Şahsen fakir de Etyen Mahcupyan gibi bu üzerinde yazıldığı kağıdı değemeyecek, “iddianame” adı atında sunulan Hürriyet, Cumhuriyet asparagas derlemelerine Ergenekoncu çetelerin “istihabaratı” ilavesi ile oluşturulan (hatta bizzat Ergenekoncuların bilgisayarlarında oluşturulduğuna dair deliller de yer aldı medyada), gayrimeşru, gayriahlaki, gayri-hukuki tezviratlar manzumesine cevap vererek şereflendirmemesi taraftarı idim.
Ama başları giyotine götürülmek istenen onlar. “Bekâra karı boşamak kolay” hesabı onlara akıl verme hakkını kendimde görsem de (herkes gibi) onlardan benim bilgeliğimden istifade etmemeyi seçmelerini de anlayışla karşılarım.
Onlar da fakirin ve Mahcupyan’in tavsiyesi yerine daha önce ne Erbakan’a ne kapatılan diğer partilere fayda sağlamayan gayrimeşru olanı meşrulaştıran yolu, yani “savunan adamlar” olmayı seçtiler. Ben hala verilecek kararın onların “savunması” ile alakası olmayacağı görüşünde olduğumu gene not düşeyim deftere.
Bu günkü niyetim sadece aşağıda sunacağım Ak Parti’nin müdafaasında yer alan geçmişte, laikliklerinden sival olunmaz siyasetçi, devlet adamı, kadını zevatın “türban” konusunda serdettikleri fikirleri nakletmek.
Tansu Çiller (Eski Başbakan): Bu milletin Kur’an’ı ve bayrağıyla oynamayın. Ezanın sesiyle uğraştılar. Devletin okullarını kapattılar. Yetmedi, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında coplattılar. Bacılarımın başörtüsüyle uğraşmayın.
Devlet Bahçeli Devlet Bahçeli (MHP lideri): Üniversitelerimizdeki başörtüsü dramına son verilmesi hem insan hakları hem de ülke huzuru açısından büyük önem taşımaktadır. Üniversitede türban olmalı.
Deniz Baykal (CHP lideri): İslamiyet’te bir ‘himar’ diye bir örtü kavramı geçer, himar, çoğulu humur, bu örtü müdür, başörtüsü müdür tartışması vardır. Genellikle fıkıhçılar, bunun başörtüsü olarak anlaşılması gerektiğinde ittifak etmişlerdi.
Süleyman Demirel (9. Cumhurbaşkanı): Kişi laik olmaz ki, devlet olur laik. Kişi ya inanç sahibi olur, ya da inançsız olur. Türkiye laikliği dinsizlik olarak anlamış, yanlış tatbikatlar yapmıştır.
Mesut Yılmaz (Eski Başbakan): Türban sorunu çözülmezse yönetmeliği değiştirebiliriz. Devlet dairelerinde bile hizmetlilere başörtüsü konusunda esneklik tanınabilir. Şeriata karşı yürünmez ancak saygı duyulur.
Bülent Ecevit (Eski Başbakan): Başörtüsü ile uğraşmanın gereksiz olduğuna inanıyorum. Gardrop Atatürkçülüğünün tipik bir örneği…
******************************************
Şimdi akıl izan sahipleri ellerini vicdanlarına (varsa) koyup sormalılar: Erdoğan’ın “hepimiz Allah’ın kuluyuz. Kardeşiz, Kurt Türk ayrımına ne gerek var” ve “bas örtülü ile başı açıkların el ele dolaştığını görmeyi hayal ediyorum; hepsi de canim ciğerimdir” mealindeki sözleri “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olma mesnedi olarak kullanıp, daha aylar önce secimden ezici bir zafer kazanmış iktidar partisini kapatmak için yeterli gören bir zihniyet acaba yukarıdaki ifadeleri Erdoğan kullansa idi ne yapardı?
Not: Ben nakledilen sözleri Yeni Şafak’tan aldım. Onlar da Ak Parti’nin AYM’ ne sunduğu savunmadan almışlar. Bu şekilde kaynak gösterme sorumluğumu yerine getirmiş olayım.

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=681251
“2002 seçimlerinin ardından AK Parti’yi varlıklarına tehdit olarak görenlerin kapatma dışı bir seçeneğe razı olacaklarını sanmıyorum. Bu, onlar için son hamle. Ve sonuna kadar gidecekler. Yine de kapatmama ihtimali var AK Parti’yi. Nasıl mı? Yaklaşık altı aylık kapatma sürecinde elinde ekonomik kriz patlayan, sosyal provokasyonların faturası önüne konulan, siyasi belirsizlik ve dış operasyonlarla parti içinde kopuşlar yaşayan bir AK Parti’yi kapatmazlar belki. Çünkü o zaman zaten kapatmaya gerek kalmaz… En iyimser senaryo bu! “
Comment yazan: vadininbozkurdu — Mayıs 7, 2008 @ 5:07 pm
Guze tespit. Ihsan Bey’in bahsettigi ” o zaman kapatmaya gerek kalmaz” fikrine paralel bir tespiti ben sikca yaparim “taksitli darbe” ve “darbeden edinilcek ‘kar’ darbe tehdidi ile zaten elde ediliyor ise tanklari niye yurutsunler” sekilnde.
Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 7, 2008 @ 5:14 pm
yazının gerikalan kısmı biraz ilginç , ben o nedenle alıntılamadım ama fikriniz merak ediyorum Bekir Hocam , “hükümetten çekilmek” bana biraz abzürd geldi , fakat daha aktif-agresif olunmasını istiyor sanırım İhsan Bey , ben de hakvermiyor değilim bu anlamda da , heralde referandum , seçim , yeni anayasa gibi seçenekler var.
fakat ben anlamıyorum , sistemin yeminli muhasebecisi gibiler , Ali Bulaç bugünkü yazısında bahsetmiş ( tamamına katılmıyorum yazının , gelir dağılımında pek bir iyileşme olmadığına katılıyorum )
mesela KEY ödemeleri , Fon ödemeleri gibi yıllardır her iktidarın kullandığı ve ödemeyi düşünmediği paraları ödedediler bunları halk görüyor aptal değil , diğerlerinin ödemeyi akıllarından bile geçirmediklerini de biliyor , fakat servetini beşe katlayan işadamlarının yanında son 5 yıldır asgari ücretli, emekli yerinde sayıyor , üstelik düşük gelir gurubunda tüketim maddelerinin fiyatı her zaman ortalama enflasyondan daha fazla artıyor ,
böyle bir hengamede birde yeni emeklilik yasası geliyor ,
yasadaki saçmalık da yaş ortalaması 70 olan memlekette emekliliği 65′e çekmek , bunda ısrar etmek , fakat ilk baskıda prim gün sayısını düşürmek , halbuki ödenen para daha önemli gün kalmalı yaş düşmeliydi , yaş milletin aklına girdimi çıkmaz , netekim benim çevremde gözlemlediğim tepkiler bu yönde herkesin ağzında desem yeridir , gün hesabı yapan yok , varsa yoksa yaş ,
şöyle bir örnek vereyim babam 9000 gün ile emekli oldu annem 3600 gün ile aralarında 50 ytl fark var , buyrun böyle bir SSK sistemini 60-65 yaş ile düzenlemeye kalkın , benim bildiğim sigorta yada başka bir iş esas olan sisteme aktardığın paradır ,
bunu hükümete çok negatif bir propoganda olarak geri döneceğinden , hatta demirelvari “onlar ne veriyorlarsa 5 yıl aşşağısı ” gibi yapacaklarından eminim , her nekadar millet artık eski millet değil , “mazot 1 ytl” geyiği ,baykal’ın fındık geyiği fazla tutmadı fatkat , onlar görece kısıtlı bir kitleyi ilgilendiriyordu , bu mesele her kahvehanede gündemde,
altgelir gurubuna bir miktar iyileşme piyasada sirkülasyonu arttırır diye düşünüyorum , üstelik siyasi desteği de arttırır ,
faiz dışı fazlayı %4 değil %3 yaparlar emekliye verirler , o para bir şekilde yine devlete dönecektir ,
varsın populizm falan desinler
birileri sana silahını gösteriyorsa , sende hazinenin anahtarı bende diye anahtarı göster
kellesi giderse efsane olarak gider , “savunan adam ” gibi gitmesin……
yani yapacak çok şey var
Comment yazan: vadininbozkurdu — Mayıs 7, 2008 @ 5:42 pm
Vb Kardesim,
Her biri tartisilabilcek pek cok fikir beyan etmissiniz. Her birine cevap vermem mumkun degil; bazilarinin (ornegin Sosyal Guvenlik Yasasi) tum detaylarina da vakif degilim. Sadece Amerika’dan da biliyorum ki bu degirmenin suyunun nerden gelecegi sorusuna cevap verilmek zorunda. Bir zamanlar bir emeklinin maasini 7 calisan oduyor iken bu gun bu sayi ikiye dusmus (ABBD’de bu sayi 12 den uce dusmus yanilmiyorsam; onlar da degistirdi; gene degistirecekler)
Ana fikre gelecek olursak evet “varsin populist desinler” siyaseti bu ulkeye yaptigi hizmetler karsiliginda basi giyotin onune konulanlar icin pek ala “akilli siyaset” oldugu soylenebilir ama, bu epeyce sizin de ifade ettiginiz gibi Demirel kafasi olur.
Bu sekilde:
1. Ak Parti kendisinin pek cok gonullerde taht kurmasini saglayan “durust, hizmet odakli, ahlaki siyaset” yapma iddiasini elinden alir, Partinin yegane manevi sermayesi budur. Bu sekilde bu hukumetin icraatlarinda maddi zarara ugrayan babami dahi kazanmistir. Ordu’da fikdik fiyatini protesto edenlerin secim sandiginda gene onlara oy verdigini de hatirlatirim. Insanimiz diger insanlar gibi menfaastcidir ama adildir de basiretlidir de.
2. Velev ki elindeki “hazine anahtarini” kullanrak populist icarratlrda bulundular ve karsiliginda millet bir dahaki secimde onlari veya yerine kurulcak partiyi daha da yuksek oy ile meclise gonderdi. “yude doksan alsaniz ne yazar” diyen zorba iktidar sorununa son verilmedikce oy artisi neye yarar ki? Icinde bulundugumuz durum bunun ornegi degil mi?
Verdigi oya sahip cikmayan, onun hesabini sormayan bir milletiz malesef. Bundan oturu de meselenin Ak Parti meselesi oldugunu ve cozumun onlarin icraatlari, tekileri, tekisizlikleri sonucu oldugu dusuncesi ile disardan seyrediyoruz.
Oysa Ak Parti bir vasitadir; yolcular biziz.
Not: Sosyal Guvenlik Yasa Tasarisi hakkinda: Yanilmiyor isem prim gunu 700′den 9000′e cikarilmak isteniyor idi fakat sendikalarin diretmesi sonucu 7200 de anlasildi. Ve 2047′den sonra emekli olanlar icin gecerli olacak; su anda bir gun dahi sigortali calisani etkilemeyecek diye biliyorum ama dedigim gibi detaylara vakif degilim; fazla ilgimi de cekmiyor “bu degirmenin suyu nerden gelecek; bu kimin kesesinden odeniyor” sorulari disinda.
Sunu da ilave edeyim:
Evet yaratilan kaynaklarin dagitimi konusunda daha da zenginlestirmek yerine alt ve orta gelirlileri poltikalar izlenmesi sadece konujunkuret siyaset acisindan veya “populist” ozelliginden degil ahlaken de dogru bulurum.
Ama gel gor ki bir kere bir ekonomik terii benimsedikten ve onun sayesinde meyveler almaya baslasiktan sonra ekonominizizle istediginiz gibi oynayamiyorsunuz. Bu hukumet bir miktar IMF iteklemesi bir miktar AB uyeligi ve dunya ile entegrasyon piltikasi ile butun olrak liberakl ekonimiye uye oldu. Bu temel cerceveyi bozmadan, istikrari, buymeye sekteye ugratmadan pastanin paylasimi konusunda drastik adimlar atabilcegini sanmiyorum.
Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 7, 2008 @ 7:22 pm
Hocam yazınıza aynen katılıyorum , bilhassa çerçeveyi bozmanın zor olduğu ve değirmenin suyu konusunda haklısınız.
fındık ve mazot propogandasının da tutmadığını milletin artık eski millet olmadığını da belirttim.
fakat ben hala anlamakta zorlanıyorum , 1800 gün ve 5 yıl bunlar neredeyse birbirine denk(neredeyse) iki acı ilaç diyeyim , ben bunlardan birini tercih etmek zorunda kalsam milletin gözüne daha az girecek olanı tercih ederdim.
ayrıca 68-70 yıl ortalam yaşam süresi olan bir memlekette 65 yaş adamı korkutur gerçekten , zaten kayıt dışı ve sigortasız çalışma yaygın , bu adeta hiç sigortaya girme daha iyi nasıl olsa 3-4 yıl emekli kalıp öleceksin demek gibi bişey ,
ayrıca SSK nın alacaklarını ödemeyenler işçiler değil , işverenler, alacaklar büyük bir kambur,
asgari ücrette 10 ytl için haftalarca pazarlık yapmak falan….
mesela çok güzel , başbakan “devlet iş kapısı değildir , taşı sık suyunu çıkar” diyor mesela bunu her babayiğit diyemez , muhtemelen ilk ve tek başbakan.
fakat bunu diyebilen bir başbakan ” işçisine 450 değil 500 veremeyen adam da işadamıyım diye dolaşmasın kardeşim !!” de diyebilmeli.
şahsen sendikanın varlığını bile gereksiz gören bir insanım,
her beleş’in de acı faturası olacağına da inanıyorum.
fakat kendi ilmiğinin düğümlerini kendileri atmak gibi bir tehlike görüyorum hepsi bu.
herneyse Bekir Hocam , fazla uzattım kusura bakmayın.
Comment yazan: vadininbozkurdu — Mayıs 7, 2008 @ 10:54 pm
Rica ederim VB kardesim. Ama yukarda soyledigim gibi ben yeni kanun teklifinin detaylarina sizin kadar vakif degilim. Dogrusu biraz toptanciligim veya hulsaciligim vardir; demokrasi, mesruiyet, millet iradesi adina var olus mucadelesi verildigi bi donemde prim gunu ile de asgari ucret ile de ilgilenemiyorum. Tabii ki bircok insan icin hayat meyat meselesi bunlar ve bunlar uzxerine odaklanmalari da dogal. Ak Parti yanlis yapamaz gibi bir on kabulle ise baslamadigimi not edeyim. Yalniz genel olrak mesele 301. olsun, asker uzerinde denetim olsun, ekonomik , sosyal kararlar olsun, 2b kanunu, veya banka bosaltanlardan paranin tahsil edilmesi olsun, neyi yapmadiklari veya yanlis yatiklarin konusurken onune engel cikaran, yargi, asker, kurumlar, sonra sendikalar, kisacasi hukumete “oylari sen aldin ama patron hala biziz” diyen tum “muhelfetin” bu basarisizliklardaki rolunu hesaba katmadan degerlendirmeler objektif olmaz kanaatindeyim. Keske isleyen bir demokrasimiz olsa idi de neyin faturasini kime kesecegimizi bilmemiz bu kadar zor olmasa idi.
Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 8, 2008 @ 2:45 am
Merhaba Bekir bey… Hubbez efendiye Hüseyin Üzmez ile alakalı haber altında yapılan yorumlarda gerekli cevapları verdiğiniz için teşekkür ederim. Size bir şiirimi daha yollamak istedim. ” Enes birini yayınladık şimdi de diğerini mi” olabilir fakat paylaşmak istedim sizlerle:)…
Selam ve saygılarımla…
TEFSİR TELEFON DERSLERİ
Kaçak muallim
Tefsir telefon dersleri
Çocuk dağı taşlayan
Kendini yılan sandı modern insan
Tırnaklarını değil
Parmaklarını yiyecek
Korkunç sarsılmada
Ömür boyu dağ komşu
Ne olur kalktığında
Tırnaklarını değil
Başını yiyecek
Sofraya en son gel, en başa otur!
Suni gündemlerle akla düğüm at!
Putun ayrıca helvadır, unutma!
En içten beddualarımla:
Anan ateş ola!
Ansızın kopar peki alameti ne olur?
Uyansın diye batırdığım iğneler
Gelsin diye sayıkladığım
Baksın diye haykırdığım
Dursun diye tartıştığım
***
Cehennem… bin kere ünlem olsun
Tiksinmek günahtan bir daldır
İçerdeki kavgalar ve kargaşalar
Tohum kök salınca durulsun
Başına buyruk plan yapmak
Bir nebze başıboşsuzluktur
Boyanmış fıtratı tiner yıkayacak
Yemin olsun
Cehennem… ve bin kere ünlem olsun…
Hani gurbet çeker insan
Peki, ana karnına özlem de ne olur?
Doğru yolu bulmak okuyuştur
Fazladan kural koymak
Bir nebze haksızlıktır
Cehennem bağcıklarda sür manşet olsun!
Şer, topal arazdır
Ve ayakları yoktur
Meleklerle tokalaşmaya çalışmak
Bir nebze yasak ağaçtan yememektir
Ümidini kesmiş der: “İzzetine yemin olsun!”
Öfkeyi kontrol altına almak
Aynı zamanda ümmeti kaldırmaktır!
Cehennem… bin kere ünlem olsun
Tevhid varlıktan ağırdır
Emaneti savsaklamak
Yaşlı İnsan’ı kızdırmaktır
Yaşlı ahmed insan’a rahmet olsun
Uçları oynamak zındıklık
Büyük adaleti sorgulamaya kalkmak sapıklıktır
Takım elbiseli giydirilmiş kalaslar
Bir de beyefendi(!) olmaya dursun
***
Müptela duman arar durur
Gök izler
Yer küçük bir kelepçe
Gözler suça tutuklanır
Yer nefesini tutar
Rüzgâr heyecanla dürter
Şer kaybolur
5 Nisan 2008; 28 Rebi’ul-evvel 1429
Comment yazan: Enes Metinoğlu — Mayıs 8, 2008 @ 11:42 am
Sagol Enes Kardesim. Hos geldin. Hassasiyetlerin, manevi suurun ve idealizminden dolayi tebrik ederim. yorumlarini da beklerim.
Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 9, 2008 @ 8:42 am
Ak Partinin kapatilmasi daha önceden planlanmis olabilir diye düsünmeye basladim Sebebi:
http://circularconversations.blogspot.com/2008/05/pakstten-agzi-yanan-akparti.html
Paksüt´ün bu sözleri haber degerini haiz, hic bir gazete haber yapmamis.Farketmediler herhalde. Ben 8sutun´a bunu bildirdim, cevap vermeye tenezzül etmediler.Yeni Safak´a mail attim, onlar da ayni sekilde cevap vermedi.
Halbuki Paksüt´ün Ak Partinin agzini yakacagi belliymis.
Saygilar
Comment yazan: Muzaffer Kazim — Mayıs 14, 2008 @ 4:56 pm
Walla kanaatimce bunlar kimseye surpriz olmamistir Muzaffer Bey. Bu kara cuppeli fasistlerin bir iki tanesi Demirel, cogu Sezer tarafindan oraya bosuna konmadilar. Milltan laikci fasist ve hukuk teroristi olma ozelliklerinde dolayi oraya geldiler. Dunyanin her tarafinda hukukculara sac bas yoldurtan bu militan pozisyonlarinin ornekleri ile dolu her gunku gazeteler. Apturaman’in “turbani teklifi gelirse dava acarim” dedigini okudum birkac hafta once. Ve aylarca once iddianamenin Eregenekon cetecilerininm biligisayarinda bulundugunu da. Ondan cok onceleri darbeci, gayrimesruiyetci cetelerin ne derece gozu donmus olduguna, sufli emellerine ulasmak icin neleri goze aldiklarina dair deliller ortada. Daha bu hukumet kurulduigundan beri darbenin binbir metodu uzerinde planlar yaptiklarini biliyoruz bu gun. 80 senelik hikaye. Belki Paksut’un sozletine fazla tepki gosterilmemesi bu kaniksama halinin gostergesidir.
Neticede bu bir savastir. Hedefe ulasip ulsmayacaklarini mesruiyetci ve seytani guclerden hangisinin galebe calacagi meselesidir. Uzun vadede kaybedecekleri esyanin tabiati geregidir ama “ortalik biribirine karisir ekonnomi batar, kriz cikrsa bir umit var” diyenlerin bunu idrak edecek kapsitede olduklarini sanmiyorum. Vaziyet daha iyiye gitmeden once daha kotuye gidebilir.
Comment yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 14, 2008 @ 7:29 pm
“Vaziyet daha iyiye gitmeden once daha kotuye gidebilir.”
Ak Partideki zaaf noktalari olmasa dik duracak ve atlatacak (atlatacagiz) diye düsünecegim de, bazi zaaflar var, bunlarin da ortaya servis edilmesiyle is daha kötüye gidecek galiba.
Bugün, Vatan gazetesinin bir haberi internet medyasinda yayinlandi; buna göre basbakanin korumalari zaman zaman protestocu kisilere siddet uygulamis, hatta arabalarina alip cuval gecirmis v.s. Dogruysa cok kötü. Belediyelerde de problem var.Dedikodu nevinden cok haber var, simdi bunlari yazmayayim, bir kismi yalandir muhtemelen.
Bunlari savunmamizi da beklemesinler bizden.
Böyle böyle yavas yavas destek kaybedecekler galiba.Ak Partili vekiller fedekar ve her türlü ihtirastan ári olmali bu zamanda.
Comment yazan: Muzaffer Kazim — Mayıs 14, 2008 @ 8:00 pm