Sayfalarında her gün el alemin, karısının kızının çıplak resimleri, yatak maceraları ile halkımızı bilgilendiren Ertuğrul Beyazkaptan’in en büyük fobisi ne imiş dersiniz? Geçmişteki koyun kaçakçılığı türü yeni ifşaatlar korkusu? Beyaz Turkerin tasfiyesi?
Bir zamanlar en yakın arkadaşı olan Enis Batur gibi diğer arkadaşlarının da “bende kirlilik duygusu yaratıyor”
deyip kendisini terk edeceği korkusu? Patronu adına iş takipçiliği, politikacılarla yeni akçeli ilişkilerinin ortaya çıkacağı, paçavrasında ahlaksız iftiralar, ithamlar ile katlettiği haysiyetler, mahvettiği kariyerler için hesap sorulacağı korkusu? 28 Şubat karanlık gecesinin sona ereceği, bütün darbeciler, apoletli gazetecilerden hesap sorulacağı korkusu? Andıççiların en “dost” medya mensubu statüsünü kaybetme korkusu? Lübnan’da Filistin’de, Irak, Afganistan’da çoluk, çocuk, kadın katledilirken her defasında ABD İsrail propogandistligi yapıp, Müslüman’ı suçlamakla sergilediği “her zaman güçlünün yanında olma” ilkesini bilmeyenlerin de öğreneceği korkusu? Sağcısı, solcusu, merkezcisi, milliyetçisi, ulusalcısı her kesimin “kirli” karakteri olması? Filmlerde kadın anatomisinin belirli bölgesini sergileyerek üne kavuşan Sharon Stone’la beş dakika konuşma şerefini ABD’deki muhabirine, hatta magazin yazarlarına dahi bırakmayıp bizzat “görevi” üslenmesindeki vazifeşinaslık ile dalga geçilmesi? Kendisine gittiği lokantada adi Türk şarabı ikram edilmesi?
Yok bilemediniz. Hiçbiri değil. Peki Linc tabii tuttugu, hakir gördugu, insan haklarinin ellerinden alinmasi icin “teslis, testis” gibi yuzlerce asparagas ürettiği başortülü hanimlarin ahı?
Dalgamı geçiyorsunuz?
O’nu dünyada en fazla korkutan şey “ten ve ter kokusu” imiş! Yanliş duymadiniz. Daha doğrusu Allah muhafaza birinin bu “iğrenç” kokunun ondan gelebileceğini düşünmesi imiş. Genel yayın yönetmeni olarak “rol modeli” olmak zorunda imiş. “Hayatta bütün iftiralara, bütün aşağılanmalara, eleştirilere tahammül edebilirim ama… Ama böyle bir şeye asla.” diyor Beyazkaptan. Hal böyle olunca daha önce muhabirlerini misak-i millinin dört bir köşesine salip içki içilmeyen yerleri tespit ettiren kaptan bu defa da görevi “Bu işin uzmanı, Doğan Haber Ajansı’nın Genel Müdürü Uğur Cebeci” ye havale etmiş ve uzman da her sorumlu ciddi, saygın haber ajansı genel müdürü’nün yapacağını yapıp faili bulmuş ve gereği yapılmış!
Sizleri bilmem ama ben kahverengi burunlu, karakter celladı, rejim soytarısı, kartel patronlarının mabadinin , askerin postalının kokusunu-sever beyaz-kaptanın iftira ve aşağılamaya aldırmadığına şaşırmadım. Hatta bunu ilkesel olarak tutarlı bir davranış olarak telakki ediyorum. Öyle ya ekmeğini yalan, dolan, kirli ilişkiler, patronunun menfaati için asparagas haberler, ve smut tacirliği ve “aşağılama, iftira” ile kazanan biri herhalde haysiyet, şeref ile ilgili korkuları olacağını bekleyemeyiz. Bana sorsalardı ya uçakta arzu ettiği Bordeaux veya Napa Valley şarabi bulamayacağından, ya da gittiği balolarda, yemeklerde kokteyllerde yanlış kıyafet giymiş olmak (Frak Dersleri veren Oktay Eksi gibi kendisinin de geceler ipekmi, kaşmirmi çorap giyileceğini, papyonun rengi gibi mevzularda uzmandır) derdim. Ama bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır. Kendisinden dinleyelim ve öğrenelim bakalım “rol modeli” ne rol kesmiş bu defa:
**********************************
O an ölebilirim.
BEN asansörlerden çok korkarım.Yanlış anlamayın.Bende yükseklik korkusu yoktur.
Klostrofobi, yani kapalı yerlerde kalma korkusu da yoktur.
Ama asansörden korkarım.
O nedenle çalıştığım Hürriyet binasında, asansöre her binişimde ecel terleri dökerim.
Odam 11′inci kattadır.
Yazı işleri ise 2′nci katta.
Anlayacağınız, her gün birçok defa asansöre binme zorunluluğum vardır.
Bugün bu korkumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bakalım bana hak verecek misiniz?
* * *
Geçen hafta bir gün 11′inci katta asansörü çağırdım.
Asansör geldiğinde boştu.
Adımımı attığımda, ağır bir ten ve ter kokusu burnuma çarptı.
Dayanılacak gibi bir koku değildi.
Belli ki benden önce asansöre binen biri veya birileri tenindeki bu ağır kokuyu orada bırakmıştı.
İşte o an panik atağım başladı.
Korkum şuydu:
“Ya asansör ara katlarda durur ve binen kişi şüpheli gözlerle bana bakıp o kokunun benden kaynaklandığını düşünürse…”
Düşünebiliyor musunuz, gazetenin genel yayın yönetmeni, “rol modeli” olması gereken kişi, teninde böyle ağır ve tiksindirici bir kokuyla geziyor…
Hayatta bütün iftiralara, bütün aşağılanmalara, eleştirilere tahammül edebilirim.
Ediyorum da.
Ama böyle bir şeye asla.
O an ölebilirim.
* * *
Asansör ağır ağır katları inmeye başladı.
10, 9, 8, 7…
Yaşasın durmuyor, binen yok.
Tek başıma iniyorum ve bu suç mahallinden hızla kaçabilirim.
İnanın o katlar bana yıllar gibi uzun geldi.
Sonunda 3′üncü katı da geçtik ve 2′nciye geldik.
Benim için en tehlikeli kat.
Her gün saatlerce birlikte çalıştığım arkadaşlar.
Ya o katta durduğunda biri biner ve ben indikten sonra bu kokunun benden kaynaklandığını düşünürse?..
Allahım, ne olur kimse binmesin…
* * *
Allah dualarımı kabul etti ve kimse binmedi.
Ben de hızla kaçtım.
İnanın her gün asansöre bu korkularla biniyorum.
Sadece bizim binada değil, bütün binalarda.
Zaman zaman yakınlarımdaki insanların ten kokularını hissediyorum.
İçimden bunu onlara söylemek geliyor.
Çünkü çok samimi olarak bunun en büyük dostluk olduğuna inanıyorum.
Ama gelin görün ki hiçbir zaman söyleyemiyorum.
Allah kahretsin, bir türlü söyleyemiyorum.
Bu işin uzmanı, Doğan Haber Ajansı’nın Genel Müdürü Uğur Cebeci’dir.
Böyle bir şey gözlemlediğim zaman ona anlatıyorum.
Uğur, gidip o kişinin suratına langadanak söylüyor.
Dikkat ediyorum, o söyleyince söz konusu kişi de hemen tedbirini alıyor.
Bir daha o kokuyu duymuyorum.
* * *
Kıssadan hisse:
Asansöre bindiğinizde hissettiğiniz kötü ten kokusu ille de orada bulunan kişiye ait olmayabilir.
İki:
Herkes asansör korkusu hissedip tedbirini almalıdır.
Üç:
Ten kokusunu gidermenin yolları var ve üstelik pahalı değil.
=====================================
DORT: Ter kokusunu gidermenin yolları olabilir ama senin kuyruk yagı kokun kokarca kokusundan beter Ertuğrul!

Bu ruh halimle doktorum suya sabuna dokunmadan yaz dedi.Bu durumda kala kala elimde ter kaldı ben de merak edenleri için “İnsanlar neden terler”diye bir yorumcuk yazayım dedim.?
Havanın sıcaklığına, yaptığımız fiziksel aktiviteye ve ruhsal durumumuza bağlı olarak hepimiz terliyoruz. Toplumun yüzde 1′inde, özellikle stresli durumlarda “sempatetik” denilen bu sistem aşırı düzeyde çalışıyor. Terleme stresli durumlarda gelişiyorsa ve kişi terlemeden rahatsız oluyorsa kısır bir döngü içine giriliyor. Kişi terleyeceğini bilerek daha endişeli hale geliyor, endişe de daha fazla terlemeye sebep oluyor.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Aktaş, yaz aylarında sıcakla birlikte terlemenin arttığına dikkat çekerek, insan sağlığı açısından terlemenin engellenmemesi gerektiğini belirtti. İnsan derisinde bulunan ter bezlerinin sıvı yayması sonucu ortaya çıkan terlemenin insan vücudu için iki ana faydası bulunduğunu kaydeden Aktaş, “Birincisi terleme ve sonrasında terin buharlaşmasıyla vücudun ısı dengesi sağlanır. Ter bezlerinin yaydığı sıvı, vücuttan atıldıktan sonra buharlaşır ve böylece vücudun ısı dengesi korunur. İkinci faydası ise, insan vücudundaki üre, ürik asit, tuz ve diğer zararlı maddeler terleme yoluyla dışarı atılır. Böylece ter bezleri adeta birer böbrek gibi çalışarak kanın temizlenmesine yardımcı olurlar” dedi.
Şimdi ferman buyrula;
1)Bundan kelli vücutlarınızın ısı dengesi pahasına bile terlenmeyecek,ben ısı dengesi sağlarım.
2)Terlemenize şartlar(ısı,aktivite,stres) neden olsa bile 1.maddeye riayet edile’Mazeret gösterilenlerin benim gözümde hiçbir hükmü yoktur!Beni idol kabul edin!
3)Ter yoluyla kanınızı,kalem yoluyla da aklınızı bulunduğum mahal içinde temizlemenize izin yoktur,
Bir insan ter’e ve terlemeye neden bu adar takar?Bence;
1)grovers denen bir rahatsızlığı varsa
http://tr.wikipedia.org/wiki/Grover%27s_hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1
Kaşıntıya sebep olan bir hastalık.
2)Bir de mesleği nedeniyle;cizye tahsilatında bulunan ter oğlanı gibi!Acaba kimlerden ne cizye talep ediliyor da onlar da bu kadar terliyorlar!
Yorum�Yorumlar yazan: çuvaldız — Mart 13, 2007 @ 2:07 pm
Tibbi bilgiler icin tesekkurler Cuvaldiz Hanim, hafifce “su” ya dokunmus olsa da
Eminim beyazkaptan da bunu okuduktan sonra artik terleyecegim diye panik ataklar gecirip ecel terleri dokmez.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mart 13, 2007 @ 4:29 pm
Beni burda terleteyiniz lütfen,maazallah kokusunu alan falan olur!
Bu tibbi bilgiler terlemek istemeyenler için,anlaşılan gazetenin havası cehennem sıcağı gibi!
Yorum�Yorumlar yazan: çuvaldız — Mart 13, 2007 @ 5:01 pm
s.a.
Yeni gördüm, diğer sitelerdeki ince uyarılarınız ve DD münazaranızı okudum, çok teşekkür ederim.
Bekir BEY, Allah Sizden Razı Olsun.
***/***
Bir zamanlar en yakın arkadaşı olan Enis Batur gibi diğer arkadaşlarının da “bende kirlilik duygusu yaratıyor”
deyip kendisini terk edeceği korkusu? Patronu adına iş takipçiliği, politikacılarla yeni akçeli ilişkilerinin ortaya çıkacağı, paçavrasında ahlaksız iftiralar, ithamlar ile katlettiği haysiyetler, mahvettiği kariyerler için hesap sorulacağı korkusu? 28 Şubat karanlık gecesinin sona ereceği, bütün darbeciler, apoletli gazetecilerden hesap sorulacağı korkusu? Andıççiların en “dost” medya mensubu statüsünü kaybetme korkusu? Lübnan’da Filistin’de, Irak, Afganistan’da çoluk, çocuk, kadın katledilirken her defasında ABD İsrail propogandistligi yapıp, Müslüman’ı suçlamakla sergilediği “her zaman güçlünün yanında olma” ilkesini bilmeyenlerin de öğreneceği korkusu? Sağcısı, solcusu, merkezcisi, milliyetçisi, ulusalcısı her kesimin “kirli” karakteri olması? Filmlerde kadın anatomisinin belirli bölgesini sergileyerek üne kavuşan Sharon Stone’la beş dakika konuşma şerefini ABD’deki muhabirine, hatta magazin yazarlarına dahi bırakmayıp bizzat “görevi” üslenmesindeki vazifeşinaslık ile dalga geçilmesi? Kendisine gittiği lokantada adi Türk şarabı ikram edilmesi?
Yok bilemediniz. Hiçbiri değil. Peki Linc tabii tuttugu, hakir gördugu, insan haklarinin ellerinden alinmasi icin “teslis, testis” gibi yuzlerce asparagas ürettiği başortülü hanimlarin ahı?
Aslında ben aşağıdaki yazıyı (YAZIK ÇOK YAZIK)
E.Özkök yukardaki tarzda saçmalayınca, internete yapıştırıyordum ama yukardaki ler ve bu koku muhabbeti için de bir kez daha yapıştırayım. Çünkü hak ediyor.
***/***
YAZIK, ÇOK YAZIK
Nasıl Bir Kişilikle Konuşuyoruz Veya Gazete Çıkarıyoruz.
Mesela : Genelev kadınları konuşuyor. Ağzında Cag gidi cug gudu sakızla beraber insanlarla konuşurlar.
Bu aslında onların zilletliklerindendir.
Yoksa kompleksi (bazen kompleks zilleti engellediği, kibre götürmediği ölçüde iyidir) olan, imanı olan, bilgisi olan,rezillik korkusu olan, hesap korkusu olan, değerleri olan biri böyle konuşmaz, hareketlerine dikkat eder.
Yani kendine değer veren, müslümanım diyen insan böyle zillet içinde konuşmaz, ben değerliyim der, ama genel ev kadını değersiz olduğunu düşündüğü, kabul ettiği için böyle konuşuyor.
*Ertuğrul Özkökün’de kendisine ve gazetesinde çalışanlara, okurlarına verdiği değer, (?), batı medeniyetsizliği kadar, tağut kadar.
(zillet : alçaklık anlamındadır, bazıları kişiliksizlikde diyor)
Yorum�Yorumlar yazan: Öncü Nesil — Mart 16, 2007 @ 8:06 pm
Tehlikenin farkınında mısınız? Asonsördeki ter kokusunu sizden bilebilirler! Antipersipirant kreminize sahip çıkın!
Yorum�Yorumlar yazan: fizikci — Mart 17, 2007 @ 3:30 pm
Özkök’ün yazısının altında şuna benzer bir reklam var mıydı? Yazının son cümlesinden işkillendim.
KOLTUK ALTI KOKUSU ARTIK KABUSUNUZ DEĞİL.
İNSAN PSİKOLOJİSİNİ BOZAN SAĞLIK SORUNLARINDAN BİRİSİ DE KÖTÜ KOLTUK ALTI KOKULARIDIR. HÖDÖ İLAÇ VE KOZMETİK TARAFINDAN ÜRETİLEN VE HALKIMIZIN KULLANIMINA SUNULMUŞ OLAN, TEK KULLANIMLIK, HÖDÖ BODY CARE SAYESİNDE, KÖTÜ KOLTUK ALTI TER KOKULARI TARİHE KAVUŞUYOR. TEK KULLANIMDA, 30 GÜN SÜREYLE ETKİLİDİR. ÜSTELİK GÖZENEKLERİ TIKAMADAN VE TERLEMEYİ KESMEDEN.
ÇÖZÜM NEDİR?
BU GÜNE KADAR KADAR UYGULANAN KLASİK YÖNTEM, DEODORANTLAR VE ÇEŞİTLİ KOZMETİK ÜRÜNLER KULLANARAK KÖTÜ KOKUYU BASKILAMAK VE KULLANILAN ÜRÜNÜN GÜZEL KOKUSUNU ÖN PLANA ÇIKARMAKTI. ANCAK ARTIK HÖDÖ BODY CARE VAR. TEK KULLANIMDA VE 30 GÜN SÜREYLE ETKİLİ KOLTUK ALTI KREMİ.
NEDEN HÖDÖ BODY CARE?
ÇÜNKÜ HÖDÖ BODY CARE, GÖZENEKLERİ TIKAMIYOR, TERLEMEYİ ENGELLEMİYOR. TAM TERSİNE GÖZENEKLERİ AÇARAK, TERLEMEYİ KOLAYLAŞTIRIYOR. BUNUN SONUCUNDA DA, VÜCUDUN NORMAL FLORASI GÜÇLENEREK KOKU YAPAN BAKTERİLERİ YOK EDİYOR.
Yorum�Yorumlar yazan: fizikci — Mart 17, 2007 @ 3:40 pm
Sn. Fizikci,
Bilmiyorum yazinin altina boyle br reklam varmi idi, ve var idiyse bolca “kokusuz ter” formulu Beyzkaptan’i tatmin edermiydi.
Tahminim siradan insanlar degilde “seckinler” kullaniyor olursa beyaZin problemi olmaz. Ornegin Baba Bush japinyada yemekte Japin Basbakani’nin ustune kustuugnda, veya kralicenin yaninda mendilini cikarip okkali bir burun discharge’i yaptiktan sonra topaklayip cebine attiginda beyazturkler bunun gayet medni oldugunu dusunurler. Nefre ettikleri seyler kendi insanina ait olanlardir; yani kendileridir.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mart 18, 2007 @ 6:46 pm
[...] Amiral Gemisi kaptani, Aydin Dogan’in is takipcisi, siradan insanin kokusundan tiksinen, gelismislik olcutleri cinsellik, ayyaslik, ve arya dinlemekten ibraet olan “ben bir sonradan [...]
Pingback yazan: Böyle giydirilir kahverengiburuna: Şövalye! « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Ocak 17, 2008 @ 8:17 am