Hep birhalli Turhal’liyiz biz bize benzeriz. Laikciler, demokratlar, dindarlar, milliyetciler ayri kumaslardan bicilmedik. DNA’larimiz ayni havuzdandir. Ayni legende yogrulduk. Dasvranis kodlarimiz kisisel fitrat farklari veya yetistigimiz dar cevrelerdeki farklilik hayatta farkli tercihler yaptirmistir bizlere ama ayni lisani konusuruz.
Bazilarimiz icin bulundugumuz taraf Gassaray Fener kadar tali, kazari bir secimdi. Temele inen bir hakikat arayisi suuru cogumuzda yoktur. Ben kimim, tercihlerimi neden boyle yapiyorum sorusunu soran veya mantiki cevap ureten malesef fazla degil. Cogu icin bir kere “biz” ve “onlar” tarif edildikten sonra bizden mi degilmi kadar basittir.
“Sabah sabah felsefe yapma! Bu da nerden cikti simdi“ diyebilecekler icin aciklayayim.
Bu sabah ilk okdugum yazidan. Kabahat Ali Bayramglu’da. “Bizim mahellede baski var” yazisinda bircok, demokrat, solcu aydinin kafa karsikligi durumundan soz ediyor yazar. Ben gecen yazimda “bizim mahalle“ den bahsetmis idim bir nebze. O da kendi mahallesinden bahsetmis.
Bazi demokrat, solcu, eskli solcu (kavram kargasasi kurbani kelimlerden sadece bir kaci, CHP’nin sosyal demokrat oldugu memleket burasi, TDK ne yapsin buna?) ve fakat rejim soytarisi olmayan, suru ile gitmek yerine genellikle bagimsiz durus sergilemeleri ile sayginlik kazanmis bazilainin bu “turban meselesi“ karsisinda sergildikleri ikircikli tavidan soz ediyor.
Bazilari “AKP’nin payandasi olma“ propgandasindan etkilenmis gozukuyor. bazilar icin problem bir zamanlar “fasho” dedikleri MHP ile beraber hareket ediliyor goruntusu imis. Digerleri arasinda ateist oluslari, laik yasam tarzlari ( o da ne demekse) gibi, haklarini savunmalari beklenen dindar kesim ile kan uyusmazliklari var. Bu sadece Ali Bayramoglu yazisindan ogrenmis degilim; ben de okudum bu mevzuda bircok yazi Taraf’ta, Radikal’de bilmem nerede.
Coklarinin problemi , Ali Bey’in de vurguladigi “ozgurlukler hiyerarsisinde“ bas ortusunun hak ettiginden yuksek yerde olmasi imis. “Bunca mesele var iken,… suni gundem…cemaat haklari..“ teranesi. Her ne kadar “ben ozgurluklerden yanayim“ demeyi ihmal etmiyorlar ise de problem hemen onu takip eden “ama“ ile basliyor. Oysa ozgulurlukculuk te ahlaki butunluk te bolunemez. Bizim coculugumuzun hit filmelerinden Ask Hikayesi’ndeki “Ask hic bir zaman pismanlik duymamaktir“ repginden esinlenerek ben de “demokratlik AMA dememektir“ diyorum.
Bu basortsu konusunda ikircikli tavir takinan Ali Bayramogu’nun tarif ettigi mahallenin cocuklari, bir 301 konusunda veya Kurt Meselesi konusunda demokrasinin gerektirdiginin cok daha otesinde liberal, cozum icin tavizci politikalari guden, DTP’yi dahi anlayisla karsilayan tipler mevcut (Mesela Radikal’den Yildiray Turker). Ne tesaduftutur ki artik mantra kelimesi “demokratik“ olan DTP dahi bir suredir AK-Parti’ye karsi laikcilere zeytin dali uzatiyor. Gelin ortak dusmana karsi birlikte savasalim; esas tehlike biz degiliz onlar, biz kaybedersek Islam kazanir (Hasip Kaplan , Emine Ayna, Ahmet Turk, Aysel Tugluk agzindan) diyor.
Iste buradadir karakter testi, omurganin gucu burada olculur sayin birbirine benzeyen Turk aydinlari! Cok duyduk “kendi icin demokrat“ ifadesini ama cogunlukla dindar kesime yonelik idi duydugum kullanimlar. Mesela bir omurgali entellektuel Gulay Gokturk dahi kullanmisti. O dindarlari “niye gazetesinde ‘haydi kizlar gayrimesru cocuk yapmaya’ diyen Ece Temelkuran’in Aydin Dogan Konseyi tarafindan ‘ihtar’ cezasi almasina karsi cikmadniz“ diye elestiriyor idi. Samimiyetinden suphem yoktu, sadece mantik orgusu problemli idi, neden bir dindarin bir zina tesvikcisine, hem de kendi gazetesine karsi, gostermelik bir caza verilmesine karsi cikmasi gerektigini aciklamadi Gulay Hanim, yazilarinda da birkac ozel yazismamizda da.
Bazi digerleri, basortsu magdurlari ve onlari destekleyen aydin kesimi “niye 301. konusunda yeteri kadar saglam destek vermiyorsunuz“ seklinde sigaya cekti. Ermeni meselesi konusunda “devletci refleksler“ gosterdigimizi dusunen aydinlar da var idi.
Ali Bayramoglu‚ “Özgürlük sorunları ve haklar arasında hiyerarşi yoktur” diyor. Teori olarak buna ben de katiliyorum AMA haklarin kazanilmasi icin aktivizm konusunda mutlaka hiyerarsi olur. “Once can sonra canan“ da ayakta kalma gudusunun bir tezahurudur. Nasil ki Gazze halkina “siz hep kendi derdizdesiniz, niye Turkiye’deki basortusu magdurlarina destek vermiyorsunuz“ demek kufretmek gibi olur ise Turkiye’de de basortusu magdurlari ve alilelerine 301’den fazla konusmuyorsunuz, Hrant’in katilleri ne olacak demek o kadar abes kacar. Ustelik Hrant Dink’i katleden millyetci-ulusalci-militarist ceteler, daha onbinelerce aydini hit listesine almis olanlar ile halkin cogunlugunu Inonu’den esinlenerek olacak “ic dusman“ ilan eden ve “onlari Anaolu’nun denizinde bogacagiz“ diyen Deniz Kuvvetleri Komutani da, kadin ticaretinden, cek senete girmedigi pislik kalmayanlar da banka bosaltanlar, ve basortsu zulmunun devamini ontoji haline getirmis olanlar ayni Ergenekon’dan gelirler. Bir de olayin tabii ki “yanginda ilk kurtarilacaklar” boyutu vardir. Bu sekilde tezahur eden bir hiyerarsi aslinda ne ahalki omurga eksikligi ne de ozgrlukculugun butuncullugu ilkesinden tavizdir.
Neticede olayin belirli bir vechesine muhatap olur ve gordugunuz vecheyie buyutec tutar, oburlerini (Tayyip Erdogan VELEV KI diyerek cemaat simgesi oldugun itiraf etti , ondan pirelendim…) kucultursunuz ama baktiginiz sey yedi basli devin muhtelif organlaridir. Sadece ejederha sizin mahalleyi ziyaret ettiginde feryadi basmak, komsunuzunkinde sessiz kalmanin , erdemliligi bir yana pratik sonucunu Nazi Almanyasi’ndan rahip Martin Niemoller cok guzel ifade etmisti artik hepmizin ezberledigi su yalin ifade ile
“ Önce sosyalistler için geldiler, ben sosyalist olmadığım için ses çıkarmadım.
Sonra sendikacılar için geldiler, ben sendikacı olmadığım için ses çıkarmadım.
Sonra Yahudiler için geldiler, ben Yahudi olmadığım için ses çıkarmadım
Sonra benim için geldiklerinde, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.
Oyle goruluyior ki bazi eski solcular , bir onceki yazimda bahsettigim Stalinist programlanmalarinin etkisinde kurtulamamislar. Cogu simdilerde fasist oligarsinin neferleri; artik komunizm falan kalmadigi icin bazilari liberalizmi, bazilari dogruculugu sectiler ama bazilari bunca senenin din veya milli ogeler iceren her seye ontolijik karsi durus sartlanmisligindan kendilerini kurtaramamis gozukuyorlar.
Ama Islami kesim’e cuvaldiz nerde denilebilir. Bu mevzuu burada birkac cumle ile gecistirlemeyecek kadar netameli ve girift. Ama gene de birkac cumle: Evet Islami kesim de evrim geciriyor; hem de muhtemelen herkesten fazlaca bunu yapiyor. Cesitleniyor, bireysellesiyor. Daha dun ciktik piyasaya. Durun hele, buyuyoruz, kemale ermedik henuz.

Bekir Bey:Once can sonra canan“ da ayakta kalma gudusunun bir
tezahurudur. Nasil ki Gaza halkina “siz hep kendi derdizdesiniz, niye
Turkiye’deki basortusu magdurlarina destek vermiyorsunuz“ demek
kufretmek gibi olur ise Turkiye’de de basortusu magdurlari ve alilelerine
301’den fazla konusmuyorsunuz, Hrant’in katilleri ne olcak demek o
kadar abes kacar.
Bekir Bey yazınız temel bir bakış açısı yanlışlığını çok
güzel aktarmış…
Bana göre önemli olan mağdur bir kitlenin; başkalarının
mağduriyetleri konusunda laf edip etmemesi değil, kendi başındaki
mağduriyetten şikayet ederken, ilkesiz(omurgasız)davranarak başkalarının
mağduriyetlerine destek vermesi öbür mağduriyetleri onaylar tutum
takınmasıdır..
Yorum�Yorumlar yazan: TT — Şubat 6, 2008 @ 1:57 pm
Bekir Hocam yazınıza ekleyecek birşey bulamıyorum da ,bahsettiğiniz Gülay Göktürk-Ece Temelbozan bağlamı bana liseden bir anımı hatırlattı ,belki ben tam ifade edemeyebilirim aralarındaki uyumu , fakat bana hissettirdiği alerjik tepki aynı.
Bizim bir Resim hocamız vardı , şöyle kısa boylu,fırça bıyıklı , tüm öğrencilerin de hoşlanmadığı ve mütemadiyen dalga geçerek andıkları,hemen hemen her öğrencide kötü bir anı bırakmayı becermiş bir zat,
birgün tuttu masayı ortaya çekti ve bir kız öğrenci istiyorum dedi ,model olarak resmini çizeceksiniz ( nü değil yanlış anlaşılmasın
)
Sınıfta ta garipsendi haliyle , komik algılandı , hele o yaşlardaki erkek öğrencilerin zihni meşkuliyetinin ekseriyetinin ne olduğunu düşünürsek , fısıltılara ve gülüşmelere sebeb oldu ,
ben de gayet utangacım , kızlarla gerekli değilse pek konuşmam,en arka sırada otururum,ilgisizim falan ama kızları tamamen görmezden geliyor falan değilim , güzeller,akıllılar ve diğerleri diye guruplandırdığım gibi kendi kafamdan da notumu veriyorum hepsine , top-ten’in number one’ı da hem güzel hem de akıllı bir kız ,
Hoca tuttu bunu kaldırdı.
sonra da medeni cesaret hakkında bir nutuk attı .
Adama gıcığım ,Kızı da kesiyorum , eh birde utangacım ben de yok bu meret :medeni cesaret
Hoca Zülfüyare dokundu resmen
tuttum itiraz ettim
halbuki medeni cesaretin öneminin de bende olmadığının da paşa paşa farkındayım ,
gel gör ki
yanlış adam ………
yanlış zaman ………
yanlış kız ………
Zılgıtı yedik oturduk , işin kötüsü tartışılmayacak adamla kaybedeceğimi bildiğim bir tartışmaya girdim , argümanlarım yetersizdi , sırf itiraz olsun diye…..
Sonuç olarak Medeni Cesaret dersini Resim Hocasından alamadık Bekir Hocam ,dahası okulun en iyi resim çizen öğrencisi olduğum halde bir daha iyi not da alamadık resimden ….
( vesikalık gibi çizerdim övünmek gibi olmasın,kişiyi tanıyacak kadar iyiydi , ama cinali gibi çizenler 5 alırdı bana 3 )
işte bu liberal serzenişler bende böyle allerji yapıyor
sen memleketin kahir ekseriyetinin derdini anlatırsın o gelir gayr-i meşru çocuk muhabbeti açar,yok zina,yok eşcinsellik, yok vicdan-i ret ,yok bilmemne….
biraz tanımaya çalışmalılar muhafazkarları , olur olmadık yerde zülfüyare dokundurmaktan zevk mi alıyorlar ?
Yorum�Yorumlar yazan: vadininbozkurdu — Şubat 7, 2008 @ 12:51 am