Bir Münzevînin Notlarından…

Ocak 28, 2008

Atilla Yayla hangi “iyi hal” den indirim aldı?

Kategori: Guncel-Politik, sosyal, kulturel, Insan Haklari, Uncategorized — Bekir L. Yildirim @ 1:09 pm

yayla1.jpgBu gunku gazeteler Atilla Yayla’nin Izmir’de bir paneldeki konusmasindan dolayi aldigi cezayi yazmislardir. Ben sadece bir kaynaktan okudum ama digerleri de kendi zaviyelerinden haber yapacak ve yorumlayacaklardir eminim. Aslinda hak ettigi ceza 1 yil 6 aymis ama hakim insafa gelip 3 ay “iyi hal“ iskontosu yapmis.

Olayin demokrasi, hukuk, ozgurlukler, mesruiyet boyutunu artik tartismak dahi redundant hatta abes geliyor fakire. Bu konuda kafasinda soru olanlari Prof. Yayla’nin kendi yazilarini okumayi oneririm( mesela surada , burada , orada ha bir de burada. Burayi da untmayin).

O zaman geriye ne kaliyor? Tabii ki basliktan da anlasilcagi uzre “iyi hal“ indirmi meselesi. “Amaan dusundugun seye bak, suni gundem, … baska derdimiz kalmadi da ..“ teranelerini okuyanlara cevabim hazirdir: Seytan detaylarda gizlidir!

Olayin hukuki boyutuna vakif olmadigim icin bu konuda kafamda olusan sorular sokaktaki adaminkilerdir. Bilmiyorum sokaktaki diger adamlari ama bu adam “iyi hal indirimlerine“ bayilir. Hemen her turlu hukumde rastlarsiniz hakimlerin iyi hal indirimlerine cocuk tecavuzcusunden, seri katile kadar. Nasil karar verilir acaba “iyi hal“ indirimine? Tutuklu olarak yargilananlari bir nebze anlarim. Icerde diger mahukmarla kavga yapmama, gardiyanin sozunu dinleme , veya kimbilir nedamet duygusu ifade etme falan olabilir kafamin bastigi kadari ile. Hatta “Yegenim Yahya’nin“ amcasinin mallarini hapishane yonetimi ve mahkumlara comertce dagitmasi orneginde oldugu gibi baska “iyi haller“ de olabilecegini ogrendik. Gecenlerde “basortsu yasagini kaldirayim maldirayim demeyin kapatirim alimallah“ diyen Yargitay’da bu Yegen Yahya’nin iyi halini cevapsiz birakmayip dosyasini kaybedip zaman asimi dolduktan hemen sonra kazaren bulmus idi.

Ama Prof. Yayla tutuksuz yargilandi, AK-Parti Izmir Il Orgutu’nun duzenledigi bir konfrensta Kemalizm uzerine elestirel dusunceler ifade ettigi icin. Bakiniz:

Prof. Yayla, İzmir’de düzenlenen bir panelde, Kemalizmin ilerlemeden çok gerilemeye tekabül ettiğini ve Batılıların ‘neden her yerde aynı adamın resimleri olduğunu soracağını’ ifade etmiş, ancak konuşması çarpıtılarak ‘haber’leştirildiği için hakkında dava açılmıştı. Şimdi O, AİHM’nin Türkiye’yi sıkça mahkum ettiği 5816’dan yargılanıyor.

Bu suc ile Ataturk’un manevi sahsiyetini tahkir ve tezyif eden biri icin “iyi hal“ ne ile gosterilir ki? Herhalde koca profun mahkeme sirasinda hakime tukurecegi, savciya yumruk, polise tekme atacagi beklenemez. O tur isleri vatan kurtaran Kerincsizgiller yapar. Zaten bildigim kadari ile Hoca birak polis veya, savciyi, karincayi incitmeyen tabiatta mulayim, mutevazi, dimunitif bir karakter. Hatta magazincilerin ulasamayacaklari bir haber patlatayim bu vesile ile: Gozumun onunde 20 yaslari civarinda bir ogrencisinden 20 kaat odunc istedigini dahi hatirliyorum (ne oldu AB fonlarini ne cabuk tukettin Hoca?).

O zaman soru hala cevapsiz: Hangi davranislari Cumhuriyet’in yilmaz bekcisi, “siyasallasmamis yargi“ tarafindan “iyi hal“ olarak telakki edilmis olabilir ki? Mahkeme sirasinda nedamet getirip “yok ben Ulu Onder’e adam demedim“ demis olsa bu pek ala geri tepip “bak Ulu Onder’i adam yerine koymuyor“ seklinde yani “kotu hal“ telakki edip cezanin artirma sebebi olarak kullanilir idi. “Bir cahillik yaptik iste ; kucukten kabahat buyukten af“ falan seklinde kendisini hakimin merhametine teslim etmis olcagini hic sanmiyorum. Yukarida linkini verdigim yazilardan da gorulebilecegi gibi nedamet soyle, bu dusuncelerin insan hakki oldugunu , hele hele bir akademisyen icin baska turlu var olmanin mumkun olmadigindan falan dem vuruyor. Yaniliyor isem nerede yanildigimi gosterebilirsiniz diyor ornegin Ertugrul Ozkok’lere. Yani ozuru kabahatinden buyuk. Tabii Beyazkaptan’in cevabi “fikir mi ki bunlar cevap vereyim“ seklinde samar gibi inimis idi suratina.

Baska ne olabilir iyi hal gosterisi? Durusma sirasinda ayaga kalkip , mahkemeden bir dakika izin dileyip 10. Yil Marsi okumus olabileceghini de ya da ne bileyim Behcet Kemal Caglar’in Ataturk’e hitaben yazdigi “Yaradan ey yaradan“ ile baslayan siirini okumus olabilecegine de ihtimal vermiyorum. Bu tur “iyi haller“ ancak hapishanelerde gardiyanlarin, sorgucularin “adam etme uzmanlarinin“ ricasi uzerine gosterilir. Ben de samimiyetinden supheliyim.

Durusmaya yakasinda Ataturk rozeti, bir cebinde Cumhuriyet, oburunde Hurriyet gazetesi, elinde de ‘Su Cilgin Turkler’ kitabi ile girmis olabilir“ ihtimali de bana pek guclu gelmiyor.

Hasil-i kelam, cumhurun bu ferdinin Yasama’dan istirhami bu “iy hal“ meselesinin Anayasa’da yapilacak bir degisiklik ile vuzuha kavusturulmasi. Mesela ceza hukukunun duzenlenmesi ile ilgili cerceve maddelere ilave yapilmak sureti ile “iyi haller“ tanimlanmalidir ki boyle kafasinin icinin kirli oldugunu bildigimiz sahsiyetler yararlanmasin.

Gene yukarida kaynagini verdigim yazida Berat Ozipek soyle tamamlamis yazisini:

“Prof. Yayla, 6 Aralık 2006 tarihli Int. Herald Tribune’deki makalesinde, kendisini şöyle ifade ediyor:

‘İfade özgürlüğü herkes için önemlidir, ama bir akademisyen için hayatın kendisidir. Ben bir akademisyenim. Kuşku duymak, eleştirmek ve değerlendirmek benim işim. Düşüncelerim rasyonel bir biçimde çürütülünceye kadar onların arkasındayım. Türkiye’yi seviyorum ve medeni bir ülkede yaşamak istiyorum.’

Çok şey mi istiyor? Dünyanın ne dediği de bir yana, düşünce cezalandırılmasın diyen bizler de çok şey mi istiyoruz?”

Belli ki cok sey istiyorsunuz Berat Bey! Hoca iyi hal indiriminden yararlandigina sukretsin!

3 Yorum »

  1. Evet Bekir Hocam , bu cezada indirim sebeblerini çok keyfi uygulayıp , gerçek suçluların , adi suçluların cezalarını kuşa çevirip millietin vicdanını kanattıkları yetmiyormuş gibi , birde bu dava gibi bir fikir hürriyeti meselesinde dalga geçer şekilde uygulamaları da çok manidar ,

    Üstad Bediüzzaman Hazretlerininin bir davasında böyle ufak bir cezaya hüküm verildiğinde , dayanamayıp isyan etmiş ve ” böyle bir iddianameye bu ceza verilmez , bu ceza at hırsızlarına verilir , ya idam verin ya beraat !! ” buyurmuşlar.

    Yorum�Yorumlar yazan: vadininbozkurdu — Ocak 29, 2008 @ 5:26 am

  2. Ingilizler Ortacag cadi avlarindan guzel komediler uretirler. Artik bende bizim cadi avcilarimizin ulkeyi icine soktugu cinnet halinin mizah disinda tasvirinin cok zor oldugu kanaatindeyim. Birkac dakika once TV’de CHP sozcusu SUHA X’in basortusu mutabakati degerlendirmesi soyle idi aklimda kaldigi kadari ile:

    Bu degisiklik Meslis Baskanligina sunulamaz
    Sunulsa Meclis Baskani kabul edemez
    Etse ve Meclis oylama ile gecirse AYM gecersiz sayar. Cunku USULE aykiri. Bilmeyenler icin: AYM kanunlarin ANayasa’ya uygunlugunu denetler. Anayasa’yi da diger yasalari da Meclis yapar.

    Elinizdeki malzeme bu. Buyursunlar hukukcular bunun uzerine ciddi akademik yazilar uretsinler.

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Ocak 29, 2008 @ 3:10 pm

  3. HERKES DİN ADAMIDIR

    Gene yukarida kaynagini verdigim yazida Berat Ozipek soyle tamamlamis yazisini:

    “Prof. Yayla, 6 Aralık 2006 tarihli Int. Herald Tribune’deki makalesinde, kendisini şöyle ifade ediyor:

    (‘İfade özgürlüğü herkes için önemlidir, ama bir akademisyen için hayatın kendisidir. Ben bir akademisyenim. Kuşku duymak, eleştirmek ve değerlendirmek benim işim Düşüncelerim rasyonel bir biçimde çürütülünceye kadar onların arkasındayım. Türkiye’yi seviyorum ve medeni bir ülkede yaşamak istiyorum.’

    Çok şey mi istiyor? Dünyanın ne dediği de bir yana, düşünce cezalandırılmasın diyen bizler de çok şey mi istiyoruz?)

    Ben bir akademisyenim değil de, ben aslında inandığım doğrular için konuşuyorum, çünkü ben tüm müslümanların olduğu gibi bir DİN ADAMIYIM demesi gerekirdi.

    Önce İslami kimliğim gereği hakkım gereği oluşan bilgime kariyerime göre bu şekilde görüş bildirmem gerekiyor elimden geleni yapmam gerekiyor çünkü ben bu adamı (sevmiyorsa) DİNİME göre sevmiyorum, herkes sevmek zorunda mı veya herkesi sevmek zorunda mıyım demesi gerekirdi demiştir de başka şekillerde inancına göre, ancak akdemisyenim alt kimliğimle benim eleştirme hakkım var deyip işin içinden sıyrılmak yok tagutun huzurunda görüldüğü üzere (böyle yapmasıda ölüm gibi zor durumda uygun ancak, sıyrılsa ne olacak).
    Akademisyen olması veya Ferhat Sarıkaya gibi savcı olması, ona kesilen cezayı bakın azaltmadı veya 3 ay azalttı. Ancak bu tür ayrıştırmalar alt kimlik bunalımları Atilla Yaylanın veya onun gibilerin inanç konusunda kıvırmasına neden olur. Bu ince bir ayrıntı ancak çok önemli bir konu çünkü müslümanın pısırık durmasına sebebiyet veren bir tarzdır, ayrışmadır müslümanım demekden utanmaktır nerdeyse. Tamam zaten herkes kendi dinini yansıtır inancını konuşur akademisyen olsa da ama başka kisveler tanımlamalar altında olunca olmuyor, göle maya tutmuyor, bütünlük olmuyor, vahdet olmuyor. Açıklamaları yapanların Akademisyenim, savcıyım , gazeteciyim değil din adamıyım demesi gerekir, her kes gibi. Din özgürlüğü kapsamında hak aramak gerekir -Allah da verdiyse böyle bir hakkı- gücü demokrasiden değil Allah’tan alması gerekir.

    Türkiye gibi bir yerde saltanatlıkdan gelme bir alışkanlık ile mürcieci bir yaklaşım ile Din adamlığı işini de sadece kanaat önderlerine bırakınca artık saltanatım çok yaşa, akademisyenlik çok yaşa ben nasıl olsa akademisyenim din adamı değilim, devlet baba çok yaşa bak demokrasi ne güzel işliyor (ne güzel kandırıyor) demekten başka çare kalmıyor. Akademisyenim diyerek ne olacak ki taguta hizmetten başka ,biraz daha olumlu düşünürsek akademisyenliğe profan faydadan başka.

    Çünkü ben akademisyenim kendimi kurtarmam lazım, bakalım arkamdan kimler gelecek (kim gelecek; akademisyenler birkaç gazeteci hukukcu gelecek, bir kaç internet sitesi) , ama haddini bilerek din adamı mahiyetinde olursa kişilerin açıklamaları, bu işin arkasında gerçekten hakikati arama amacı var bu kişilerin arkasında Allah’ın yardımı var dine yardım var olacak ve vicdanlar/imanlar her yönden her meslekten harekete geçecek.

    Bu dağınık tutum başka sistemlere fayda sağlıyor, gün geliyor sistem sorunu bir şekilde ya çözüyor görünüyor yada uzatıyor, ölümü gösterip sıtmaya razı ediyor yada cezasını kesiyor.Gördüğünüz üzere istediğine ceza kesiyor istemediğine kesmiyor. Nereden bir sıkı markaj var mesela savcılardan mı hemen oraya yükleniyorlar meslekten men ediyorlar, akademisyenlerdenmi hemen oraya yükleniyorlar, bu kısır döngü sürüyor. Ortaya net bir DİNİ inanç koymadan olacak işler değil diye düşünüyorum.

    Bilmem meramımı anlatabildim mi. Herkes ben DİN ADAMIYIM (Müslümanım) demesini, hakkını aramasını bir şekilde öğrenmeli, bu bilince ulaşmalı. Yoksa yalnız kalırız, yalnız bırakırız.

    Yorum�Yorumlar yazan: Selahattin — Ocak 30, 2008 @ 11:33 am


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.