Törende başörtüsüne soruşturma
Star Gezetesinden bir haber:
Milli Eğitim Bakanlığı, TÜBİTAK ödül törenine başörtüsüyle katılan öğrencinin refakatindeki öğretmen ve idareciler hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara’da TÜBİTAK tarafından düzenlenen Bilim Olimpiyatları Ödül Töreni’nde, okula başı açık devam eden bir öğrencinin, ödül almak için sahneye başı kapalı çıkarılmasının iyi niyetle bağdaştırılamadığını bildirdi.
Milli Eğitim Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İstanbul Özel Şefkat Kolejine kayıtlı bir öğrencinin, okula başı açık gittiği halde törene başı kapalı olarak çıktığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
”Okula başı açık devam eden, ilköğretim 8. sınıfta iken yaptığı bir proje ile ödüle layık görülen, şu anda lise 1. sınıf öğrencisi olan kişinin, başı kapalı olarak sahneye çıkarılması mevzuata aykırılıkla birlikte iyi niyetle de bağdaştırılamamıştır.
Sayın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in talimatıyla söz konusu öğrencinin refakatindeki öğretmen ve idareciler hakkında soruşturma başlatılmıştır.”
*********************************
Pardon sayin Bakan, cehaletimi mazur gorun, birkac basit sorum olacak:
1. “iyi niyetle bagdastirilamayan” davranislar hakkindaki cezai hukumler hangi kanunun hangi maddelerinde belirtiliyor idi?
2. “Iyi niyet” olcmekte Intel’in “Good-Intentions-Meter-2000″ aletini mi yoksa daha yeni modellerini mi kullaniyorsunuz?
3. “okula başı açık gittiği halde törene başı kapalı olarak çıktığı belirtildi” ifadesinden bu cocugun okula basi kapali gelme hurriyetinin de oldugunu mu farzetmeliyim?
3. sorunun cevabi evet ise
4.Mars’ta havalar nasil?
5. Anayasa ve kanunlarda herhangibir hanim icin bas ortusunu yasaklayan bir madde var mi?
6. Anayasa ve kanunlara aykiri “mevzuat” olur mu?
Cevap “evet” ise
7. O ulkenin rejiminin adi ne olur?
Ruhunu kaybetmis muzaffer! Boyle kazanma batsin!

“Böyle kazanma batsin!” Aynen katiliyorum. Su hep üzerinde durulan “omurgali olmak” böyle durumlarda lazim olsa gerek!
Ben arada sirada Mustafa Akyol´un sitesini takip eden biri olarak ümitli olmaya calisiyorum. Beni ümitlendiren en basta Mustafa Akyol ve benzeri bagimsiz aydinlar.Yeri geldiginde savunacagiz, yeri geldiginde elestirecegiz.
Akp ile birlikte bazi olumlu gelismeler oldu, bunlari inkar edemeyiz.
Ama bu arkadaslar!(Akp´liler) birkac noktada hayal kirikligina da ugratti beni sahsen. Hayal kirikligina ugrattiklari noktalar:
1.Aile iliskileri,maddi zaaflar.Hayat tarzlarinin degismesi.
2.Omurgali olamama.Sahsiyetli bir durus ortaya koyamama.
Saygilar
Yorum yazan: Kazim Sulukaryagdi — Aralık 13, 2007 @ 9:45 am
Aynen katiliyorum Kazim Bey. Akyol gibi genc,
objektif, yapici entellektueller benim icin de gelecegin umit isiklari, fikirlerine her konuda katilmasam da.
Omurga (veya Basbakan’in deyimi ile kemik)
benim lisanimda da bolca gecer; diger yazilara gioz atarsaniz musahede edersiniz.
AK-Partili dostlar konusunda benim kafam sizden de karisik. Ancak “fikirin sorumlulugu” geregi, tereddutun menfaatini onlara vermeyi,
“belki bir bildikleri vardir” demeyi yegliyorum. Gemiyi batirma korkusu ile husn-u zan yapiyoruz pek cok konuda.
Tabii sonsuza kadar bununla yetinip “buyuklerimiz daha iyi bilir”
tevekkulu icersinde olamayiz. Burada Bakan’a bunu yaptiran irade yerine direkt bakani hedefe almam da bu dusuncemin bir ifadesi.
Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Aralık 13, 2007 @ 11:49 am
Sn. Yildirim, blogunuzun atil durumda oldugu su zaman diliminde isterseniz sizin yazilarinizi kendi bloguma aktarip sizinle paralel yayina gecebilirim, hatta anahtarlari (sifre ) size yollayabilirim.Cevabinizi bekliyorum.
Saygilar
(Muzaffer) Kazim Sulukaryagdi
(Blogumun adresi:www.hayatcokguzel.blogspot.com)
(ismini degistirecegim, simdilik böyle.)
Yorum yazan: Kazim Sulukaryagdi — Aralık 13, 2007 @ 12:12 pm
tek ifadeyle

saygilar bekir hocam arada ugruyorum blogunuza ama sitenizin adresine hala ulasamadim
Yorum yazan: aysemine — Aralık 14, 2007 @ 2:26 pm
Aysemine Hanim,
Ulasamiyorsunuz cunku yok yeni sitenin adresi de kendisi de malesef. Problem artik teknik degil. Icinde bulundugum ahval ve serait musade etmedi su ana kadar. Bu sekilde blogunu kullanmami teklif eden Kazim Bey’e de cevap vermis oluyorum. Yardim teklifiniz icin tesekkurler Kazim Bey; yazi uretecek durumda degilim; eas engel simdi bu. Harun yahya sadece bu sureci tetikledi. Yakinda insha_Allah yeni mekanin adresini veririm burada.
Bu arada dilediginiz yazilari blogunuzda yayinlayabilirsiniz.
Tum dostlar, ziyeretcilere selam, saygi ve muhabbetle
Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Aralık 14, 2007 @ 8:09 pm
Kimden duyduğumu hatırlamıyorum ama şuna benzer bir tespit var zihnimde:
“Solcular oturudukları koltukarı kolay kazandıklarından korkusuzca bazı adımlar atıyorlar; fakat bir sağcı bir koltuğa oturabilmek için çok çaba sarfettiğinden, o koltuğa oturduktan sonra “rejimin bekçisi” kesiliyor, yasa, yönetmelik derken korkak bir profil çiziyorlar.”
Elbette bu tanım sayın bakanı tariften uzak ama köşesinden bir yerden de bulaşmıyor değil hani.
Bekir Bey’in sorduğu soruları ben tekrar etmeyeyim,
Yorum yazan: mustafa fatih yüce — Aralık 14, 2007 @ 8:49 pm
Bahsettiginiz rasyonale kismen katiliyorum Mustafa Bey. “sagci” nin tanimi daha dar olsa idi belki daha fazla katilirdim. Bu vesile ile Bakan’in hakkini Sezar;a vermek babinda sunu da ilave edeyim:
Biliyorum Bakan bunu ferah-i gonul ile degil konjukturel dogru strateji oldugunu dusunerek yapiyor. Bu stratejideki basireti sorgulamak lazim artik. Somut “kazanimlar” olmaz ise korkarim “boyle kazanma batsin” sesleri her gun daha gur cikacak.
Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Aralık 15, 2007 @ 5:59 am
Bekir Hocama Selamlar , beklemedeyiz…..(uzun olmasada böyle bamteli haberlere kısa yorumlar da bizi bir süre oyalar )
Bu durum bana ister istemez Abdullah Gül’ün eşinin AIHM davasını ve Abdullah Gül’ün tavrını hatırlattı ,
Maalesef diğer başörtüsü davasına savunma vermekle ve eşinin davasını geri çekmekle büyük hata yaptığını düşünüyorum , Abdullah Gül öyle yaparsa , Hüseyin Çelik’in de böyle yapar ,Mehmet Ali Şahin “başörtüsü %1.5 in sorunu ” der — bir de taltif edilir adalet bakanı olur –
Şahsi bir hakkından neden feragat ediyormuş ki bunun hiçbir izahı yoktu
yani bu durumda mesela kayseride vergi dairesi haksız olarak , Abdulla Gül’ün kendisine, babasına yada oğluna bol sıfırlı bir vergi borcu tahakkuk ettirirse - madem devleti savunacak - ben kendisinden buna da karşı çıkmamasını bekliyorum …bu kadar saçma
halbuki şöyle de diyebilirdi ” bakınız benim savunma yapacak makamın başında olduğumu bile bile , eşimin AIHM’ye başvurması ve davasında sebat etmesi , Türkiye’nin Avrupa idealllerine olan inancını …bla bla , Türkiye’deki insan hakları bilincinin ve kadın hakları bilincinin ne kadar oturmuş olduğu…bla bla ,Erkek egemen bir kültürden gelen bir kadının eşinin muhalefetine rağmen….bla bla medeni haklarını kullanmada gösterdiği cesaret ve metanet …..bla bla……..”
al sana avrupai bir basın açıklaması….
hem eğer her bakan aynı savunmayı sunacaksa oraya bakan değil fotokopi makinesi koyalım gitsin….çek gönder….
Bence M.Ali Şahin’in o sözü bir daha bu mevzuda konuşma hakkını elinden almıştır , keza şimdi Hüseyin Çelik de öyle ,
böyle basit bir ( değilya hadi disiplin-denetim konusu diyelim ) talimatı vermedi diye düşen bakan mı olmuş , hakkında dava açılan bakan mı olmuş ? yada kim düşürecek ki seni ?
sen böyle yaparsan senin altındaki müsteşar - müdür ne yapmaz ?
Yorum yazan: vadininbozkurdu — Aralık 15, 2007 @ 7:17 am
http://www.sabah.com.tr/haber,D2B9088E2E094DEAA4FADFBC5BECDD9D.html
“AB’DE TANIMI YOK
“Avrupa’da 1960′lı yıllarda irdelenmeye başlayan kamusal alan kavramının, günümüzde hâlâ kesin bir tanımı yapılamadığı için farklı bakış açılarına göre farklı anlamlar kazanıyor olduğu, felsefe, sosyoloji, siyaset bilimi ve mimari bakış açılarından, daha çok ‘tüm yurttaşların erişmesi garanti altına alınan, toplumsal kimliklerin oluşum ve gerçekleşme alanı’ olarak devlet yönetiminden ve otoritesinden ayrı bir kavram olarak düşünülerek irdelenen ‘kamusal alan’ deyiminin Türkiye’de ‘kamu otoritesinin en sert ve en katı kurallarının’ uygulandığı ve uygulanması gerektiği düşünülen ve tamamen devlete ait olan mekân ve alanlar gibi işlevsel bir tanıma dönüştüğü…” Başsavcılık, bir fiilin suç oluşturması için yasalarda tanımlanması gerektiğini vurgularken “kanunilik ilkesi” çerçevesinde, örf ve adete dayanarak suç yaratılamayacağına dikkat çekti. Kararda şöyle denildi: “Bu eylemlerle ilgili şikâyet edilenlerin sıfat ve nitelikleri ile olaylar açısından ceza hukukumuzda bir düzenleme ve yaptırım bulunmadığından, cezada kanunilik ilkesi gereğince soruşturmaya gerek olmadığına; bu konuda idari bir düzenleme de bulunmadığından soruşturma evrakının intikal ettirileceği idari bir makam da olmadığına karar verildi.”
“
Yorum yazan: vadininbozkurdu — Aralık 15, 2007 @ 7:26 am
VB Kardesim,
Mudavim doslar, yorumcularin sanal mekandaki iklim muhalefetine ragmen ugramayi ihmal etmemeleri sevindirici. Inshaallah yeni mekan konusunda kamci olur nefsime.
Egitim, adalet bakanlarinin ve dahi CB’nin sizin ve benim elestrilerime yazacaklari cevaplar biraz gecikebilecegi icin (unutmayalim henuz cogunluk WordPress’e giremiyor ya Turkiye’de :)) ben onarin alter-egosu olarak cevaplayayim:
_Kardesim biliyorsunuz ne sartlar altinda calistigimizi. Biz kisa vadede, gurultu yapici fakat kazlari urkutucu adimlar yerine uzun vadede sorunlari “zamana yayarak” cozen stratejiler uretmekle mesguluz. Bu da konjukturel tavizler gerektiriyor bla bla bla..
*****************8
Guzel de sayin CB, bakan, sorumlu medya, kanaat onerdi vs..,
Artik millet “kazanimlar” gormek istiyor. Olayi tasvir etmek icin kohne ilkel metodlarla calisip iflas eden bir fabrikanin yeni yonetimin eline gecmesi tesbihini kullanacagim. Yeni yonetim bircok inovasyon yapmis, son medel makinalar, elektronik cihazlar vs tastamam ama bir turlu yeni mamul goremiyoruz ortada. Bekleyin diyor fabirka yonetimi. Bizim gibi kaliteli mal bekleyen halk ta “aman kazlar urkmesin; yeni yonetim iyi, eskisi gelir yoksa diyerek sabirla bekliyor.
Ayrica taa universite yillarimdan beriki gozlemlerim ve tecrubelerim bana bu “taviz verelim de kazlar urkmesin” stratejisinin istismara cok elverisli oldugunu ogretti. Pek cok menfaatci, yureksiz “bizden ” tipler bu zaaflarini “bilgelik”, “basiret” olarak satabildiler. Simdi onlardan kimi bakan, kimi mustesar kimi de 7 rakamli maasla CEO oldular. Al sana “kazanim”.
Bir sey daha ilave edeyim, gene gozleme dayanan. Hani su takiye dedikleri sey var ya tamami ile hayal urunu degil. Simdilerde “bizden” olmanin karli oldugu yerler ve mekanlar var. Dun ve ozellikle de bu gun bu isin rantini devsirmek icin “bizden” olanlar da var. Yani bir bakan, mustesar veya kanaat onderi veya siyasetci cikip atalet, itidal falan telkin ediyorsa illa bizlerle ayni hassasiyeti paylasiyor fakat naapsin konujuktor, boyle icab ediyor husn-u kabulunu yapamayiz her biri icin. Cephede fazla dervis yok, kemikliler de fazla diil. Bizim de bayazlarimiz, zencilerimiz ve beyazin da beyazi var.
Bazen samimi olarak, ahlaki bir idealizm ile yola cikanlar onemli konumlara geldiklerinde “dava” kisisel ikbal, kariyer gibi nefsi gayelerle karsiyor; kemik yok oluyor, bagimsizlik kayboluyor ve kaybedecekleri seyler artiyor. Bu tipleri de iyi tanirim.
Anlayacaginiz, sairin sozu ile
“Actirma agzimi zinhar
Derunumda neler var”
Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Aralık 15, 2007 @ 8:14 am
Bekir Bey,
Tesekkür ederim , ilk firsatta sadece sizden ve buradaki yorumlardan yapacagim alintilarla bir yazi hazirlama niyetindeyim.
Hazirlayinca yeni blog adresimi de veririm.
Saygilar
Yorum yazan: Kazim Sulukaryagdi — Aralık 17, 2007 @ 10:28 am
http://circularconversations.blogspot.com/
Nasil buldugunuzu yazarsaniz memnun olurum.
Saygilar
Yorum yazan: Kazim Sulukaryagdi — Aralık 17, 2007 @ 3:57 pm
Tesekkuler Kazim Bey. Simdi blogunuza bir yorum biraktim ama moderasyon mu bekliyor; Blogger kabul etmedi mi emin degilim. Blogunuzda goz atabildigim (almancam cook zayif) yazilardaki cesitlilik, ozgunluk ve kritik bakis zaviyenizi taktir ettigimi burada da tekrarlamis olayim. Hayirlara vesil olmasi dilegi ile..
Yorum yazan: Bekir L. Yildirim — Aralık 18, 2007 @ 8:43 am
Bekir Bey, yorumunuzu onaylamakta gec kaldim, buraya göz atmaya da ancak firsat oldu, su anda labratuarda calisiyorum.
Kurban bayraminizi tebrik ederim, tesekkürler.
Yorum yazan: Muzaffer Kazim — Aralık 18, 2007 @ 10:26 am
Star gazetesindeki bu haber Ahmet Altanin Taraf gazetesinde bas yorum olarak yayinlanmisti. Oyle iyi giydirmiski dayanamayip bir kopyasini bloguma kaydetmistim.
AKP degisim partisi olmaktan cikip “satatuko” partisi olma yolunda tehlikeli adimlar atiyor. Yazik olur.
Yorum yazan: Haydar — Aralık 29, 2007 @ 4:20 am