Bir Münzevî’nin Notlarından…

Ocak 9, 2008

Yeni yılınız kutlu olsun!

Kategori: Günün yazısı:, Islam — Bekir L. Yildirim @ 9:15 pm

01.jpg Hicri 1429 yilinin sizler yakinlariniz, tum alem-i Islam ve insanlik icin hayirlarla dolu olmasini dilerim. Filistin’den Darfur’a kadar dunyanin her tarafinda inim inim inleyen mazlum ve magdur ummet yaninda fakir ve bu hicri yilbasini da 1428 yilbasi gibi hastahanede geciren annem icin de dualariniza talibim.

*****************************

Bu da gunun mana ve ehemmiyetine dair bir yazi :

HİCRİ TAKVİM

Hz. Peygamber (s.a.s)’in Mekke’den Medine’ye hicretini tarih başlangıcı olarak alan takvim. Hicrî Kamerî takvime İslâm takvimi de denir. Ayın yörüngesi üzerinde dönüşüne göre düzenlendiği için kamerî (ay) veya hicrî adı verilmiştir. Ay yani kamerî takvimi ilk olarak Bâbillilerin kullandığı bilinmektedir.
Müşrikler İslâm’dan önce Kusay b. Kilâb’a verdikleri önemden dolayı Onun ölümünü tarih başlangıcı olarak kabul etmişlerdir. Ancak Fil olayından sonra tarih başlangıcı olarak bu olay kabul edilmeye başlanmıştır (Tarihu’l-Yakubî, II,17). Taberî’de geçen, Peygamberimiz (s.a.s)’in Medine’ye hicretiyle tarih kullandığı şeklindeki bilgilerin ne derece sıhhatli olduğu bilinmemekle beraber, bunun kesinlik kazandığı dönem Hz. Ömer (r.a) döneminde kabul edilen hicrî takvimle başlamıştır (Taberî, Tarihu’l Umem ve’l Mûlük, II,253. Buhârî, et-Târihu’l-Kebîr,I,10).
Medine’de İslam devletinin kurulmasından Hz. Ömer (r.a.) devrine kadar müslümanlar bazı önemli olayları tarih başlangıcı kabul edip buna göre zamanlarını tayin etmekteydiler. Meselâ; Fil olayı, ficâr savaşı, zelzele yılı, veda haccı yılı ve bazı önemli zatların ölümü gibi olaylar tarih başlangıcı olarak kabul edilmekteydi. Ancak bu, zaman zaman karışık bir durum arzediyordu. Hz. Ömer (r.a) bu karışıklığı gidermek amacıyla konuyu diğer sahabelerle istişare etti. Bu sırada meydana gelen olay bunun gerekliliğini bir kat daha arttırdı. Yemen Valisi Ya’la b. Ümeyye Hz. Ömer (r.a)’a gün, ay ve yılı belli olmayan bir mektup gönderir. Aynı şekilde yılı belli olmayan vadesi Şaban ayı, diye kaydedilen bir senet Basra Valisi Ebû Musa el-Eşarî’ye getirilir. Sözkonusu senette geçen şaban kelimesinin, bu yıla mı, geçen yıla mı, yoksa gelecek yıla mı ait olduğu meselesi kesin olarak anlaşılmayınca bu tarih ve sened ihtilafa sebeb oldu ve konunun önemini ortaya çıkardı. Sahabiler meseleyi görüşerek tarih başlangıcı konusunda İran, Yunan vb. gibi ülkelerin takvimlerini benimseme tekliflerini ileri sürdüler. Ancak bu teklifler kabul görmeyince Hz. Ali (r.a) takvimin hicretin başlangıç olması gerektiğini ileri sürdü. Onun bu görüşü derhal benimsendi. Hz. Peygamber (s.a.s), rebiülevvel ayında hicret etmişti. Ancak kamerî yıl muharrem ayı ile başladığından tarih iki ay sekiz gün geri alınıp Hicrî takvimin başlangıcı 23 Temmuz 622 olarak tesbit edildi.
Milâdî ve Rûmî tarihler gibi on iki ay esasına dayanan hicrî yıl muharrem ayı ile başlar ve zilhicce ile sona erer. Hicrî (kamerî) aylar şunlardır: Muharrem, safer, rebiülevvel, rebiülâhir, cemâzielevvel, cemâzielâhir, recep, şaban, ramazan, şevvâl, zilkade,
Yazışmalar ve iktisâdî sahalarda rahatlıkla kullanılan bu takvime karşılık milâdî takvimde, ziraata ait vergilerin toplanmasında yardımcı olmuştur. İslâm takvimi, müslümanlara mâl olmuş bir takvimdir ve hatta okuma-yazması olmayan bir kimsenin bile kullanabileceği bir vasıtadır. Bu takvimin hesaplarını yapmak, ramazanın ne zaman başlayacağım bilmek, ne zaman namaz kılınacağını belirlemek için ince astronomi bilgilerine gerek yoktur. Ayın 29. günü güneşin battığı taraftaki gök ufkuna dikkatle bakılır, şayet yeni ayın o incecik hafi batı ufku üzerinde görünmüşse, ay doğmuş ve takvime göre ertesi ayın ilk günü başlamış olur: Hilâlin bu görüntüsü 5-6 dakika sürer ve sonra kaybolur. Şayet bir görüntü tesbit edilememişse ay otuz gün sürecektir bu kesindir, yani ertesi akşam ufukta kesinlikle hilâl görülür. Şayet 29. günü göğün bulutlu olması sözkonusu ise o ayın 30 gün süren bir ay olduğu kabul edilir (Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, çev, S. Tuğ, II, 857)- Ayrıca hilâlin hareketleri de kesin olarak belli değildir. Bazen ay bütün hareketlerini 29 günde, bazen 30 günde tamamlar.
Hicrî takvim hicreti esas alır. Günümüzde kullanılan milâdî takvim ise Hz. İsa’nın doğumunu ‘tarih başlangıcı olarak esas almaktadır.
Hicrî yahut kamerî yılı, milâdî yıla çevirmek için şöyle bir formül kullanılmaktadır: Hicrî yıl sayısını 33′e bölüp çıkan sayıya 622 eklenir ve milâdî yıl bulunur. Milâdi yıl = (hicrî yıl x 32/33) + 622 formülü ile bulunur. Mesela: 1000 yılının % 3′ü 30 eder, geriye 970 kalır. Bu sayıya 622 eklenince karşılığı olarak milâdî 1592 yılı bulunur. Milâdî yılın hicrî yıl karşılığını bulmak için de şu formül kullanılır: Hicri yıl = (milâdî yıl-622) x 33/32, meselâ; (1453-622) x 33/32 = 857
Hicrî ve rûmî takvim uzun müddet müslümanlarca kullanılmış 26 Aralık 1925 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. Hz. Ömer (r.a)’ın tesis ettiği hicrî takvim batılılaşma sürecinin bir devamı olan inkılapların, İslâm hukukunu yürürlükten kaldırması sonucu, bu hukukun bir parçası olan hicrî takvim de kaldırılarak müslümanların İslâm dünyası ile olan bağları koparıldı. “Ey iman edenler, Yahudileri ve Hıristiyanları kendinize dost (ve hâkim) edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost ve danışılacak makam edinirse, o da ondandır. Şüphesiz Allah o zalimler gürûhunu başarıya ulaştırmaz (el-Mâide, 5/51).
Naci YENGİN

1 Yorum »

  1. s.a.

    Kainatın bütün zerreleri hem hep beraber, hem de teker teker acz ve ihtiyaç lisanlarıyla, varlığına ve birliğine şehadet ettikleri Alemlerin Rabbi Allah’a hamdler, senalar, şükürler olsun. Ve varlığın şifresini çözüp, ayet-ü beyyinatını delillerini keşf ve beyan eden Habib-in ile al ü ashabına, sair enbiya ve mürselin ihvanına ve ibad-ı salihine, Allah’ın dostlarıyla dost olan düşmanlarıyla mücadele eden evlatlarını yetiştiren annelerimize salatü selam olsun.

    Ey alemlerin her köşesinde kendisine ibadet edilen ve bütün varlığın hususi lisanlarla kendisini zikredip durduğu Allah’ım.

    Meşguliyet sahamızı hastalıkta ve sağlıkta imtihanın her anında yalnızca sana hasrettiğimiz ibadetlerimizle doldur ve daima varlığını duyurarak gönüllerimizi sana şükür hissiyle coştur.

    Rabbimiz! Biz hatalı zayıf kusurlu ve günahkar kullar, yer yer nefislerimizi dizginlemekten aciz kaldık, zamanın ziyanına daldık. Bizi nezdinden bahşedeceğin tam bir azm ü ikdamla ve “La havle vela kuvvete illa billah - Gerçek havl ve kuvvet sadece Allah’tandır” hazinesinden lütfedeceğin kuvvetle Şifalandır, rızıklandır, nefislerimizin kusurlarından bizleri arındır, bizleri affet.

    Rabbimiz! Bizi fevtettiğimiz şeyleri telafi edip yeniden toparlanabileceğimiz kamil bir tövbeye ve sıhhate muvaffak kıl. Allah’ım senden Annelerimizin babalarımızın, kardeşlerimizin ve bizim üzerimize zahir/batin nimetlerini, hikmetlerini sağanak sağanak yağdırmanı dileniyorum, her türlü endişe ve tasa karşısında fereç ve mahreç yollarını göster, gösterki hiçbir zaman sıratı mustakimden ayrılmayalım. Bizleri hayatını ilay-ı kelimetullaha adamış hizmet erlerinden eyle ve bu dünyada ve ahirette hoşnutluğunla doyur, rahmetinden mahrum eyleme.

    Rabbimiz bizleri Hz.İbrahim’in duası ile taçlandır, “Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab” ( Rabbimiz, Kıyametin kopacağı günde, beni ana ve babamı ve müminleri bağışla.)

    Niyazımızın ahirinde Hakk’a kurbet kahramanlarının seyyidi, Sen’in Habibin ve Rasülün Hazreti Muhammed’e (SAV) ve yine Sana vuslat iştiyakıyla her zaman yanıp tutuşmuş âl ü ashabına salatü selam ediyor . Dualarımızı Kabe-İ Muazzama’da, saat-i icabede, makbul kullar tarafından yapılmış dualar gibi kabul etmeni diliyoruz. Yakarışlarımızı kabul buyur Rabbimiz.

    /

    Geçmiş olsun Bekir Bey. Yeni yılınızda kutlu olsun ve tüm insanlık alemine rahmetlere vesile olsun.

    Yorum yazan: Selahattin — Ocak 10, 2008 @ 4:34 pm

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.