Bir Münzevînin Notlarından…

Ocak 19, 2008

Bu defa gurultuye papuc birakmayiniz! (II): Karsi strateji

Kategori: Guncel-Politik, sosyal, kulturel, Insan Haklari, Islam, Toplum, Uncategorized — Bekir L. Yildirim @ 2:50 pm

Ilk bolumde laikci stratejinin “Bati cehesinde yeni birsey yok“ olarak ozetlemis ve bu defa hukumet ve demokratik guclerin izleyecegi karsi stratejiyi aciklayacagimi ilan etmistim!!

Fakire sorarsaniz gayet basit: Bos gurultuye papuc birakmamak; kervani yurutmek.

Acayim musadenizle:

AK-Parti’yi iktidara getiren, goz yaslarini icine akitan; zamana yayma, toplumsal mutabakat, sonra kurumlar arasi mutabakati sabira yillarca bekleyen milyonlar artik somut domokratik kazanim gormek istiyorlar. Uzun bekleyis onlari bilinclendirdi, bilgelestirdi.

Bu cikistan sonra (bu vesile ile laikci kesimin bir kismina katildigim tek noktanin Basbakan’in Ispanya’daki ifadesinin tamami ile bir soruya plansiz bir cevap olmadigi tespiti oldugunu ekleyeyim) atilacak geri adim, sozkonusu magdur kesimde kendilerinin ebedi zenci oldugu, destekledikleri yuzde doksanla gelse dahi duzenin onara zirnik gostermeyecegi fikr-i sabit haline gelecekir. Bu cok tehlikeli bir olgudur. Demokratik sistemden tamami le umidi kabetme psikolojisine girip radikal metodlari secenler olabilcegi gibi, ayakta kalma icgudusu agir basip zencilikten kurtulmanin ucuz yolunu secen Ahmat Hakan-omurgalilar da olabilir. Herkesten en erdemli durusu beklemek sosyal polyannacillik olur. Ucuncu kesim ise , artik vucudun aciya karsi korunma mekanizmasi olan sinirlerin uyusmasi, tepkisizlik veya olu topragi , Tom Amca sendromu da denilen kendileri icin zorbalarin yazdigi “kadere” teslim olma ruh halidir. Bu hal ABD’de koleligi 400 sene yasatabilmistir.

Yargitay bassavcisinin parti kapatacagi gunler geride kaldi. Hos Refah ve Fazilet’i de Vural Savas kapatmadi ; o sadece kendisine tevdi edilen gorevi severek ifa eden kapasitesiz bir lumpen piyondu. Partileri kimlerin kapattigini hepimiz biliriz.

O gucun ise artik Menderes’ten beri en yuksek oy ile iktidara gelmis, 5 yildir her alanda mucizevi basarilar gostermis hukumeti devirip, partisini kapatmasi demek 60 darbesinden cok daha buyuk
bir olaydir. Boyle bir maceraya girisecek kadar zivanadan cikmis olduklarini dusunmuyorum. Turkiye’de darbeler donemi gecmistir. Globallesen dunyamizda, gerek AB, gerek dunyanin gerisi ile hizla ekenomik ve siyasi entegrasyon saglayan, dis poltikada onem kazanan bir Turkiye’de artik ne olup bittigi birtek Turkiye’nin ic isleri degildir. 1960’i birakin, 28 Subat, 1997’den beri de koprulerin altindan cok sular gecti. Artik Avrupa’da hatta laikci cephenin en guvendigi daglarin bulundugu ABD’ de dahi mesele basit bir Muslumanlar yani dusmanlarimiz, laikcler yani bizim cocuklar kadar basit algilanmiyor. Uzgunum Ilhan agabey ; korkarim guvendigin daglara gene kar yagacak. Kovboy hazir ve nazir laikcileri iktidara getirmek icin beklemiyor. Onlar daha iyi bilirler “akilli dusman, akilsiz dost” atasozunu. Neoconlarin pon-pon kizi Zeyno (Baran-Bryza) ve ponpon oglu Soner (Cagaptay) bu isi kotaracak siklette degiller. Sor Yasemin Congar’a, Ali Aslan’a , anlatsinlar sana..

MHP secim sonuclarindan, isigi gormus, “darbe olursa bana da ekmek cikar” diyen capsiz, hirslari sagduyularini teslim alan “dumb and dumber” Agar-Mumcu ikizleri akibetini iyi okumus ve icersindeki akil adamlari dinlemis “gozukuyor“. Bana oyle geliyor ki bir suredir hukumet ile MHP arasinda bu konuda perde arkasi pazarliklar suregeliyor idi. Ve biraz daha kucuk dusunmeye meyilli MHP ancak bu konudaki bir acilimin sevabinin kendisine yazilmasi sarti ile destek verebilcegini belirtti. Nitekim son gunlerde “bir cumle istiyordun al asana bir cumle, biz cozmek istiyoz AK-Parti somuruyo “edebiyati aliskanligi sergilemeleri de “bundan ne cikar bize abi” psikolojisinin emareleri. Saniyorum AK-Parti “birakalim kredi onlara gitsin ; onemli degil” diyecek kadar kendine guvenli, ve cozumun kredisini almasa dahi cozumsuzlugun vebalinin kendi omuzuna yukleneceginin idrakinde. Abdullah Gul’un CB
secilmesinde oldugu gibi burada da MHP kilit parti durumna geldi . Bunun nedeni Bahceli’nin teklif ettigi Anayasa’nin 10. maddesine bir fikra ilavesi ile bu isin halledilmesi, yani Anayasa degisikligi icin MHP’nin sayisina ihtiyactan cok, isin siyasi boyutu ile ilgili (ki teklif edilen cumlenin sorunu “uygulamada” cozmeyecegi konusnda AK-Partililer ile hemfikirim ; detaya girip daha fazla dagitmak istemiyorum burada).

Fakat MHP cikisinin esas onemi Anayasa degisikligi icin gerekli sayidan cok, mesruiyet noktasinda (evet yanlis duymadiniz, Turkish konjukturel mesruiyet demek istiyorum). AK-Parti’nin aksine
MHP “dinci kokenli” degil, ve duzenin guvendigi bir parti. Secimden once laikci cephenin gozdesi “uc oyunuz varsa 2si CHP 1ini MHP’ye verin, MHP=CHP” taltiflerine mazhar parti idi.

Henuz MHP’yi defterden sildikleri soylenemez, fakat her gun artan dozdaki saldirilarin tabandan tavana MHP’de yaratacagi “kitlesel refleks” artik eski yagli balli gunlerin geride kaldigini isaret ediyor. Nitekim bu gun (yani size gore dun) Zurriyet’in baskosekadisi ve dahi Dogan Konseyi ‘nin degsitirilmesi teklif edilemez, baskani Bahceli’ye ilk saldiri oklarini yoneltti. Oburleri sonradan mudahil oldular bu ” Mehepe’nin intihari ” korosuna.

Eger MHP bu konuda sadece “bak ben cozum getirdim Akepe istemedi.. ” sekline sorunun cozumunden cok “nasil karli cikarim, hem de bagciyi benzetirim” stratejisi pesinde degil, uzum yemek gayesi guduyor ise, iste o zaman laikci cephe bu MHP’nin ne mal oldugunu zaten bildiklerini soyleyeceklerdir. Hic supheniz olmasin. (Bu cumeleri 24 saat once yazmis idim ; bu gunku laikci hezayan dozunun yukselidine dikkatiniz cekerim).

MHP’ye de demokrasi , mesruiyet ve tabanin arzulari gibi konulara hassasiyet virusunun girmesi laikci koalisyonun psikolojik cokusunu hizlandiracak ve
yalnizlastiklari, sistem uzerinde eski hakimiyetlerin kaybettikleri fikri kuvvet kazanacak ve bunun neticesinde yufka yurekli bircoklari gemiden atlayacaktir. Nitekim 28 Subat’tan bu gune epeyce fire verilmistir de
.
Velev ki parti kapatma isinin resmiyet mercii , Anayasa Makemesi’nde sayilari saglamlastirdilar, 367 cinayeti ile sayginligi siradan insan nazarinda dahi yerle bir olan AYM’nin ondan cok daha buyuk boylesi bir hukuk katliaminin altina imza atacak kadar “cesur” olduklarin tahayyul edemiyorum. Hukuk eli ile darbe AYM’nin “hur iradesi” ile yapabilcegi kadar kucuk is degildir. Ancak esas oglanlar bu kadar gozu kara ise onlar da kendilerine duseni yaparlar. Bunu hic sanmiyorum.

Turkiye’ de darbeler donemi gecmistir. Artik tanklar bazi siyasilerin ve korkuya teslim olma egiliminde olanlarin zihinlerinde yuruyebiliyor ancak. Iste psikolojik hareketin bu perdesinin dayandigi zemin
de budur. Kafalarda yaratilacak korku yolu ile hukumet ve demokratik gucleri, sindirmek. Onlar da biliyorlar tehditlerini destekleyecek mecalleri kalmadigini. Tek umitleri kafalarindaki, yureklerinizdeki korkulari canli tutmak. Eger siyaset bilimi diye objektif bir bilim sahasi var ise bu kesimin psikolojisini inceleyenler objektif gozlemler ile bu yargiya varabilmemeliler. Gecmiste bu metod buyuk olcude basarili oldu. Halk 27 Nisan ‘a “kitlesel refleksini” gosterdi 23 Temmuz’da . Fakat gerek hukumet, gerek diger demokratik gucler hep alttan alan, hasap sormayan (Washington ‘da ‘teroristbaslarini Turkiye’ye vermeyin, Akepe kazanir’ diyenlere dahil) tavizklar siyaset gutmek onlarin eliyle islenen hukuk, demokrasi cinayetlerini sineye cekmek zorunlulugu hissettiler. Anayasa degisikligi paketi konusunda da bildigimiz kadari ile, koklu degisiklikler yerine minimal, kozmetik denebilcek iyilestirmelein tercih edildigi ve bunlarin dahi meclis onune geldiginde bir budamadan daha gececegi ve nihayetinde bazilarimiza ” dag fare dogurdu” dedirtecek mamul cikmasi daha olasi
gozukuyor. Bir de bu degisikliklerin uygulamada “siyasallasmayan hukukcular” elinde nasil kullanilacagini hayal edin. Oysa 23 temmuz’da verilen mesaj tatli hayallere gark etmisti pek cogumuzu.

Bu da bu kesimlerin zihinlerinde hala asker-sivil olgirsisinin gucunden korkunun hakim oldugu intibasi yaratiyor. Bu defa diliyorum gerek hukumet, gerek diger demokratik gucler gurultuye papuc birakmaz ve kervani yurutur. Burada siyasiler ve aydinlara dusen onemli gorev, “ortami germeyelim ; stratejik davranalim ” dusuncesi ile perde onunde ve arkasinda oynanan oyunlari, yapilan baskilari sineye cekmek, ve geri adim atmak yerine tam tersine halki bilgilendirmek, bilinclendirmek sureti ile prosese mudahil etmektir. Oyle ya “toplumsal mutabakat” isteniyiorsa toplum ne olup bittigini bilmelidir.

Unutmayalim bazen omurgasizlik, eyyamcilik ta akilli strateji maskesi altinda piyasaya surulebilir. Ve eski ABD baskanlarinda Franklin D. Rosevelt’in sozu ile “korkudan baska korkacak seyimiz yoktur”.

Not: Bu yaziyi tamamladiktan sonra, biraz once, Basbakan Erdogan’in AK-Parti kadin kollari onunde yaptigi konusmanin bir kac dakikasini dinledim. Duyduklarim kulagma muzik idi. Mesajim “gurultuye papuc birakmama” alinmis gozukuyor. Geri adim atmadan “durmak yok , yola devam”!

Henüz Yorum Yok »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.