Filistin’den haber veren, dost, dusman, guvenilir, guvenilmez pek cok haber kaynagi var. The Palestinian Information Center (PIC) ve Turkce versiyonu Filistin Enformasyon Merkezi bu kaynaklardan en guvenilir olanlarindan. Filistin’in secilmis hukumeti ve halkinin sesini objektif olarak dunyaya duyuran bu haber kanali tavsiye olunur. Yan tarafta Ingilizce ve Turkce linklerde de bulunur.
Bu Haber’de ordan alinti:
![]()
Filistin Başbakanı İsmail Heniyye, İsrail işgal güçlerinin Filistin direnişinin kahramanlığı ve çelik iradesi karşısında geri adım atmasının ve saldırılarını durdurmasının İsrail’in yaşadığı fiyaskoyu gözler önüne serdiğini bildirdi.
Heniyye, son savaşın, Filistin halkının yıkılmaz bir iradeye sahip olduğunu, savaş çanlarının bu halkı korkutmaya yetmeyeceğini, katliam politiklarının bu halkı yıldıramayacağını gösterdiğini belirterek, bu gerçeklerin ABD ve İsrail tarafından da kabul edildiğini sözlerine ekledi.
Bu saldırılarla birlikte ABD’nin demokratik değerlere bağlılığının pamuk ipliğinden ibaret olduğunun anlaşıldığını belirten Heniyye, Filistin’de iç savaş çıkarma ve bölgeyi karıştırma çabalarının, ABD’nin gerçek yüzünü ortaya çıkardığını bildirdi.
Mısır’ın işgal devleti İsrail’le Hamas arasında karşılıklı ve kapsamlı bir ateşkes için gösterdiği çabaları takdir ettiklerini belirten Başbakan, bu çabalarında başarılı olması ve Gazze’den kuşatmanın kaldırılması için Filistin hükümetinin Mısır’a yardımcı olacağını ifade etti.

DOĞRU TERİMLER İLE
BATI VE İSLAM ARASINDAKİ SAVAŞ
Uzun yıllardan beri batı dünyası, İslam dünyasını belli başlı sınıflandırmalar yaparak ve çeşitli terimler kullanarak etkilemeye çalışmaktadır. Maalesef batı, İslam
dünyasını kendi terimlerine inandırarak Müslümanların düşünce dünyasını etki altına almayı başarmıştır.
Batı dünyası bu kavramlar kargaşası yoluyla olayların anlamlarını değiştirme mücadelesinde çok az Müslüman’ın direnişi hariç ciddi bir zorluk ve tepkiyle karşılaşmamıştır. Bununla birlikte batının bize dayattığı bu yabancı kavramlara direnmek birçok
Müslüman’a göre mantıksız bir tepki olarak algılanmaktadır.
Yakın zamanda Tony Blair’in Britanya İslam Enstitülerine yüklü miktarda para desteğinde bulunarak kimlerin ılımlı Müslümanlar olduğunu göstermeye çalıştığına şahit olduk. Bu, batı dünyasının terörist olarak algıladığı kesimlere karşı ılımlı olarak tabir ettikleri
kesimleri desteklemeyi taktik olarak algıladıklarının göstergesidir.
Batı dünyasının anlamını değiştirmek için uğraştığı dört terim şunlardır.1. Terrorist
2. Extremist (köktenci Müslüman)
3. Moderate (ılımlı Müslüman)
4. True Muslim (gerçek Müslüman)
Bizim amacımız batı/l’a ait bu terimleri İslami terminolojiyle karşılaştırarak Müslümanların hangi terimleri seçeceklerine karar vermelerini sağlamaktır.
Batı düşüncesini mi? Yoksa İslam’ın bakış açısını mı?
Ve son olarak İslami anlayışı benimseyen Müslüman kardeşlerimize seçtikleri yolun sıkıntılı bir yol olduğunu söylemek zorundayız. Hz İbrahim’in kıssasından, Ashab-ı Uhdud kıssasından ve Mekke’deki sahabe hayatından aldığımız dersler şunu ispatlamaktadır:
Eğer hakkın yanında saf tutmak isterseniz batıl ile savaşmaya hazırlanmalısınız. Çünkü batıl asla hak ile uzlaşamaz.
Bu kıssalar, inananların bu yoldaki sabrını, azmini bilemek için açıklanmıştır. Fakat ne acıdır ki günümüz dünyasında birçok Müslüman şu an Mekke döneminde olduğumuzu ve hakkın gelmesi için batıl ile şimdilik iyi geçinmemiz gerektiğini söylemekteler.
Fakat ne ironidir ki bu düşünce Mekke döneminde yaşananlarla taban tabana zıttır. Çünkü sahabe efendilerimiz, sayılarının azlığına ve ilk Müslümanlar olmalarına rağmen hakkı sonuna kadar savunmuş ve batıl ile mücadele etmişler, hiçbir zaman küfürle bir uzlaşı yoluna
gitmemişlerdir.
Gelelim kavramlarımıza. Batı düşüncesine göre tanımlar şöyledir:
1- Terörist; Bu üç kategoriye ayrılır:
a) “Masum” kişileri öldüren kişi (Lütfen tırnak işaretine dikkat edin)
b) Batıya karşı cihad etmiş ya da etmekte olan veya mücahid bir grupla beraber olan ve onları açıkça destekleyen kişi
c) Dünyanın herhangi bir coğrafyasında cihad etmeyi arzu eden kişiler.
Bu son şık 11 Eylülden sonra hiç kimsenin ve hiçbir milletin terörle mücadele kampanyasından kurtulamaması için eklenmiştir.
2- Köktenciler; bu da 3 ana kategoriye ayrılmıştır.
a) Teröristler yani İslami bir devlet düzeni arzulayan herkes.
b) Cihadi Selefiliği benimseyen herkes
c) Kâfirlere kin besleyen ve sadece inananları kardeş edinen herkes. Ayrıca Allahın hüküm ve
kanunlarına alternatifler üretmekle meşgul her hükümeti İslam dışı sayan bireyler
3- Ilımlı Müslümanlar:
a) İlayı kelimetullah uğruna cihadı benimsemeyenler, cihadı gündem dahi yapmayanlar.
b) İslam dışı toplumlara entegre olup bu toplumlarla barış içinde yaşayanlar. Bu kimseler bu İslam dışı toplumların İslam’a aykırı uygulamalarına nefret beslemezler.
Onlar kâfirlerle birlikte yaşamaya razı olan ve küfrün uygulamalarına karşı duyarsızlaşan kimselerdir.
c) İslam ülkelerinin kukla hükümetlerine destek veren aydınlar, kapıkulu uleması ve bu ulemaya destek veren kimseler.
d) Hemen hemen her şeye medeniyet adına bilinçsizce saygı duyan her dine saygı duyansapık dahi olsa bu kimseler Allahın dinine savaş açan seküler hükümetlere saygı duyup boyun eğerken, Allah yolunda cihad eden kimselere özel bir nefret duymayı ihmal etmezler.
4- Gerçek Müslümanlar; bunlar aslında ılımlı Müslümanlar kategorisine girerler ancak bu kimseler oldukça aktiftirler. Batılıların gözünde gerçek Müslümanlar … Hamza,
Yusuf, Keith Ellison, Cemal Bedewi gibi kimselerdir.
İslami bakış açısına göre bu terimleri şu şekilde açıklayabiliriz.
1- Teröristler; Allahın düşmanlarını korkutup terörize eden kimseler. Allah (cc) buyuruyor ki:
‘Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem Allah’ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah’ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.’ (Enfal 60)
İslam dini buna sadece izin vermemiş bunu şiddetle tavsiye etmiştir. Kafası terörizmle savaş propagandalarıyla bulandırılmış bazı kimseler bunu başlangıçta reddedeceklerdir.
Ancak bizler temiz ve saf bir akılla konuya baktığımızda şu sonuca varacağız. Terörizm
kâfirlerin ve Allahın dinine düşman olan herkesin kalbine sürekli korku salınmasıdır. İslam’ın metot ve kaynaklarına bakıldığında bu tür terörizmin helal ve iyi olduğu görülecektir.
2- Aşırılar; bu dinde üç çeşit köktenci tanımı vardır.
a) Allahın sınırlarını açıkça aşan aşırılar. Mesela Allah ve Resulünün helal saydığı bir şeyi haram saymak gibi. Bunlar üçe ayrılır ve en kötüsü üçüncü gruptakilerdir.
- İsyankarlar
- Fasıklar
- Kafirler
Bu tanımlar aşağıdaki ayetlerle belirlenmiştir. ‘Hem bilin ki, içinizde Allah’ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.’(Hucurat 7)
b) İbadetlerde Allah Resulünün yapmış olduklarından daha fazlasının yapılmasını iddia edenler. Mesela daha fazla namaz kılanlar, evlenmeyi reddedenler kısacası
İslam’ı ruhbanlaştırmaya çalışan aşırılar.
c)Resulullah’ın muhtelif hadislerde işaret ettiği hariciler. Bu kimseler Müslümanlara karşı sert, kâfir yöneticilere karşı ise son derece naziktirler. Bunlar kâfirleri dost edinen kimselerdir.
3- Ilımlı Müslümanlar;
Resullullah(sas)’ın hadisleriyle tanımladığı orta yolu takip eden Müslümanlar: Kâfir ve zalimlerin tanımladıkları ılımlı Müslümanların tam tersine bu kimseler sarsılmaz imana sahip, Allaha ve ahiret gününe inanan kâfirlere karşı sert ve izzetli olan zalim ve kâfirlere olan nefret ve kinlerini açıkça gösteren ve İbrahim (as)’ın bize öğrettiği gibi İslam’a boyun eğene dek kâfirlere düşmanlık besleyen ve inananlara karşı merhametli olan ve küffara karşı sürekli cihad eden kimseler.
4- Gerçek Müslüman;
Bunlar da ılımlı (vasat ) Müslümanlar kategorisinde olup arada bir fark yoktur. Sahabelerin arasındaki en iyi Müslümanlar da yine onların en vasat olanlarıydı. Bu kimseler Allahın cennet vaadi karşılığında canını Allahın dini uğruna feda etmeyi arzulayan şahsiyetlerdir. Bu insanların tanımları ve özellikleri burada aktarılamayacak kadar çoktur.Aşağıdaki hadis ve ayetler bu kimseleri tanımlamaktadır.
‘Allah, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat’ta da, İncil’de de Kur’ân’da da Allah’ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah’dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun!
Ve işte o büyük kurtuluş budur.’ (Tevbe 111)
Ve Allah-u Teala buyuruyor ki: ‘Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede
eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.’ (Maide 54)
Yine Allah-u Teala buyuruyor ki:
‘Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.’ (Saff 4)
Yine Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır:
‘İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misal vardır, onlar kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” Yalnız İbrahim’in babasına:“Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi (önlemeye) gücüm yetmez.” demesi hariç. Rabbimiz! Yalnız sana dayandık, sana yöneldik. Dönüşümüz de ancak sanadır.’ (Mümtehine 4)
Allahın elçisi şöyle buyurmaktadır:‘Allah yolunda cihad için sefere çıkmayan ve buna niyetlenmeden ölen kimse münafıklık alameti üzere ölmüştür’ (Sahih Müslim)
Başka bir hadiste Sebra Bin El Fakah rivayet etmektedir. Allah Resulünü şöyle buyururken işittim. Şüphesiz ki şeytan âdemoğlunun İslam üzere olan yolunu keser ve ona yoksa
Müslüman olup atalarının mirasını ve dinlerini terk mi edeceksin? Fakat âdemoğlu ona isyan eder ve Müslüman olur ve bağışlanır. Bunun üzerine şeytan âdemoğlunun hicret yolunun üzerinde oturur ve yoksa hicret edip evini ve ülkeni terk mi edeceksin? Diye sorar
O şeytana karşı gelir ve hicret eder.
Bundan sonra şeytan onun cihad yolu üzerine oturur ve ona şöyle der. Canın ve malın için tehlike ve sıkıntı olmasına rağmen savaşa mı gideceksin? Sen gidip öldürür veya öldürülürsün ve sonra karını başkaları alır ve malında başka kimselerce
paylaştırılır. Âdemoğlu ona da isyan eder ve cihada gider. Allah Resulü sonra şöyle devam etti. Herkim böyle yaparsa onu cennete sokmak Allah üzerine bir borçtur.
Velev ki atı onu tepip öldürse bile o yine de cennete girecektir. (Müsned-i Ahmed 3/473, en Nesai 6/21-22 Beyhaki 2/95 )
Öyleyse kâfirler tarafından ılımlı olarak adlandırılanlar bu ayet ve hadislerle ne kadar uyumlu. Hangi bina ve hangi zırh onları bu ayetlerden koruyabilir.
Açıkça görüldüğü gibi bu terminolojilere batının bakış açısıyla İslam’ın bakış açısı taban tabana zıttır. Bu iki zıt dünya (küfür âlemi ile İslam âlemi) arasında bir köprü kurmaya çalışırsa bilsinler ki onların bu zaman harcamaları ve çabaları her zaman boşa çıkacaktır.
Kurmaya çalıştıkları bu köprünün sonu onları cehenneme ve zillete götürecektir. Bu kimseler Allah nezdinde sürekli ameli boşa çıkanlardan sayılacaklardır. Ve bu kimseler
her zaman kafası karışık ve şaşkın kimseler olacaklardır. Zira onların iç dünyaları sürekli ayetlerle çelişecek ve bu kimseler batıyı memnun etmek ve Allahın dinine uymak arasında kalmanın şaşkınlığını sürekli yüreklerinde hissedeceklerdir.
Kaynak: http://www.islamonline.com
Çev.: Abdulkadir ŞEN
***/***
Doğru kaynak (FEM de) da doğru terimler kullanılır…
Yorum�Yorumlar yazan: Selahattin — Mart 12, 2008 @ 6:08 pm
Selahattin Bey,
Bilgiler icin tesekkurler. Yalniz:
1. Bir yerden alinti tasidiginizda kaynagini tam olrak verin. Islamonline demissiniz ama ne yazari belli, ne de verdiginiz link makaleye ait.
2. Bizleri irsad etme gayretleriniz icin Allah razi olsun. Lakin yorumun yazi konusu ile bir sekilde alaklasi olmasi makbule gecer.
3. FEM kanayan yara Filistin’i insanlarin yureklerinde fe zihnlerinde canli tutmakta, dogru bilgileri edinmek icin guzel bir kaynak oldugu icin buraya koydum. Bu konu ilginc gelmedi mi size?
4. Alinti yaptiginiz yazinin sonuna “Doğru kaynak (FEM de) da doğru terimler kullanılır…” demissiniz. Dogrusu bunu cozemedim. “Kullanmiyor” demek mi istiyorsunuz, baska birsey mi?
Demek istediginizi acikca ifade edin. Ben sifre cozucu degilim.
Gerek buradaki yorumlariniz gerek e-maillerinizle birseyler ima ediyorsunuz; ne ise acikca yazin.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mart 12, 2008 @ 7:20 pm
s.a. Hayırlı günler dilerim.
Öncelikle hüsnü zan içersinde yazıyorum. Benden daha bilgili olduğunuzu veya olan abilerin yazdığını düşünüyorum her konuda; onun için yazılara cevap vermiyorum sadece yanında ek kaynak olarak gösterilmesi için yazıyorum.
1)Kaynağı veremem, (aylık bir derginin eski sayısından halen güncelliğini koruyan bir yazı) ancak kaynaktakinin yani derginin aynısını buraya taşıdığıma inanın veya siz bilirsiniz.
2)Konu ile alakalı aslında, şöyle düşünürsek filistinlilerin yaptığı nedir? diğer müslümanlar ile karşılaştırmak babında yaptıklarına hak verilmesi gerektiğini anlatan bir yazı, yaptıklarının doğru olduğunu anlatan bir yazı, bunu herkes biliryor ama (yahudi) medya bunu çartptırıyor. Bu çarptırmayı anlatan bir yazı, zaten biliryosunuz.
Ve özel de filistinin genelde Kurandaki müslümanların kendilerini tanımlamalırın genelde bu anlamlar çerçevesinde olduğunu açıklayan bir yazı, bizlerinde müslümanlar olarak, onlara destek verenler olarak onlarla aramızda fazla uçurum olmaması açısından dikkat edelim diye kaleme alınmış bir yazı. Siz veya sizler biliyorsunuz ama başkası belki bilmiyor bu siteye girdiğinde öğrenecek… sizi veya başka abileri kasıt yok.
İtirazı olan yazsın hayır desin medya böyle yapmıyor desin; burdaki konu bir haber merkezi değilmi, burdaki konu kaynak meselesi değilmi, burdaki konu doğru haber değilmi doğru haber doğru teimleri ile anlaşılır değilmi?
3)Ben bu siteyi daha evvel derindusunceye koymuştum “filistin ile ilgili doğru kaynak” diye, en sık ziyaret ettiğim sitelerden birisi
4)Sizin de belirtiğiniz gibi aslında yukarda yazınız ilk paragrafının açıklaması mahiyetinde, güvenilir demek istiyorum.
Sizin yazılarınızla ilgili bir sıkıntım yok, yazılarıza benzer olsun diye yazıyorum konuyla alakalı, aslında.
Hiçbir şey ima etmiyorum Güzel abim.
Her yazının tabiki bir amacı vardır nötr değildir ama ben maillerime baktım hiç bir önemli konu yok, bir sebeb yok.
Ama şurda haklısınız birkaç kez konu ile alakasız yazı yazmıştım, burdada genel bir açıklama yapınca konu ile alakasız gibi duruyor, özür dilerim.
Selametle,
Yorum�Yorumlar yazan: Selehattin — Mart 13, 2008 @ 8:04 am