Bir Münzevî’nin Notlarından…

Mayıs 7, 2008

Atatürk’ün irticacılığı!

Kategori: Insan Haklari, Islam, Medya'dan Secmeler, Tarih, Toplum — Bekir L. Yildirim @ 11:11 am

Laikçi faşistlerin kendi jakoben anlayışlarına destek bulmak için gerektiğinde “din de bizim millet te devlet de” sloganındaki “Altın Üçgeni” ni (ki bunu Ak Parti kullansa idi Apturamangiller ertesi gun kapatır idi), “El-Ezher’den diploma getirten” Deniz, İlhan Hocafendilerin fetvalarını da, MKA’ün sözlerinin kimini “Nutuk” tan dahi çıkaran, kimini çarpıtan, fotoğraflarını dahi fotoshop yolu ile tahrif eden (örneğin “türbanlı” Latife Hanım’ı çıkaran) laikçi seviyeyi artık kanıksamış vaziyetteyiz.

Ben “Atatürk dindar idi” veya bu günkü manada “demokrat idi” gibi bir iddia sahibi değilim. (Atatürk’ün dine bakışına bir nebze değindim daha önce. (bkz. “Post-Modern Secularism: The Turkish Version“). Ama onun eylem ve söylemlerini inceleyenler Atatürk’ün bu günkü “dincilere” laikçi faşistlere olduğundan çok daha yakın olduğu kanaatinde birleşiyorlar.

Aşağıdaki haberi bu bakımdan manidar buldum.

Namaz kılan subayı gammazlayan vekili, Atatürk trenden indirmiş

Mustafa Kemal Atatürk, namaz kılmayı suçmuş gibi gören bir milletvekilinin sonraki seçimlere katılmasını da engellemiş.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, namaz kılan yüksek rütbeli bir subayı ihbar eden milletvekilinin trenden indirilmesini istediği ortaya çıktı.

Atatürk, aynı milletvekilinin tekrar seçilmesini de engellemiş. Bu olayı aktaran Dumlupınar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Atatürk’ün, gammazcı vekil hakkında, “Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor.” dediğini söylüyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı aylık Diyanet dergisinin nisan sayısında ‘Atatürk, Din ve Din Adamları’ konusu işlendi. Atatürk’ün din konusundaki düşünceleri ve uygulamaları, resmî dairelerde namaz kılanları ve bu kurumlarda mescit bulunduğunu gammazlayanlara en güzel cevabı veriyor. Dosyayı hazırlayan Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Atatürk’ün din ve lâiklik hakkındaki görüşlerinin ‘en az bilinen ve en çok istismar edilen’ yönü olduğunu söylüyor. Sarıkoyuncu, “Özellikle ‘lâiklik’ konusunda pek çok çalışma vardır. Fakat bunların çoğu incelendiğinde görülecektir ki, ya Atatürk’ün din ile ilgili sözlerini aktarmakla yetinilmiş ya da onun lâiklik anlayışında din ve din adamlarına yer verilmemiştir.” değerlendirmesini yapıyor.

Atatürk’ün dini tomlumsal hayattan çıkarmak ya da dinin özüne dokunmak gibi bir amacının olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Mustafa Kemal’in hurafelere ve din istismarına karşı olduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Bu da din düşmanlığı değildir; gerçek dindarlıktır. Bu sebeple lâiklik asla dinsizlik olmadığı gibi, Atatürk de dinsiz değildir.”

Yazıda Atatürk’ün din adamlarına ve dinî vecibelerini yerine getirenlere karşı son derece saygılı olduğu yaşanmış bir örnekle anlatılıyor. Prof. Dr. Sarıkoyuncu’nun anlattığına göre olay şöyle gerçekleşiyor: Atatürk, 1930 yılında Fevzi Çakmak’la birlikte trenle yurt gezisine çıkar. Kompartımanında ülke sorunlarını konuşurlarken bir milletvekili içeri girip, Atatürk’ün kulağına bir şeyler söyler. Atatürk’ün kaşları çatılır, Fevzi Paşa’ya dönerek, “Paşam, lütfen beni takip ediniz, arkadaşlar bir haber getirdi, inceleyelim.” der. Hep birlikte diğer vagona geçtiklerinde yüksek rütbeli bir subayın kanepe üzerinde namaz kıldığını görürler. Atatürk, mareşale dönerek şöyle der: “Paşam, bu adamın (gammazcıyı işaret ediyor) biraz evvel kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın namaz kıldığını gammazladı. Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettim.” Atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indirir ve gelecek dönem milletvekili seçilmesini de engeller.

Mükremin Albayrak

07 Mayıs 2008, Çarşamba

2 Yorum »

  1. Bakıyorum Atatürk hakkında kulaktan kulağa rivayet hadisleri gibi inciler yazmaya başlamışlar.

    Yorum yazan: hubbez — Mayıs 13, 2008 @ 8:00 am

  2. A be mori Talip
    Yaktın bizi
    Sen bizdensin zan ettik
    Candan sevdik seni
    Sevdik diye seni
    Yaktın hepimizi
    Ekmeksiz bıraktın bizi
    Deme pasta yeyin
    A be mori Talip
    Sen ne kalpsiz çıktın
    Karın takar bir örtü
    Milli yarlar değeri
    Bende kırmızı fistan var
    Yirmi yaşı doldu
    Toz bezi için bile eski
    Olsun sağlık
    Benim derdim o değil
    Ekmek elden gitti
    Çocuklar tam doymuyor
    Be mori Talip
    Senin karnın tok diye
    Unutun mu bizi be
    Uyan be Talip bizde insanız
    Verdiğin sözleri unutuk bile
    Hiç değilse ekmeğimize
    Göz dikme

    Yorum yazan: gülçin kaçar — Haziran 10, 2008 @ 7:25 pm

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.