Son günlerde Ankara, AYM Başkan vekili Ali Feyyaz Osman vesaire Paksüt’ün, “teamüller gereği” yakında GK Başkanlığı koltuğuna oturacak olan KKK İlker Başbuğ ile tebrik görüşmesi muhabbeti ile çalkalanıyor.
Haberi Taraf gazetesi yaptı, bizzat GK içindeki “güvenilir kaynaklara” dayandırdığını da not ederek. Medyayı takip edenler, ülkede darbe yapan, planlayanların değil bunları haber yapanların, siyasi katiller değil katilleri sorgulayanların başının yandığı bir ortamda, gazetelerin kirli çamaşırları ortaya çıkarır iken ne kadar dikkatli davranmak zorunda olduğunu bilirler. Olayı ifşa eden Taraf gazetesinin haberi “ordu içindeki güvenilir kaynağa” dayandırması da bu gayeye matuftur. Bu küçük not ile gazete kirli işler çevirirken yakalanma korkusu ile sıkça “dinleniyorum” yaygarası patlatıp hem ev sahibini suçlayan yavuz hırsız rolünü oynama hem devam etmekte olan diğer kirli işlerini kamufle etmede mahir laikçi faşist odakların gene “beni diniyorlar” deme ihtimaline karşı hazırlanmış bir savunmadır.
Taraf istediği kadar “ordu içindeki güvenilir kaynaklara” dayandırırsa dayandırsın, bu darbeci yargıçlar, askerler, bürokratları “bu dinlendiğimin delilidir” deme pişkinliğinden alı koyar mı? Koymaz tabii. Çünkü savunulamazı savunmak zor iştir. O zaman hedef şaşırtma, yavuz hırsızı oynama, demagoji gibi bildikleri tek tarz-ı siyasetin vasıtalarını kullanmaktan başka çare yoktur. Aynı taktiği Önder Sav’ın telefonun kırmızı tuşuna mı yeşile mi basacağını bilmemesi sonucu karşılaştığı dinlenme faciası ile de ortaya cıkmış idi, aynı CHP’nin PR gurusu, Genel Sekreteri’nin başının davetli olduğu, halka açık bir toplantıda karşısındaki kameraların dekorasyon için orada bulunduğunu sandığı için rahat rahat İslam Peygamberi’ne hakaret ve hacca gitme düşüncesindeki CHP’li vatandaşı vaz geçirme hadisesinde de olmuş idi. Birinde İslam Peygamberine (sas) hakaret ediliyor, İslam’ın 5 şartından biri olan Hac farizasını yerine getirmek isteyen vatandaşa “Paranı Araplara kaptırma; bakarsın Muhammet seni bırakmaz; sen gene şey yapma” öğütunu veriyor. Diğerinde TC İçişleri Bakanlığı bünyesinde çalışan bir devlet memurunu (eski Bolu şimdiki Merkez Valisi’ni) makamına çağırtıp kimin hangi şeyhin cenaze namazına katıldığı, Akepe’yi çökertmek için neler yapılacağı gibi konularda rapor alıyor. Ve yavuz hırsızlar her ikisinde de ortadaki gün ışığı kadar açık delillere rağmen “dinlenme skandalı” olarak sunabiliyorlar. Bir kere hayâ damarı çatlamaya görsün, ülkede dinlemeyi de fişlemeyi de icad eden darbeci faşistler “bizi diniyorlar” da der.
Ayni darbeci güçlerin AYM şubesi mensubu Ali Feyyaz Osman Paksüt’ün modus operandi’ sinin de farklı olmasını bekleyemezdik. Bir Anayasa Mahkemesi üyesi, kapatma davasının açılmasından 13 gün önce, herkese hizmet alma eşitliğini düzenleyen 10. madde ve eğitimde eşitliği düzenleyen 42. Madde değişiklikleri hakkındaki kanunun AYM’ ye goturulmesinden kısa sure sonra Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Ilker Başbuğ’a bir nezaket ziyareti yapıyor (ah ne nazikler su darbeciler di mi ama). Başbuğ ve Paksüt’ün once birbirini pek te tutmayan, sonra çevir kazı yanmasın metodu ile harmonize edilen açıklamalarına göre Paksüt KKK’na “Kuzey Irak Kara Harekâtı iyi oldu azizim; tebrik ederim” demeye ve “geri çekilme kararının doğru” olduğunu bildirmeye gitmiş “vatandaş olarak”.. Daha once de 2 veya 3 defa – “emin değilmiş”- görüşmüş kendisi ile benzeri nezaket ziyaretleri muvacehesinde.
Buradan öğrenmiş olduk ki bu ülkenin “vatandaşları” Kara Kuvvetleri Komutanı, GK Başkanı AYM üyeleri gibi devlet büyüklerine nezaket ve tebrik ziyaretleri yapabilir imiş.
Ben de bu bilgi ile bezenmiş olarak vergilerimizle yüksek maaşlarını ödediğimiz devlet büyüklerimize “karartmalı” resmi veya uygun değilse gayriresmi ziyaretlerde bulunmak istiyorum.
Ilk randevu talebim tabii ki vatandaşlara en acık olduğunu öğrendiğimiz KKK Ilker Başbuğ’a. Kendisini Dağlıca Baskını sırasında KKK’nın gösterdiği başarıdan dolayı tebrik etmek istiyorum. Ayrıca helikopter ihalesinin kime verilmesi gerektiği konusundaki fikrimi de paylaşacağım. Büyük Loca’ya pek yolum düşmeyecegi için kendisini KKK makaminda ziyaret etmek istiyorum vatandaş sıfatım ile.
Ankara’ya yolum düşmüş iken bir ziyaret talebim de GK Başkanı’na . Yok canım kendisi ile görülmekte olan dava mava konuşmuruyuz; bu konuda asker ve laik devlet mensuplarının olağanüstü hassasiyetinin farkındayım. Başörtüsü kararı hakkında görüşlerini “yippee” şeklinde açıkladılar; ama kapatma davası hakkında ne düşündükleri konusunda benim de herkes gibi hiçbir fikrim yok. Biraz gerilim iyidir. Kendisini Fenerbahçe’nin Aragones’i getirmesi kararından dolayı tebrik edeceğim nezaket gereği. Huyum batsın ben de Ali Feyyaz Osman vs Paksut gibi çok nazikimdir, kendileri de FB’lidir. Ah bilmiyor muydunuz? Ne ayıp! Ayrıca Atatürk’ün atının adı da Doru’dur.
Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarına da uğramak istiyorum ama zamanım dar olduğu için, acaba diyorum Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, Barolar Başkanı, Deniz Baykal falan Danıştay Başkanı’na uğrasalar da hepsi ile de tesadüfen karşılaşsak biraz maç sohbeti yapsak bu arada iyi olur. Hepsinden de ricam KKK Başbuğ’un Vatandaş Osman Paksut’un ziyereti sırasında yaptığının aynısı. Görüşeceğimiz kat boşaltılsın, çalışanlar evlerine gönderilsin; kameralar devreden çıkarılsın, çünkü biliyorsunuz bizim “yandaş medyayı”, Münzevi de darbe planlarının içinde diye başlık atarlar bakarsınız.
Şimdiden teşekkür ederim devlet büyüklerimize bana ayıracakları zaman için. Verimli görüşmeler yapacağımızdan eminim.

Ben de gelmek istiyorum. KKK ile ne konustugunuzu dinleyip, Fikret Bila gibi adrese teslim yazilar yazmak da benim isim olurdu. Iyi bir dinleyiciyimdir, söz almam; söz. Yalniz yargiclarla yapacaginiz bir görüsmeye ben katilmak istemem, malum sakalliyim.” Bende gerilim yok ” diyenler, beni görünce gerilir.
Saka bir yana bir kere su halkin icinden insanlarin ne düsündügünü anlamak icin sayin komutanlar halkla görüsebilse… ama sadece soru sorup dinleseler…pasa pasa dinleseler…
Saygilar
Yorum�Yorumlar yazan: Mahir Ucuk — Haziran 19, 2008 @ 8:06 am
Her ne kadar Org. Basbug’un vatandasla gorusmelerinde uyguladigi “karartma” teamulu cercevesinde bir gorusme dusunuyorsam da sizi mi kiralim? Benim kitabimda akreditesiniz ne de olsa. Gelin bari mac sohbetlerine merakli iseniz.
Sakallilarin yarattigi gerilim gondermeniz bana 30 kusur yil once sebep oldugum bir “gerilimi” hatirlatti, burada paylasayim belki firsat cikmaz daha sonra. Ben ITU ‘ de kardesim Kuleli Asker Lisesi’nde opgrenci idi. Bir resmi islem icin kardeslerimin ogrenciliklerini teyit eder kagit almam gerektigi icin Kulleli ‘ye girmem gerekti sakalli olarak. Koridorda rastladigim ilk komutan (rutbesini hatirlamiyorum) “ya hu bu skalli burada ne ariyor; sakallilar bizim duzenimizi bzar” dedi. Fircalar bir “ogrenci oldugu teyidi” almak icin ziyeret etmek zorunda birakildigim her komutan tarafindan biraz daha ileri goturuldu. Oradan ciktigimda insanlarin gecmis olsuna gemesini bekledim nafile.
Ne ogrendim?
Pasalarin gozunde her insan bir erdir; ona gore davranilmalidir.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 19, 2008 @ 8:51 am
Valla ben mac sohbeti pek yapamam, cünkü 10 küsür senedir bir mac seyrettigim yok ama yine de bazi beylik laflar edebilirim:
“Fatih Terim´in cok üstüne varildi… gerci elestiren spor yazarlari da pek haksiz degil.”
“Nihat bundan sonraki maclari da sirtlayacak gibi görünüyor.”
“Asabi milletiz, bir türlü duygularimiza hakim olamiyoruz, halbuki futbolu profesyenel oynayan ekiplere bakin, mesela Almanya, adamlar…”
Bunlar sanirim durumu kurtarir.
Saygilar
Yorum�Yorumlar yazan: Mahir Ucuk — Haziran 19, 2008 @ 12:06 pm
Kurtarmaz normalde ama dedigim gibi siz torpillisiniz Mahir Bey.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Haziran 19, 2008 @ 1:07 pm
Pasta da var mı, pasta. Kola, ayran? Kıymalı pide? Ooh.
Ben de gelirim valla.
Yorum�Yorumlar yazan: mustafa fatih yüce — Haziran 19, 2008 @ 9:13 pm