Deniz Feneri, Aydın Doğan’ın yeni milyarları, Deniz Baykal’ın “millet laikçiliği sandıkta yemiyor, ama siyasi ahlak yuımuşak karındır, nasıl olsa sizin hırsız olduğunuzu herkes biliyor ama Akepeli hızsızlar da olduğunu gösterirseniz karlı çıkarsınız ” tavsiyelerine kulak vererek başlattığı Ramazan’da bir taşta üç kuş vurma (Aydın Doğan’ın akçeleri, Akepeye zarar, hayır kurumlarına zarar) hamlesi ile şekillenen gündem fakiri gerilere götürdü.
70′lerin sonlarında Bülent Ecevit Güneş Motel açık vekil pazarında zamanın AP’sindeki hırsızların her birine ballı bakanlıklar vererek hükümeti devirmiş ve yerine kendisi geçmiş idi. Dönemini iyi hatırlarım, bu günkünün beşte biri kadar dahi olmayan taşıtların deposunu doldurmak için ya torpil ya rüşvet vermek gerekir idi Eecevit’in “Ak Günlerinde”. Taksim’deki Tekel Mağazasından iki paket Samsun sigara almak ortalama 2 saat ve ardından Beşiktaş’taki Belediye Tanzım Mağazası’ndan bir kalıp sana yağı almak bir o kadar daha alır idi. Baykal da Ecevit’in sağ kolu ve enerji bakanı (?) idi.
Aşağıdaki Çankaya Belediye Başkanı’nın Aziz Nesin’in abartılı hicvinde tasvir edilenden hiç te aşağı kalmayan resmi rüşvet prosedürü hakkındaki bilgilendirmesi bazılarınbı şoke edebilir ama ne beni etti ne de hafızası Cumhuriyet’in başlarına kadar gideibilen eskileri ettiğini sanıyorum.
Türkiye aşağıdaki “Rüşvet derslerinde” tasvir edilen Çankaya idi. Ve verilen savaş ta Türkiye’yi müreffeh Norveçleştirme veya laik Fransalaştırma değil resmen Çankayalaştırma savaşıdır şüpheniz olmasın.
Ama şimdiki sivil yönetimin içinde etrafında “bal tutup parmağını yalayan hiç mi yok yani” derseniz haklısınız diyeceğim ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa…
Lakin bu dönemi Demirel, Ecevit Yılmaz, Çiller dönemleri ile kıyaslayıp “hepside aynı “demek akıl izan, vicdan sahiplerinin hakkı değildir. Benim gibi 40 bin YTL’ye 4 - 5 sene aldıkları bilmem hangi alışveriş merkezi hisselerini bu gün “bir kaç milyona veririm” deme alicenaplığını gösteren “dava adamlarından” neden bu kadar akıllı ve Bülent Arınç gibi tüm birikimi 65 bin YTL olanlarımızın neden bu kadar enayi olduklarını merak ededuralım lakin “bunların da farkı yok” demeye sizi bilmem benim dilim varmıyor.
Neden derseniz, buyurun delil no. 27985 sayın hakim:
|
|||
CHP’nin kalesi Çankaya Belediyesi, Başkan Muzaffer Eryılmaz’ın rüşvet itiraflarıyla çalkalanıyor. Yaptığı telefon görüşmelerinde belediyedeki rüşvet çarkını anlatan Eryılmaz, dinleyenleri şoke etti. |
|||
Eryılmaz, dün akşam Kanal 7′de yayınlanan ses kaydında CHP’li Meclis üyelerinin kendisinden tehditle rüşvet aldığını itiraf ediyor. Eryılmaz, ‘yamyam’ dediği partilileri, “Bugün ne götürürüm” derdi içinde olmakla suçluyor ve “İş, miş bakamıyorum.” diyor. CHP’li Belediye Başkanı, Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği parasal desteği de açıklıyor. Eryılmaz, “Bak şimdi Balbay’a (Cumhuriyet Ankara temsilcisi) 100 milyar ödememiz lazım; yok çıkmadı adamlardan gazete alıyoruz, ilan veriyoruz, yazı yazıyoruz. Kolay değil gazete.” ifadelerini kullanıyor.
| CHP Genel Merkezi’ni, seçim sonrası protesto eden muhaliflerden çöp kamyonlarıyla koruyan ve Cumhuriyet Gazetesi’nin binası için yaptığı yardımlarla gündeme gelen Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, Başkent’in göbeğindeki rüşvet çarkını deşifre etti. Eryılmaz’ın belediyeden ihale alan firmalara koyduğu ‘şartları’ ve imara açılacak arsalar için oylamaya katılan CHP’li meclis üyelerine ne kadar rüşvet verdiğini itiraf ettiği bir ses kaydı çıktı ortaya. Söz konusu kayıtlar dün akşam Kanal 7 Televizyonu’nda yayınlandı. Eryılmaz, telefonla konuştuğu kişiye belediyeyi hangi şartlarda yönettiğini, rüşvet pazarlıklarını, meclis üyelerine ödenen rüşveti nasıl temin ettiğini, firmalara malları nerelerden almaları konusunda yaptığı müdahaleleri ayrıntılı bir biçimde açıklıyor. Başkan Eryılmaz, meclis üyesi arkadaşlarını ‘bugün ne götürürüm’ derdi içinde olmakla suçlarken, onlar hakkında ‘yamyam’ ve ‘p..t, p..nk’ gibi ağır ifadeler kullanıyor. Muzaffer Eryılmaz’ın anlattığına göre meclis üyeleri, rüşvet olarak sadece para istemiyor. Bu kişilere belediye başkanı tarafından 75 bin dolar tutarında 50 tane laptop hediye edilmiş. “24 ile 25 arasında ben onlara para dağıtacağım.” diyen Eryılmaz, isteklerini yapmadığı zaman tehdit edildiğini ifade ediyor. Zaman zaman CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ la korkutulmaya çalışıldığını söylüyor. Meclis üyelerinin her dosyanın üstüne ‘atladıklarını’ önesüren Eryılmaz, içinde bulunduğu durumu şu sözlerle dile getiriyor: “Ben şimdi bunlara para bulmak için 50 takla atıyorum. Bugün tavacı ne o, Recep usta diye bir i… var. Ondan 100-150 milyar rüşvet getirecekler, bu x belediye meclis üyelerine verilecek.” Çankaya Belediye Başkanı Eryılmaz, işi gücü bırakıp CHP’li belediye meclis üyelerini ikna etmeye koyulduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Allah’ım şaştı, iş miş bakamıyorum.” Başkan Eryılmaz, kendi işçileri hakkında da şu bilgileri veriyor: “Personel dediğin yani TİP’çi, TİSİP’li, ÖDP’li, EMEP’li, DEHAP’lı personel. Biz CHP’liyiz.”Başkan Eryılmaz, ses kayıtlarında Cumhuriyet’e yaptığı parasal desteği de açıklıyor. Gazeteye dağıtım yardımı ve ilan verdiklerini belirten Eryılmaz, “İsteklerine hayır desem küstüm gittim diyor falan; öyle p..t p…nk’le uğraşıyoruz. Bak şimdi Balbay’a (Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay) neredeyse 1-1,5 aydır ödeyeceğiz. 100 milyar ödememiz lazım; yok çıkmadı adamlardan gazete alıyoruz, ilan veriyoruz yazı yazıyoruz. Kolay değil gazete.” şeklinde konuşuyor.ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANI MUZAFFER ERYILMAZ24 ile 25′i arasında CHP’li üyelere para dağıtacağım. İsteklerini yapmadığım zaman tehdit ediliyorum. Bir seferinde Önder Sav’la tehdit ettiler. Bunlarla uğraşmaktan iş miş yapamıyorum.Ben şimdi bunlara para bulmak için 50 takla atıyorum. Tavacı Recep usta diye bir i… var. Ondan 100-150 milyar rüşvet getirecekler, bu x belediye meclis üyelerine verilecek.Balbay’a 100 milyar ödememiz lazım; yok çıkmadı adamlardan gazete alıyoruz, ilan veriyoruz. Kolay değil gazete. | |
| Nergihan Çelen |
Kaynak: Zaman


Bu tür yazılar çok iyi oluyor.
Bir yandan AKP yolsuzlukları
Diğer yandan CHP yolsuzlukları
Kimse ak değil, kimse temiz değil! Kimse diğerine söz söylerken kendisi masum değil. İşin garibi biz müslümanların (siyasi parti gözetmeksizin hepimiz müslümanız) nasıl oluyor da budistlere nazaran daha bir haram sever oluyoruz, bunu anlayamıyorum. Allah şaşırtmasın.
Bekir Bey deniz feneri konusunda yolsuzluk olduğuna inanıyorum. Siz inanmıyorsaniz bir yazınızla açıklarsanız, sevinirim. Çünkü o yolsuzluğa inanmak istemiyorum, ama Alman mahkemesine güvenim Türk yargısından fazla.
Yorum�Yorumlar yazan: port — Eylül 26, 2008 @ 9:11 pm
Sn. Port,
1. Benim de Alman Yargısına güvenim Türk yargısından fazla ama onlarda da hukkuk Türkiye,deki bağlantılar etkisi ile veya Türkiye,deki siyaseti tanzim için siyasallaştırılıyor. Bu konuda Taha Kıvanç,ın bir kaç yazısını öneririm.
AİHM,nin dahi ne kadar içerdeki laikçi siyasete alet olduğuna örnek olrak Leyla Şahin davası.
2. Deniz Feneri meselesinde Alman Dernek Yasalaerını ihlal söz konusu. Pek otomoatikman “yolsuzluk” değil. Örneğin para Almanya,da harcanması gerekir ikin başka bir ülkeye transfer edilmesi kanun ihlali olabişlir ama ahjlaki zaafiyet değildir.
3. Ama malesef bu işin içinde “bal tutan parmağını yalar” diyenler de olmuş olabileceğini düşünüyorum. ki bu ahlakşi zaafiyet yani yolsuzluktur. Kurumsal değilse de bu işten çıkart sağlamış kişiler olabilir. Bunu mazur görmekl mümkün değil yazıda da belirttiğim gibi.
Amöa hiç bir halükarda hırsızlığı sistematik hale getiren birileri ile bir kaç “çürük elmayı” eşitleyemem gene yazıdaki örneklerde belişrttiğim gibi.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Eylül 26, 2008 @ 11:02 pm
Zahid Akman´in bu sürecte cok yipranacagi ve yipranirken “basbakan arkamda” diye feveran etmesinin de lüzumsuz oldugunu düsünüyorum. Bu olay bazi noktalarda iyi de oldu. Filtre gibi bir olay. Asil üzücü olan Deniz fenerinin durumundan ziyade özel sahislarin karmasik iliskileri.Bu bakimdan da böylesine paldir küldür sirket organizasyonlarinin Almanya´da dikkat cekmeyecegini düsünmek safdillik olurdu. Bkz Nuriye Akman Zekeriya Karaman röportaji. Bu sürecten Kanal7´nin de yüzakiyla cikacagi süpheli.
http://www.haber7.com/haber/20080927/Zekeriya-Karaman-Korunmaya-ihtiyacimiz-yok.php
Saygilar
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Eylül 27, 2008 @ 6:06 pm
Müsaadenizle ikinci linki de koyalim da, belki yaziniz arsiv oldugunda merak edenler cikar; kolaylikla ulassinlar.
http://www.haber7.com/haber/20080927/Zekeriya-Karaman-Korunmaya-ihtiyacimiz-yok.php
Ramazan Bayraminiz kutlu olsun.
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Eylül 28, 2008 @ 2:31 pm
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=743498&title=verilen-cezanin-16-milyon-euro-ile-alakasi-yok
Yorum�Yorumlar yazan: Muzaffer Kazim — Eylül 28, 2008 @ 2:34 pm
Bayramınız mübarek olsun.
Deniz Feneri’nin ilk çıkışını bilirim. Çok sevinmiştim. O zamanlar küçüktüm. İlerde yardım yapacağım kuruluş diyordum. Ta ki Uğur Arslan’ın yırtık kotla çıkıp M.Ali Erbilin sunduğu programda Karagümrük’ü yakmasına kadar. O gün iğrendim. Hala da iğreniyorum. Oysa o ilk zamanlar ne güzeldi. Ağladığım oluyordu. Şimdi baktığımda birilerinin Başbakan arkamda demesi insanın aklına ben suçluyum ama arkamda başbakan var bana bir şey olmazı getiriyor. Hiç bir suçu olmasa bile bu kişilerin bu paraları Vatikan’a kaptırması, bizim dinibütünlerin parasının Kızılhaç’a gitmesi kanıma dokunuyor, bir yandan da oh olsun diyorum.
Ucunun kime dokunduğu önemli değil. Paranın ucunun Kızılhaç’a gitmesi yazık olan.
Yorum�Yorumlar yazan: port — Eylül 30, 2008 @ 5:28 pm