Çocuklar için 23 Nisan Kompozisyonu
Çocuğunuz olmamasının en büyük avantajlarından biri de 23 Nisan gelip çattığında onun kompozisyon ödevi için yardim talebi ile karsılaşmamanız. Benim çocukluğumda o is için benden birkaç sınıf ilerde olan ablalarım vardı ama ablası olmayan ne yapsın?
Ben de bu “karanlığa küfredene kadar bir kandil yak” diyen Konfuçius ruhu ve dahi iç ve dış düşmanlarımızın gene güzel vatanımıza göz diktiği şu badireli günlerde milyonlarca Atatürk çocuğuna bu 23 Nisan’da günün anlam ve önemine dair bir kompozisyon sunayım da çocuklar Googlellamaktan bitap düşmesinler ve “milli egemenlik ne” diye anne babalarının boyun etini yemesinler diye aşağıdaki dokümanı ürettim. Hoşunuza gitmedi ise GK’in ediplerinin kaleminden cıkmış 27 Nisan Mektubu veya uzun olmasında mahsur yoksa Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalcinkaya’nin 162 sayfalık demokrasi dersini koyun. Parayla değil ya.
İşte o kompozisyon:
Bu Gün 23 Nisan, neşe doluyor insan!! Çünkü 23 Nisan, 1920’de Türkiye büyük Millet Meclis kuruldu ve Mustafa Kemal Atatürk bu günü “egemenlik ve çocuk Bayramı” olarak tüm Türk çocuklarına hediye etti. Son yıllarda ise Atatürk’ün çocukları böylesi örnek bir demokrasiden tüm dünyanın faydalanması ve onların çocuklarının da TBMM duvarındaki “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ifadesinin manasını anlaması için Atatürk’ün hediyesini tüm dünya çocuklarına armağan ettiler. Artik 23 Nisanlarda Japonya’dan Norveç’ten, Yeni Zelanda’dan, Amerika’dan çocuklar ülkemize geliyor ve hem daha önce hiç gelmedikleri bir ülkede geleceğin kralları gibi ağırlanarak Türk milletinin kesesinden bedava tatil imkânı buluyorlar, hem de demokrasi, millet iradesi, Cumhuriyet, laiklik gibi kavramlarla tanışıyor büyüdüklerinde ülkelerinin rejimlerine ne yapmaları gerektiğini öğreniyorlar.
Milli Egemenliğin anlam ve önemini o günün en büyük vatan sairlerinden Behçet Kemal Çağlar’dan güzel kim ifade edebilir? Ondan dinleyelim:
YENİ MİLLETVEKİLLERİNE
Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.
Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya
Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir.
Anıtkabire gidip de yürekten baş eğmeyen
Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.
Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.
Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.
Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur…
~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
Güzel vatanimizin aksine bu çocukların geldikleri ülkelerin kiminde krallık var, kiminde oligarşik rejimler. Çoğunda demokrasi var fakat bizimki kadar gelişmiş değil. Onlar ülkemize gelerek ideal bir demokrasinin neye benzediğini öğreniyor ve bizimkileri de böyle benzetsek diyerek ayrılıyorlar böylece “Türk Devrimleri” tüm dünyaya ihraç ediliyor.
İçinden geçmekte olduğumuz günler olağanüstü, gurur duyacağımız gelişmeler ile dolu. Örneğin Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalcinkaya 162 sayfalık bir iddianame ve 17 klasörlük ekli bir kompozisyon hazırladı “Milletin Egemenliğinin” anlam ve önemi üzerine.
Saygıdeğer Bassavci’nin bu eserinde ve kaynakça olan gazetelerde de çok güzel ifade edildiği gibi “hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ama egemenlik ordu ve yargı ve vatan için organize islerle iştigal eden örgütler eli ile kullanılır. . Çünkü büyük sosyal Demokrat Deniz Baykal’ın da ifade buyurduğu gibi “yargı da elimizden giderse geriye ne kalır”?
Atatürk “o günün şartlarında ” egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dedi ama atasözünde de ifade edildiği gibi “kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya varır”. Bunu bilen kurucu irade diğer bir bilge sözü olan “kızını dövmeyen dizini döver” düsturu gereği 80 kusur senedir kızını dövüyor anma kız akıllanmıyor bir türlü. İlle de zurnacıya varicam diye diretiyor bu kadar dayaktan ve bircok zurnacı asıldıktan sonra dahi. İlk “Meclis-i Mebusan’a” seçilenlerin birçoğu “hacı hoca” idi ama dun dündü bu gün bu gün. O gün Atatürk, İnönü ve arkadaşları vardı; bu gün yok. Atatürk ilerde bu “egemenliğin sahibi” milletin ezici çoğunluk ile Menderes’i, Özal’ı, Erdoğan’ı işbaşına getireceğini bilemezdi. Zaten kendisi zamanında takrir-i sükûn (orfi idare anlayin siz- yani SIKI yonetim), İstiklal Mahkemeleri ihdas edilmiş ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası gibi daha laiklik icad edilmeden önce laik olmadığı anlaşılan partiler kapatılmış ve böylece muhalefetsiz mutluluk cağı 1940’larin ortalarına kadar devam etmiştir.
1940’larda İnönü ve etrafındaki vatansever liderlerimizin çok sevdikleri Hitler II. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu faşizm/nazizm rejimleri kaybetmişlerdi. O zaman kurnazlığı için “kafasında kırk tane tilki dolaşır hiçbirinin kuyruğu diğerine dokunmaz” seklinde tavsif edilen Milli Şef İsmet İnönü artik Hitler’i desteklemediğini, aslında kendisinin her zaman demokratik Bati’nin yanında olduğunu dünyaya ilan etmiştir. Bunun sadece faşizme son verildiği Hitler ve Mussolini öldüğü için değil ayni zamanda yeni tehlike Rusya’nın Kars, Ardahan ve Boğazların kontrolünü isteyerek biricik vatanimizi tehdit etmesi üzerine eli mecbur kalmıştır. Kaya ile duvar arasına sıkışan Milli Şef mırın gırın yaparak, tepinerek te olsa CHP’nin asr-i sadet döneminden çok partili rejime geçilmesine müsade etmiştir. Tamam, bizde de artik sizinki gibi secim olacak bakalım nasıl yapılıyor secim denen şey diye sordurmuş. Onlar da verdikleri cevapta “gizli oy açık tasnif” demişler. Fakat o zaman şimdiki gibi e-mail olmadığı için, ilkel Mors alfabesi ile gelen telgrafların azizliği sonucu bu İnönü’ye “açık oy gizli tasnif” olarak ulaşmıştır. İnönü de bir saniye tereddüt etmeden tamam neyse uygulansın; söz konusu vatansa gerisi teferruattır demiştir. Ve böylece ülkemize demokrasi gelmiş ve 1946 seçimlerinden CHP bileğinin gücü ile galip çıkmış ve mutluluk cağı bir 4 yıl daha uzatılmıştır.
Uzunluk yeterli ise burada kesebilirsiniz. Değilse şunları da ilave edin:
O yıllar II. Dünya Savaşı sonrası yıllardı; dünya yeniden kuruluyordu. Ve Türkiye de bu yeni dünyada Demokratik Bati yanında yer almak zorunda kalmıştı. Zira Hitler Mussolini kaybetmişti ve güzel vatanimiz üzerinde kötü emelleri olan Rusya’nın yörüngesine girmek istemiyorduk. CHP henüz solcu da değildi sosyal demokrat ta, Nasyonal Sosyalizm ile flörtü de kısa kesilmişti savaş sonucu. BM ve ardından hegemonik Stalin Rusya’sına karşı NATO (Kuzey Atlantik İttifakı) kurulmuş idi. Ve Türkiye de bu ittifakta yer almak istiyor idi ama henüz demokrasimiz diğer NATO üyelerininkine pek benzemiyordu. Bunun üzerine İnönü “tamam yaa, Allah belanızı versin! Sizinki gibi secim yapalım; kesin sesinizi” diyerek NATO’ya soktu Türkiye’yi.
Durun hele dalmışım. Bu son paragraf 23 Nisan’la fazla ilgili degil. İlk veya Ortaöğretim öğrencisi olmanız fark etmez. Bu kadarı yeter. Ama illa uzun olsun diyorsanız bu blogdaki diğer yazılardan araklama yapabilirsiniz. Helali hos olsun. Ülkenizin güzide üniversitelerinin pek te laik ve çağdaş proflari yapıyor siz niye yapmayacakmışsınız?
Bitiş cümlesini de şöyle yapın:
Bizler Atatürk’ün bu güzel günü armağan ettiği çocuklar olarak büyüklerimizden öğrendiğimiz demokrasi ve milli egemenlik bilinci içerisinde, bu vatan için kursun atmaya da yemeye de hazır olaraktan söz konusu vatansa gerisi teferruattır bilinci içerisinde gerektiğinde Cumhuriyeti kurtarmak için darbe yapmak, gerektiğinde gayrinizamî milis kuvvetleri vasıtası ile dünyaya örnek laik Cumhuriyetimizi ilelebet payidar kılmaya and içeriz! (uzun olduysa ikiye üçe bolun canim; Allah rızası için ödev yazıyoruz; parayla değil ya) .
Kullanım manüeli: Öğretmeniniz derslerde sıkça laiklikten bahsediyorsa içinde Allah gecen cümleleri çıkarın).

[...] Çocuklar için 23 Nisan Kompozisyonu « Bir Münzevî’nin Notlarından… Çocuklar için 23 Nisan Kompozisyonu « Bir Münzevî’nin Notlarından… [...]
Pingback yazan: Çocuklar için 23 Nisan Kompozisyonu « Bir Münzevî’nin Notlarından… « Korhanyilmaz159’s Weblog — Nisan 26, 2008 @ 9:24 pm
Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.
………
Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur.
“Milli” şairimiz ne güzelde söylemiş.Demekki o günün CHPsi ile bu günün CHPsi birbirinin aynisi.Degişen bir şey yok.
Mantik ayni mantik :-Biz bu ülkenin efendileriyiz sizin (halk), bize itaat etmeniz gerekir.Yoksa ipi boylarsiniz.
Yorum yazan: bajazet — Nisan 29, 2008 @ 3:52 am
çok hoş bir konpo sizyon
Yorum yazan: toprak — Nisan 29, 2008 @ 3:50 pm