Bir Münzevî’nin Notlarından…

Şubat 27, 2008

“Rejim tehlikesi var” desen ne yazar hâkim efendi?

Kategori: Guncel-Politik, sosyal, kulturel, Medya tenkitleri — Bekir L. Yildirim @ 12:05 am

prej0c6fb9910c47b222by.jpgHaber’e göre “Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Türkiye’de bir rejim tehlikesi gördüğünü söyleyemeyeceğini “ belirtme lütfunda bulunmuş ve bu da tabiatı ile “bizim medyayı” bahtiyar eylemiş.

Muhafazakar meydanin bu laikçilerden onların kaleleri olarak bilinen kurumların ağzından çıkan en küçük bir laikçi olmayan söylemin üzerine mal bulmuş mağribi gibi atlama alışkanlıklarına bayılırım. Yüzlerce örneğini bulabilirsiniz gazeteleri taradığınızda. Yok, bilmem hangi açık saçık artiz kadın “başörtülüleri rahat bırakmak lazım” demiş; yok Aziz Nesin’in ateist oğlu özgürlük bildirisine imza atmakla kalmamış Aziz Nesin’in kendisi sağlığında “başörtüsü yasağı aptallıktır” diyesi imiş. Baykal’ın çocukları yasakçı bildiriyi imzalamamış, 367-Sabih’in damadı da ..İki gün önce DSP Başkanı Sezer “işimiz gücümüz yok, yatıp kalkıp laiklik konuşuyoruz, millet aç, ekmek bekliyor..” mealinde Ecevitvari bir demeç patlatmış. Ayni konuşmada Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak için CHP ile birlikte AYM’ne gideceklerini de söylemiş ama o kısım “bizim meydanîn” dikkatini çekmemiş.

Simdi sadece son bir yılın İslami gazetelerini tarasam bunlar gibi yüzlerce örnek bulurum eminim.

Bir de dindar olmayan liberaller, demokratlar, yabancıların destek mahiyetinde sözleri duruşlarını yüceltme örnekleri var ki onlara girmeyeceğim dahi.

Nedir bu tür başlıklarda tezahür eden psikoloji?

Tabii ki bu bir tek dindar medyaya özgü bir habercilik stili değil. Hatta sadece Türk medyasına özgü de değil. Belirli bir siyasi çizgide olan, bulunduğu çizgiyi güçlendirme saikı ile o çizginin kendileri dışındaki merkezlerden de kabul gördüğüne dair deliller sunmak ister. Bu objektif olarak ve haber değeri süzgecinden geçirilerek yapıldığında makuldür de.
Ama bunu adeta bir meşruiyet zarureti mertebesine yükseltmek, problemli. Sanki başörtülüye de diğer insanların haiz olduğu hakları bahsetmek ancak ve ancak dindar olmayan, hatta laikçi elitin içinde yer alan bazılarının icazeti ile mümkün olabilirmiş. Bu ülkede meşruiyet merkezlerinin dindar kesim dışında olduğu gibi bir zımni kabulün tezahürüdür.

Bunun son örneği iki gun onceki TV ve yazılı medyada gözume takilan yukardaki haber. Gerek Yeni Şafak gerek Zaman yeni seçilen Yargıtay Başkanı’nın “rejim krizi var diyemem” ifadesini baş haber yapmışlar. Yaw kimmiş Yargıtay Başkanı? Neden ona sorulmuş ki ülkede rejim krizi olup olmadığı? Ben Yargıtay’ın görevini düzenleyen kanunu okumadım, ama bildiğim Yargıtay’ın en yüksek temyiz mahkemesi olduğu; yani davalara baktığı. Bu vasfi ile, kim ipler Yargıtay Başkanı’nın, Danıştay Başkanı’nın, bilmem hangi baro başkanı’nın rejim hakkındaki tahminini? Niye onun düşüncesi benimkinden önemli ki? Benim kapımı calip soran olmadı son günlerde “rejim krizi var mı abi” diye.

Cevabi biliyorsunuz tabii. Yargıtay, Danıştay başkanları, GK Başkanı, YÖK’çüler emekli generallerin Allah’ın günü tehditvari açıklamalar yaptığı bir ülkede yaşadığımız için bu başlıklarla bizim medya “Allah razı olsun bu günkü demecinde tehdit yoktu” demiş oluyor. İşte bunu aklim almıyor sayın okurlar. Burada artık İslam düşmanı, hükümet karşıtı, baskıcı kesimlerin güç kaybettiği iması var ama kanaatimce tam tersi bir ekti gözden kaçırılıyor. O da şudur: Bir kere Yargıtay, Danıştay, bilmem hangi seçkin, artist, ünlünün “olumlu” veya olumsuzluk içermeyen söylemini bas tacı yaparsanız onların ebediyyen güç odağı, meşruiyet dağıtıcı, icazet makamı olarak tayin edersiniz.

Ve bu gün “rejim krizi yok” dediği için baş tacı yaptığınız adam yârin kalkıp “rejim krizi var” veya daha kötüsünü derse ne yapacaksınız? Nitekim bu adam daha gecen hafta görevi devr aldığında mutat muhtırasını patlatmış idi. Bir kere onları icazet mercii yaptığınızda hoşunuza gitmeyen şeyler söylediklerinde -ki söylemlerinin çoğu öyledir ve öyle kalacaktır – “onun görevi mi; kendi işine baksın” deme hakkini kaybedersiniz. Her durumda bir devlet görevlisi üzerine ait olmaysan hatta ilişkilenmesi yasak olan konuda racon kestiğinde söylenecek şey “otur oturduğun yerde ukala şey, sana ne rejimden” demektir, “söylediği bizde yana mı değil mi” sorusunu sormadan.

Medyadaki basiretli, ferasetli ağabeyler bunu nasıl göremezler?

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.