Bir Münzevînin Notlarından…

Haziran 23, 2007

Dehşet Senaryosu (III): Yasemin Çongar’a da mı “Nokta” konuldu?

Kategori: Amerika, Guncel-Politik, sosyal, kulturel, Islam, Medya, Toplum — Bekir L. Yildirim @ 5:21 pm

563521.jpg3519-ergin-saygun.jpg 46590-zeyno.jpg
Yasemin Çongar, uzun yillardir Milliyet Washington temsilciliği yapmaktadir. Objektif, profesyonel, araştırmacı gazeteciliği, işlediği konulara vukufiyeti ve entellektüel omurgası ile temayüz etmiş bir gazetecidir (geçmişte patronunun emri üzerine bir dindar hanıma karşı yürütülen linç kampanyasında küçük bir rol almış olmasına rağmen).

Genel Kurmay’ın gazetecileri “bizden olanlar” ve “olmayanlar” şeklinde tasnif ettiği hatta bazıları için “bizden olmama” sebebi olarak “darbeye karşı” notunu düştüğü listede “bizden olanlar” listesinde yer almış olması ile Paşalar’in “düşmanlar” listesinde olmadığı tescil edilmiş idi.

Ama bu dahi Genel Kurmay’ın iki gün önceki bildirisindeki gazabın muhatabı olmaktan koruyamadı Yasemin Hanım’ı.. Günahı: Yakınlarda son nokta konulan Nokta dergisininkinin aynısı. Akrep yuvasına elini soktu o da. . İçerdeki darbeperverlerin Washington ayağında “takım oyuncusu” olmayı reddetti; ve objektif gazeteciliği seçti.

“Dehşet senaryosunun” delillerini ele geçiren ve her objektif gazetecinin yapması gerektiği gibi bunu yazısı ile kamuya duyuran o oldu. Araştırmacı gazeteciliğin olmadığı ve Watergateleri trafikte çizgi ihlali mertebesine düşürecek derecede skandalların kanıksandığı bir ülkede Yasemin Congar’in ortaya çıkardığı kirli çamaşırlar gurur duyulacak bir gazetecilik basarısıdır ama ödül falan beklemeyecek kadar gerçekçidir Yasemin Hanım. Bizde ödüller “Niye darbe yapmadınız paşam” diyen cesarete ve “Paris’te mini etekli kızı diri diri yaktılar” diyen hayal gücüne verilir.

Yasemin’in Günahı:

Yasemin Hanım, 13 Haziran’da Washington’daki Yahudi neconların ponpon kızı, “her şey Vatan için” gazetesinin sahibi Zafer Mutlu’nun üvey kızı, ve ABD Dışişleri’nin önemli isimlerinden Matt Bryza’nin kız arkadaşı Zeyno Baran’ın tertip ettiği (?) , ve “Tülay Tuğcu öldürülecek, Beyoğlu’nda intihar bombası ile 50 kişi ölecek, Türkiye Irak’a girecek…” senaryosunu ifşa etti. Daha kötüsü , o toplantıya davetiye ile katılan ve diğer davetlilere katılacakları davetiye de bildirilen SAREM (Genelkurmay Stratejik Araştırmalar ve Etüd Merkezi )mensubu çoğu yüksek rütbeli subaydan oluşan heyet mensuplarının bazılarını ifşa eden, davetiye metnini, yayınlayan gazeteci.

Bu bilgi üzerine muhtelif siyasiler, demokrat aydınlar ve hükümet mensupları tepki gösterdiler hepimiz gibi.

Yasemin Çongar’in yazısının metni için tıklayın.

GK’in Basın açıklaması
ve bir cumhur üyesinin cevapları:

BASIN AÇIKLAMASI

TARIH : 20 HAZİRAN 2007

NO : BA- 16 / 07

13 Haziran 2007 tarihinde ABD’de, bir düşünce kuruluşunda yapılan bir çalışmada ortaya konulduğu iddia edilen bir senaryo, ülkemizde geniş şekilde tartışılmakta, toplantıda TSK personelinin de bulunmuş olması öne çıkarılarak, senaryonun TSK ile ilişkilendirilmeye çalışıldığı ibretle ve üzüntüyle izlenmektedir.

Pardon Paşam, TSK’lilerin katilmiş olması ve “PKK’lı liderlerin ABD tarafından Türkiye’ye teslimi AK-Parti’nin isine yarayacağı için kaçınılmalıdır” tezine itiraz etmemiş olması (bu tezin sahibinin ve destekleyenlerin isimlerini bilmiyoruz, inanıyorum yakında o da açığa çıkacaktır) TSK ile “ilişkilendirmek” için yeterli sebep değilmidir? İlişkilendirilmek istemediğiniz şeylerle ilişkilenmeyin.

Eminim milletin, konudan haberdar olan kesimi de fakir gibi “ibretle ve üzüntüyle” izlemektedir durumu.

Genelkurmay Başkanlığınca, bu tartışmaların boyutlarını ayrıntılı olarak saptamak ve yaratılan bu ortamın arkasındaki aktörlerin gerçek yüzlerini ve niyetlerini ortaya çıkarmak maksadıyla, özellikle başlangıçta bir açıklama yapılmamış, beklenilmiş ve olayın yeteri kadar tartışıldığı sonucuna varılarak bir açıklama yapılmasına karar verilmiştir.

Haa, ben de “bakalım ne kadar bilgi ortaya çıkacak, kim ne diyecek” diye beklediniz (veya muhtemelen gerek Milliyet gerek diğer medya mensupları ile temas kurarak hasar kontrolü ve karartma ile meşguldünüz) sanıyordum. Evet “aktörlerin gerçek yüzlerini” biz de görmek isteriz ama müsade ederseniz kameraman ile aktörü de karıştırmayız.


Konu tüm ayrıntıları ile araştırılmış ve aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:

1. 04 Haziran 2001 tarihinde kurulmuş olan Genelkurmay Stratejik Araştırmalar ve Etüd Merkezi (SAREM) Başkanı, diğer ülkelerdeki benzerlerinin yaptığı gibi bazı düşünce kuruluşlarının yapısı ve çalışma yöntemleriyle ilgili bilgi alışverişinde bulunmak amaçlı olarak, çok daha önceden planlı bir ziyaret çerçevesinde 11-16 Haziran 2007 tarihleri arasında ABD’de bulunmuştur.

Pardon Paşam SAREM niye vardır? Meşrumudur varlığı? BÇG (Bati Çalışma Grubu) niye vardı? SAREM ‘in BÇG’den farkı nedir? Neden Misyon tanmında “iç poltika ile ilgilenmez fakat irtica ayrı” denilmektedir mealen? Hiçbir demokratik ülkede askeriye bünyesi içerisinde “düşünce kuruluşu” olurmu? JITEM niye vardı(r)? JIT niye vardır; niye bombacıdan, kaçakçıya, Danıştay katilinden , otopark mafyasına pek çok çete mensubunun cebinden JIT üyelik kartı çıkar?

Bu ülkedeki beş ayrı düşünce kuruluşunu ziyaret kapsamında, anılan düşünce kuruluşu da ziyaret edilmiştir. Ancak bu ziyaret kesinlikle yapılan toplantı ile ilgili değildir. Önemli bir gazetenin ABD muhabirliğini yapan ve bu konuda yeterli tecrübesi olması gereken bir muhabirin bu olayı saptırır tarzda haberler yapması, TV kanallarında yanlış yorumlarda bulunması maksatlı bir girişim olarak görülmüştür.

Maksatlı olduğu şüphesiz. Ama haber değeri olan bir olay hakkında efkar-i umumiyi bilgilendirmektir maksat. Demokratik bir ülkede bir medya mensubunun görevidir bu. Üstelik daha önce yayınladığınız ikinci Andıç’ ta “bizden” kategorisine koymuştunuz Yasemin Çongar’i.

ABD’yi ziyaret eden SAREM Heyeti, diğer düşünce kuruluşlarına yaptığı planlı ziyaretler nedeniyle, anılan kuruluşa öğle yemeğine yakın bir zamanda gidebilmişler ve söz konusu toplantının yemekten önceki son kısmına çok kısa süreli olarak ve izlemek amacıyla katılabilmişlerdir. Bu süre içinde, habere konu olan senaryo ile ilgili hiçbir konuşma olmamış ve ziyaretçi durumunda olan SAREM üyeleri hiçbir yorumda bulunmamışlardır. Daha sonra yemeğe geçilmiş, yemek ve sonrasında iki düşünce kuruluşunun çalışma şekilleri üzerinde bilgi alışverişinde bulunulmuştur.

Pardon Paşam siz ziyaret için ve geç gittiğinizi söylüyorsunuz fakat davetiye’de sizin heyetinizin katılacağı özellikle duyuruluyor davetlilere. Bunu açıklamanız gerekmez mi idi? Buyurun:

Davet mektubu

Zeyno Baran imzalı davet mektubunun sonunda muhataplardan şu isteniyor: “Lütfen katılabilecekseniz mümkün olan en yakın zamanda bildirin. Ben de size, o zaman, toplantıda tartışmayı istediğimiz senaryonun ayrıntılarını göndereceğim.”

Senaryo

Senaryo metninin “24 Haziran” başlıklı bölümü şöyle: “Anayasa Mahkemesi’nin önünde bir başka intihar saldırısı meydana gelir. Bu saldırı, Mahkeme Başkanı Tülay Tuğcu’nun binadan ayrıldığı zamana rastlayacak şekilde planlanır. Tülay Tuğcu ölümcül şekilde yaralanır ve aynı gün kaldırıldığı hastanede ölür.”

Eğer ‘bunlar fabrikasyon’ diyorsanız, hemen Zeyno Baran ve siz Yasemin Çongar ve Milliyet’i, hem de BBC’yi mahkemeye vermelisiniz. ABD’de bu tür suçlar için yüksek tazminatlar verir mahkemeler. Zeyno Hanım iyi bilir.

SAREM Heyetinin ABD’ye yapacağı ziyaret kapsamında diğer düşünce kuruluşlarıyla olduğu gibi bu kuruluşla da temas kurularak genel anlamda ziyaret programı üzerinde mutabakat sağlanmış, ancak hiçbir şekilde söz konusu toplantı için, senaryoyu da içeren bir davet alınmamıştır.

Bir düğün davetiyesinde adı gecen gelin ve guveğiye programı içeren davetiye gönderilmeyeceği gibi SAREM heyetine davetiye gönderilmesi gerekmez. Daha önce konuşulmuş, yazışılmış planlama yapılmış ki davetlilere assolist olarak sizinkilerin varlığı duyurulmuş Zeyno Hanım tarafından.

Ayrıca anılan toplantıda bir Kürt grubun liderinin oğlunun da bulunması tamamen bir tesadüf olup, SAREM Heyetinin bu kişiyle hiçbir şekilde teması olmamıştır.

Eyvallah. Daha önce söylediğim gibi benim için problem ne Talabani’nin varlığı ne senaryonun dehşet verici olması.

2. Vaşington Silahlı Kuvvetler Ataşesi, yapılan toplantıya şifahi bir şekilde davet edilmiştir. Ataşeliğe toplantı öncesi senaryo ile hiçbir bilgi ve belge verilmemiştir. Ataşe bu toplantıya Genelkurmay Başkanlığının izni ile katılmıştır. Bu katılım, ataşelerin doğal görevlerinden biridir ve toplantı sonuçları Genelkurmay Başkanlığına raporla bildirilmiştir.

Eyvallah. Niye bir elçilik görevlisi olan ateşe çağrılıp ta sivil elçilik görevlileri çağrılmamış sorusu akla geliyor ama sorunun muhatabı siz değilsiniz Zeyno Hanım.

3. Toplantının asıl tartışılacak kısmı olan; “Irak’a Yapılacak Müdahaleye Muhtemel Tepkiler” konulu çalışma iki saat süre ile devam etmiş, bu süre boyunca askeri ataşemiz, Türkiye’nin Irak’a yönelik bilinen görüşleri dışında hiçbir ifade kullanmamıştır. Toplantıyı gündeme taşıyan basın mensubu tarafından iddia edilen: “Türkiye’ye teslim edilmesi düşünülen teröristlerle ilgili haber” tamamen hayal ürünü olup, yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacını taşımaktadır. O nedenle bu konu, söz konusu gazetecinin açıklık getirmesi gereken bir husus olarak görülmektedir.

Ben de burada bir “yalan yalanla örtme” ve “hedef saptırma” teşebbüsü görüyorum ama sizin gördüğünüz değil. Ay Işığı ve Sari Kız darbe teşebbuslerinin ifşa edilesi üzerine darbeci generallere dokunmayıp NOKTA dergisini kapatan, Alper Görmüş ’ü mahkemelerde süründüren, Şemdinli’nin “iyi çocuklarını” koruyup, savcısını cezalandıran cinsten yalanı yalanla örtme ve hedef saptırma gibi geldi bana.

Yasemin Congar, daha sonraki 32. Gün programında dostunuz Zeyno Baran ile yüzleşti, haberin en az iki tane bağımsız ve biribirinden habersiz kaynaktan aynen teyid edildiğini, haberi vermeden önce haber metnini Zeyno Hanım’a gönderdiğini ve kendisinden ne “bu da nereden çıktı, hayal ürünü” gibi hiçbir itirazın gelmediğini söyledi. Sanıyorum daha önce GK Başkan Yardımcısı Ergin Saygun’la görüştükten sonra “yüksek rütbeli subay söyledi bana darbe 50/50” deyip sonra kendisini yalanlayan , Zeyno Hanım’ın inanılırlığı da biliniyor efkar-ü umumi tarafından. Bu Hanım’ın diğer bir yalanı da “28 Şubat’ın olacağını bana generaller söylemişti” diyerek bir dergide yayınlanan bilgiyi “ifşa” etmesi idi.

4.Yukarıda özetlenen gelişmeler, Hudson Düşünce Kuruluşu yetkilileri tarafından yapılan müteaddit açıklamalarla da doğrulanmıştır.

Tam tersi komutanım. Zeyno Hanım’ın yalancılığı daha önce de tescil edilmiş idi. “sizden” olan akredite gazeteciler dahi Yasemin Çongar’in profesyonelliği, güvenilirliğinden bahsettiler ama Zeyno Hanım için böyle şey söyleyen olmadı. Bırakın diğerlerini, Hudson’un başkanı “senaryo ve konuşulanları dışarı sızdıran utansın” diyerek teyid etti, yani “yukarda özetlenen gelişmeler” hem Hudson’un ürettiği belgeler hem Kenneth R.  Weinstein tarafından yalanlanmıştır.

Ancak, toplantıda ele alınan asıl konunun değil de söz konusu hayali senaryonun geniş şekilde tartışılması, bu olayın bazı odaklar tarafından bilinçli olarak tırmandırıldığı izlenimini vermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından da kabul edilmesi mümkün olmayacak böyle bir senaryodan yola çıkılarak yapılan açıklama ve yorumların hangi amaca hizmet ettiği, üzerinde düşünülmesi gereken bir husus olarak değerlendirilmektedir.


Bu her zaman kirli çamaşırlar ortaya çıktığında gerek sizin gerek apoletli medyanın verdiği standart tehditvari cevaptır paşam. Zeyno Baran da “senaryo tartışılmadı” dedi. Ama Yasemin Çongar’ın da dediği gibi zaten davetiye ve takip eden senaryo ve açıklamada senaryoda yazılanlar “veri” olarak sunuluyor ve anahtar noktalar olarak “bundan sonra olabilecekler” tartışılacak deniliyor. Kimse Tülay Tuğcu nasıl öldürülecek veya Beyoğlu’nda nasıl bomba patlatılacak” konularının tartışılmasını beklemez. Problem senaryo değil ki, sizlerin oradaki şer ekseni mensupları ile özel ilişkileriniz ve bu ilişkiler ağı içerisinde “AK-Parti kazanmasın” diye terörün devamını dahi caiz görenlerin bulunması. 28 Şubat’ın kahramanı, BÇG’nin kurucusu Çevik Bir’e madalya verenlerin takımındandır Hudson’daki Yahudi “Türk dostları”.

Ama güneşin yüzü balçıkla sıvanmaz. Artık kamuoyu kimin hangi amaca hizmet ettiğini görüyor sanıyorum. “inanilacaaak, inaaan” diyorsanız inanalım, her ne kadar ne aptal ne de er olsak ta. .

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Estağfurullah Paşam. Saygı biz “fasa fiso vatandaşlar” dan.

Bu da Yasemin Çongar’in “GK Bildirisi’ne cevabi:

***********************************
Haberde gazetecilik kuralları açısından sorun yok

Hudson Institute adlı Amerikan düşünce kuruluşunda (think tank) 13 Haziran’da yapılan Türkiye toplantısı, kamuoyunda geniş ilgi uyandırdı.

Toplantı konusunda, gerek Hudson Institute’un belgelerine dayanan, gerekse toplantıya katılmış birden fazla kaynaktan aldığım bilgileri, daha önceki haberlerimde yansıttım. Bu bilgileri kısaca hatırlatmakta yarar var:

1. Gündem:
“Hudson Institute Türkiye Çalıştayı” başlıklı toplantının davetiyesi, gündemi şöyle tanımlıyor: “Bir dizi olayın Türkiye’yi, K. Irak’ta PKK’ya karşı operasyon yapmaya yöneltmesini içeren akla yakın bir senaryo geliştirdik. Bu kapalı, off the record toplantıya katılanlar, bu krizi müteakip olayları oynayacaklar.”

Katılımcılar, toplantıda, söz konusu senaryodan yola çıkılarak, Türkiye’nin K. Irak’a olası müdahalesinin tartışıldığını belirtiyorlar.

Hudson çıkışlı senaryoda, bir dizi bombalama ve suikast eylemi, hedef seçilen yer ve kişilerin adları kullanılarak anlatılıyor. ‘Anayasa Mahkemesi (eski) Başkanı Tülay Tuğcu’nun öldürülmesi’ de metinde yer alıyor.

2. Katılım:

Hudson’ın davetiyesi, “Katılımcılar, ABD hükümetinden yetkilileri, think-tank camiası mensuplarını ve Türk Genelkurmayı’nın think tank’i SAREM’den üst rütbeli subayları kapsayacak” diyor.

Toplantıya katılacağını teyit edenler, Hudson’ın bu teyit üzerine gönderdiği senaryo metnini görmüş ve ‘SAREM’den üst rütbeli subayların’ da katılacağından haberli olarak, Hudson’a gitmişler.

Toplantıdaki Türk heyetinde, SAREM Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri, Türkiye’nin Washington’daki Silahlı Kuvvetler Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu dahil dört asker ve bir sivil var. Heyetin toplantıya sabah 11.00′e doğru vardığı; toplantının yemek öncesinde, sırasında ve sonrasındaki bölümlerine katıldığı belirtiliyor.

Toplantıda, ABD Dışişleri ve Pentagon yetkilileri ve ABD’li uzmanların yanı sıra Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti (KBH) Washington Temsilcisi Kubad Talabani de var.

Türk askeri yetkilileri, toplantıda hem söz alarak herkese hitaben hem de diğer katılımcılarla bire bir sohbetler halinde görüş açıklamışlar.

3. İfadeler:

Toplantıda ‘ABD, PKK’ya karşı ne yapabilir?’ konusu tartışılırken, bir analizcinin, ‘ABD’nin PKK liderlerini bu aşamada, seçimler öncesinde vermemesi lazım. Bu, AKP’ye yardım eder’ ifadesini kullandığı, birden fazla katılımcı tarafından, tereddütsüz ifadelerle tarafıma aktarıldı. Bir yetkilinin de, bu sözleri onaylar şekilde konuştuğu yine birden fazla kaynak tarafından belirtildi.

Bu yöndeki sözlerin toplantıda sarf edildiği, daha önceki haber ve yorumlarımda, bir ‘iddia’ olarak yer aldı. Milliyet, Hudson’daki toplantının, gazetecilik kuralları ve etiği açısından hiçbir tereddüt bırakmayacak şekilde sayfalara yansımasında büyük titizlik gösterdi.

Genelkurmay Başkanlığı’nın 20 Haziran tarihli açıklamasında, bu haberlerin “yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacı taşımakta” olduğu ifadesi var. Bu ifadeyi, çok haksız ve talihsiz buluyorum.

Toplantının katılımcılarının er geç bu konuda, adlarıyla açıklama yapacağına ve gerçeğin tümüyle aydınlanacağına inanıyorum.

Yasemin Çongar

21.06.2007
***************************************************
Yasemin’in akıbeti:

Bir detayı not etmekte yarar var. Yasemin Çongar’in haberi ilk olarak Milliyet değil BBC’de yayınlanmış. Daha sonra Milliyet’teki yazısında bahsetti. Neden Milliyet muhabirinin haberi önce BBC’de sonra Milliyet’te çıkar bilmiyorum; belki makul bir açıklaması vardır. Benim tahminim Milliyet yönetimi yayınlamak istemedi fakat BBC’nin duyurması üzerine mecbur kaldı.

Cumhuriyet tarihi boyunca asker ile ters düştüğü için harcanan gazeteci çok olmuştur. Benim aklıma gelen son örnek Alper Görmüş ve NOKTA’dir. I. Andıc sonucu kimlerin hacandıgı da bilinmektedir. Yasemin Hanım’ın haber kaynağı olduğunu duyduğumda, GK bildirisinden önce, aklıma ilk gelen soru yazı başlığındaki gibi “Yasemin de mi harcanacak” sorusu olmuş idi.

Çongar, gerek verdiği cevap ile, gerek Zeyno ile 32. Gün’deki yüzleşmesi sonucu bunu imkansız kıldı gibi gözüküyor. Hala MHP’nin kurmaylarından Gündüz Aktan, Altemur Kılıç gibi karakterler, ve diğer birçok ulusalcı , militarist kalemşor olayın “orduyu yıpratma” olduğu iddiasında iseler de bu defa intelligentsia bunu yememiş gözüküyor. Ali Bayramoglu’nun ifadesi ile “birileri orduyu yıpratıyor ama kim”. Ironiye bakın ki bir Siyonist think-tank’ı “ılımlı” ve “Türk dostu” diye savunma işi de milliyetçi/ulusalcılara düştü.

Hal böyle olunca , yazımın başlığında kullandığım, iki gün önceki endişem hilafına, Yasemin’in harcanması ihtimali pek kuvvetli gözükmüyor (normal şartlarda). Ağzına biber sürüldüğünden ise zerre kadar şüphem yok. Ama Çongar III. Andic’ta hala “bizden” listesinde olacağını ümit ediyorsa avucunu yalar. Kara listelenmekle kurtulduğuna şükret Yasemin Hanim.

Konu ile ilgili birkac haber ve yorum:

http://www.sitemedya.com/yyasemincongar.asp

http://arsiv.sabah.com.tr/2007/06/21/haber,1393352B01C043F997791C46BC45B70E.html

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=71096&YZR_KOD=151&ForArsiv=1

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=554339

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=5740&y=FehmiKoru

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=5728&y=FehmiKoru

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=5721&y=AliBayramoglu

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/?t=23.06.2007&c=1&i=51967&Canl%C4%B1/yay%C4%B1nda/Hudson/d%C3%BCellosu

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=552803&keyfield=485544534F4E

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=554971

7 Yorumlar »

  1. Allah muhafaza! Ya, BAYKAL’ ı da harcarlarsa!!!

    Comment yazan: cenaze — Haziran 23, 2007 @ 9:58 pm

  2. hamama giren terler

    gırtlağına kadar siyasete gir , sonra da “ordu yıpratılmak isteniyor” de , yemezler paşam

    “İlişkilendirilmek istemediğiniz şeylerle ilişkilenmeyin. ”

    kamuoyunu da işkillendirmeyin !

    Comment yazan: vadininbozkurdu — Haziran 23, 2007 @ 10:18 pm

  3. :) ) Korkarim o is 23 Temmuz’dan sonra CHP’lilerin yapacagi harcamalar arasinda olacak Ece Hanim.

    Gavurlar da “sicaga dayanamiyorsan mutfaktan cik” derler VB kardesim.

    Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 24, 2007 @ 1:52 am

  4. Zeyno Baran’ı ilk olarak Mustafa Akyol ile yayınladıkları müslüman manifesto sayesinde tanıdım yakın zamanda da Mehmet Ali Birand’ın programında Yasemim Çongar’la atışmlarına şahit oldum bu hanımefendi bu hükümetin 2. teskereyi geçirmemekte ne kadar haksız olduğunu anlatıp duruyordu eğer teskere geçseymiş bugün Pkk sorunu diye birşey olmazmış bu söyledikleriyle efendisine nekadar sadık bir köle olduğunu ortaya koyuyordu hatta köle değilde … neyse bu hanımı Bekir Bey benden çok daha iyi tanıyor bende maharetlerini kendisinden öğrendim tabii bu noktada bizim Akyol bu konuyla alakalı bir açıklama yapmadı bu konuda ne düşündüğünü tüm siteye takılan dostlar en az benim kadar merak ediyordur birde Akyol’un kimlerle manifestolara imza attığına bir bakın bence onun bu gibileriyle aynı kareye girmelerine hiç gerek yok hatta Sayın Akyol için bir eksi olur bu kanaatimce A.B.D’nin menfaatlerine hiçbir ahlaki gerekçe tanımaksızın hizmet eden bir profesyonel kesinlikle bir entelektüel değil bu hanım, başarıdan ne anlıyorsa çok hırslı ve başarı için ne gerekiyorsa onu gözünü kırpmadan yapan buna karşılık dünya imparatorluğunun sahiplerinden aferin alıp maddi manevi ücretlere boğulmayı hayatta en büyük gaye edinmiş aşağılık bir tip…Senin içinde gönüllü yeraldığın senaryolarda birilerinin ciddi canı yanıyor insanlar ölüyor bir ülkenin içişlerine karışılıp demokrasi baltalanıyor birileri sömürülüyor ama sen hemde burdan biri olarak bunların hayata geçirilmesi için elinden geleni hiçbir değer tanımaksızın yapıyorsun niçin? Aferin sana Zeyno A.B.D’nin aşağılık politikalarına yardımcı olduğun için AFERİN ne de olsa senin gibi olanlar için orada Türkiyeyi temsil ediyorsun.Gönüllü fedailiğe soyunuyorsun kendi topraklarının insanlarını yağmalatmak onların üzerinden İmparatorluğa kanlı menfaat sağlamak için nede güzel toplantılar tertip ediyorsun Türkiyeden bazı asker et kafalarda buna katılıyor sonrada kandil dağına bayrak dikecekler bu millet yakında o bayrağı nereye dikeceğini eminim bilecek.

    Saygılar Selamlar

    Comment yazan: Muahmmed Ali DİKTAŞ — Haziran 26, 2007 @ 3:07 pm

  5. Tesekkurler yorumun icin Muhammet Kardesim. Bu Hanim’in ne mal oldugunu ogrenmek icin sadec Hudson’un sitesine (http://hudson.org/) bakmak dahi yeter. Neden bazi iyi niyetli dostlar bunu giremeiyorlar anlamak zor. Aslinda bu konuda bir yazi daha yazmayi dusunuyordum bir noktayi vurgulamak icin; ama konu o kadar cokki, bilmiyorum firsat olcakmi. O da su:
    Bu kiz sayesinde erkek akadasi Matt Bryza’nin Washington poltikasindan biraz fatrkli bir cizgisi var. ABD Disisleri’nin standart ifadesi “Turkiye’deki demokrasiyi destekliyoruz?” der uiken bizim damat adayi sikca “laiklik” ve “askerin rejim muhafizligina” vurgu yapiyor.

    Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 27, 2007 @ 3:14 am

  6. [...] Hudson dehset Senaryosu’nu ortaya cikaran Yasemin Congar’a da mi nokta konuldu diye merak etmis idim sesli olarak. Artik resmen nokta mi konuldu yoksa pasalarin gazabi sonucu agzina biber mi suruldu , [...]

    Pingback yazan: Böyle giydirilir kahverengiburuna: Şövalye! « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Ocak 19, 2008 @ 5:35 pm

  7. [...] de , onu diyenleri degil bunu ortaya ckaran gazeteci, Yasemin Congar’in kotu niyetini sorgulamistiniz ; aynen Ayisigi, Sarikiz’ ortaya cikran NOKTA dergisi, ve Semdinli’de sorumluluk zincirin [...]

    Pingback yazan: Peki asker ne diyor bu ise? « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Ocak 26, 2008 @ 11:32 am


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.