Önce “nobran, Kasımpaşalı, kabadayı, sokak üslubu.. “dediler. Avrupalı Amerikalı’nın da aynı telden çalacağından emindiler. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Sonra Aydın Doğan Kahverengiburunlubeyazkaptan ağzından “Aydın Bey de Başbakan’ın tepkisini olumlu karşıladı” dedirtti. Çevir kazı yanmasın operasyonu “koluna dokunması saygısızlık ama..”, “uzun zamandır tanıdığım Peres aslında mutedil bir liderdir ama sesini yükseltmese idi..” (G Civaoğlu- meal) kıvamında devam etti. Tansiyonun düşmesi beklendi. Ondan sonraki strateji de hazır idi:
Ama şimdi Israil ödetir adama fiyatı.
Ve dün kahverengiburunlubeyazkaptanın gemisinde “demedik mi size” operasyonu başlatıldı. Dedi el-hak. Danıştay cinayetinden sonra “bu Türkiye’nin 11 Eylülüdür” derken çocuklar gibi şen olan beyazkaptan “bunu yanınıza bırakmazlar” da dedi.
Ve deliller sunulmaya başlandı:
İsrail Türkiye’nin silah talebini reddedebilir imiş.
Beyazkaptan ve taife tabii ki çok iyi bilir İsrail’i yöneten , otomatikte çalışan, Frankenstein’ın laboratuarında üretilen mamüllerinin duygusal tepkiler verme kabiliyetine haiz olmadığını ve bütün davranışlarının şeytani yazılım dahilinde olduğunu. Ama maksat burun kahverengileştirmek.
Bu tepkilerin bir genel tiynetten kaynaklanan nedeni var. Türk laikçi/sahte Batıcısı’nın Israil ile gönül bağı ve Islam’a husumeti Batı ile olanla aynı. Kendindern üstün gördüğüne teslimiyet ve mağdur, mazlum olanı hele hele Islami bağlantı var ise ötekileştirme ikinci doğasıdır bu güruhun. Davos vakıasına verilen tepkilerde “Erdoğan’ın Araptan çok Arapçılığı” , “taraflardan eşit mesafede durmaması” ve beyazkatan ağzından “Kıbrıs bizim meselemiz, PKK meselemiz ama Gazze değil” ve Erdoğan’ın tepkisi bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak değil ümmetçiliğinden (veya Osmanlıcılıktan) kaynaklandığının hepsi dendi.
Bir de daha somut konjunkturel neden var: Mahalli seçimler.
Gerek CHP, gerek yandaş medya şimdi harıl harıl bu çıkışın Ak Parti’ye sağlayacağı karı minimize etme yolları arıyorlar. Bu konuda yalnız değiller. Israil kadirşinasttır;
“Peres’i tanırım , çok mutedil bir devlet adamıdır” ve “Hamas’ın terörizmini niye kınamıyor Başbakan” diyenlere zaten Siyonist neconlar vasıtası ile destek veriyor idi yıllardır. Şimdi ise bizzat Olmert “aman buna aşırı tepkiler vererek Erdoğan ve Partisi’nin Türkiye’de daha da kahramanlaşmasına izin vermeyin. Orada seçimler var” diyor mealen yandaş medya ve siyasi çevrelere. Hiç şüpheniz olmasın bu konuda Türkiye’den Washington, New York, Kudüs’e ve oradan da Türkiye’ye karşılıklı ricalar, telkinlerin gidip geldiğini. Ortak davalarıdır.
Eş zamanlı olarak “Bakın Israil ne fatura kesecek” operasyonu başlatılmış vaziyettedir. Türkiye’nin Jerusalem Post’u İsrail’in Jerusalem Post’unu şıracı göstererek kendi ülkesine aba altından sopa gösteriyor.
Bakınız şu cümleye de hizaya girin sayın okurlar:
“İki ülkenin orduları arasında güçlü bağların bulunduğunu belirten gazete “Ancak İsrail’de (Türk) askerlerin hükümet içerisinde ve üzerindeki gücü ve etkinliğini kaybetmekte olabileceği yönünde artan bir kaygı var” diye yazdı.”
Ne demek bu?
“Deveye boynun neden eğri demişiler nerem doğru ki demiş” hesabı:
1. Ordulararası iyi veya kötü ilişki diye bir kavram olabilir mi iki demokratik ülke arasında? Fransız ve Amerikan orduları arasında iyi ilişki var ama hükümetler kavgalı diye bir ifade komik gelmez mi ? Kimin ordusu bu ordu? Ne haddine ülkenin ilişkileri dışında bir ilişkisi olması? Tahayyül edebiliyormusunuz, sizi koruması için çok iyi maaş ile tutuğunuz korumanızın sizin adınıza sizden izinsiz ve sizin arzunuz hilafına hiç te güvenmediğiniz karakterler ile kendi ilişkisinin olmasını? Aynı şey.
2. Askerin “hükümet içerisinde ve üzerinde” etkinliği ne kadar olur demokratik ülkelerde? İsrail’de ne kadarmış ta bizde azalmasından endişe ediyor imiş? Şahsen ben ordunun hükümet “içinde ve üzerideki “etkinliğinin İsrail’deki ile aynı seviyeye getirilmesini kayıtsız şartsız destekliyorum.
3. Ergenekon çetesinin çökertilmesi tehlikesinden mi endişeli İsrail? “Türkiye demokratikleşirse işimiz yaş” mı diyor? Aynı “tehlikeyi” bir adet sosyalist, komanist, ulusalcı- hükümeti devirmek için yardım istemediği bir tek Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (K. Kore) kalmış yaşı 81 ile 86 arasında değişen müzmin darbeciden de duymuştum. O da “demokratik yollardan bunları şey etmek zor. Ortalık karışırsa , çatışma çıkarsa bir ümit var” diyor idi neferlerinden birine. Hay Allah ne idi şu suçüstü yakalanınca damarları tıkananlardan en kıdemlisinin adı?
4. Haberin kalan kısmında Türkiye’nin de Konya üzerinde uçuşlar vb konularda yaptırım uygulayabileceği ve bazı silah alımları için alternatifler arayabileceği tehlikesinden de söz edildiğine göre: İsrail ile askeri ilişkileri “hükümetin içinde ve üzerinde” etkinliği olan Asker dayatıyor idi” mi demek istiyorlar?
Retorik sorular bunlar. Satır arası okumaya gerek yok. Resmen böyle diyorlar adamlar.
Çok güzel hareket bunlar diyenler?
Tiksindirici diyenler?
Şeytan tek milletir sevgili dostlar. Noktaları birleştirmezseniz büyük resmi göremezsiniz.
