Bu Bekir Coskungiller tarafından irşad edilen burada da ilim ve irfanını muhtelif rümuzlarla bizlerle paylaşmış laikçi mürit şöyle buyurmuş özgürlükçüler konusunda:
“Unutmayınız;
Nerede özgürlük diye bas bas bağıranlar var ise biliniz ki zulum peşindedirler…(konfüçyus)”
Yazan: hubbez Tarih: May 7, 2008 4:18 AM”
*****************************************
__________________________________________________________
Konfüçyüs üzerine bir miktar okuma yapmıştım yakınlarda. Onun yönetim teorisi üzerine bir yazı yazmayı da düşünüyor idim. Bakalım ilham gelirse ve malzemeleri, düşüncelerimi organize edebilirsem belki yazarım.
Şu kadarını herhalde Konfüçyüs’ü sadece özlü sözlerinden bazıları ile bilenler dahi teslim ederler:
Konfüçyüs’ten faşistlere ekmek çıkmaz!
Bence onlar Hitler, Mussolini, Stalin, Kim Ill Sung, Mobutu Seseseko.” Papa Doc” ve “Baby Doc” Duvalier, Pinochet ve Hulaguları ile iktifa ederlerse en azından “oldukları gibi görünme” puanı alırlar. Makyavel dahi yaramaz onlara zira onun da “toplumun iyiliği” gibi erdemli bir emeli vardır. Sadece gayesi için gayri-ahlaki metotları da mubah görürdü. Bizimkilerde emeller de süflidir vasıtalar da.
Zaten tarih boyunca hiçbir faşist, zalim, diktatör, tiran Konfüçyüs’ün adını ağzına almamıştır; ama bizimkiler bunların yanında ahmak ta oldukları için gerçeği çarpıtıp, demagojik söylemlerine kendilerinin inanmadığı, hatta kendilerininkine 180 derce zıt felsefelerden filozoflardan dahi ekmek çıkarmaya kalkarlar.
Ne yapsınlar siyaseti İslam’ın izlerini dahi tamamı ile silmek üzerine kurulu CHP’nin Baykal’ı “Kuran’ı Kerimden, Hadis-i Şeriften, İmam-i Azam’dan malzeme çıkarırsa onun öğrencileri de Konfüçyüs’ü kendi lümpen faşizan zihniyetleri adına “bas bas bağırtır”.
Atatürk’ü Atatürk’ten dahi korumak için onun sözlerini çarpıtan, sansürleyen ahlak bunu da yapar. Ne ilk ne son bu. Zira Mefisto’nun aptal çocukları için, emeller süfli olunca vasıtalar da süfli olmak zorundadır.
Konfüçyüs’ün yönetim teorisi ahlak üzerine kuruludur. Der ki”
“Halkı idari emirler ile yönetir, onları cezai hükümlerle yerlerine koyarsan, onlar utanç duygusu oluşturmadan, sadece cezadan kaçınmak için bunu yapacaklardır. . Onları faikıyet ile (üstün ahlaki değerleri kılavuz edinerek) yönetir ve utanç duygusu geliştirmeye ilaveten roller ve ritüeller vasıtası ile yönetir isen, harmonik bir düzen oluştururlar”
Konfüçyüs’ten Hubbez’e:
Konfüçyüs’ün bahsettiği utanç duygusu olmayınca adam kendi laikçi dairelerinin mahsulü faşizan, özgürlük düşmanlığı, düşünce ve ifade kabiliyeti yoksunu söylemlerini de onun ağzından da “bas bas bağırtır”, Allah’ın ağzından da, Peygamber’in ağzından da İmam-i Azim’in hatta taptıklarını söyledikleri Atatürk’ün ağzından da “bas bas bağırtır”
Konfüçyüs’ün bahsettiği “utanç duygusu” yok olmaya veya bizim deyimimiz ile hayâ damarı çatlamaya görsün.
Tarih boyunca “özgürlük isteyen bütün insan topluluklarını da böyle bir çırpıda kendi pespaye fabrikasyonu ile zulüm peşinde olmakla suçlar. Amerika’nın “özgürlük diye bas bas bağıran zencileri”, Fransız ihtilalinde “özgürlük diye bas bas bağıran halk”, Afrika’da- Orta Doğu’da, Hindistan’da Amerikalarda sömürge statüsünden kurtulmak, dünyanın her tarafında nemrutlardan kurtulmak için “özgürlük diye bas bas bağıran” halklar, Konfüçyüs gibi bir “ahlaki yönetimci” feylesofun ağzından “zulüm istemekle suçlanır.
