Karar en fazla bir iki saat icerisinde çıkacak.
Dava acıldığı andaki öngorüm bu işin bir ölümü gösterip sıtmaya razı etme operasyonu olduğu idi. Kararın açıklanmasına en fazla saatler kala papatya falcılarının coğu da bu öngörüye yönelmiş durumda.
En azından ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Mark Paris’i yalancı çıkarmak ve kararı kendi hür iradeleri ile verdiklerine bizi inandırmak için bu işi cumaya bırakmayacakları belli idi.
Yerseniz.
Şundan şüpheniz olmasın ki AYM içinde de var olan Ali Feyyaz Osman vesaire Paksüt gibi Ilhan Abi-kafalı Ergenekoncular (burada aktif üyelik değil niyet gaye ve oprasyon işbirliğinden söz ediyorum) tabii ki Ak Parti’yi bir kaşık suda boğmak isterler.
Yalnız bu nihai kararın Ergenekoncular tarafından verileceği manasına gelmez. Ak Parti karşıtı, demokrasi düşmanı, askeri vesayetçi cephe (benim The Cephe dediğim) arasında bu konuda mutabakat yoktu taa baştan. Mutabakat ancak sıtmaya razı etme operasyonu üzerinde oldu.
Bunun pek çok nedeni var. Örneğin Ergenekoncuların gerek gördüklerinde kendi has adamlarını dahi gözünü kırpmadan katleden yamyamlar olması realizasyonu bazı Ergenekonculara dahi fazla geldi. Onun içindir Deniz Baykal’ın “eğer Danıştay cinayeti ve Cumhuriyet bombalarının bu şahısların sorumlu olduğu ortaya çıkarsa başka” diyebilmesi ( O hala Ergenekon kelimesini telaffuz edemiyor “İstanbul’daki dava diye küçümsemeye sulandırmaya devam ediyor, ayrı mesele).
Daha da önemli sebep ise laikçi Kemalist cephenin bazı mensuplarının, ve özellikle “benden sonrası tufan” diyen İlhan Abi’nin aksine bu işin faturasını ödemek durumunda olanların “peki sonra ne yaparız” sorusunu soracak basiret ve feraset sergilemeleri oldu. Tabii ki bu pozisyonda olanların başında GK geliyor idi. ”Bize ne! Yargı kararı” açıklamasını kimsenin yutmayacağını bilmek ötesinde Türkiye’yi yönetmek gibi küçük bir detay üzerinde de düşünmek zorunda idiler.
Hadi “aptal halkı” bastırdılar, dünyaya ne diyeceklerdi? Tarihe Pinnochet olarak geçmek vardı işin içinde. Nitekim Paşa’nın halinin de pek imrenilecek tarafı yoktu Çevik Bir’inkinin de.
AB ne olcaktı, ABD’den dahi destek alınamamıştı. Washington’dakı bir avuç Yahudi neocon, ponpon kızları Zeyno (Baran), ponpon oğlanları Soner Çağaptay ve Fransa’daki Büyük Doğu Locası’nın desteği ile bu iş kotarılamayacağı belli idi.
Ekonomi ne olcaktı sıcak para da soğuk para da geri dönmemek üzere ülkeden kaçtığında.?
İnsanlar CHP’nin en parlak dönemlerindeki gibi gene benzin kuyruklarına girdiğinde, büyüme negatife döndüğünde, ülkenin zenginliği yarıya indiğinde…
Liste uzar gider.
İşte bu sorular bazı askeri vesayetçilerin kafasını kurcaladığı içindir ki “mutabakat” Ak Parti ve hükümetin ayağını devamlı ateşte tutmak fakat darbe mahiyetinde bir hareket yapmamak üzerine sağlandı.
Meselenin tabii ki hukukla mukukla alakası yoktu ve “karar” tabii ki o odadaki 11 kişinin insiyatifine bırakılamaz idi.
O zaman niye açıldı dava” derseniz cevabım aynıdır. “Sıtmaya razı etme” stratejisi. Ümit edilen şey marttaki yazımda ifade ettiğim “ bu korku ile artık bizim onayımızı almadan hiçbir adım atmaya cesaret edemez” beklentisidir. Bu da demokratizasyon yolunda adım atmaması beklentisidir. Daha spesifik olarak Yenı Anayasa hazırlanırken kendilerinin onayını almayan sivilleştirici, özgürlükler alanını genişletici adımların atılmaması.
Kapatma kararı çıkmayacak olsa da bu işten tamamen lekesiz çıkmalarına da müsaade edilmeyecek. Bu nasıl sağlanacak? Bu da gene o yazıda bahsettiğim gibi ya “devlet yardımını kesme” ya Gerekçe’ye sıkıştırılan yorumlarla sağlanacak. “Bağlayıcı olan Gerekçe değil karardır” diyenlerdenseniz dünyaya hoş geldiniz! İlk iş olarak baş örtüsü yasağının nerden çıktığını araştırın” derim size.
Gerekçe’ye öyle yorumlar girecek ki Meclis,in de Ak Parti’nin de Hükümet’in de bir daha “Cumhuriyet’in temel nitelikleri ile oynamayı aklından geçirmesin!
Karara beş kala deftere not düşeyim dedim. Naapıyım “tarihe not düşecek” halim yoktu ya?
Peki şimdi Ak Parti ve Eroğan Hükümeti sıtmaya razı olacak mı? Artık 64 bin dolarlık soru bu olacak. Ama o da karardan sonraki yazıya. Cemil Çiçek’in ıfadesi ile “Gölü görmeden paçaları sıvamayalım”. Di mi ama?

Tam yazdiginiz gibi oldu. Diger tahminleriniz (gerekce) umarim dogru cikmaz.
Saygilar
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Temmuz 30, 2008 @ 4:37 pm
“Bu da gene o yazıda bahsettiğim gibi ya “devlet yardımını kesme” ya Gerekçe’ye sıkıştırılan yorumlarla sağlanacak”
demişim Muzaffer Kazım Bey. Aynı seyi dava acıldıktan bitkac dakika sonra yazdığım “sıtmaya razı etme” yazımda yazmıs idim.
KARAR “LAİKLİK KARŞITI ODAK OLMA” iddiasını kabul ettiğine göre GEREKCE Bu çalınan minareye kılıf bulmak zorunda. O da tam dediğim gibi olacak şüpheniz olmasın.
Karar yanında CHP ve MHP’nin “Akepe bundan ders çıkarmalı” tepkilerei de bu “sıtmaya razı etme operasyonunda” onlara verilen rolü oynamalarından başka bir şey değil.
Neyse en az bir yazı daha hak ediyor mevzuu.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Temmuz 30, 2008 @ 4:44 pm
Yazarsaniz okuruz. Cok ilginc onca sene Amerika´da yasayip bunlari bu kadar iyi tespit edebilmeniz de ilginc.
Selamlar
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Temmuz 30, 2008 @ 4:50 pm
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/01/28/butun-yollar-susurluka-cikar/
Su linkte, bir tanesi Alperen ERGENEKON ismiyle yorum yapmis, Veli Kücük´ü savunmus. Ne ilginc degil mi? O tarihte henüz bu operasyonlar yoktu.Ama Veli Kücük´ü savunan yorumcu o rumuzla yazmis. Hersey o kadar acik ki… Karineler artik biraraya gele gele, kesin bilgi halini aldi.
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Temmuz 30, 2008 @ 4:58 pm
Evet yeni donemin en onemli projesi sivil anayasa olmalidir. Malum mahfillerden engeller cikacaktir fakat bu demokrsi momentumu bu isi yapmak icin en uygun sartlari hazirlamis gozukuyor. Firsati heba etmeyeceklerini umit ve temenni ediyorum.
Böylece taa en basa döndük yani.Anayasa degisikligi zor bu saatten sonra, 4 yil daha topal yürüyecegiz.
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Temmuz 30, 2008 @ 5:14 pm
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/07/27/bu-is-tamam-cb-gul-hayirli-olsun/#more-532
Link yolladigim halde cikmamis, (evet… ilaahir)
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Temmuz 30, 2008 @ 6:31 pm
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti hakkındaki kararını, ”Başbakan Erdoğan ve AK Parti yöneticileri yaşanan bu süreçten gerekli dersleri çıkarmalı ve Anayasal düzenle kavgalı ve devletin kuruluş ilkeleriyle sorunlu olmanın demokratik rejimi tehlikeye atacağını artık anlamalıdır” şeklinde değerlendirdi.
Bu gün cok oldu bu yorumlar ama bunu eklemeden durmayacagim, siz de demistiniz:
“Karar yanında CHP ve MHP’nin “Akepe bundan ders çıkarmalı” tepkileri de bu “sıtmaya razı etme operasyonunda” onlara verilen rolü oynamalarından başka bir şey değil.”
Saygilar
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Temmuz 30, 2008 @ 6:40 pm
Deniz Bölükbaşı’nın itırafı ile “turban teklifini Ak Parti’ye tuzak kurmak için” sunan MHP’nin bu tepkisi de dünden kararlaştırılmış idi.
Buunlar milleti resmen zihinsel özürlü yerine koyuyorlar. Nedeni gayet basit:
Apturaman’a göre Ak Parti’nin laiklik karşıtı aktivitelerin odağı olmasının temel delili ne idi?
Anayasa’da “turbanı serbest bırakan değişiklik” (onların ıfadesi).
Peki bu değişiklik teklifini Meclis’e sunan ve oy vererek Akepe’den daha da “suçlu” olan kim?
MHP.
Yani “Akepe bundan ders cıkarsın” diyen parti.
Eğer bu aklın izanın dumura ugraması değilse haya damarının catlaması hali demek gerek. Bilmiyorum hangisi veya ikisi de mi.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Temmuz 30, 2008 @ 7:20 pm
Bu tespitleri ben de yazacaktim ama üsendim.Zaten Türk saginin en büyük problemi budur.Yoksa inanin o üfürükcüler hic bir halt etmeye tesebbüs bile etmeyeceklerdi. Süleyman Demirel, “nurlu Süleyman” ayaklariyla, “Mesut onbasi” yarasa aviyla, “muhterem Erbakan” hirsindan gecirdigi sinir zaafiyetiyle tekerlekli sandalyesinden cehennem biletleri dagitmasiyla “sag”´i olusturuyor. ÜLKEDE is yapmak kolay degil.
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Temmuz 30, 2008 @ 8:29 pm
Gecmisteki farsetime dair link icin tesekkürler Muzaffer Kazım Bey. Madem bahsettiniz aslında sadece bu blogda bahsettigim bircok öngorü aynen doğru cıktı.
Mesela verdiğiniz linkteki yazıdan daha önce coğu köşe kadıları Erdogan kendisi CB olcak veya olmalı veya bir düzine isimden herhangi biri olur derken “Dogru Tercih: Gul” diye bir yazı yazmıstım.
Seçimlerden önce de Ak Parti’nin oylarının %45-49 olcağını tahmin etmiş idim bir diger yazıda.
Nostradamus falan olduğumdan değil. Eğer “siyaset, hukuk bilimi” diye bir alanlar var ise mühendislik veya matematikte geçerli olan analitik, objektif muhakeme kaabiliyetin ve yöntemlerinin siyasette de geçerli olması lazım hukukta da.
Ben bu yontemleri kullandım. Elde yeterinden fazla veri olduğu için ülkeden ayrı olmak fazla bir dezavantaj olusturmadı.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Temmuz 30, 2008 @ 8:52 pm