Aslında niyetim Abdullah Bey’in CB’lığı üzerine bir yazı daha yazmak değildi; en azından şimdilik. Ama bu defa köşe yazarlarından hızlı davranmak arzum (tamam, hırsım) galip geldi. Burada okuduğunuz fikirler, öngörüler orijinal diye sunuluyorsa orijinaldir. İktibas ise iktibas etiketi taşır, esinlenme ise esinlenme. Burada güncel siyasi konularda analizler yapmadan önce köşe yazılarını okumamaya çalışırım. Okudu isem genellikle irdelediğim konularda yazan diğerlerinin isimlerinden bahsederim.
Bu kadar girizgahtan sonra sadede gelelim. “Cumhurbaşkanı Gül ülkemiz ve insanlığa hayırlı olsun” demek istedim herkesten önce. Bir gazete başlığı veya köşe yazısından okuduğunuz günde burada görse idiniz muhtemelen malumun ilamı diye düşünenleriniz olabilirdi. Birkaç gün içersinde artık tüm köşe kadıları Gül’ün CB’lığını ilan edecekler ve tepkilerini dile getirecekler. Bu demek değildir ki şer ekseni şimdilerde boş duracak. Ama artık sesleri çok daha çılız çıkacak; dayak yemiş sarhoşun nara atışı gibi ve fazlaca oralı olan da olmayacak artık.
Bu günkü Deniz Baykal basın toplantısını seyretti iseniz ne dediğimi anlamışsınızdır. O, T.C. Başbakanına “ulan”, “al da o üç noktayı uygun …” , “AYM karar vermezse çatışma çıkar”, “Cumhuriyeti oyluyorsunuz”, “ülke felaketin eşiğinde”, “3-4 isim getirip birini seç demek uzlaşma değil dayatmadır” (tercüme ben seçeceğim) , “olmaz, oldurmayın. Hikmetyar’in dizinin dibi, Sayın dedi, altın, kömür dağıttı, …..tehlikenin farkindamisiniz….” diyen Baykal gitmiş “Sayın Başbakan ifade ettiği gibi bizi ziyaret ederse memnun oluruz; bu iş barış, sükunet içinde, uzlaşma ruhu ile..…” türü konuşan adeta pençeleri sökülmüş bir kaplan gelmiş yerine. Sanmayın bu tabii bir nedamet ve sille-i milletin oynadığı katarsis rolünün eseri. Tabii ki içerden dışardan aldığı darbelerin kümülatif etkisi var ama esas neden artık tutunacak dalının kalmaması. Bunun da bir görünen bir de görünmeyen bileşeni var. Bahçeli de Ağar , DTP ve diğer birçok siyasi gibi duvardaki yazıyı gördü; şer ekseni ile seçim ittifakının 23 Temmuz’da bittiğini, AK-Parti tabanı ile kan uyuşumu olan kendi tabanının zorba laikçilerle ittifakı sindiremeyeceği, ve yarışta ancak demokrasi atına oynayarak kazanma şanslarının olduğunu gördü. Bu basiretinden dolayı onu tebrik eder kalıcı olmasını dilerim. Kestirme yoldan kazanma ihtirası ile şeytan ile yatağa girenlerin sonunun ne olduğunu bilmiyor idi ise daha düne kadar yıldızları parlıyor görünen Ağar ve Mumcu ‘nun hazin sonlarından öğrenmiştir eminim. Hakkaniyet gereği her ne kadar MHP darbeciler ile barışık bir kökenden ve kültürdan geliyor olsa ve her ne kadar Bahçeli’nin seçim meydanları şovlarını korkunç bulsam da söylemlerin ötesine geçip yapılanlara bakılırsa Bahçeli’nin karnesinin muhalefetteki tüm siyasilerinden temiz çıktığını not etmek lazım. Nitekim bu günlerde hala AK-Parti’ye acımasızca saldıran MHP sözcüleri dahi seçim öncesi entrikaları, Çankaya işgalcisi, AYM, asker ve CHP eli ile işlenen hukuk, demokrasi cinayetlerini telin ederek omurgalı ve meşru siyaset sinyalleri vermişlerdir. Bence sadece ahlaki doğru olanı değil siyasi doğru olanı yaptı bununla ve kendisini CHP’den daha önemli bir muhalefet partisi olarak konumlandırdı.
Baykal’ı buna iten daha önemli görünmeyen neden ise kanalları acık olan Baykal’a askerin yeni darbe, e-muhtıra, veya benzeri müdahale ümidi vermemesidir. Baykal’ın gene şikeye teşebbüs ettiğinden benim şüphem yok. Bildiği budur. CHP’nin tarihi böyle yazılmıştır. Ama kanaatimce duvardaki yazıyı asker de gördü. Ve elinde patlayan bombaları takar kullanmak isteyen bir irade görünmüyor ortalıkta. . Yok bu Eruygurlar, Özden Örnekler, Veli Küçükler diğer bilumum emekli ve muvazzaf subaylar artık darbe planları yapmayacak demek değil. Ama artık onların darbe planları orduevlerindeki rakı leblebi üzerine latife mesabesinde kalacak. Olması gereken de bu.
Laik olacak olan Türkiye bu çapulculardan daha iyisine layık.
Evet Ali Bayramoglu’nun dediği gibi bu bir partinin seçim kazanması değil, bir devrin sonunun başlangıcıdır (o sonudur demiş) . Bu hamur daha çok su goturur. Doneceğiz.
Evet Cumhurbaşkanı Gül ülkemize ve insanlığa hayırlı olsun.

Bu seçimde Ak Parti’ye oy veren seçmenler oylarını sadece Ak Parti iktidarı için kullanmadılar. Cumhurbaşkanlığı için önlerine konulmasını bekledikleri ancak çeşitli oyunlarla konulmayan ikinci sandığa da oy verdiler. Cumhurbaşkanlığı seçiminde parlemontoya girmeyen her parti artık biliyor ki sonu DP gibi olacaktır. MHP’nin açık kartla oynaması ve CHP’nin 22 Temmuz öncesindeki sert tavrını yumuşatıyor olmasındaki en önemli etken budur.
Erken teşhisiniz ve tespitiniz bu ülkenin yarısının isteği ve umuyoruz öyle olur.
Comment yazan: Ali Kahya — Temmuz 27, 2007 @ 3:21 pm
Hayırlı olsun. “Dayak yemiş sarhoşun nara atışı” benzetmeniz harika. Sabih ve Baykalın sarmaş dolaş sarhoş halleri gözümün önüne geldi, kahvemi genzime kaçırdım
CHPnin tavrı ipuçları veriyor zaten. “Tamam kardeşim, yendiniz, bak MHP ile oluyor artık, hemen seçin artık da bitsin bu çile” havasındalar.
Artık şu anayasaya da sağlam ve samimi bir el atıp, hamura çok fazla su katmalarına izin vermeden olayı fırına sürebilseler bu ulkeye yapılabilecek en büyük iyiliği yaparlar.
Comment yazan: Baris — Temmuz 27, 2007 @ 10:48 pm
Tesekkurler yorumlariniz icin ali Kahya ve Baris Beyler. Aklin yolu birdir. Her iki degerlendirmeye de katiliyorum. Evet yeni donemin en onemli projesi sivil anayasa olmalidir. Malum mahfillerden engeller cikacaktir fakat bu demokrsi momentumu bu isi yapmak icin en uygun sartlari hazirlamis gozukuyor. Firsati heba etmeyeceklerini umit ve temenni ediyorum.
Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Temmuz 29, 2007 @ 3:38 pm
Bence bu iş o kadar da tamam değil.
Aday olduğunu açıklamadı Abdullah Gül.
Belirsizlik görüyorum ben.
Comment yazan: ömer — Temmuz 31, 2007 @ 9:17 am
belirsizlik sürse bile,sandıktan çıkan sonuç bellidir,ulkemiz sayın abdullah gül ü çankayada görmek istiyor…
eğerki ak parti cumhurbaşkanlığı seçiminde sayın abdullah gül yerine başka birini aday gösterirse kan kaybedeceği aşikardır..benim esas merakım ise böyle bi durumda halka yapacakları açıklamadır ki..
böylesine zor duruma lkendilerini düşüreceklerini sanmam…
evet..bencede yeni cumhurbaşkanımız hayırlı olsun,gerçi ben bu sözü taa ilk cumhurbaşkanı oylamasında forumlara yazardım ya:)
Comment yazan: pediatrist — Ağustos 6, 2007 @ 8:28 am
Katiliyorum doktor hanim. Artik geri adim imkansiz denecek dercede zor. Yorumlarinizin devamini beklerim.
Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Ağustos 6, 2007 @ 8:34 am
Köksal Toptan meclis başkanı olacak. Bence isabetli bir karar. Şair ruhu taşıyan kişilerden zarar gelmez, faydası dokunur. Olaya duygusal yaklaşmak bir yana, karar gayet yerinde. Gerçi Cemil Çiçek’te iyi bir adaydı alternatif olarak.
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı öncesinde devlet hazinesinden 1.5 trilyon yolsuzluk yapma davasının görülüp aklanmasını(dileğim budur ki halkın yarısının güvenini almış bir insan bunu yapmamış olsun aptal yerine konmayalım) ya da suçlu ise ona göre cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum.
Comment yazan: ömer — Ağustos 9, 2007 @ 10:25 am
ömer ne dediğinizi anlamadım,abdullah gül mü yolsuzluk yapmış,walla yazımı bile dokundu bana…
köksal toptana gelince,içgudusel olarak,akp ye daha çok destek vermiş birinin meclis başkanı olmasını yeğlerdim,sinmedi içme ne diyim…
Comment yazan: pediatrist — Ağustos 9, 2007 @ 12:39 pm
[...] Bildiğiniz gibi. Daha önce de söylediğim gibi, 22 Temmuz’da yatağa “patron biziz, gerekirse darbe yaparız” düşüncesi ile gidenler [...]
Pingback yazan: Siyasi Satranç « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Ağustos 9, 2007 @ 4:52 pm
Abdullah Gül yolsuzluk yapmadı pediatrist hanım.
Sadece hakkında 1.5 trilyonluk yolsuzluk davası olduğu yazılıyor gazetede. Yargılanmadığı için yaptı diyemeyiz. Ama yapmamış da diyemeyiz.
Köksal Toptan, adını önceden çokça duyduğumuz birisi. Ancak Arınç ve Çiçek seçenekleri dışında benim aklıma başkası gelmemişti. Artık seçildi zaten. Benim üzüldüğüm nokta seçilen kişinin acaba kendi şahsına göre mi yoksa hanımlarına göre mi seçildikleri? Bu noktada malesef eşlerin durumu da göz önüne alınmak zorunda bırakılıyor.
Comment yazan: ömer — Ağustos 9, 2007 @ 10:39 pm
babamın dediğine bakılırsa arınç onurlu bi şekilde devrett…meclis başkanı olmak istiyordu,ama baktıki problem çıkaracaklar ben olmuyorum deyip kenara çekildi…
tabiiki tek problem eşlerinin baş örtüsü,yoksa neden abdullah gül ün feragatı isteniyor ki..ne diyorlar,sayın gül,iisiniz hoşsunuz da,siz cumhurbaşkanı olmayın yinede…
Comment yazan: pediatrist — Ağustos 10, 2007 @ 7:15 am
bu ” onurlu devir ” birileri tarafindan “sindirdik iste , birer birer kurtariyoruz isgal (!) altindaki kalelerimizi” seklinde yorumlandikca %46 celik comakla oyalandigini hissediyor ama…
bekir bey hocam ne diyor “bunlar” Allah askina ;
verilmis sozler falan…
saygilar
Comment yazan: aysemine — Ağustos 10, 2007 @ 8:26 am
haklısnız aysemine hanım..bu yuzdendirki koksal toptanın meclis başkanlığı da benim içime sinmedi..
hemde chpden full oy alarak..
sandık bazı yerlere gereken mesajı vermiyo kanımca:(
Comment yazan: pediatrist — Ağustos 10, 2007 @ 10:26 am
Başbakan, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı üçününde hanımlarının başı başörtülü bu biraz adaletsiz olmuyor mu diyorlar bazı medya mensupları. Bu ülkede başı açıklar da varmış. Biz sanırım muassır medeniyet seviyesine çıkmamız için daha çok ekmek yememiz lazım. Bu saçma sapan fikirler ve öcü gibi görülen başörtüsü bir sorun halinden ne zaman çıkacak merak ediyorum.
Bir de şu çelişki var. Ordu içinde eşleri başörtülü olanlar tasfiye edilirken, ordu komutanının eşinin başörtülü olması da trajedik bir durum.
Bu düğümü çözebilene bravo..
Comment yazan: ömer — Ağustos 10, 2007 @ 12:16 pm