Hürriyet’ten “türbana çözüm”!
Haber başlığında “Baykal’dan turbana çözüm sinyali” ni görünce ümitlendim. Demek ki “çatışma” dan vaz geçmiş. Herhalde onun da sinirleri yoruldu. Nihayetinde o da insan. Bakalım ne imiş çözümü diye tıkladım.
Tıklamaz olaydım. Haber’in muhtevasında Baykal’ın çözümünü okudum.
“Baykal NTV’de katıldığı canlı yayında şöyle konuştu:
Saygıyla bekliyoruz: Bu konu (türban) bireysel özgürlük sorunu değildir, temelinde belli bir inanç yorumunun dayatılmasının yatmaktadır. Türkiye’de birileri genç kuşakların türbanlı olmasını istiyor. Bu, Türkiye’nin çekilmek istendiği ortamın bir başlangıcıdır. Anayasa Mahkemesi, tarihi bir karar alacak. Tam bir saygı içinde bunu ifade ediyorum, Anayasa Mahkemesi’nin alacağı karar ne olursa olsun, saygıyla karşılayacağız. Ama bilin ki, Türkiye’nin rotasıyla ilgili bir kırılmayı karara bağlayacaktır. Bu kadar önemli bir olaydır. Anayasa Mahkemesi kararının, konuya ilişkin tartışmaları bitirmesi gerekmektedir. Son merci bu. Anayasa Mahkemesi’nin kararını saygıyla bekliyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin tarihi bir sorumlulukla kararını alması gerekir. Türkiye’nin tarihi yolculuğuna tanık olacağız hepimiz. Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra bu kavga devam eder mi, eder. Yıllardan beri devam ediyor. Eğer Anayasa Mahkemesi bunun anayasamıza aykırı olduğuna karar verirse, bir mevziyi elde edememiş olacaklar, mücadelelerine devam edecekler tabii.
Temiz iktidar: Türban sorununu ancak laiklik konusunda sicili temiz bir iktidar çözebilir. Bu konu, hiçbir zaman dini istismar konusu olarak görülmez, Türkiye’nin gidişatının dini yaşam tarzına yönelmediği güvencesi toplumda paylaşılırsa, türban takılması da sorun olarak algılanmaz.”
Bu kadar basit!
Ben “çözüm sinyali” diye buna derim!
Önce Anayasa Mahkemesi Anayasa’yı çiğneyerek Meclis’in çıkardığı Anayasa değişikliğini esastan inceleyecek ve “hizmet alan eşitliği” ve “eğitim hakki kanunda yazmayan nedenlerle engellenemez” diyen değişiklik Anayasa’nın 2. maddesindeki “laik, sosyal demokratik hukuk devleti” ilkesine aykırıdır diyecek. “Usulmüş esasmış bilmem ben; söz konusu vatansa Anayasa hak, hukuk teferruattır” diye bir de gerekçe yazacak. Böylece “çatışma” önlenecek 367 meselesinde yapıldığı gibi.
Sonra?
Sonra hükümet indirilip yerine “sicili temiz” bir partinin sicili temiz başkanının liderliğinde yeni bir hükümet kurulacak. Hangi metotla indirilecek ve hangi “sicili temiz “ şahsiyet başbakan olacak bilmiyoruz. Darbe ve Baykal olabilir mi acep?
Pek sonra ne olacak?
Eh o zaman zaten “Türkiye’nin gidişatının dini yaşam tarzına yönelmediği güvencesi toplumda paylaşılacak”.
Nasıl paylaşılacak?
O ne biçim soru? AYM eli ile bir darbe yapılacak, asker eli ile bir darbe daha, ondan sonra toplum erkekse “paylaşmasın” Baykal ile Ertuğrul Kahverengiburun beyazkaptan’in paylaştığını. Yani buharlaşacak başörtülüler. Ve ortada mesele kalmayacak.
Sonra da Baykal ile Ertuğrul Özkok, Türkan Saylan ve Erdoğan Tezic, Aydın Doğan ve kızları cehennemin buz tutmuş denizlerine bakarak “gene biz çözdük di mi ama? Demedik mi bu memlekette bizim istemediğimiz olmaz” diyerek kadehlerini kaldıracaklar.
PS: Ayni konu Taraf’in da dikkatini cekmis.

hayhay başka bir emriniz ? ‘yüce haşmetmeab’ …..
demokrasiyi rehin aldım silahını bırak !! bebek bende…
uyanık bolşevik …. pışşıkkkkk………..
Yorum yazan: vadininbozkurdu — Mart 5, 2008 @ 6:33 am