  16. Tercuman olabilecegini dusundugum pek multilingual, ve de literati dostum Metin Bey dahi boole dedigine gore kalinkafaligim hussunda biraz daha iyi hissedebiliri kendimi herhal. :)

    Peri Hanim’a ayn soruyu ben de sormus idim kendisinin yazliginda. Bayagi ilginc!

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 2, 2006 @ 10:39 am

  17. Knz Hanım zaten aksatacağı zamanlarda e başka yolu da var onu yapın diyosunuz. Yani oruç tutacağına bilmem kaç kişiyi doyursun falan diyeceksiniz. Bir çok arkadaşım cuma namazına gidip “hayatı aksatmak” istiyor haberiniz var mı? Öbür tarafta( yanlış anlaşılmasın Akyol.org’dan bahsediyorum) da söylediğim gibi bu ülkede her yıl ramazan ve kurban bayramları yüzünden eğitim öğretim “aksıyor” Knz Hanım. Durun demek lazım di mi.. :)

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 2, 2006 @ 11:15 am

  18. Budur yegenim! Ama sitem etmeden de edemeyecegim: Daha onceleri neredeydiniz? :)

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 2, 2006 @ 11:19 am

  19. Sitemleriniz başım gözüm üstüne..:))

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 2, 2006 @ 12:28 pm

  20. kardeşim konuştuğunuz konu bir musevi bir gün oruç tutacak diye türkiyede maç iptal edilecek.

    tam bir yalakalık.

    yalakalık.

    bu yalakalığı kim yappmış ? spor federasyonu.

    iyi akp ‘nin haber yoksa öpüp başıma koyarım.

    tabi akp, iktidar herhalde böyle sudan mesele ile uğraşmadığı için
    soruşturma açmamışlardır.

    o musevi sporcu da dilencilik yapmış.
    hiç bir saygıyı haketmiyor.

    anlamıyorum neden maç iptal edilsin ?

    eğer o soprcu bir insansa, acil bölümünde çalışan doktor da insan.

    musevi doktor oruç tutsun diye amaliyathane mi kapatacaksınız.

    iki yüzlülük midemi bulandırıyor.

    açıkçası bu.

    ne farkı var ? doktorla, sporcunun.
    işini yapan iki insan.

    bana israilden o gün kapanan hastahanelerin listesini verin.
    lütfen.
    hangi ameliyatlar ertenmiş ?

    bu listeyi yazın.

    her taraf gösteriş.
    siz görmüyor musnuz ?

    metin the poor .
    sana bir şimşek.
    ne zaman kendine ait bir cümlen olacak da, seni tanımak fırsatım olacak .
    merak ediyorum.

    ben yaşamı savunurum arkadaşım,

    Yorum yazan: knz — Ekim 2, 2006 @ 7:49 pm

  21. Get a Yasam Knz Hanim!

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 2, 2006 @ 8:17 pm

  22. bekir bey, şimdi yukardaki cümleniz, israilde o gün kapalı olan hastanelerin listesini bulup getireceğim demek mi oluyor ?

    valla ben de anlamadım.

    tuturamadın e-mine ya, kurban ve şeker bayramlarımızla hayat hiç aksamaz. hatta ctesi ve pazar günlerinden daha az aksar.,
    asansörler çalışır, ambulanslar çalışır, sabahın beşinde çöp kamyonları dolaşır.,insanlar büyüklerine ziyarete gider., maçlar da aksamaz. çünkü maç iptal edilmez. takvim bellidir. bilirsin o gün ne var ne yok,.

    ilaki yük olacağım, ilaki ibadetimle külfet olacağım mı diyorsunuz. külfetli ve tantanalı ibadet devri başlıyor.

    hani koscoca şehir sivas,
    sen gel maç iptal et.
    iyi tamam.

    sadece israildeki hastahanelerin listesini göreyim, tamam.

    yok know.( son cümlem ingilizce olsun :)

    Yorum yazan: knz — Ekim 3, 2006 @ 5:07 am

  23. yok bir cümle daha yazacağım,
    hani pek dindarsınız madem, allah kabul etsin.

    o gün sivasta maç ömcesi çorap satmak üzere başka kasabadan gelen bir adam herşeyini hazır etti ama bütün planı aksadı.

    fedrasyonda bunu(bu olasılığı) düşüncecek dindar neden yok ?

    yok know.

    Yorum yazan: knz — Ekim 3, 2006 @ 5:23 am

  24. Yaw gidin KNz hanim, biraz idrak kapsitesini guclendirici haplar alin; siz neden bahsediyorsunuz manitu askina? Bakin obur ilmekte hayvanlar soz konusu oldugunda digerlerimizinkine benzer duygular ifade etmistiniz. Gidin biraz hayvan programlari izleyin TV’de, bir ormanda kuslarin civiltilarini, yada bir sahilde kiyiya vuran dalgalari dinleyin, bir camide , itiraziniz varsaTV’de iftar programlarindan ilhiler dinleyin. Iyi gelir ruhunuza. zihninize.

    Eminim siz “bak soruma cevap veremedi” diyorsunuz hala.. Ama bunu diyen sadece KNZ, problem burda. Bir dusunun , neden boyledir diye.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 3, 2006 @ 6:44 am

  25. Knz Hanım bu ülkede müslümanlar bayram yapsın diye başka din mensupları neden tatil yapmak zorunda neden okullar kapatılıyor neden eğitim-öğretim “aksatılıyor”. Bu tam size göre bir mevzu şimdi yan çizmişsiniz. Tutarlı olun lütfen. Bir şeyi savunuyorsanız doğru dürüst savunun. İsterseniz yukarıdan yukarıdan konuşmayalım, mesela Bekir Bey bu müslüman sporcu örneği gibi bize herhlde birçok örnek verebilir, onu dinleyelim. Am lütfen dinleyin. Reca ediyorum :)
    Bekir Bey Amerika’da yaşadığınız süre içerisinde insanların dini vecibelerini yerine getirebilmleri ile ilgili düzenlemeler hakkında bir kaç örnek verebilir misiniz? Museviler, hıristiyanlar veya müslümanlr farketmez. Ayrıca dini vecibelerin yaşanması yüzünden ayrıcalık tanınamayacak durumlarla ilgili bizzat yaşadığınız veya bildiğiniz gerçek hayat kesitlerini anlatabilir misiniz?
    Knz Hanım kelebek etkisi örneklemeniz de harika. Çorap satıcısı dinden çıkabilirdi değil mi insanların dini değerlerine saygı gösterildiği için?

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 3, 2006 @ 7:11 am

  26. “metin the poor .
    sana bir şimşek.
    ne zaman kendine ait bir cümlen olacak da, seni tanımak fırsatım olacak .
    merak ediyorum.”

    Salak sekreterlerin* tonlamasıyla “ay inaaaaanmıyorum!” diyorum! Olamaz! Kendimden iğrendirdiniz beni bir anda Kenize Hanım! Vallahi bugüne kadar nesir konuşmuşum da haberim olmamış!

    (*) Sekreterler Federasyonu’nun dikkatine:
    Bu ifademi, “saygıdeğer sekreter hanımlardan bazılarının” şeklinde anlayınız, beni uğraştırmayınız.

    Yorum yazan: metin-thePoor — Ekim 3, 2006 @ 8:28 am

  27. bu ne ya ? katliam mı var burada ?
    ne yapıyorsunuz siz ?
    sordunuz fikir söyledim.

    metin poor nihayet kendine ait bir cümle söylemiş.,
    siz ha babam başlık tüketin yazlığınızda,
    belli oluyor.
    bir konuyu 3 dizi takip etmediğinizden belli.

    niye iğrenecek kendinden , metin bey o hakklı, bu haklı diye yazıp duruyorsunuz.ilk defa sözlü iletişime geçtik., sorum normal.

    siz böyle olmaya devam edin, yakında o bayramlar da kalkar sayeniz de,.
    bunu başarırsınız,
    insan da şeker tadı bırakmazsınız.
    ifrattan tefride gitmek zorundasınız değil mi ?

    e- mine hanım,
    ekmek , ekmek.
    o çarap satan seyyar satıcı işini o güne göre ayarlamıştı,
    bir gün önceye göre değil.
    ajanda böyle keyfi değişitrilmez.
    siz yoksa mesleğinizi böyle mi yapıyorsunuz ?
    keyfince ajanda mı değiştirirsin ?

    fikrim budur ve söyledim.

    olmayan her olasılığı düşünceksin, hassas olacaksın, başkalarını düşüneceksin, acaba o gün ekmek evine götüren var mı diye soracaksın ?
    o gün için adam gitti toptancıdan malını aldı geldi ve ama satamadı, çünkü maç iptal olmuştu, kalabalık yoktu, şimdi ne olacak diyeceksin ?

    siz o hafıza haplarını alın şimdi, ömer adaleti falan okuyun.,

    ve şimdi sorun bakalım, federasyonda niye böyle dindar bir adam yok.

    evet soruya cevap alamadım., önemi yok dedim çıktım gittim.

    nerde israil de tatil olan hastahaneler listesi ?

    gidiyorum., cevap vermenize gerek yok.

    Yorum yazan: knz — Ekim 3, 2006 @ 4:13 pm

  28. E-mine Hanim,

    KNz hanima soz anlatmak deveye hendek atlatmaktam zor. Bahsettiginiz turden yuzlerce ornek var. Kendi hayatimdan iki ornegi vermistim (mescit ve supermarket zinciri) yazida ve KNZ’ye cevapta. Bir iki ornek daha ekleyeyim aklima gelen:

    Hemen her durumda okullarda Cumartesi sinav girmek istemeyen veya spor yapmak istemeyen ogrenci icin ayarlama yapilir alternaif sinav gunu, programi ona gore ayarlama gibi.

    Ucaklari, otelleri birakin bizim is yerindeki partilerde dahi “koser aletranitifI” sunlurdu. Bir defasinda Hyatt Regency adli bir otelde bir Yahudi grubun kongresi vardi. Otel onlara Koser yiyecek saglama sozu verdi; bnun icin ozel ascilar getirdi, kazanlari, bilmem neyi degistirdi; etleri farkli yerden aldi vs.

    Sonradan bu grup ne ise (saniyorum tuz ile ilgili idi emin degilim) bir seyi koser kurallarina gore yapmadigi icin Hyatt Regency’yi mahkemeye verdi ve yuklu bir tazminat kazandi.

    Neyse bunu siz KNZ icin istediginizi saniyorum ama goruldugu gibi “bir musluman ulkede bir Yahudi futbolcunun dini hurriyetine gosterilen sayginin muslumandan esirgenmesindeki iki yuzluluk, cifte standard” uzerine bir yazidan “israil’de kac daire, hastane kapatiliyor” “yakici sorusunu” cikaran idrak seviyesindeki birine laf anlatma kapasitem yok. Anlayana sivrisinek saz!

    Gecen diger bir yerde de “futbol oynamak ve ameliyat yapmayi” ayn telakki etmisti bu “ozgur ve yasamdan yana” hanim. Diyelinki ayni sey KNZ, , mevzu o degilki! Mevzu BU KARARIN BIREY HAKKI OLDUGU! Bu kadar zormu anlamak! Sizin “performansiniz” dusuyorsa tutmayin. Olajuwon’unki dusmemis tutmus; dussede tutarmis. Size ne? Ama goruldugu gibi bunun zihniniz bir faydasi olmamis! Bizde iftar saatinde hayat duruyormu? 10 Kasim’da hayat duruyormu ? Peki yilbasinda? Bu ne lumpence soru? Tabii hastaneler kapanmaz. Her durumda birileri nobetci olur, simdi hastahanede oruclu saglik personeli iftar saatinde herkesi olumem terk ediyor? Nobet tutuyorlar; ve Yahudilikte’de Islam da oldugu gibi izin vardir her vecibeden, bizim seferiligimiz, muafiyet hallerimiz gibi. Ben hicbir Yahudi’ye hicbir hahamin “futbol” veya spor izbni verdigin hatirlamiyorum. Hala Washington’da iken bir Yahudi universiresinde (saniyorum Yeshiva) iyi basket oynayan bir cocugu NBA’ye transefer konusulurken, “ama o Cumartesiletri oynamaz” problemi uzerinde fikir yurutuluyordu. “kac hastane kapandi” ile neyi anlatmaya calisiyorsunuz? Diyelimki hicbiri kapanmadi? NEyi isbatlar; iddianiz ne? Onlarda Yahudi yurttaslarin dahi dini hurriyetine saygi yokmu demek istiyorsunuz. Var ama kimse dini vecibelerini yerine getirmiyormu demek istiyorsunuz?

    Sizin icin ozet: Mevzuu,

    1) Laik bir ulkede devletin her din mensubunu esit muamele etmemesi,

    2) Bizdeki “oruc tutan futbol oynayamaz” yayagarasinin kasitli, yanlis bilgilendirme oldugu, bunun da “bize ozgu” YOK usulu sahte bilimselcilik oldugu,

    3) Bizdeki laikci yobazlarin aksine diger ulkelerde dini vecibesinden taviz vermeyen sporcuyu elestirmek soyle dursun saygi duyuldugu,

    4) oruc tutmali tutmamalimi mevzusunda ne Hakan Sukur ne baskasi bizden fikri sormadi, SIZDEN de. “OZGUR KNZ” OZGURLUK SADECE SIZIN MALINIZMI? Onlar karar beremezmi? Bu hak kime aittir, sizemi, kulubemi, devletemi, calistiriciyami?

    Ben de size Atilla Yayala’nin E. Ozkok’e yaptigi gibi ” size Ozgurluk dolu gunler dilerim”.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 3, 2006 @ 6:11 pm

  29. Kenize Hanım,

    “metin poor nihayet kendine ait bir cümle söylemiş.,”

    Bugüne kadar 300′e yakın yazı yazmışım kendi blogumda ve diğer bloglarda yaptığım yorumlar da üç dört bini bulmuştur sanırım. Ve siz bana yukarıdaki cümleyi sarfediyorsunuz. Kuzum siz dalga mı geçiyorsunuz, adam mı seçiyorsunuz?! Ayrıca adım “metin poor” değil, Metin.

    “siz ha babam başlık tüketin yazlığınızda,
    belli oluyor.
    bir konuyu 3 dizi takip etmediğinizden belli.”

    Bu nedir şimdi? Laf mıdır?

    “niye iğrenecek kendinden , metin bey o hakklı, bu haklı diye yazıp duruyorsunuz.ilk defa sözlü iletişime geçtik., sorum normal.”

    Yok yok, sizinle iletişime geçemedik! Değil iletişim, iletim bile yapamıyoruz.

    “siz böyle olmaya devam edin, yakında o bayramlar da kalkar sayeniz de,.
    bunu başarırsınız,
    insan da şeker tadı bırakmazsınız.
    ifrattan tefride gitmek zorundasınız değil mi ?”

    Bu, sanırım benimle ilgili değil.

    Neyse, netice olarak: Sizin sözlerinizden birşey anlıyorsam arap olayım. Bu benim yetersizliğim, kusura bakmayın. Daha doğrusu boşverin, siz bana bakmayın!

    Yorum yazan: metin-thePoor — Ekim 3, 2006 @ 7:14 pm

  30. Bekir ve Metin abilerim….
    Sorun kesinlikle sizde degil… Kendinize haksizlik etmeyin… Bence sizin kadar anlayisli ve yetenekli insan az bulunur su blog camiasinda.
    O yuzden kendiniz icin kullandiginiz olumsuz kelimeler icin koca bir “ESTAGFIRULLAH” diyorum…
    saygilar ve hurmetler…

    Yorum yazan: fatih demir — Ekim 3, 2006 @ 8:54 pm

  31. woody allen’ın br filmi vardı.

    radio days.

    amerikada ilk radyo evlere giriyor. yahudi ailesinde bir atrtışma radyonun düğmesini açmak bir iş mi ? radyo dinleme iş mi ?
    tartışmalr, bağrışmalar.

    sonra yine sizin gibi birinden okumuştum.
    bir gökdelen oteli.
    asansörler o gün kendi kendie her katta duruyor, kapalı açılıyor.
    bir daha duruyor kapı açılıyor.
    asansörün düğmesine basıp zemine doğrudan gidemiysunuz..
    20 defa kapı açılıp kaanıyor.
    niye miş ? yahud,i asansöre bindiğinde düğmeye basmak zorunda kalmasın.
    doğal olarak müsterilerden isyan edenler oluyor.
    herhalde iki ah, bir of da ben çekerdim.

    bir doktorlarla, bir futbolcu aynı insandır.
    elleri aynı, imanı aynı.
    kalpleri aynı.

    o yahudi oarada çalışıyorsa, bu yahudi de burada aynı sebeple çalışablir.
    yapılan işgüzarlık.

    bana hakaret eden cümleler yazınca nasıl haklı olduyorsunuz ?
    bizim dinimiz işbölümüne izin veriyor.
    bir kişi bayramda çalışmak için izin alabiliyorsa, herkes alabilir.
    futbolcu da insanlar külfet olmamak için doktorun yaptığını yapar.
    bir ülkenin ajandası neden değişsin ?

    örenk verdim, zerre kadar ilgilenmemiş.
    kalpsizlik bu.
    ben diyorum ki, seyyar satıcı belki o gün için yola çıkmıştı.
    bir satır yorum dahi yapmıyorsunuz.

    peki bu yahudi maça çıkarsa ne oluyor ?
    ben bunu anlamadım.

    oruçlu insan savaşa bile gidiyor.

    bu yahudi dindarın meselesi neden türkiyede ajanda değişmesine neden oluyor ?

    çıksın maça, veya izin istesin.
    bir futbolcu hayatında birçok kez izin ister.

    ilaki insanlar külfet olmak zorunda mı ?

    hakan şükür benim için mi oruç tutuyor, trübünler için mi tutuyor.
    kim karışır onun orucuna.
    onunla ilgili yazı ne şimdi ? ben oruçlu diye futbolcuyu nerde eleştirdim ?
    aklımı kaçırdım ben. Allah kabul etsin.
    kimi ne ilgilendirir ?
    Ne istiyorsunuz hakan şükür hakkında ??
    o da mı maç takvimi değişitrmek istiyor.
    tribünden amin diye mi bağıracağız.

    samimiyetsizlikten başka bir kapıya çıkmaz yazdıklarınız.

    insanlar zaten kendileri ufak tefek ayarlamalar yapıyor.

    ama siz 20 defa asansör kapısı açtırarak, ilaki külfet olarak dünyada
    ne din bırakacaksınız, ne iman., körle yatan şaşı kalkarmış.

    bando mızıka eşliğinde iman.

    Yorum yazan: knz — Ekim 3, 2006 @ 9:18 pm

  32. metin bey bundan sonra ilk kez hitap ettiğiniz birine selam dersiniz.
    iletişime kendinize ait cümle ile başlarsınız.
    bazen böyle aksamalar olur, dert etmeyin.

    Yorum yazan: knz — Ekim 3, 2006 @ 9:24 pm

  33. Bekir ve Metin abilerim….
    Sorun kesinlikle sizde degil… Kendinize haksizlik etmeyin… Bence sizin kadar anlayisli ve yetenekli insan az bulunur su blog camiasinda.
    O yuzden kendiniz icin kullandiginiz olumsuz kelimeler icin koca bir “ESTAGFIRULLAH” diyorum…

    Aynen katılıyorum..

    Yorum yazan: Suat Öztürk — Ekim 3, 2006 @ 10:17 pm

  34. Tesekkurler Fatih, Suat Bey kardeslerim. Zaten kelimelerini kifayetsiz kaldigi noktaya ulsmis vaziyetteydim.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 4, 2006 @ 4:09 am

  35. çok güzel kıyafetsizliğini anlamak iyidir.
    zorluklar yaşamın tesellisidir.

    son bir söz daha edip gideceğim zaten,

    anahtar keime “tahamül” değil./ akyol konuşmalrından.

    tahamül sınırlarını zorlayacak o noktaya gelmemek.
    tahamül sınırlarını zorlayacak noktaya geldiğinizde mevcut alanı da küçültüyorsunuz.

    Türkiyeden örenk vermeyecek, burası birçok yönden sorunlu bir ülke.
    Almanyada aynı şeyleri yaşıyorsunuz.

    annemin bir sözü vardır;

    insan sevilirken sevilmeli, sayılırken sayılmalı der.

    asansör düğmesini her katta kapısını açıp kapatacak bir uygulamanın yolu açığınızda zafer kazanmış olmazsınız.

    hiçbiriniz planlarını, değiştirien maç tarihine göre yapan seyyar satıcı ile ilgilenmedi.

    “ekmek” dedim ilgilenmediniz.

    bir insana karşı topluluk oluşturduğunuzda haklı olmazsınız.

    tek başınayım yine söylerim.

    e-mine ajanda değiştirmek böyle birşeydir.
    yetkili birin keyfiliği ile dğiştirldiğinde tahamül sınırlarını zorlar.
    sonra her katta açılan assörlerden etkilenmeye başlarsınız.

    haddim değil ama sizi uyarmış oldum.

    merak ettiğim birçok şey oldu ama sormayacağım.
    hakan sükür ne istiyor anlamış değilim.

    bir kere eski istanbul adabına göre, oruç tutmak denmez.
    niyetli olmak denir.

    insanlar oruç tutmaz, niyetlenir.
    kabul eden allah’tır.
    ve siz sadece bunu dilersiniz.

    söyledim bekir bey, zorluklar yaşamın tesellisi.
    kıyafetsiz kalmanız konusunda yapacağım tek şey, açık kapıdan gitmek olacak.

    arkamdan nezeketsiz bir kelime olmaması için ev sahibi olarak rica ediyorum.

    düşüncelerime katılmak zorunda değilsiniz., böyle bir beklentim hiç olmadı.

    Yorum yazan: knz — Ekim 4, 2006 @ 5:11 am

  36. fakat birşey daha, ben buraya akyoldan bu konuda tartışma var diye link ile geldim. Fakat aniden daldım, ve konuşur gibi yazdım., yeni bir yer olarak algılamadım.Ana sayfayı bile görmemiştim. Söylediklerimi o yüzden damdan düşer giibi geldi sanırım ahaliye, bu da benim kusurum. özür dilerim. ,

    Yorum yazan: knz — Ekim 4, 2006 @ 5:19 am

  37. Ben asansorden anlamam, petrolcuyum. Belliki biryerlerde asansor ust katlara cikmiyor. Estagfurullah efendim, kusur kabul etmek te erdemdir.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 4, 2006 @ 5:51 am

  38. rica ederim Bület Bey, burada planları akyasacak bir yoksul satıcının var olabileceğini örnekleyebilmek için yüzmilyon defa daha kusur kabul etmeye hazırım., kusur insan içindir.

    herşey için teşekkür ederim.

    Yorum yazan: knz — Ekim 5, 2006 @ 6:55 am

  39. metin bey ve knz diyaloğuna üzüldüm :(
    halbuki…
    neyse….
    ben susayım, büyüklerim konuşsun..

    sevgi ve saygılarımla..

    Yorum yazan: Ece — Ekim 5, 2006 @ 12:10 pm

  40. Est. Ece Hanim. Susmayin susarsaniz sira size gelir. Diyalogmu dediniz? Hmm, kacirmisim.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 5, 2006 @ 1:50 pm

  41. Est. Ece Hanim. Susmayin susarsaniz sira size gelir. Diyalogmu dediniz? Hmm, kacirmisim.

    :-)))
    Ben de..

    Yorum yazan: Suat Öztürk — Ekim 5, 2006 @ 4:46 pm

  42. insan çabaları bekir bey,

    değerli olan çabalarımızdır.

    Yorum yazan: knz — Ekim 7, 2006 @ 10:44 pm

  43. 10 kasım ve yılbaşları için , şeker bayramları için polemik konusu yapıldığı için söylüyorum.

    10 kasım hakkımda fikrimi sormadınız.

    şu mantık yürütme saçma, buna eskiler başka kaba tabir kullanırlar, bişey yarışına girmek saçma.

    bana fikrim sorulsaydı, 1o kasım için onu da söylerdim.

    ama sorulmadı ve tuhaf bir şeklilde kendi haklılığınıza kılıf uydurdunuz.

    e-mine hahım bu örnekle ilgili şimdi kendi yazdığınızı okuyun.
    bekir bey siz de.

    sizlerin saçmaldığını anlamak için tercümana ihtiyaç yok.
    kusura bakmayın.

    netice de 10 kasımın bir dakikalık saygı duruşunu sizin verdiğiniz örnekle “işgüzarlık” olarak karşılaştırısam, ikincisi senede bir gün ve bir dakika.

    neticede bu , mezarlık kültürü, ölüye saygı gibi terimler içinde alınacak bir konu., netice de ben kendi babam için de, eğer imkanım varsa anı töreni düzenlerim. babacığım şu saat şu vakit ölmüştü derim.
    bu herkesin kendisini ilgilendiren bir konu.
    hem de bu din ve vicdan özgürlüğü kapsamına da girmiyor.
    buna rağmenbu tür gösteriler benim tarzım değil.
    içinde samimiyetsizlik içeren ve insanları zorlamaya neden olabilecek birşey.

    sene de bir defa bir dakika sirenlerin çalmasını kendi açımdan tolere edebiliyorum. Netice de büyüklerim işgal alltında yaşamışlar, ben bunu yaşamadım. Onlar adına minnet olabilir diye tolere edebilirim.

    ama durmadan giderseniz, yolda giderken rahatsız oluyorsunuz, herkes atatürk düşmanı mı diyecek diye ? valla o baskıyı hissedip, hissetmemk sizin bileceğiniz birşey , ben o hesaplaşmada olmam ve kişisel yargılamaları da böyle durumlar üzerinden yapmam.

    yılbaşları dini kimliğini arka plana atarak, hatta tamamen atarak bu günü toplumlara dünyaya yayıldı. Taylant bile yılbaşı kutluyor.
    alışveriş günü, eğlence günü diye biliyorlar, öyle olmuş artık.
    pazar gününden farkı yok, yani daha yoğun eğlence dışında bir fark yok.

    şeker ve kurban bayramlarının örneğini dejenere etmek için mi verdiniz ?

    farkı anlatayım.

    siz okulda oruç tutuğunuz için bütün okul bayram yapmaz.
    ibadet toplu halde yapılsa bile, eylem kişiseldir.
    israilli sporcunun oruç tutması benim bayram yapmamı gerktirmiyor.
    beni ilgilendirmiyor.
    paylaştığım birşey olamaz.

    neticede size demek istediğim şey şu;
    yaşayan birini, herhangi birini, ibadet yapıyyor diye, dokulmaz hale getirmeye çalışıyorsunuz. ayrıcalıklı, saygı duyulmayı zorlayan birşeye neden oluyoruz.

    hem de vefat etmiş insanlar değil, verdiğiniz örnek gibi.

    burda üzerinde dokululmazlık yaratılmaya çalışan biri var.

    yani bu yolla ;ibadet yoluyla haksız saygınlık kazanmaya çalışacak insanlar.

    halbuki, bize ne ?
    allah kabul etsin.
    allah versin.

    en tuhafıma giden örnek te( yukarada amerikalı örnekler vermişlerdi );

    amerikada çocuk okulda sınava mı girmiyormuş.

    demek, “akşam elektirkler kesikti ödevimi yapamadım” mazareti tarihe karşıyor.

    çok iyi valla,

    Yorum yazan: knz — Ekim 9, 2006 @ 3:39 am

  44. Knz Hanım,

    Siz neler saçmalıyorsunuz? Kimin neyi nasıl tolere edeceğine kim karar veriyor; siz mi?

    Bu nasıl bir özgürlük anlayışı? Hani siz “Özgür KeNeZe” diniz? Bu nasıl özgürlük?

    Bunun adı nalıncı keseri özgürlüğü..

    Bakın şu kadarını söyleyeyim: Sizin akyol.org da da, Ece’nin orada da okudum. Düşünceleriniz o kadar saçma ki ele alınıp cevap verilecek tutar bir yanı yok. Baskıcı zihniyetinizi kendi önkabullerinize göre şekillendiriyor, daha sonra ulufe dağıtır gibi lütfen özgürlük dağıtıyor, kapsamınıza giremeyenlere de nanik yapıyorsunuz..

    Özgürlük kimsenin tekelinde değil..

    Başörtüsü kullanmayı, oruç tutmayı inanç özgürlüğü olarak göremeyen bir kişi özgürlükten falan bahsedemez..

    Pardon siz bir de “müslüman”sınız değil mi? Müslümanım deyip de en başta müslümanların en temel haklarına bindirip durmak nasıl bir duygu? Ve takdir haklarını aksi yönde kullanmak?

    Bu durumda “siz müslümansanız, ben değilim arkadaş” deme hakkım da bir özgürlük kapsamına girer mi?

    Satırlarınızdan birşeyler anlamak da kolay değil; daha önce de söylediğim gibi saçma sapan bir yazı sitiliniz var. Bunu başkaları da farketmiş ki herkes sizi anlayamamaktan şikayet ediyor.(Jazzetta) Aslında bu tam olarak doğru da değil. İnsanlar kibarlık edip size “ya siz ne saçmalıyorsunuz” dememek için “anlayamıyoruz” diyorlar. Komik duruma düşürmemek için kibar olmayı ve kimseyi incitmemeyi tercih ediyorlar. Bunu bile anlayamıyor ha babam aynı şeyleri tekrar ediyorsunuz.

    Bakın bu nasıl birşey; size bir fıkra ile anlatayım:

    Temel Almanya’da bir otobanda ters yola girmiş. Tabi ters yola girdiği için de karşıdan bir sürü araba gelmekte. O sıra da Polis Temel’in arabasının ters yola girdiğini farkedip Polis radyosundan “dikkat bir araç otobanda ters yolda ilerliyor” diye anons yapıyor. Anonsu duyan Temel ise şöyle diyor: “ne biru ne biru, hepsi ters yöne girmuş hepsu…”

    Buradaki Temel işte sizsiniz. Bütün heybetinizle ters yönde ilerlemenize rağmen herkesin ters yönde olduğunu düşünecek kadar mantıksızsınız.

    Bunun farkına ne zaman varırsınız bilmem; doğrusu umrumda da değil, ama en zından “müslümanım” deyip de müslümanlara kin kusmayı, “özgürlükçüyüm” deyip de baskıcılığın dik alasını yapmayı9 bırakın..

    Aklımza bu kadar hakaret yeter; Sizin karşınızda salak yok..

    Yorum yazan: Suat Öztürk — Ekim 9, 2006 @ 5:10 am

  45. yazılan bir görüşü, sanki öğretmen edasıyla bu oldu, bu olmadı diye
    çizmek ne kadar özgürlükçü yaklaşım.

    öfke ile cevap yazıyorsunuz ve çarpıtıyorsunuz.
    soğukkanlı davrana-mı-yor ve kendizi kaybediyorsunuz böyle.

    burada bir aforoz müsesesi gibi çalışmazsınız.
    ne biçim bir davranış geliştirmişsiniz böyle. sen müslümansın, ben daha iyim, sen kötü müslümansın. herkes kendi kantarına kardeşim.
    sana da aynı şeyi söylüyorum. allah versin.

    israilli sorcu haberine, herkesin sizinle yanı trepkiyi vermesini beklemek, ororiter baskıcı yanınızı ortaya koydu.

    benim varlığım sizlerin makajın dökülmesine yok açmasın.
    tahamüllü olacaksınız.
    ben gönüllü kurban olmaya hazırım diyeceğim ama, o kadar da değil.
    :)

    Başörtüsü kullanmayı, oruç tutmayı inanç özgürlüğü olarak göremeyen bir kişi özgürlükten falan bahsedemez

    nerde böyle bir yazımız gördünüz ?
    bir tek satır bulamacaksınız onca yazı içinde.
    iddia ediyorum bula-ma-yacaksınız.

    buraya bir cümle kopy paste edin, ben neyi nasıl ilişkillendiremeden burda saldırganlık yapğtığınızı göstereyim. bir defalık yaparım bunu da.
    örneği iyi seçin onun için.

    Burda 10 kasım hakkında söyledikleirnizden rencide olacağımı sandınız değil mi ?

    iyi işte ,gördünüz o halde. suat beyin gölge ettiği yazıyı “ignore ” edin, odağı kaybetmeyin sizler de.

    ben eksik birşey bırakmamak içib buraya yeniden yazdım.
    yeni bir şey dedim.
    Yani o temcit pilavınızı yiyecek halim yok, bu saate suat bey.

    Yorum yazan: knz — Ekim 9, 2006 @ 6:07 am

  46. yazılan bir görüşü, sanki öğretmen edasıyla bu oldu, bu olmadı diye
    çizmek ne kadar özgürlükçü yaklaşım.

    öfke ile cevap yazıyorsunuz ve çarpıtıyorsunuz.
    soğukkanlı davrana-mı-yor ve kendizi kaybediyorsunuz böyle.

    burada bir aforoz müsesesi gibi çalışmazsınız.
    ne biçim bir davranış geliştirmişsiniz böyle. sen müslümansın, ben daha iyim, sen kötü müslümansın. herkes kendi kantarına kardeşim.
    size da aynı şeyi söylüyorum., allah versin.

    israilli sorcu haberine, herkesin sizinle yanı trepkiyi vermesini beklemek, ororiter baskıcı yanınızı ortaya koydu.

    benim varlığım sizlerin makajın dökülmesine yok açmasın.
    tahamüllü olacaksınız.
    ben gönüllü kurban olmaya hazırım diyeceğim ama, o kadar da değil.
    :)

    Başörtüsü kullanmayı, oruç tutmayı inanç özgürlüğü olarak göremeyen bir kişi özgürlükten falan bahsedemez

    nerde böyle bir yazımı gördünüz ?
    bir tek satır bulamacaksınız onca yazı içinde.
    iddia ediyorum bula-ma-yacaksınız.

    buraya bir cümle kopy paste edin, ben neyi nasıl ilişkillendiremeden burda saldırganlık yapğtığınızı göstereyim. bir defalık yaparım bunu da.
    örneği iyi seçin onun için.

    Burda 10 kasım hakkında söyledikleirnizden rencide olacağımı sandınız değil mi ?

    iyi işte ,gördünüz o halde. suat beyin gölgediği ettiği yazıyı “ignore ” edin, ki odağı kaybetmeyin sizler de.

    ben eksik birşey bırakmamak içib buraya yeniden yazdım.
    yeni bir şey dedim.
    Yani o temcit pilavınızı yiyecek halim yok, bu saate suat bey.

    kimseye hakaret etmiyorum, farklı düşünce yazdım.
    anlaşılmıyor dediniz, bir daha yazdım, öylesini yazdım, bir daha denedim .
    farklı düşünceye bu tepkiyi de hayretle izliyorum.

    Yorum yazan: knz — Ekim 9, 2006 @ 6:10 am

  47. Allahaşkınıza ! Knz hanım,siz bu yorumlara konu olan -Spor ve inanç hürriyeti: Yahudi Balili, Müslüman Olajuwon, ve laik Hakan Şükür- yazısını gerçekten baştan sona okudunuz mu?
    Okuyup böyle anladım diyorsanız,sanırım artık kimsenin diyeceği bir lafı olamaz.Ama bana tam okumamışsınız gibi geliyor.
    Kusura bakmayın,artık dayanamadım ben de karışmış bulundum.

    Yorum yazan: saliha — Ekim 9, 2006 @ 10:41 am

  48. neyi mesela saliha hanım ?

    şu cümleyi biz şöyle yazdık deyin,
    siz de şöyle anlamışsınız deyin.
    halbuki o cümle halbuki böyleydi deyin.

    mesela ben, ama arkadaşlarının 1o kasım için birşey demiyorsunuz şeklide
    düşündükleri için öyle bir itiraz yaptıklarını varsaydım ???
    Haksız mıyım ??? yoksa bana niye 10 kasım örneği versinlerdi ???
    akıl yürütüyorsun ya. Sonra, herhalde bu konuda fikirlerimi bilmek istiyorlar diye düşündüm ve sabah yazdım. sağolsun sabah suat bey pek sinirlenmiş. temcit pilavı sürdü önüme. , siz en iyisi o pilavi kaldırın saliha hanımcım, çok kötü kokuyor.

    ben eksik birşey kalamsın diye yazdım.

    peki siz ne düşündünüz saliha hanım ?

    tutarlı olun görüşüne karşı dünkü yazımı yazdım.

    Yorum yazan: knz — Ekim 9, 2006 @ 11:22 am

  49. Eskiler ”halet-i ruhiye”,yeniler ise ”ruhsal durum” diyorlar ya.Bu bakımdan samimi olarak sizin için üzülmeye başladım.Çünkü sırf farklı olmak uğruna aslında kendinizin de inandığını (kısmen de olsa) hissettiğiniz ve hissettirdiğiniz değerlere muhalefet etme durumunda kalmışsınız.
    Ancak haksız olduğunuzu ,karşı fikrin sizinkine göre daha sağlam ve doğru olduğunu da biliyorsunuz. Bütün bunlara rağmen “tabulara direnen” kronik muhalefet duruşları sergilemekten kendinizi alamıyorsunuz.
    Gerçekleri kabul edebilmekten daha büyük ve önemli bir erdem yoktur.Ama tek başına “donkişotvari” bir savunma sizin hoşunuza gidiyor.Ezilmişlik yanınızın mazo duygularına hitap var içinde olduğunuz durumda.Ama inanın kendinize yazık ediyorsunuz. Mazlum olmak bazan güzel olabilir,ancak haklı zeminde olmak şartıyla.Siz haklı olun.güçlü veya zayıfı oynamak o kadar da önemli değil…

    Yorum yazan: saliha — Ekim 9, 2006 @ 12:46 pm

  50. saliha hanım,

    şunu şunu dedin diyeceksin.(alıntı yaarak)
    sonra biz onu öyle demiştik diyeceksin.8alıntı yaparak)
    sonra sen şunu şöyle şöyle anlamışsın diyeceksin.

    şimdi copy paste ve bold yazarark bunu yap.
    oylanma.
    boş boş ta konuşma artık.

    merak etme, ben kendimi asla sizlere mazlum yaptırmam.

    sen dediğimi yapacaksın.

    ben kendim açıısndan 10 kasımla ilgili bir soruya cevap verdim.
    istersen bir önceki açıklamayı baştan yazayım, ama bunu yapmıyorum şimdilik.

    burası sanal ortam.
    şimdi ben 10 tane adres alıp, yaşasın knz diye yazsam, sen birşey yazılıyor sanacaksının öyle mi ? yani ben senin kaç kişi olduğunla hiç ilgilenmiyorum. dert etmeyin.

    ben böyle şeyler yapmam.,
    mazlumluktan da nefret ederim.

    soru sorun anlayın.
    10 kasım hakkında ne düşünüyorsun deyin.
    sonra hüküm cümlesi kurun.

    şimdi “alıntı “nasıl yapılıyor biliyorsun değil mi ?
    eğer bilmiyorsan sana yardım birileri çıkacaktır.
    biz bold kullanarak alıntı yapıyoruz.
    dediğimi yap.
    kolay gelsin.

    ya fransız boykotu için nasılsa birlikte hareket edeceğiz,
    şimdi burayı halletmeliyiz.

    düşünceyi aktarmaya çabaladığın zaman karşıma çıkarsın.
    o zaman anlayacaksın ki, bu zor bişey.

    Yorum yazan: knz — Ekim 9, 2006 @ 5:29 pm

  51. Gizli kibir mi? Ben orada yokum.. Dolu dolu (!) konuşmalarında da sana kolay gelsin…

    Yorum yazan: saliha — Ekim 9, 2006 @ 6:12 pm

  52. Müsade edin efendim ben güldüğümü blogdada göstereyim:)))Başka gülümseyen?:)Ya da gülümseyişime itirazı olan?:)Dayanamıyorum bir de şarkı söyleyeceğim:): baltalar elimizde uzun ip belimizde biz gideriz ormana hey ormanaaa :D

    Yorum yazan: Vecihe — Ekim 9, 2006 @ 7:21 pm

  53. SELAMLAR
    Bekir BEY, “islamda kadinin konumu” ile ilgili ingilizce ve türkce bilgilerin derlenip toplandigi web/digital archiviniz var mi?
    Veya bildiginiz bir yer var mi?

    Arkadaslarla almanlara yönelik bir calisma yapmak istiyoruz.
    Simdilik bu konudan baslamak istiyoruz.
    Almanca siteler yetersiz kaliyor.
    Belki yeni bir internatinal blog calismamiz olacak.Bütün tartismalari tek tek okuyup tek tek taramak mesakkatli oluyor,vakit olsa seve seve yapardim.
    Bilhassa M. AKYOL´un orda cok güzel seyler var. Burada da knz hanim diyaloglari var biliyorum…

    Belki arama modunu kullansam olacak ama yeterli olmaz tahminim.
    Ilgilenirseniz cok memnun olacagim.

    SAYGILAR

    Yorum yazan: Muzaffer Edip Kayhan — Ekim 9, 2006 @ 11:18 pm

  54. gizli kibir mi ?
    ilahi saliha hanımcım, siz var olun, o açık bir kibir :)

    şimdi ben yazımı; sabahın köründe, pek erken bir vakitte,
    e-mine hanımın bu konu ile 10 kasım ilişkisini kurması üzerine yazdım, adını hatırlmadığım biri daha yazmıştı., ben ise birçok şey yazdığımda ona değişmemiştim.

    dedim ki, kendi kendime, ya ben pek çok cevap verdim.
    bu konu kapandı ama bu konuda dediklerine bir cevap vermiştim.

    şimdi, e-mine hanım ve adını şimdi hatırlamadığım bey, benim bu soruyu görmezden geldiğimi sanacaklar.

    bari dedim, bunu da açıklayım.,
    bunun için teşekkür beklemiyorum tabi.

    orhan veli ‘den saliha hanım için seçtim.

    ne ingiltere kraliçesi kadar mütevazi
    ne celal bayarın ahır uşağı kadar asilzadeyim.

    :)))))

    Yorum yazan: knz — Ekim 10, 2006 @ 8:33 am

  55. muzaffer bey, ateist forum eski arşivinde de benim yazılarım var.
    hangi ortam olursa olsun, dayanıklı bir mikrobum ben :))

    ne yapayım sabah sabah beni güldürdüler :))
    sanırım neşeliyim, bu sabah. ama üzülmediniz değil mi ?
    ölümlü dünya ya, değmez saliha hanımcım.

    Yorum yazan: knz — Ekim 10, 2006 @ 8:38 am

  56. Eğer kendini dinlemekten korkuyorsan kimseyi dinlemezsin. İçindeki özün sesini işitmezsen kimseyi işitmezsin. Kendini sevmiyorsan kimseyi sevmezsin. Kendine inanmıyorsan kimseye inanmazsın. Etrafımızda genç, yaşlı herkesin kulaklıklarla dolaşması boşuna değil. Onların mesajı: “Sadece istediğimi dinlerim. Önem verdiğimi dinlerim. Başkalarını da hiç merak etmem.” Dinle, diye başlar Mesnevi. Dinlersen işitirsin karşındakini ve anlarsın ne dediğini. Kul ile Allah arasındaki perde yerle gökler değildir. Bu perde nefsin kendisidir!
    Bekir bey kardeşim bu konuyu kapatma imkanınız yok mudur?Hani artık anlayanlar anlamayanlara anlatırlar!

    Yorum yazan: Vecihe — Ekim 10, 2006 @ 10:49 am

  57. Merhabalar,
    Knz hanim nerede o “ateist forum eski arsivi” ,asivim mi demek istediniz?
    Kapidan bir baktim yazliginiza,siz yokken girmek istemedim.
    Sadece ateistler mi yaziyordu orada?
    Benim sizin dayanikliliginiza hic süphem yok,fakat hakikati bulunca da inat etmemeli insan.
    Selamlar…

    Yorum yazan: Muzaffer Edip Kayhan — Ekim 10, 2006 @ 11:01 am

  58. Knz Hanım siz neden bahsediyorunuz ne 10 Kasım’ı. Ben 10 Kasım ile ilgili bir şey mi demişim size. Ağlatmayın beni yahu:((
    Zaten zor anlıyorum cümlelerinizi bi de böyle ben ne demişim diye aranıyorum.

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 10, 2006 @ 12:09 pm

  59. e-mine hanım şimdi neden yazdıklarımdan birşey anlmadığınızı anladım.

    ben herkesi kendim gibi pür dikkat saanıyordum.

    sizin yazınızı buldum; evet siz kurban ve şeker bayramlarının hayatı aksatacağını yazmışsınız.

    ama bekir bey 3 ekim yazısında, 10 kasımı ilave etmiş.

    bekir bey 3 ekim yazısını size hitaben yazmış.
    kuzum siz size hiataben yazıları okumuyor musunuz ?
    nasıl olur da size hitaben bir yazıdan haberiniz olmuyor ?

    ben hayata üstün körü bakmam, ben siz insan olduğunuz için değer veriyorum.

    ne yazdı, ne dedi ?
    onun için yazdığım başlıkta böyle çakılıp kalıyorum.

    ben düşündüm ki, bekir beyin dediği birşeyi hiç dikkate almamış gibi oldum, sabahın köründe gelip 10 kasım yazısı yazıyorum, yazının sahibi
    bile ne yazmış diye ilgilenmiyor.

    siz gerçekten kötüsünüz. bir insana nasıl böyle davrabiliyorsunuz.
    bir topluluk olmanız size bu hakkı nasıl veriyor ?

    e-mine hanım bekir beyin sana hitaben yazdığı yazıya, sabahın köründe gene cevap ben vereceğim., umarım bu sabah yazarım. 30 defa anlamayın ben gene yazarım. Ama o hiç ilgilenmiyor., sanki eşek bişey yapıyor.

    çünkü ben insanım, ben kendim gibi davranacağım.
    siz her ne yapsanız da.

    Yorum yazan: knz — Ekim 10, 2006 @ 2:14 pm

  60. Emine hanımcığım üzülmeyin lütfen dost blogların hepsini dolaştıgınızda göreceksiniz knz hanımı kimse anlamıyor.Korkuyorum ki knz hanım kendinide anlamıyor.Zira hep hiddetli!Ne yapalım blog bu önüne gelen istediği gibi yazıyor çiziyor bazen knz hanım gibi karalayanlar oluyor ve hatta anlamıyor anlatmaya çalışıyor ve başarılı olamıyor.İşte bu böyle sürüp gidiyor.Kabul etmek lazım herkez ayrı telden çalıyor.Ey blog ahalisi konu aldı başını gidiyor yok mu dur diyebilen birilerine?(o birileri keşke bu söylediğimi de anlasa da susacağı yeri bi belirlese hani bilirsiniz sükut altındır:)Sırf yazmış olmak için yazmamak lazım değil mi?Anlatmayı beceremediği halde söylediklerini on kez yazıp millete dikte ettirmemek lazım değil mi?Susmak lazım düşünmek lazım konuyu baştan aşağı bir daha okumak lazım değil mi?Haksız olduğu yerleri kabul edip yeni konulara düstur vermek lazım değil mi?(Tabi yazıyı yazdıktan sonra benim gibi aman allahım ben kime bulaştım dememek lazım değil mi? :)

    Yorum yazan: Vecihe — Ekim 10, 2006 @ 3:40 pm

  61. vechile, aradan çekil. e-mine bir aönceki yazıma bak.
    bekir bey, ev sahibi olarak sen de bak.

    “”bekir bey 3 ekim yazısını size hitaben yazmış.
    kuzum siz size hiataben yazıları okumuyor musunuz ?
    nasıl olur da size hitaben bir yazıdan haberiniz olmuyor ?”"”"

    birönceki yazı e-mine., burda seni yargılamıyorum.
    olabilir, hata yapabiliriz. ama sizler artık bir topluluğun kişkırtması haline geldiniz. sizin bana kötülük yapmanıza izin vermeyeceğim.

    ben 10 kasımla ilgili tıpklı yukarda düşündüğüm nedenlerle yazmıştım.

    bunu örtmeye, gömmeye üzerinden taşıtla(vechile) geçmenize izin vermyeceğim.

    evet kalırım burda. burayı kilitlemek zorunda kalırsınız.

    Yorum yazan: knz — Ekim 10, 2006 @ 6:52 pm

  62. Hanimlar ve bilhassa Knz Hanim;
    Öncelikle ev sahibinin mazeretli oldugunu unutmayalim.
    Kendisi gelinceye kadar bekleseniz daha iyi olur kanimca.
    Knz hanim “ateist forum eski arsivi” nerde diye sormustum.
    Cevaplarsaniz memnun olurum.
    Hürmetler…

    Yorum yazan: Muzaffer Edip Kayhan — Ekim 10, 2006 @ 7:35 pm

  63. Hay allah iyiliğinizi versin emi vechile kim sinirden eliniz ayağınız karıştı da okuyamadınız mı kuzum:)))Aman efendim siz çekil dersiniz de ben çekilmem mi emir büyük yerden:)))Söylenecek olanlar en güzel dille söylendi efendim emrivakilerle gemi yürümüyor:)Ancak Muzaffer Bey gibi düşünüyorum.Ev sahibi hele bi gelsin sağ salim devam ederiz.:)Sevgiler knz hanımcım:)(Söylemeden geçemeyeceğim klavyeyi gerçekten kötü kullanıyorsunuz :) çalışın efendim çalışın ha gayret olacak :)))

    Yorum yazan: Vecihe — Ekim 10, 2006 @ 8:19 pm

  64. ben 10 kasımla ilgili tıpklı yukarda düşündüğüm nedenlerle yazmıştım

    Yorum yazan: knz — Ekim 10, 2006 @ 10:18 pm

  65. bekir bey gelince ne yapacak ?
    e-mine hanım kendisine hitaben yazıyı kendisi okur.

    muzafer bey, arada size bir cevabım gitmemiş.
    size cevap vermiştim.
    ben o arşiv nerde bilmiyorum. 2002 yılı olmalı, google arasanız bulabilrsiniz.

    ben nikleri yanlış söyleyebilirim, yanlılş harf basabilirim.

    ama ben yukarda yazdım.

    kim olduğunuza değil, boyunuz yaşınız, cinsinizle değil,
    ama ne söylediğinizle ilgiliyim.

    ne söyledi ? acaba bir sorusu cevapsız kaldı mı ?
    hangi sorular sorulmuştu?
    düşünce nasıl akmıştı ?

    yukarda takip edin,

    adını unututğum bey 10 kasım hakkında söylemişti diyorum.
    e-mine hanım değindiği birşeyden o düşünceye gelmişstiniz.
    ne söylediğinizi hatırlıyorum.

    sizin söylediklerinize bu kadar değer veren biriyim.
    benim bir tek söylediğime değer vermediniz.
    değer verilmez birisin deyip duruyorsunuz.
    sizler burada alay ediyor, didikliyorsunuz.

    anlamadım ne yapacak bekir bey ?
    beni kilitleyecek mi ?

    gelsinler kilitlesinler o zaman.

    Yorum yazan: knz — Ekim 11, 2006 @ 5:20 am

  66. şimdi ben yazımı; sabahın köründe, pek erken bir vakitte,
    e-mine hanımın bu konu ile 10 kasım ilişkisini kurması üzerine yazdım, adını hatırlmadığım biri daha yazmıştı.,
    KNZ

    Knz,
    Ben topluluk değilim bu bir.
    Kötü hiç değilim bu iki.
    “Ama o hiç ilgilenmiyor., sanki eşek bişey yapıyor.”bu cümlenizden hiç bi şey anlamadım diğerlerinden de olduğu gibi.
    Haddinizi bu kadar aşabileceğinizi düşünmüyorum bu üç.
    Önce siz dönüp kendi yazdıklarınızı okuyun bu dört.
    Düşünceleriniz için değil ama duygularınız için doktor yardımı almanızı tavsiye ediyorum bu beş.
    Özgürlük sizin tolere edebileceğiniz şeylerle sınırlı değildir bu altı.
    Tabi efendim saçmalamak da bir özgürlüktür bu yedi.
    Metin Bey’in kulakları çınlasın bu da sekiz.
    Son olarak hayat ne ramazan bayramıyla aksar ,ne 10 Kasımda Atatürk’ü anma törenleriyle, ne cuma namazını kılmak isteyenlerle verilecek bir saatlik izinle, ne maça çıkmayan futbolcuyla, ne bir yerlerini açmak yada örtmek isteyenlerle, ne müslümanlarla ne hristiyanlarla ne de materyalistlerle aksamaz. Ne olursan ol gel dediğinine göre Mevlana herkesin buluşabileceği bir nokta vardır elbet ve hayat sadece sevgisizlik ve saygısızlıkla aksar. Karanlıktan kurtulmak istiyorsanız eğer önce kendi içinizdeki ışığı yakın bakalım aydınlıkta kimleri göreceksiniz….

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 11, 2006 @ 9:13 am

  67. Estagfirullah değer vermemek sözkonusu değil.Böyle yanlış anlaşıldıysam hakkınızı helal edin knz hanım.Benden yana bir hak varsa ben peşinen helal ediyorum.
    Kötü niyetli biri olmadığınızı anladım,ayni şekilde düşüneceğiz,aynı duyguları paylaşacağız diye bir kural ve zorlama yok,olamaz da.

    Bu konu zaten kitlenmiş durumda ,uzattıkça kırıcı ve üzücü olmaya başladı. o yüzden bırakmak en hayırlısı..Lutfen..

    Yorum yazan: saliha — Ekim 11, 2006 @ 10:51 am

  68. alahım yarabi,

    maç saati ajanda da belirtilmiş. herkes işini gücünü ona ayarlamış.
    ve sen geliyorsun, bir tek futbolcu için o şehrin planlarını altüst ediyorsun.
    seyyar satıcı o maç saatine göre mi plan yapmış düşünmüyorsun.

    akılınız alıyor mu, bir tek futbolcu için maç iptal edilmesine.

    şehir bu, koskoca şehir.

    saliha sen yadım et bari kardeşim.
    ben neyi anlamamışım ?
    gazetenin biri bunu baş haber yapıyor.,
    haberde bu dediğim yazmıyor mu ?
    evet veya hayır deyin.

    hala diyor e-mine hanım, hayatı aksatmaz diye.
    dinde aşırılığa gittikçe göreceksiniz.
    radio days filmini vcd falan bulup izleyin.

    e-mine hanım siz ders saatlerinizi kan şekerinize göre mi ayarlıyorsunuz yoksa ?

    saliha hanım burada olanlar benim için ne üzüntü verici ne kırıcı.
    hayretler içindeyim.,

    nasıl yani, koskoca şehirde bir insan, “ne demek maç saati değiştiriyor” diyemiyecek mi ?
    inaçlara saldırı diye, hep birlikte şikayet edenin üzerine mi saldıracaklar ?
    Yani orada bir iki seyyar köfteci mi dövcecekler ?
    kendilerine gelsinler.

    faşistleşmesinler.

    şu cümleye bakın, özgürlük benim tolere edebileceğim birşey değilmiş.
    sen saçmalıyorsun e-mine.
    ben ajanda da belli olan tarih diye 30 defa yazdım.
    kayseride bir futbolcu ile karşılaştırdığınız şeye bakın.

    evet çok gereksiz konu gereksiz yere uzadı.
    ama anlamayana “davul zurna az” demişler ya,
    davulu aldım, zurnayı da.
    fikrime katılmayabilrsiniz, yazdığımı bir defa da anlamayabilirsiniz.
    ama bir insanla konuşacaksınız.
    kimsenin kimseye böyle davranmaya hakkı yok.

    bende helal ediyorum saliha kardeşim, herkese.

    Yorum yazan: knz — Ekim 11, 2006 @ 2:46 pm

  69. Knz,
    burada olanlar senin için üzüntü verici veya kırıcı olmayabilir ama benim için öyle. Seyyar satıcıyı düşündüğün kadar muhatabını da düşünüyorsan ona mesajlarında yazdığın üslub ve ifadelele yazmazdın. Söylediklerinize değer veriyorum dediğin halde e-mine’ye cevaben diye bir şeyler yazıyorsun ama 10 Kasım’ı ortaya atan ben değilim. Bunu anlayamıyor musun. Beni yazılanları okumamakla suçluyorsun çirkin ifadelerinle.

    Ama o hiç ilgilenmiyor., sanki eşek bişey yapıyor.KNZ

    Yukarıdaki cümleyle ne demek istedin açıkla. Burada gördüğün üzere kötüleşen ben değilim sensin. Düşüncelerin benden farklı diye seni asla suçlamadım. Her zaman tek şikayetim yazdıklarını anlamamakdı ama sen sürekli karakter tahlili yapmaya çalışıyorsun. Daha önce de hatırlarsan sorgusuz sualsiz iman etmekle suçlamıştın. Bu kadar şeyden sonra neyi helal ediyorsun anlamadım.

    sene de bir defa bir dakika sirenlerin çalmasını kendi açımdan tolere edebiliyorum. Netice de büyüklerim işgal alltında yaşamışlar, ben bunu yaşamadım. Onlar adına minnet olabilir diye tolere edebilirim.KNZ

    Yukarıdaki cümleden tek anladığım Knz Hanım bir şeyi tolere edebilrse o tamamdır edemezse olmaz. Ne anlamalıyım ki koskoca devletin kurucusunu 1 dakika değil biz bir hafta boyunca anıyoruz okulda çeşitli etkinliklerle. Çocuklar derslere değil etkinliklere katılıyorlar. Bunu tolere edebilir misin?
    Daha önce de birkaç defa söylediğim gibi böyle yukarıdan yukarıdan yazmaya devam ettiğin sürece konuşacak birşey kalmayacak. Gördüğün gibi bir isteği adam dövmeye kadar götürebilen bir mantıkla konuşuyorsun bu nedenle gerçekten anlaşılacak ve uzlaşılacak bir nokta göremiyorum artık senle.
    Hz. Ali’nin bir savaşta tam öldürmek üzere olduğu adamı sırf ona tükürdü diye öldürmekten vazgeçmesi olayını bilirsin. İşte benim seinle yazışmalarım düşünce tartışması boyutundan çıkıp birbirimiz hakkında tartışma noktasına(nefsimizi tatmin etme noktasına) geldiği için ben çekiliyorum. Hakkını helal et.

    Yorum yazan: e-mine — Ekim 12, 2006 @ 8:25 am

  70. Bakin KNZ Hanim,

    Sizin icin muktedir oldugum en anlasilabilir uslup ile yazayim:

    1. Hani siz veda etmis, “arkamdan konusmayin ha” diyede uyarmistiniz herkesi? Biz de gozyaslarimizi icimize akitmis “basa gelen cekilir” deyip devam ediyorduk yasamaya. Birtek ben hasta oldum; diger yorumcular daha metanetli ciktilar!

    2. Siz hala ne yazinin neden bahsettiginden haberdarsiniz, ne ben ve diger arkadaslarin sizin icin yaptiklari ozel aciklamalardan birsey anlamissiniz. Cehaletin curetimidir, zihinsel ozurlulugun kustahligimidir nedir buradan uzak oldugum zaman dahi hem bana hem digerlerine hakaretler tehditler savuruyorsunuz, gene akillara ziyan “dam ustunde saksaganlar icad edip” Bak cevap veremedi diyorsunuz.

    Lutfen biraz irtifa kazanmak icin gayret gosterin. Ona buna saldirmakla olmazki bu is; biraz idrak kapasitesi, zeka priltisi, duzgun Turkxce ile matiki nermeler silsilesi uretme kabiliyeti, cikraimcilik kasitesi (deductive reasoning) sergilemenz lazim ciddiye alinmak isiyorsaniz.

    Sizi hayal kirikligina ugratti isem uzgunum ama “Bekir gelsin, ne yapacak, kilitleyecekmi” turu tehditler cehaletinizin sinir tanimazliginin gostergesi. Evet O kadar basit, blog sahibi icin herhangibir yorumu yayinlamamak, veya ilk gordugunde silmek. Siz simdiye kadarki yorumlarinizin, caresizlikten burada gorundugu vehimine kapiliyorsaniz gercekten caresiz bir durum soz konusu.

    BU FORUM ATEISTE DE, YAHUDIye de, SATANISTE de kisacasi “fikir sahibi” herkese aciktir. Minimum idrak ve ifade kaabiliyeti aranir.Dadaizm sitesi baska yerdedir.

    Su “10 Kasim Meselesi” diye bi konu oldugunu dusunerek “kuyudaki tasi cikarmaya calisan” arkadaslara sozum ise su: Akadaslar mevzu o degil. o KNZ’nin ne diyelim “dadaist hayal gicu” urunu. 10 Kasim’in nerden ciktigini merak ediyorsaniz lutfen ilk yazidan itibaren neyle baglantili olarak ornek kullanildigi sisilsilesin takip edin KNZ Hanim ile “sohbetimizde”. Ben yeteri kadar acikladigimi saniyorum. Yazinin gayesi zaten baslikta anlasdiliyor ve en az uc kere aciklandi. KNZ muslumanlari sevmiyor; neysejki adreslerimizi bilmiyor henuz; fazla telasa kapilmaya gerek yok. Bakin aklima simd geld konu ile ilgil bi ilave:

    Gecen Ramazan ayinda TV’de (saniyorum SKYTURK idi) bir spor programinda futbolcularin gizlioce oruc tutmalarinin nasil onlenecegi tartisiliyordu spor filizoflarimiz ve stratejistlerimiz arasdnda. Bana en dahyan gelen yontem KNZ, benim cocukluk yillarimdai kahramanlarimdan Ogun Altipamak tarafindan onerlidi.

    -Gotureceksin HERKESi OGLENM YEMEGINE, KIMIN TUTUP TUTMADIGIN ORTAYA CIKARACAKSIN buyurdu kahramanim.

    Dahiyane ama saniyorum patent hakki , general ve rektorlerimize ait.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 12, 2006 @ 10:12 am

  71. keşke hastalığınızdan bir ders alsaydınız, bekir bey.

    bir tek yazımı çıkaramaz bulamazlar, bir tek satırımı bulamazlar.
    ogün altıparmakla ilişki, benzerlik kurulacak tek satırımı dahi bulamayacak.
    bütün arşivleri indirse, bütün bilgisayarları tarasa bulamayacak.
    beynimi dökse bulamayacak.
    şimdilik utanmamyacasın.
    elbette utanacağın bir zaman gelir.

    ben kayserideki maçın dışına bir tek satır çıkmadım.
    sen yaz ve uydur.
    devam et.

    bunların sorulacağı yeredeki hesaba inanmadan bunu böyle yazarlar.
    yaz kardeşim, sen yaz.
    ben sana soracğım o yazı nerdeydi diye ?

    e-mine, sana hitaben yazıda yazılmış 10 kasım diye.,
    yazın başınd ae-mine hanım diyor.
    artık bunu anla.
    savunma psikolojisinden çık.
    kendine kötülük ediyorsun.

    sana hitaben yazılan bir yazıyı farketmemişsin.
    bunu kabul et artık.
    sonra da anlamıyoruz diyorsun.
    bana haksızlık ediyorsun.
    burası hakkın divanı değil, kendi aramızdayız. biz bizeyiz.
    insandan daha mı kıymetli, tamam deriz, sarılırız helaleşiriz, saliha hanım gibi.

    ben sadece 10 kasım ile ilintili, tıpkı dediğim düşüncelerle yazdım.
    ama suat bey kendini tutamadı, muhtemelen ne yazdığıma bakmadı.

    bende size, anlamayana davul zurna az diyorum.
    bayrama kadar burda zurna çalarım.

    bekir bey,
    şimdi ogün altıparmakla ilşkili bir yazımı bul, o satırları bold yaparak copy pasta yap.,

    hadi iyi aramalar size,

    oruç tutmak sağlıklı insanların ibadetidir.
    benim kan şekerim düşüyor diyor e mine hanım ,30 gün derse mi girmeyecek ? ne uyduruyorsunuz ?
    islamiyet böyle tuhaf din değil.

    oruç tutan bunu tutar., birisinin büütn gün yemek yememesi kimi ilgilendirir ? imakan varsa iftarını yaparsın. Oyak şirketinden tut, hepsi
    kumanya dağıtıır çalışanlara veya yemek veriri. hatta ordu da bile.
    siz ne diyorsunuz ??
    neyin tantanas ?

    bekir bey, siz aramaya başladınız mı ? dalga geçmeyin ama.
    hadi arayın tüm arşivleri.

    özgür forum, cumhuriyet, forum türkiye, ateist forum.

    benim düşüncelerim zaman içinde değişiklik göstermiş olablir ama asla ve asla bir tek satır bula-ma-yacaksın, bana iftira ettiğini asla bulamayacaksın.

    size ardımdan konuşmayın dedim, siz konuştunuz.

    Yorum yazan: knz — Ekim 12, 2006 @ 6:31 pm

  72. KNz Hanim, sizin icin en guzel dileklerim. Bakin bu yazinizda silinmedi. Ama bu boyle devam edemez. Uyarlidiniz kabul edin. Eminimki derinlerde iyi bir insan var ama burasi klinik degil; herbirimiz farkli problemlerimizi farkli yerlerde cozeriz. Yorumlarin gayesi gernellikle yazilarda gecen konularda fikir teaisidir. Bunun minimum sarti da sylediklerimide bir natiki sislisile takip etmek, manali cumleler kurmak ve baskalarinin soylediklerini de bu cerceve icerisinde anlamaktir. Bu kapsiteden yoksun iseniz buradan yardim alamazsiniz. “sen dedin, ben dedim” mevzuu kapanmistir. Tesekkurler.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Ekim 12, 2006 @ 7:00 pm

  73. Merhabalar;

    Bekir Bey cok sabirlisiniz,
    Bence kendinize zarar verilmesine firsat vermemelisiniz.
    Karismak; hele akil vermek durumunda degilim.
    Sadece sizi seven bir dotun acizane tavsiyesi.

    Hürmetler.

    Yorum yazan: Muzaffer Edip Kayhan — Ekim 12, 2006 @ 7:34 pm

  74. sustum acaba ne oldu ?
    leylek aldı götürdü mü ?
    getirecekmiş bahara

    kirazca

    Yorum yazan: knz — Ekim 12, 2006 @ 8:42 pm

  75. güzel…

    Yorum yazan: Emre — Kasım 2, 2006 @ 9:34 pm

  76. leylek size haber gönderdi ?

    yeşilköy hava limanında deve kestiren müdürün işine son verildi.

    acaba burda yazı yazan herkes, bütün yorumcular, o işine son verilen adamın sorumluluğunu bir nebze hissedebiliyor musnuz *

    bir israilli için maç iptal ediliyorsa, yeşilköyde deve kesilir.
    hatta kan uçak lastiğine bile sürülür.
    niye bu eyleme sahip çıkmadınız ?

    dinini göstere göstere yapmak adına.
    kamu işleyişini önlemek adına, sizler din özgürlüğü dedikçe ,
    böyle olmayacak işlere ceseretlendirip, başkalarının ekmeğine mal olmayın.

    lütfen diyor leylek.

    Yorum yazan: knz — Aralık 24, 2006 @ 5:20 pm

  77. KNZ Hanim, birkac tavsiye:

    Okudugunuzu idrak kapsitesinden yoksun oldugunuz delillerle sabittir. Soylediginizi anlayana ben rastlamadim.

    Lutfen kendi kafa denginiz “dusunurlerin” ziyaret ettigi ATaturkcu Dusunce, Ulusal Sol, Kuvay-i Millye gibi sitelerde degerli dusuncelerinizi serdetseniz? Ya da yukardaki “ataturkculerden rafine fikirler” yazisinda bahsedilen Hurriyet okurlarinin yazdigi yere yorum yazsaniz? Burada fikirler mubadele edelir, yaristirilir. Yanlis adres.

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Aralık 24, 2006 @ 6:19 pm

  78. gerçekten yeşilköy havalimanında işten çıkarılan müdür için ne yaptınız ?
    ne düşünüyorsunuz ?

    cümleyi başka türlü de sorarım ?

    siz merak etmeyin.

    soru net.

    Yorum yazan: knz — Aralık 24, 2006 @ 7:16 pm

  79. KNZ hanım,

    tartışmayı bütünüyle okudum diyebilirim. Yazdıklarınıza katılmadığım bir çok yer oldu. Ben de kendimce bir cevap vereyim dediğim yerler oldu. Ancak, buradaki herkesin ifade ettiği gibi, yazdıklarınızı bütünüyle anlamak mümkün değil ki! Yazdıklarınızın bir tarafından tutup da iki kelam edemedim. Aklım allak bullak oldu :) Yazılarınızda bütünlük yok, konu yok, mana yok…

    Ben olayı şöyle algıladım: Bir yazıyı veya bir yorumu okuyorsunuz ve cevap vermeye başlıyorsunuz. Fakat klavyeniz yavaş olacak ki düşündüklerinize yetişemiyorsunuz. Başka bir ifadeyle, parmaklarınız düşüncelerinizin hızına yetişemiyor. Dolayısıyla bir anda çok fazla şey düşünüyorsunuz fakat düşündüklerinizi atlaya atlaya yazıyosunuz. Haliyle anlaşılmayan, konu bütünlüğü olmayan paramparça yazılar çıkıyor ortaya. Öyle olmasa yazdıklarınız mutlaka anlaşılırdı. Herkes anlamadığına göre siz Suat Bey’in “Temel-otoban” fıkrasını bir daha okuyun derim… Yarar sağlayacağından da ümitli değilim lakin yukarıdaki tartışmalar gösteriyor ki fıkra gerçeğe dönüşmüş…

    Yorum yazan: osman timurtaş — Aralık 25, 2006 @ 3:27 am

  80. soru şu.

    burada bir gazete haberi üzerine yazılar yazdınız.

    Anafikir şuydu: Kamuya açık yerlerde, ve görev ile ilgili konularda göstere göstere ibadet yapılmasına bunun için program değiştirilmesine onay veriyordunuz. Bşakları ibadet yapan kişiye uysun diyordunuz.

    israilli bir sporcu için bütün ajandanın altüst edilmesine alkış tutuyor ,başkalarını da dine bu şekilde saygı göstermeye davet ediyordunuz.

    şimdi THY DE bir müdür, görev yerinde ve saatinde, faturasını da görev yerinde kullanmak üzere, bir deve kurban etti.

    fakat bir de gördük ki; dine hasass olduğunu iiddia eden hükümetimiz bakanı o kişiyi görevden aldı.

    şimdi sizler ve okuduğunuz gazaetenin haber yapıcıları ne düşünüyor ?

    biz bu kişileri yazdıklarımızala yanlış yönledirdik ve işsiz kalmalarına neden olduk mu diyorsunuz ?

    yoksa hükümete kıızıyor musunuz ? dini ibadete saygı göstermediği için ?

    nefes aldığım müddetçe bu soruyu sormaya devam edeceğim.
    tek soruluk cümleler halinde sormaya devam edeceğim.

    içinizde bir duvar ses geçirir herhelde ?

    ne benim yazı tarzımın, ne de AD ‘nin arkasına sığınmayın.
    ben tek başınayım.

    burası da otoban değil.

    anlaşıldı siz burayı otoban sandığınız sadece korna çalıyorsunuz!

    ayağınızı gaz fedalından çekin, ben çay içiyorum.,

    Yorum yazan: knz — Aralık 25, 2006 @ 4:48 am

  81. Hayir konu o degil KNZ! Yuz kere soylenildi size degisik agizlardan konunun o olmadigi. oruc tutmanin GOSTERE GOSTERESI NASIL OLUR? Tutmamanin “gostere gostere” si olabilir ancak. Ibadetlerin bazisi gizli yapilabilir, bazilari yapilamaz. Diger insanlara gostermeden cumaa kilinamaz, hacca gidilemez ornegin. Ustelik insanlar sucmu isliyorki gizli yapma geregi duysun? Siz E. Colasan ve B. Coskun lumpenlerinin sloganlaruindan baska birsey bilmezmisiniz? En azindan onlar birbiri ile alakali cumleler kurabiliyorlar.

    Son defa herkesin anladigini sizin kafaniza da sokmaya tesebbus ediyorum. Yazi basliktan da anlasildigi gibi SPOR VE INANC HURRIYETI baglantisi uzerinedir. Sunlar vurgulaniyor:

    1. Turkiye’de laikci duzen Yahudi’nin inanis hurriyetine gosterdigi saygiyi Musluman’dan esirgiyor.

    2. Bati ulkelerinde superstar olan Olajuwon gibi bir sporcuya, sampiyonluk macinda dahi kimse “yaw bu sampiyonluk maci, bu spor cok yogun, su kaybedeceksin, performansin duser” deme hakkini kendinde gormuyor. “oruc tutacaksan, baskasini oynatalim” da demiyor oynatiyorlar. Ve oruclu olarak oynadigi icin kendisne taktirlerini, hayranliklarini ifade ediyorlar. O da “en degerli oyuncu” oluyor.

    3. Orucun perfomansi dusurup dusurmedigi konusuna da Olajuwon guzel bir ornek fakat mevzu bu degil. Kisinin ibadet hurriyeti mevzuu.

    4. Ne fotbol takimi, ne diger isveren “sen benim icin calisiyorsun dolayisi ile hayatni ben kontrol ederim” diyemez “inanc ozgurlugunn” oldugu ulkelerde. En agir suclardan hapiste yapatnlarin dahi “inanc hurriyetini” devlet elinden alamaz; bilakis onlarin bu hakkini kullanimini saglamak icin papazlar, hahamlar, imamlar saglar hapishanelere kadrolu veya disardan ziyaretci olrak.

    Bunlari anlama kapsitesinden aciz iseniz gidin baskasina musallat olun! Pes dogrusu! Simdiye kadar “delete” dugmesini kufur, mustehcenlik disinda sebeple kullanmadim ama, yazik insanlain sinirlerine yahu!

    Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Aralık 25, 2006 @ 8:43 am

  82. KNZ hanım,

    Bu kadar yazılanlara rağmen hala Bekir Bey’in yazısının ana fikrine “Kamuya açık yerlerde, ve görev ile ilgili konularda göstere göstere ibadet yapılmasına bunun için program değiştirilmesine onay veriyordunuz. Bşakları ibadet yapan kişiye uysun diyordunuz.” diyorsanız;

    yazıyı “israilli bir sporcu için bütün ajandanın altüst edilmesine alkış tutuyor ,başkalarını da dine bu şekilde saygı göstermeye davet ediyordunuz.” diye yorumlamışsanız;

    havaalanı personeli tarafından kesilen bir deve için “yoksa hükümete kıızıyor musunuz ? dini ibadete saygı göstermediği için ? ” diyor ve dolayısıyla orada deve kesilmesini dini bir vecibe olarak görüyorsanız;

    hakkaten pes!

    Yorum yazan: osman timurtaş — Aralık 25, 2006 @ 3:43 pm

  83. Yahu Knz hanım,

    Ben sizi daha evvelden takip etmiyordum, tam eğlencelik çıktınız. Absürd yorumlarınızı benim oraya da beklerim. Bir de sabah zaman harcayıp Ecenin sitesinde yorum yazmıştım ciddiye alıp. Neyse, belki başkaları istifade eder.

    Nedense benim oraya cevherler düşmüyor, geçenlerde bir tane gelmişti bir cevap yiyince kaçıp gitti.

    FST