![]()
Habere göre “izinsiz otlayan” 500 koyun gözaltında can vermiş açlık, susuzluktan. Kalan 2 bin kadar koyun da can çekişiyormuş. Haberde koyun sahipleri ve Mera Komisyonu (?) arasındaki hukuki mevzulardan bahsediliyor. Eminim okur üzerinde yaratılan etki sadece o koyunların sahiplerinin mağduriyeti ile ilgili. Başka türlü mülahaza sahiplerine deli derler.
Bu konulardaki deliliğim tescil edilmiş olduğuna göre bu tür haberlerin bende yarattığı tepkiyi paylaşmaktan kaybedecek fazla bir şeyim olmaz.
Aklıma gelen ilk sorular:
-Koyunlar, kuzular “izinsiz otladıklarını” biliyorlar mı idi?
-Kimden izin alınacağını?
-“İzinsiz otlamanın” devamı halinde ölüm cezasına çarptırılacakları onlara tebliğ edilmiş mi idi?
-Sürü sahiplerine tebliğ edildi ise ve onlar geçim kaynaklarının yok olması cezasını hak etti ise bu o koyunların 12 günlük işkence ile ölüm cezasını hak ettikleri anlamına mı gelir?
-Ne zamandan beri o meralarda otlamak izne tâbi? Kime ait oralar?
-Tapular ne zaman alındı, ne zaman el değiştirdi, biri anlatmalı o oralarda milyonlarca yıldır otlayan “ihlalcilere”.
Evet “hayvan hakkından” bahsediyorum dostlar! Canı olan, çocuk doğuran, emziren büyüten, çocuğunu terbiye eden, bu güzelim, günahsız yaratıkların “hakları” olması kavramı tabiatınıza ters gelmiyordur eminim, ancak öğretilerinize ters geliyor olabilir.
Madem bir delilik yaptık biraz daha yapalım, fazla mal göz çıkarmaz ne de olsa. Sizleri bilmem ama ben “bilmem kaç hektar orman yandı”, “Bu gün Hiroşima, Nagazaki’ye atom bombalarının bırakılışının 62. yıldönümü, bilmem kaç yüz bin insan can vermişti ”, “Lübnan’daki İsrail bombalamasında şu kadar insan can verdi..” gibi haberleri duyduğumda yüreğim sadece ülkeye verilen zarar, veya insan kurbanlardan dolayı cız etmez. Acaba kaç kedi, köpek, kurt, kuzu, inek, geyik, kuş, tavşan bilumum günahsız, hiçbir şeyden habersiz ve hemcinsinin ne kontrolü, ne alakası olan sebeplerle, hangi acılar içerisinde can verdi tepkisini de veririm. İnsan kurbanlar ve mağdurların haklarını savunan, en azından bu barbarlıkları, haksızlıkları, kötülükleri “eli veya dili” ile düzeltmeye çalışan veya en azından buğz eden birileri çıkıyor. Ama bu masum ve Allah’ın biz eşref-i mahlukata emanet ettiği yaratıklar ancak insana menfaati bağlamında gündeme geliyor, adeta birer meta olarak. . Yaratılıştan, acı çekebilme kabiliyetinden , canlı olmaktan doğan hiçbir hakları yokmuş gibi.
Biliyorum bunlar duygusal, romantik tepkiler. Fazla akılcı, felsefi analiz içermiyor. Ülkemizin kuraklılıkla boğuştuğu, küresel ısınmanın doğurduğu felaket çanlarını duymaya başladığımız şu günlerde belki akıllı olma, medenileşme, modernleşme, terakki, sanayileşme gibi tanımlarımızı ve ön kabullerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekmez mi? Belki o zaman bu duygusal tepkilerin o kadar naif olmadığı , modern insanın ne Kızılderili’den ne de ilkel atalarından daha akıllı olduğu sonucuna varırız. Belki de bizi korkutan da bu.
*Kedi köpek resimleri Lübnan’daki son İsrail Katliamları sırasında sahipsiz kalan, kedi köpekleri kurtarma operasyonu düzenleyen PETA (People for the Ethical Treatment of Animals) sitesinden.

Ölen zavallılara hayvan bunu yapanlara da insan deniyor ne garip. At izi it izine karışmış kim insan kim hayvan artık belli değil.
Bize ram edilmiş bu mübarek( bereketli) güzelim hayvanlara kıyan hayvandan aşağı insan müsveddelerini kınıyorum.
Kurban bayramında yağmur yağarken kendileri bir yerlere sığınıp yağmurken korunan ama kesecekleri hayvanları şiddetli yağmurun tam altında bırakan bundan hiç utanmayan üstüne
yağmurdan iliklerine kadar ıslanan ve tir titreyen bu zavallı koçlara karşı yüreği azıcık dahi burkulmayan ve kurban bayramını et bayramına çeviren kurban sahibi müslümancıkları da Allah’a havale ediyorum.
( Aynen vuku bulmuştur. Seneler geçse de bunu unutamam. Aklıma geldikçe ağlayasım gelir. Kendimi tutarım. )
Bunlar gibi insan olmaktansa yağmurdan tir tir titreyerek ölüme giden bir koç olmayı vallahi billahi tercih ederdim.
Bunlar insanları sevmiyor ki hayvanları sevsinler.
Bunlar aç insanları görünce dertlenmiyor ki aç susuz bir köpeğe azıcık bir yiyecek atsınlar.
Bunlar kendi yavrularına ne kadar merhamet etmişler ki yavrusunun peşinden meleyen bir koyuna merhamet etsinler.
Seneler önce bizim sokaktaki bir dişi köpek yavrulamıştı. Bir kaç ay sonra yavruları öldüler daha küçücüktüler. Sokaklarda yatarlardı. Üzülmüştüm. O bir anneydi.
Merhamet etmeyene Allah merhamet etmez .
Yorum�Yorumlar yazan: Sami muzafferoglu — Ağustos 8, 2007 @ 1:19 pm