İşte mitinglerle, darbelerle korunan “kazanımların ” ve “çağdaş yaşam stillerinin” bir meyvesi daha. Kutlu Doğum Haftası’nda çocuklar ilahi okudu diye muhtıra veren paşalara ithaf olunur.
Haber Kaynagi: Zaman
Böyle hunharlık görülmüş değil

Yoğun bakımda tedavi gören Mert Can, soluk borusuna takılı bir tüple nefes alabiliyor, mideye enjekte edilen mamalarla besleniyor.
Anne-babası tarafından koluna uyuşturucu enjekte edilen Mert Can’ın dramı Türkiye’yi ağlattı. Yoğun bakımdaki çocuk için seferberlik başlattıklarını söyleyen Sosyal Hizmetler Genel Müdürü İsmail Barış, “Böyle hunharca bir olayın yaşanabileceğini hiç aklıma getirmezdim.” dedi.
Yoğun bakımda tedavi gören Mert Can, soluk borusuna takılı bir tüple nefes alabiliyor, mideye enjekte edilen mamalarla besleniyor.
İlgili Haberler
Zehir tacirlerinin yeni tercihi kargo
Minik Mert Can’ın yaşadıkları, uyuşturucunun iğrenç yüzünü bir kez daha ortaya koydu. Uyuşturucu müptelası bir anne-babanın, ağlayan çocuklarını susturmak için koluna beyaz zehir enjekte etmesi Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Konuyla ilgili haberin dün gazetemizde yayınlanması üzerine, bütün kurumlar harekete geçti. Polis, anne-babayı bulmak amacıyla çalışma başlatırken, vatandaşlar yardım için adeta birbiriyle yarıştı. Kimse Yok mu Derneği de masrafları üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı. Yaklaşık 2 yıldır Mert Can’a sahip çıkan Sosyal Hizmetler Genel Müdürü İsmail Barış ise hâlâ olayın şokunu atlatabilmiş değil. 6 aylık bir bebeğe zehir verilmesini insanlıkla bağdaştıramadığını kaydeden Barış, “Böyle hunharca bir olayın yaşanabileceğini hiç aklıma getirmezdim.” dedi. Talihsiz çocuğun evlat edinilebilmesi için mahkeme kararı çıkartacaklarını belirten Barış, yoğun bakım servisindeki enfeksiyon riski sebebiyle Mert Can’ın başka bir ortamda özel bakıma ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Genel Müdür, “Ona ihtimamla bakabilecek bir aileye verilirse çok iyi olur. Ciğerleri mikrop kapmaya müsait olduğundan mutlaka donanımlı ve hijyenik bir ortamda bakılmalı.” şeklinde konuştu.
Yuvalarına ailesi tarafından şiddet gördüğü için getirilen başka çocukların da olduğunu bildiren Sevinç, Mert Can’ın durumunun çok daha vahim olduğuna dikkat çekiyor. Sevinç’in evlat edinilebilmesi için gerekli bütün hukuki işlemlerin yapılacağını belirten Barış, “Bu çocuk eğer ona ihtimamla bakabileceği bir aileye evlat verilebilirse çok iyi olur. Çünkü ciğerleri mikrop kapmaya çok müsait olduğundan mutlaka donanımlı ve hijyenik bir ortamda bakılmalı.” diye konuşuyor. Daha önce Mert Can’ın ailesinin bulunabilmesi için hastanenin ve kendi kurumlarının defalarca dilekçe yazdığını hatırlatan Barış, girişimlerin sonuçsuz kaldığını ifade ediyor. Emniyet yetkililerinin aradığı Bursa doğumlu Gülhan Sevinç’in poliste daha önceden uyuşturucudan dolayı değişik tarihlerde iki kaydının olduğu ortaya çıkmıştı.
Kimse Yok mu Derneği Başkanı Mehmet Zeki Özkara izin verilmesi halinde Mert Can’ın bütün masraflarını üstlenmeyi kabul edeceklerini bildirdi. Özkara, kuruluş amaçlarının mağdur insanlara yardım eli uzatmak olduğunu vurgulayarak, “Bundan sonra bu talihsiz yavrunun hayata tutunabilmesi için elimizden gelen bütün yardımı yapmaya hazırız.” dedi. Dünyanın çeşitli yerlerinden arayan Türk yardımseverler de küçük Mert Can’a sahip çıkabilmek için birbiriyle yarıştı. Almanya’da bilgisayar mühendisliği yapan Murat Süzen, Mert Can’a yardım etmek istediğini belirterek, “Benim de 4 yaşında Mert adında bir oğlum var. Almanya’da yaşayan Türk Mühendisler Birliği adına Mert Can’a en güzel ve en hızlı şekilde yardım etmek istiyoruz” dedi.
Öte yandan Mert Can’ın haberinin gazetemizde yayınlanması üzerine herkesin yönelttiği sorulardan biri Mert Can’ın yaşayıp yaşayamayacağı şeklindeydi. Mert Can’ın doktorları talihsiz yavrunun iyi bakıldığı takdirde hayatını devam ettirebileceğini söyledi.
‘Beden gelişimi durmuş’
Soluk borusunda bir tüp takılı olan Sevinç, bu tüp sayesinde nefes alabiliyor. Beyinsel ve fiziksel fonksiyonları tam gelişmemiş olan Sevinç, midesinden enjekte edilen mamalar sayesinde beslenebiliyor. M.C.’nin durumu hakkında bilgi veren Yoğun Bakım Klinik Şefi Doktor Oya Hergünsel, küçük Mert Can’ı sık sık tıbbi müdahale geçirdiğini anlattı. Hergünsel, “Bebeğin gelişimi tamamen durmuş. Bebek, enfeksiyon tehlikesi nedeniyle yoğun bakımda bulunuyor. Bebeğin enfeksyon kapmaması için aspiratör denilen bir cihaza ihtiyaç var.” şeklinde bilgi veriyor. Çocuğun hastaneye yatırıldığından beri hiçbir yakını tarafından aranıp sorulmadığını kaydeden Hergünsel, “Çocuk sağlıklı bir şekilde doğmuş. Ancak ailesi susması için uyuşturucu enjekte etmiş.” diyor.
Uyuşturucu bağımlısı anne ve babanın çocuğu olan Mert Can’a ailesinin ağladığı için damardan uyuşturucu enjekte ettiği öğrenilmişti. Bunun üzerine anne Gülhan Sevinç, çocuğunu Şişli Etfal Hastanesi’ne bırakarak kaçmıştı. Yapılan muayenede bebeğin uyuşturucu sebebiyle beyin ve ciğer fonksiyonlarının zarar gördüğü tespit edilmişti.
Bahçelievler Çocuk Yuvası’na verilen Mert Can, 8 aydır yoğun bakımda tedavi görüyor. Emniyet güçlerinin aradığı Bursa doğumlu anne Gülhan Sevinç, bildirdiği adreslerden hiçbirinde bulunamadı. Anne ve babanın aranmasının sürdüğü bildirildi.
11 Ağustos 2007, Cumartesi

Selamun Aleyküm Bekir Bey;
Tablo çok acı. Bunun başka bir boyutu daha var. İnsanlar sorunlarını çözüm olmayan çözümlerle çözmeye çalışıyorlar ve aynı yöntemi çocuklarına da öğretiyorlar. Bu örnek uyuşturucunun uyuşturucu olmasından dolayı çok açık ve net bir örnek. Zaten yüzyıllardır sosyal ve psikolojik olarak böyle değil miyiz? Gazetelerde 2. ve 3. sayfalardaki cinayet, yaralama vs… haberleri ve bir de gazetelere yansımayanlar. Allah bize akıl, fikir versin. Amin.
Allah’a emanet olun…
Yorum�Yorumlar yazan: dogu — Ağustos 11, 2007 @ 2:00 pm
A>s. Dogu Bey kardesim. evet o da bir boyutu. Ama temelde manebvi kuturel temel direkleri tahrip edilmis, yerine gercek bir deger ikame edilmemis bir sahte degerler kulturu var. Onun icindir “cagdaslikla” baglanti kurmam. Belki bazi “cagdaslar” “cagdaslik , laiklilik uyusturucu kullanimi demek degil” seklinde itiraz edecekler ama Bakin simdiye kadar “seriat hortladi”, laiklik elde gitti” borozanlar calar iken kullandiklari orneklere, ve “laiikli, cgdas yasam” adinma yasakladiklari seylere. Ya gayrimesru coxcuk yaomayi mesrulastirmak, ya diger cinsel serbesti, ya sinirsiz sarhos olma hurriyet gib semboller uzerinden “cagdaslik” beyan ettikleri icin kurdum bu bglantiyi. adamlar “yawe biz ne guzel ERKEler yapip nobel kazanacaktik; dinciler engel oldu” dediklerini dumymadik. Tam tersine gercek musirlasma emaresi olan bilim yapma, insan hak ve ozgurluklerin savunma isini yapan da “dinciler” . Yazida sadece bir cumle yorumyapmistim. Bu vesile ile o acik ta kapanmis oldu.
siz de Allah’a emanet olun.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Ağustos 11, 2007 @ 2:31 pm
Tekrar SelamunAleyküm Bekir Bey;
Bekir Bey ben de aynı görüşteyim sadece kavramları açmamıştım
Bahsettiğim çözüm olmayan çözümlerin hem kendisi hem de sebebi sizin ortaya koyduğunuz şeyler. Sorunların kaynağından bahsetmeye gerek var mı? O da aynı şey. Sonuçta insan fırtınası hiç dinmeyen ve dinmeyecek bir okyanusa hapsediyor kendisini. Ne yukarıdaki örnekdeki davranış ne de psikolojik, sosyal en ufak olaylarda ortaya konan en zararsız görünen davranışlar hiçbirisi insanı bir adım ileri götürmüyor. Çoğu insanın gelişimi durmuş. Çoğu insan özgür görünümlü köle ya da bir şekilde psikolojik işkence altında.
Kurduğunuz bağlantılar ise tamamen doğru. Ne kadar yok öyle birşey deselerde her akıl sahibi neden-sonuç ilişkilerini bir çırpıda anlar. Neymiş insan içmesini bilirmiş ya da bilecekmiş. Alkol kullanmanın nedeni ne ki yaf
İçerken bilmek eylemine gerek olsun. Sanki hepsi para babasıda vakitleri çok mahzenlerindeki şarapların tadından tarihinden bahsedip vakit öldürecekler ve birbirlerine hava atacaklar.
Bu analizler sürerde sürer
bu kadar yeter şimdilik
Allah’a emanet olun…
Yorum�Yorumlar yazan: dogu — Ağustos 11, 2007 @ 2:46 pm
Sevgili Bekir bey,
Bu haberi hem gazetelerden okurken, hem de tv lerden izlerken, her -NORMAL- insan gibi, içimiz yandı:((
Ne hale geldik, nereye doğru sürükleniyoruz diye, bir kez daha kaygılandık..
Lisede namaz kılıyorlar diye kıyameti koparan medyamız, lise tuvaletlerinde de gizli çekimler yapıp daha büyük KIYAMETLERİ kopartmalı ki , durumun vehametini herkes görebilsin..
Yoksa gerçekten, toplum olarak KIYAMETİMİZ yakın..
Yorum�Yorumlar yazan: Ece — Ağustos 11, 2007 @ 6:53 pm
evet Dogu Bey Kardesim. Ayni resme degiasik zaviyelerden bakiyoruz, dolyasi ile tasvirimiz biraz farkli.
Ne diyeyim bilmem ki sevgili Ece Hanim.
Dunya tersine dondu” bosuna kliase olmamis. “ahlakli olmak resmen suc ve ziddi pek te revacta. Benim aklima da meslek basarisi il ek cok taktirname alan fakat sokakta basi ortulu yakalandigi cin “cocujklara kotu ornek oldugu” Danistay 8. dairesi’nce tescilli olan Aytac Kilinc Hanim geldi.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Ağustos 11, 2007 @ 7:01 pm
;( mert can bir tane degil ki!!! koca bir nesil ziyan oldu…
benim kizginligim timsahlarin goz yaslarina degil evine kandil simidi alip giden tatli su muslumani bizlere ;
komsumuzun adini bilmeyiz, nerde kaldi “ac mi tok mu ” ilgilenelim , derdini derdimiz bilip onun icin aci cekelim , el verip – omuz verip yardim edelim …
yok mu bu yavrunun semtinde alni secdeye degen bi Allah kulu !!!
yok mu saniyoruz biz alni secdedekilerin mahallesinde boyle garip baris can !!!
laik yobazlari suclamak cok kolay . ignenin ucunu kendimize cevirelim hele;
muslumanlar(!) baris canin, baris canlarin “hesabini” nasil verecegiz!!!
bu durumu haber haline geldikten sonra ögrenen hepimiz SUCLUYUZ!
“vahlayarak ciklayarak suclayarak” baris canin , can barislarin vebalinden kurtulamayacagiz….
Yorum�Yorumlar yazan: aysemine — Ağustos 12, 2007 @ 7:36 am
Zor değerlidir. 18 yıl sonra çocuğa kavuşan insanları biliyorum çevremde. 18 yıllık bir yokluk, bir hayal umut vs. vs.. Ben anlatamam yayaşan bilir diyeyim ve İmtihan dünyası diyerek bitireyim.
Allah insanlara verilen nimetlerin kıymetini bilmesi için -önem verip değer oluştura bilmesi için- nimetlerin kıymetini anlayabileceğimiz şartları bize sunmuş.
Bu konuyu İzafi değer & Mutlak değer kavramlarını açarak anlatırsam daha iyi olacak.
Bir şeyin iki değeri vardır bir mutlak değeri, iki izafi değeri
Mutlak değer : Salt değer
İzafi değer : Bağlı olduğu şeyle değişen değer
Örnek Bir: Bir Kalemin mutlak değeri nekadar 1 YTL, her yerde 1 YTL dir. Bu kalem antalyadada bir YTl istanbuldada aynı mutlak değerde.
O kalemi arkadaşımız hediye etse ve biz o kalemi satmayı düşünsek bizim için o kalemin 50 YTL izafi değeri vardır.
Hz Ebu Bekir (ra) hediye etmis olsaydı, 100 TRiLYON YTL’YE satarmıyız? Hayır. İşte kalemin izafi değeri arttı. Çünkü Allah (CC) Resülünün dava arkadaşının hediyesi dünyalara değişilmez.
İşte islam hediyeside, davasıda, konusuda böyle….
Örnek iki: Örneğin bir hamalın yapmış olduğu 10 YTL lik yardımla, Sabancı grubunun yapmış olduğu 10 YTL lik yardım aynı değildir (kendileri açısından). Hamal o paranın değerini
çok iyi bilir, ne şartlarda kazandı kimbilir. Ama Sabancı Grubu belki 100 000 YTL düşürse dönüp arkasına bakmaz.
Hamalın gözünde verdiği paranın önemi ne kadarsa yaptığı yardımın değeri sevabıda(inş) oluşan izafi değeri de o kadardır.
* Onun için birseyin bizim için ne kadar önemi varsa o kadar değeri vardır. İslam konusuda, islamın nimetleri (mert can vs.) konusuda böyle.
İzafi Değer Nasıl Artar ve Sevabımız Nasıl Artar?
Emek harcayarak artar. Örneğin “Babası oğluna bağı bağışlamış ama oğlu bir salkım üzüm vermemiş” diye bir söz vardır.
Baba oğlu için zaman harcamış, para harcamış, hatta yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş kısacası Emek Harcamış yani izafi değer oluşmuş. Babası çocuğu için canını isteseler verecek bağ neki? Ama çocuk babasına bir şey harcamıyor ki, emek yok, (sadece babası bakmış, o büyümüş)babasının emeğinin değerini bile bilemez, çünkü emek nedir onu bilmiyor, harcamamış ki bilsin.
* İşte İslam, iman, ibadet, yetimleri korumak, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek gibi konularında da emek harcarsak yaptığımız ibadetlerin izafi değeri ve sevabı artar.
Bizleri doğru yoluna iletsin ve o yolda daim kılsın. Hepiniz Allah’a Emanet Olun.
Yorum�Yorumlar yazan: Selahattin — Ağustos 12, 2007 @ 10:13 am