Deniz Hoca’nın Fetvası: Altın helal oy haram
Eminim haberdarsınızdır fındık ve mazottan sonra ülkemiz ana muhalefet partisi lideri, eski bakan, başbakan yardımcısı ve hepsinden önemlisi Atatürk’ün koltuğunda oturan zat-i muhteremin ortaya çıkardığı oy karşılığında altın skandalı ile çalkalanıyor. (Diğer skandal belgeler için Bkz: “Baykal’a tüyolar: Erdoğan aleyhinde 10 tane kapı gibi belge! “)
Münzevi muhabiri de araştırmacı habercilik sorumluluğu gereği konuya kayıtsız kalması düşünülemeyeceği için skandalı bilinmeyen detayları ile gün ışığına çıkardı.
Efendim Sayın (Atatürk’ün halefi) Deniz Baykal’ın, zekalarına ve iradelerine çok saygı duyduğu Tunceli ve Maraş’ın ezilen insanlarına naklettiği vakıa şu: Akepe’nin adamları seçmenlerin kapılarını bir bir çalıyorlar ve bayram değil seyran değil iken kendilerine birer Cumhuriyet altını tevdi ediyorlar ve direkt olarak bunun karşılığında “oyunuzu Akepe’ye vermenizi istiyoruz” diyemedikleri için , “sizin oğlanın sünnetine gelemedik; bu bizim sünnet altınımız..” şeklinde bir kılıf uyduruyorlar tabiatı ile. Eh Sünnet altını verilen oğlanın şimdi 18 yaşına gelmiş olmasını da Akepe’nin bu mazeretinin oy için olduğu şüphesini kuvvetlendirici delil olarak not edilmiş Atatürk’ün halefi tarafından. Tabii ki bu durum karşısında “acaba almak helalimidir harammı” ikilemine düşen dindar halkımız bekleneni yapıyor ve ülkenin en tanınmış ulemasından Deniz Hocaefendi’nin kapısını çalıyor fetva için. Hocaefendi de “ben Atatürk’ün halefiyim, fetva ne demek sizi mürteciler, Türkiye laiktir laik kalacak” falan diyerek onların duygularını incitmek istemiyor ve fetvayı basıyor: Altını almak helaldir ve fakat Akepe’ye oy vermek haramdır. Fetvanın ikinci kısmı için “milli görüş gömleğini” çıkarmış gözüken gömleğin imalatçısı , Tuncay Özkan, CHP ve bilumum laikçi cephenin şimdilerde en yakın dostu Necmeddin Hoca’dan da destek geliyor. Altın versinler vermesinler “o Kazlıçeşme meydanında toplanan Bizanslılara, Siyonist uşaklarına oy vermek haramdır” diyerek Deniz Hoca’nın fetvasını teyit ediyor. Fakat reylerin CHP’ye mi MHP’ye mi yoksa SP’ye mi gitmesinin cenneti garantilediği konusunda Deniz Hoca, Necmeddin Hoca ve İlhan (Selçuk) Hoca’dan oluşan yüksek fetva konseyi ihtilafa düşüyor ayrı mesele.
Tabii Akepe lideri RTE bir taraftan geçen seçimde aldığı oyların altın karşılığı olduğu iddiası ile meşruiyetinin sorgulanabileceği korkusu, diğer yandan “şimdi seçmen altınımı vermezsen oy yok” diyebileceği, ve 15- 20 milyon altının nerden baksanız bir kaç miyar YTL tutacağı dertlerine gark olmuş vaziyette küplere biniyor ve “70’ine gelmiş adamın bu seviyeye düşmüş olmasına” da vurgu yapan inkarında Atatürk’ün halefi’nin iddiasını doğrulayan delil sunmaz ise namert ve müfteri durumuna düşeceğii ithaminda bulunuyor. Eminim Deniz Hoca bugünlerde Akepe’li olduğu tescil edilmiş birinin bir komşu oğLuna taktığı sünnet altınını medyanın güzide mensupları önünde teşhir ederek müfteri ithamını geçmişte olduğu gibi temizleyecektir.
Walla sizi bilmem ama benim çıkarımım bu laikçi cephenin bir sünnet ve altın takıntısı olduğu. Hatırlasanız son zamanlarda günde birkaç saat, daha önceleri dinine imanına, ailesine küfürler, iftiralar yağdırdıkları, hapse girmekten “milli görüş gömleğini çıkarmış” Akepe’nin Meclis’ten geçirdiği CMUK değişikliği sayesinde kurtulmuş olan, fakat şimdilerde “dün dündür bu gün bu gündür” ilkesi gereği “işkencecisine aşık olanlar” kervanına katılmış gözüken Erbakan Hoca’nın bu Akepe’nin ne menem münafık olduğunu anlattığı Kanal-Türk’ün sahibi (?) Tuncay Özkan önce “Kanal’ı kendi 17 milyon dolarımla kurdum” demişti de “nerden buldun” denilince “sünnet altınlarımı bozdurdum” şeklinde açıklamıştı durumu.. Fakat sonradan bu “sünnet altınlarının” en az 3 milyon dolarlık kısmının Atatürk’ün partisinden geldiği anlaşılmış idi. (Şu Atatürk’ün partisi’nin hayırseverliği de göz yaşartıcı di mi ama? Daha önce de Hindistan, Afganistan’daki din kardeşlerimizin Kurtuluş savaşı için gönderdikleri “sünnet altınları” da Baykal’ın Iş Bankasını kurmakta kullanılmıştı).
Bu CHP’nin sünnet ve altın takıntısının psikolojik kökeni nedir araştırılmalı bence. Sadece altın olsa anlarız ama her seferinde niye işin içerisine bir de sünnet sokarlar ki? Bir kompleksmidir; bir çeşit Freudian dışa vurmamıdır; anlamaz Munzevi. Başbuğ Devlet’in halka ip atmasının aksine bu konu sıradan insanların harcı değil. Nevzat Tahran Hoca veya tercihen Haydar Dümen gibi ülkemizin tanınmış asabiyecilerinin durumu açıklığa kavuşturmasını bekliyorum.
Bu vesile ile hangi partiye oy vereceğim konusunda kararsız olduğumu ve yeğenim 24 yaşına gelmesine rağmen Akepe’den kimsenin sünnet tebriki ziyaretine gelmediğini de not etmesem olmaz.

s.a.
Deniz BayKAL, Altın meselesinden sonra Mazot meselesini de gerektiği gibi açıklasın.
MAZOT HESABI:
Şuan zaten bildiğim kadarıyla çiftçilere
DEKAR BAŞINA 6,5 YTL MAZOT YARDIMI YAPILIYOR. (YARDIM BUNUNLA BİTMİYOR GÜBRE YARDIMI VAR, DOĞRUDAN GELİR DESTEĞİ VAR, TOHUM YARDIMI, VS..)
Şimdi; Çitçi dekar başına 6 litre mazot harcıyor.
1 Dekarda 1,5 Litre Nadas da harcıyor
1 Dekarda 1,5 Litre Gazayağıçekerken ot yolarken
1 Dekarda 1,5 Litre Tohum Ekerken
1 Dekarda 1,5 Litrede Gübre Saçarken
6 litre x 2,3 ytl mazot fiyatı : 13,8 YTL
13,8 - yapılan yardım 6,5 YTL = 7,3 YTL Çiftçinin 6 litre mazot için cebinden çıkan rakam
7,3 ytl /(Bölü:)6 litre = 1,22 ytl ye geliyor.
Yani çiftçi mazotu zaten 1,22 YTL ye alıyor.
Çiftçilikten gelen abinin anlattıkları bunlar. Abiler yanlışsam düzeltin.
Yorum yazan: Selahattin — Temmuz 16, 2007 @ 12:26 pm
Bekir hocam Erbakan Hocama laf yok! ulemabasi, bilgi deryasi , ilim ummani Deniz Hocaefendinin acemiligi olmaysaydi akp bugunku gibi zavalli magdur pozlariyla ortaya cikabilecek miydi ?
cok insan taniyorum ; kendini inkar ile , yeniyimi isbat cabasi ile bosa gecmis 4,5 senenin acisini secimde soracak olan. ama “ahval ve serait” geregi zoraki olarak oyunun rengini degistiren!!!
kimse kusura bakmasin akp ,”yaptigi ve yapmasi gerekirken yapmadigi ” 4,5 senelik icraatlariyle ne Isa´ya ne Musa´ya yaranamadi .
karsisinda Deniz Hocaefendi gibi bir beceriksiz olmasina yatip kalkip sukretmeli…
Erbakan Hocam hata yapmaz mi tabii ki yapar yapiyor da . ama onun hatasi bunlarinki kadar buyuk degil gozumde
saygilar
Yorum yazan: aysemine — Temmuz 17, 2007 @ 6:28 am
Ah, ah Aysemine Hanimcigim,
30 kusur yildir “Erbakan Hocama laf yok” diyen, hatta bundan dolayi bircok dost kaybetmis biri ile konustugunuzun farkinda degilsiniz. Neyse ki onun da hata yapabilecegini kabul etmissiniz. Herhalde iki gun once sarfettiogi “kazlicesme meydaninda oplanan Bizanslilar, Siyonistlerinin emri le hareket eden….” turu ifadelerin, yeminli Islam dusmani Kanalturk’un favori misafiri olmasinin bu “hatalar” arasinda telakki edersiniz (o Bizanslilardan biri de fakir idi). Sizin bulundugunuz noktayi cok iyi anliyorum. Orada bulundum yillarca.
Ak-Parti hakkinda ise sadece dindar insanlar ve ozellikle basortululer uzerindeki fasizan baskilari azaltamadigina tepki gosteriyorsunuz; muhtemelen bir nmagdur-mazlum olarak. O konuda da direkt ve indirekt olarak epeyce fiyat odemis biri ile konusuyorsunuz. Ama mesele o kadar basit degil. Turkiye’nin diger sorunlari icin oldugu gibi o sorunun cozumu icin de daha iyi bir alternatif yok ortada. Daha rasyonel, stratejik dusunmek lazim. Demokrasinin kazanma sansinin simdiye kadar ki en yuksek noktadayiz. Bunu sadece laikcilerin zirvalarinin, saldirganliklarinin tonundan dahi anlamak mumkun. Ancak demokrasi kazandigi zaman o bahseyttiginiz sorunlar cozulebilir. O konuda Ak-Parti’nin daha cesur davranabilmes de bizim yureklendirmemizle dogru orantili. Erbakan Hoca’nin o konuda artik soyleyebilecek sozu kalmadi malesef. Bunu kendisi de biliyor ama gurur iste. Neyse simdi bu konuyu tartismak icin uygun zemin ve zaman degil.
Selam, saygi ve muhabbetle
Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Temmuz 17, 2007 @ 9:28 am
Selahattin Bey Kardesim,
Haspbi cok guzel yapmissiniz da bunu fasiste, demagoga, hortumcuya nasil aciklayacaksiniz? Bir de balikciya, diger birtyaki deniz ticaret araclarina da zaten 1 YTL’ye verildigini ogrendim.
Bunlar zaman zaman o ksdar lumpence vaadlerde bulunuyoprlar ki vaad ettikleri seylerin bircogu zaten yillardir var. Ve bitrcok vaad iseresmen bu gunku durumun gerisine goturuyor ilgili kesimi.
Neden sadece mazot ve neden sadece yesil mazot , neden sadece findik ureticisi gobi sorular da da irdelenmedilir ama dedigim gbi karsinizda ciddi br muhatap oldugu farzi ile. Herhalde itoplumun bencil ve gerzek oldugu varsayimi ile yapiliyor.
Tayyip Bey’in Kazlicesme’de kullabndighi bir soz hosuma gitti: Yalan 1 YTL’ye dustu.
Selam, saygi ve muhabbetle
Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Temmuz 17, 2007 @ 9:36 am
ev sahibi olarak mevzunun zaman ve zemin uygunlugu takdirinizdir ; misafiriniz olarak saygi duyarim
suna deginmeden de gecemeyecegim (affiniza siginarak ); derdim sadece “turban” degil.
duruslarinin “aslini inkar eden” kismi kafami karistiriyor. Yoksa digerlerine gore ehven-i serr olduklarini dusunuyorum
saygilar
Yorum yazan: aysemine — Temmuz 17, 2007 @ 12:57 pm
aysemine hanım,
“aslini inkar eden”lerin, bunu nasıl yaptıklarını biraz açar mısınız?
Yorum yazan: osman timurtaş — Temmuz 19, 2007 @ 2:02 am
ustlerinden cikardiklari gomlekleri ile yeterince “acik”talar zaten osman bey daha nasil acayim ?
stratejik ortaklarini kendi adima kabullenemiyorum, baskalari tarafindan dayatilmis “dervis ekonomisi” icin sadece yonetici konumunda kalmis olmalarini tasvip etmiyorum, rotalarinin sabitlendigi hristiyan kulubune bu sartlarda katilmayi onaylamiyorum vs. vs… ha cuvaldizim kendime de batiyor yanlis anlasilmasin bir de kardesi acliktan kivranirken yeni nesil muslumanin yildizli yaldizdli otellerde senelik tatilini “huzur icinde” gecirmesini icime sindiremiyorum ,tesettur adi altinda teset-tullerle dolasilmasini kabulümüze hayret ediyorum, toplu(m)ca gecirdigimiz hizli “degisimi ” yavas yavas hazmediyor oldugumuza üzülüyorum
hasi-li kelam “aslini inkar edenler” sadece siyasetle ugrasan kismimiz degil ; onlar vitrinde bulunduklari icin duruslari onemli. biz kimiz? ne idik, ne olduk? “neye layik hale geldik ” onlardan daha iyi anlayabiliyoruz hepsi bu
saygilar
Yorum yazan: aysemine — Temmuz 19, 2007 @ 1:52 pm
aysemine hanım,
tayyip erdoğan ve ekibinin üzerlerinden çıkardıkları gömlek konusunda sizinle hemfikir değiliz. çıkarılan gömlek “islam” gömleği değildir. orada ince bir nüans vardır.
necmettin erbakan iyi bilindiği üzre çok zeki bir insandır. ilim sahibidir ancak ilmin siyasetini zerre kadar bilmeyen biridir. çok kötü bir siyasetçidir. hele son günlerdeki akıl almaz çıkışları önceki yaşantısıyla ilgili samimiyetini bizlere sorgulatır oldu. “ak partiye oy vermek cehenneme bilet almaktır” demek ne demek! ki, erbakan ve ekibi ak parti iktidar olduğundan beri chp ile mhp’nin saçma sapan ağızlarıyla ak partiye saldırır oldu. bu yakışır mı erbakan ve ekibine?
erbakanın 90′lı yıllardan itibaren ve özellikle başbakanlığı dönemindeki vahim söylemleri, hataları bugünkü inançlı kesimin yaşadığı birçok sıkıntının kaynağını oluşturuyor. bunun farkında mısınız?
“stratejik ortaklarini kendi adima kabullenemiyorum, baskalari tarafindan dayatilmis “dervis ekonomisi” icin sadece yonetici konumunda kalmis olmalarini tasvip etmiyorum, rotalarinin sabitlendigi hristiyan kulubune bu sartlarda katilmayi onaylamiyorum vs. vs…” diyorsunuz.
aysemine hanım,
devletlerde süreklilik vardır. sizden önce yapılmış antlaşmalara “ben bunları kabul etmiyorum” diyemiyorsunuz. uluslararası antlaşmalar var, uluslararası dengeler var. siyasette de böyledir ticarette de böyledir. bazen hiç tasvip etmediğiniz insanlarla, ülkelerle çalışmak zorunda kalırsınız. kural, kanun tanımadan hareket etmek “diktatör”lerin işidir.
velhasıl, devlet yönetmek kolay değildir. ülkeler arasındaki antlaşmalar, dengler, dahil olduğunuz uluslararası organizasyonlar hareket kabiliyetlerinizi sınırlar.
ayrıca, şunu unutmamak gerekir. türkiyenin kendine ait dengeleri vardır. bu dengeler 1920′li yıllardan beri süregelir. birçoğu da illegaldir. özellikle son günlerde bunlardan bir kısmı ifşa ediliyor. fakat ifşa edilenler, bizim bilmediklerimizin yüzde biri bile değildir. işte bütün bu güçlere karşı mücadele etmek hem kolay değildir hem de erbakan gibi “davul zurna çalarak” üzerine gidilecek cinsten değildir. davul zurna çalarak üzerine gittiğiniz takdirde 28 şubatları yaşarsınız. ak parti türkiyeye yeni 12 eylüller, 28 şubatlar yaşatmamak için çok ince bir siyaset gütmek zorundaydı. ince siyaset diye bahsettiğimiz şey iddia edildiği gibi “gizli ajanda sahibi olmak değildir”. türkiyedeki vampirlerin kanınızı emmek üzere dört gözle bekledikleri açıkları vermemektir. 367 vakasında da gördüğümüz gibi bu adamlar ortada herhangi birşey yokken bile hukukta en üste mercinin bile gayrı hukuki hareket etmelerini sağladılar. olay bu kadar nettir. o nedenle, türkiyedeki normalleşme sürecini zamana yaymak gerekiyordu. ihtiyatla hareket etmek gerekiyordu. türkiyedeki zorbaların hukuku, demokrasiyi kabullenmeleri o kadar kolay olmuyor. ak parti bunun bilincinde. ve bence gayet doğru bir yolda yürümeye devam ediyor.
muhabbetle…
Yorum yazan: osman timurtaş — Temmuz 19, 2007 @ 6:44 pm
iste bu soylediginiz seyler sebebiyle “ehven-i serrdirler” diyorum Osman Bey.siyasetle ilgim fanatizm boyutunda degil o yuzden herhangi bir sp´linin farkli cevaplar vererek uzatabilecegi bu muhabbeti sizi anliyorum ve samimiyetinize inaniyorum diyerek bitiriyorum
referandum haline gelmis bu secimde akl-i selim sahibleri oylarini (yukarida sizin de acikladiginiz sebeplerden) akp yonunde kullanacaklar ( yok kullanmazlasa kendi bilecekleri sey .benim icin yine degisen bir sey olmayacak oyle de zenciyim boyle de ) su halde akp nin benim bir tane oyuma ihtiyaci yok
kaldi ki “ben kendi develerimden sorumluyum , Kabe ise Allah´indir o kendi evini korumasini bilir ” diyen teslimiyeti hic dusundunuz mu ? niye kanimizin son damlasina kadar Mekke´de kalacagiz, direnecegiz diye diretmediler ? dusunuyorum da ebabillerin harekete gecmesi icin tum Mekke´nin bosaltilmasi mi gerekiyordu ácaba…
bazen sizin kurallarinizla savasmayacagiz ya da bu oyunu sizin kurallarinizla oynamayacagiz cesaretini ( teslimiyetini) gostermek gerekiyor belki de! siz de soyluyorsunuz iste onceden belirlenmis cizgilerden disari cikilamiyor onaylamadigim anlasmanin altina imzam gerekiyorsa ben orada durup ne yapiyoruz, kime hizmet ediyoruz diye dusunmek gerekiyor ..
ben kendi oyumdan sorumluyum gerisi Rabbe kalmis.
hakkimizda hayirlisi neyse o olsun!
durun sozun sonu su olsun;
“Hakk serrleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Mevlam gorelim neyler
Neylerse guzel eyler …”
saygilar
Yorum yazan: aysemine — Temmuz 21, 2007 @ 4:12 pm
[...] Deniz Hoca’nın Fetvası: Altın helal oy haram [...]
Pingback yazan: Apturaman, kapat hepsini tertemiz olsun! « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Mayıs 3, 2008 @ 4:05 pm