Bu resimlerdeki kahramanları tanıdınızmı dostlar?
Ben tanıdım.
Burada öldürdükleri iç düşman karabatak cesedi ile poz verenler, gene Samsun’da bayrak önünde poz veren güvercin katili ve kahraman ağabeyleri.
Bunları Van’da masum ve asil, belki yavrularına yiyecek arayan kurdun boğazına ip geçirip işkence ile öldürürken zevkten dört köşe olan Marquie-de Sade’i utandıran yaratıklar!
Bunlar köylerinde eşekleri, köpekleri ile romantik ilişkiye giren, sonra “kız arkadaşlarını” tavuk yedi diye asan şerefli insanlar!
Bunlar üniversite civarındaki köpek yavrularını “bizden olmayan Hüseyin Hatemı besliyor” diye zehirleten çağdaş rektör Alemdaroglu’nun gururu.
Bunlar çocuklarına kedi gözü çikarma oyununu oğreten babalar!
Bunlar dünyaya “bağımsız ve şanlı KKTC’yi tanıyın” deyip, oranın Başbakanını “niye Türkiye’nin bayrağı, İstiklal Marşı yok lan” diye fırçalayan, “kodumu oturtan” paşaların gururu kahraman vatandaşlar! (Nemi alakası var? Aaah dostlar uzun hikaye, ayni kumaştan mamül diyeyim şimdilik)
Siz de tanıyın bunları!
HABER:
Balıkları yiyor’ diye karabatağı idam ettiler
Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin yaptırdığı Sevgi Gölü’nde objektiflere tüyler ürpertici görüntüler takıldı. Bir karabatak kuşu, gölde balıkları yiyor diye belediye görevlilerinin hedefi oldu.Göle girip karabatağı yakalayan görevliler, onu bir süre yerde tekmeledi, ardından boynuna ip geçirip öldürdü. Gazeteciler, olayı saniye saniye görüntülerken, belediye görevlisi gülerek poz verdi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Kenan Şara, görevliler hakkında soruşturma başlatacaklarını söyledi.
İŞTE FAZLA BALIK YİYEN KUŞUN İNFAZ ANI
Yaklaşık 3 yıl önce büyükşehir belediyesi tarafından yaptırılan Sevgi Gölü’nde süzülerek hareket eden kuğular, ördekler ve balıklar, kendilerini izlemeye gelen vatandaşlara hoş vakit geçirtiyor. Gölün çevresine yapılan çardaklarda oturanlar, saatlerce buradaki hayvanların hareketlerini izliyor. Sevgi Gölü’ndeki bu güzel atmosfere salı günü gölge düştü. Kayıklarla gölün içine giren iki belediye görevlisi, karabatak avladı.Uzun süren uğraşlar sonunda siyah renkli karabatağı yakalayan görevliler, boynuna ip geçirdikten sonra bir süre yerde tekmeledi. Görevliler daha sonra balıkları yediği gerekçesiyle karabatağı astı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Kenan Şara, karabatakların çok fazla balık yediğini söyleyerek, “Arkadaşlar buna engel olmak için bu işi yapmışlar. Daha sonra da alıp denize bırakmışlar. Bu manzara hoş bir manzara değil. Bu hayvanın da bir canı var. Marifet yapmış gibi poz vermişler. Olayla ilgili soruşturma başlatacağız.” dedi. Fatih Yalçıner, Samsun
Kaynak: Zaman Gezetesi


“Bunlar dünyaya “bağımsız ve şanlı KKTC’yi tanıyın” deyip, oranın Başbakanını “niye Türkiye’nin bayrağı, İstiklal Marşı yok lan” diye fırçalayan, “kodumu oturtan” paşaların gururu kahraman vatandaşlar! (Nemi alakası var? Aaah dostlar uzun hikaye, ayni kumaştan mamül diyeyim şimdilik)”
Değil mi ya,
sevgiler.
Yorum�Yorumlar yazan: [ m k y ] — Mart 24, 2007 @ 11:52 am
Çıkış noktası, kumaş hakketten önemli
Çünkü Bu PARK vb. hasene şeyler;
Cinayetler işleyen bir insanın, sistemin hayvanlara merhametli olması gibi yalın kalıyor, bu yalınlık insanlara salah,merhamet değil zulmü sürdürme perdesi olarak geri dönüyor
Yorum�Yorumlar yazan: Öncü Nesil — Mart 24, 2007 @ 12:46 pm
Tesekkuurler, sayin MKY, Oncu Nesil, aslinda o maddenin cogu kimse tarafindan alakasiz bulunacagini dusunmustum ama bir iki satirdada baglantiyi anlatamayacagimi dusunmustum. Ilk iki yorumun “arif olan” dan gelmesi guzel
Aciliminiz aynen Oncu Nesil.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mart 24, 2007 @ 3:44 pm
ne diyeceğimi bilmiyorum..
sadece beddua gönderiyorum..
Yorum�Yorumlar yazan: Ecenaze — Mart 24, 2007 @ 6:20 pm
Alçalış bir bütündür, bölünemez!!!
Yorum�Yorumlar yazan: metin-thePoor — Mart 24, 2007 @ 8:15 pm
Bir Samsun’lu olarak utanç duyduğumu belirtmeliyim
Yorum�Yorumlar yazan: Emel — Mart 26, 2007 @ 8:15 pm
Edirne’den Ardahaná heryerde pek cok gordugumuz manzara Emel Hanim. Hepimiz Samsunluyuz
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mart 27, 2007 @ 5:28 am
Bende cok uzuldum. ya iste memleketimin manzaralari diyorum ama sanki ecnebide durum farkli mi .. Allah korkusu yureklere islemedikce yaratilanin basina yaratilandan boyle seyler gelmesi muhtemel gorunuyor.. Ya Rab! rahmetini yureklerimize , ihtiyaciolanlarin yureklerine ver diye dua etmek lazim. Hic dusunduk mu belki de birbirimize az dua ediyoruzzz..
Yorum�Yorumlar yazan: SOBELEYEN — Mart 27, 2007 @ 3:56 pm
Belki oyle sayin Sobeleyen. Amin.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mart 27, 2007 @ 4:11 pm
bekir bey,
mevlit kandiliniz mübarek olsun.
içtenlikle selamlar ve dualar
Yorum�Yorumlar yazan: ırmak — Mart 29, 2007 @ 10:05 pm
Allah razi olsun Irmak Hanim. Bilmukabele.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mart 30, 2007 @ 3:28 am
BU AYETİN TEFSİRİ ÖNEMLİ:
13 RAD Suresi, 33. “Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu? Onlar Allah’a ortak koştular; ey Muhammed, de ki: “Onlara bir ad bulun bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sözlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkâr edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah’ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz.”
Evet tüm nefislere, tüm nefislerde olanlara, tüm kalplerde olanlara, nefislerin tüm yaptıklarına, tüm kullarına Habîr olan, haberdar olan, herkese ve her şeye egemen olan Allah’a karşı tuttular da bu özelliklere sahip olmayan bir kısım varlıkları ortak koştular. Allah sıfatlarını bir kısım âciz varlıklara vererek Allah’ın hâkimiyetine, Allah’ın egemenliğine ortaklar buldular. Allah’ın yetkilerine ortak bir kısım varlıklar tanıyarak onlara da kulluk etmeye, onları da hayatlarında söz sahibi kabul edip onların yasalarını da uygulamaya çalışıyorlar. Bir kısım putları, bir kısım tâğutları Allah’ın rubûbiyetine ve ulûhiyetine ortak etmeye çalışıyorlar.
Halbuki Allah’a ortak yapmaya çalıştıkları varlıkların hiçbir güçleri ve kuvvetleri yoktur. Onlara de ki peygamberim, haydi bu tanrılarınızı isimlendirin bakalım. Tanımlayın bakalım onları. Nedir bunlar söyleyin. Sizin aklınızın, sizin atalarınızın akıllarının ortaya koyduğu, kendinizin uydurduğu, kendi eseriniz olan, sizin ve atalarınızın hevâ ve heveslerinden kaynaklanan bir takım düşüncelerin, bir takım sistemlerin, bir takım yasaların, bir takım putların arkasına saklanarak, onlara dayanarak Allah’ı diskalifiye etmek mi istiyorsunuz? Yâni sizin eseriniz olan, insan aklının eseri olan bu putlar ne böyle? Siz kendiniz dikmediniz mi bu putları? Siz koymadınız mı bu yasaları? Siz kendiniz koymadınız mı bu kanunları? Allah’ın sisteminin karşısında şu savunduğunuz, şu tutunduğunuz demokrasiyi kendiniz icad etmediniz mi? Ona tutunarak Allah sistemini dışlamaya mı çalışıyorsunuz? İnsanları bu kendi diktiğiniz puta imana mı çağırıyorsunuz? Onun kesin hak olduğunu kabullenip tartışmasını bile yasaklamaya mı çalışıyorsunuz? En güzel sistem budur, en ideal hayat tarzı budur, bunun dışında insanları mutlu edecek sistem yoktur diye ona dayanarak Allah sistemini reddetmek mi istiyorsunuz? Üstelik:
Yoksa sizler Allah’ın bilmediğini ona haber vermeye mi çalışıyorsunuz? Bu konuda Allah size bir delil de indirmemiştir. Kendi akıllarınızdan kendi hevâ ve heveslerinizden kaynaklanan bu demokrasinin hak olduğuna dair Allah’tan bir delil de yok, bir âyet de yoktur. Ve yıllardır bu sistemi uygulayan ülkelerin durumları da belli. Ahlâklarıyla sosyal yapılarıyla, gençlikleriyle, sömürülüleriyle, intiharlarıyla kanları ve göz yaşlarıyla herkesin gözü önündedir. İçkileriyle, kumarlarıyla, eroinleriyle, homoseksüelleriyle, buhranları ve bunalımlarıyla insanların gözleri önündedir. İnsanların varmak istedikleri nokta bu mudur sizce?
Evet insanlar kendi kafalarından, kendi hevâ ve heveslerinden bir şeyler üretiyorlar ve onlara tutunarak Allah’ı diskalifiye etmeye. Diktikleri bu putlara dokunulmazlıklar izafe ederek, onların kesin doğru olduklarını kabul ederek onların tartışılmasına bile izin vermiyorlar. Meselâ laiklik dedikleri şeyin öyle bir reklamını yapıyorlar ki, demokrasi dedikleri puta öyle bir dokunulmazlık veriyorlar ki, neredeyse onların kesin bâtıl olduklarını bilen insanlar bile onlara dokunmaktan korkuyorlar.
Evet kendi elleriyle diktikleri putlara sarılarak bunlar Allah’ın-kinden daha üstün, bunlar Allah yasalarından daha doğrudur demeye çalışıyorlar. Meselâ kanun çıkarıyorlar, kendileri yasa yapıyorlar ve Allah’ın arzuları bu yasalarla çatıştığı zaman da eh ne yapalım yasalar böyle diyorlar. Ne yapalım yasalar izin vermiyor diyorlar. Peki kim yaptı bu yasaları? Kim dikti bu putları? Allah yasalarına göre örtünmek isteyen kızların karşısına kendi yasalarını çıkarıyorlar, ne yapalım yasalar engel diyorlar.
Eskiden müşrik Araplar helvadan put yapıyorlar, bir süre tapınıyorlar sonra acıkınca da onu yiyiveriyorlardı. Şimdi de aynen öyledir. Yasa yapıyorlar, bir süre o yasalara saygı duyup uyguluyorlar onları, ama daha sonra işlerine gelmeyince de o yasaları yiyiveriyorlar. Hani şimdi şu anda on sene önceki yasalar var mı? Nerede onlar? Halbuki o günlerde o yasalar yüzünden ne canlar yakmışlardı değil mi? Ama aradan bir kaç sene geçince kendi yasalarını, kendi putlarını kendileri yiyorlar.
Bütün bu yaptıklarınız sadece isimden ibarettir diyor Rabbi-miz. Sadece isim ve altında da hiçbir şey yoktur. Meselâ adâlet di-yorlar ama adâletin a sına bile rastlamak mümkün değil. Hürriyet di-yorlar, eşitlik diyorlar yasalar diyorlar, demokrasi diyorlar, laiklik di-yorlar, din ve vicdan özgürlüğü diyorlar ama başörtülülere kan ağlatıyorlar. İnsan hakları diyorlar, adâlet konseyi diyorlar, güvenlik konseyi diyorlar ama sadece isimden ibaret, altında bu isme lâyık hiçbir şey yok. Tüm dünyaya korkudan başka zulümden başka hiçbir şey yay-mıyorlar. Sadece isimden ibarettir bunların yaptıkları şeyler altını kazıdığınız zaman hiçbir şey çıkmaz diyor Allah. İsimlendiremezler, tanımlayamazlar, doğru dürüst tarifini bile yapamazlar bunların.
Allah yeryüzünde böyle birilerine kendi yetkilerini vermediği halde, illa da verdin ya Rabbi, ama galiba sen bunu unuttun diye O’na unuttuğu bir şeyi mi hatırlatmaya çalışıyorsunuz? Allah’a akıl vermeye, O’na yol göstermeye, O’nu şartlandırmaya mı çalışıyorsunuz? Yoksa hiçbir mânâ ifade etmeyen zâhiri bir şeyler söyleyerek saç-malıyor musunuz? Laf olsun diye mi konuşuyorsunuz?
Hayır hayır bunların hiçbir gerçek yönü yoktur. Sadece bu kâfirlere, müslümanlara karşı tuzaklar kurmaları, hem kendilerini hem de mü’minleri aldatıp saptırmaları onlara güzel gösterilmiş, süslü gösterilmiştir. İşte bütün sebep budur diyor Rabbimiz. Bu İslâm düşmanı kâfirler bir ömür boyu Allah’a, İslâm’a ve müslümanlara tuzak kurmaya ayarlanmışlardır. Tüm işleri, tüm hayatları ve hedefleri budur. İnsanları Allah yolundan uzaklaştırıp kendi cehennemlerine sürüklemek tek hedefleridir bunların. Kurdukları eğitim sistemlerinin temel hedefi budur. Geliştirdikleri kitle iletişim araçlarının temel hedefi budur. Kurdukları sistemlerin temel hedefi budur. Kendileri adam olup müslü-manların gittikleri cennete gidecek yerde illa da onları cehenneme ka-zandırmak için çırpınırlar.
Çünkü şeytan yaptıklarını onlara güzel göstermektedir, süslü göstermektedir. Yaptıkları bu kirli işlerin mantığını da buluveriyor şeytan. Öyle değil mi? Adam ineğe tapınıyor. Peki var mı bunun bir mantığı? Bize göre yok ama gidin bir de Hintliye sorun siz onu. O da elbette kendisine göre bir mantık geliştirmiştir. Öyleyse:
Allah kimi saptırmışsa artık onu hidâyet edecek yoktur. Kim kendi hür iradesiyle, kendi seçimiyle sapıklığı tercih etmiş ve Allah da onun bu tercihini onaylamışsa artık hiç kimse ona engel olamaz. Hiç kimse onu doğru yola getiremez. Allah’ın göstermediğine kim gösterebilir? O’nun duyurmadığına kim duyurabilir? Peygamber de dahil olmak üzere Allah’ın hidâyet etmediklerine hiç kimse hidâyet ede-mez. Kendi hür iradeleriyle hid3ayeti tercih etmiş, Allah’ın da onun bu tercihini onayladığı kimseyi de hidâyetten koparacak yoktur. Peki ne varmış onlar için? Dalâleti tercih edenler için:
(Basâiru’l Kur’an)
Yorum�Yorumlar yazan: Selahattin — Kasım 9, 2007 @ 2:35 pm