Ama bu monşerlere kötü haberim var.
Diğer süper güç veya uyuyan dev uyanıyor. Yukarda bahsettiğim “bu sizin ahlaksız iktidarınızı korumak için icad ettiğiniz tarzınızı alın güneş görmeyen yere koyun” diyenler sizin bildiğiniz hilafına sadece Türkiye veya Islam ülkeleri değil dünya halkları vicdanında da olumlu rezonanslar yapıyor.
Şimdi bu konuda göz attığım Batılı siteleri tarayıp alıntılar yapmak biraz zahmetli olduğu için bu işi yapmış olan Gökhan Özgün’ün naklettiği gözlemlerden alıntı yapmak kifayet etsin:
“Sıradan Norveçlilerin yorumları beni ilgilendiriyordu. Yorumların en az yarısı ‘insanlık’ adına Tayyip Erdoğan’ı destekliyordu. Misal: Teşekkürler, Erdoğan… Dayan Erdoğan, arkandayız… Belki de Norveç’in pasif dış politikasının Erdoğan’dan öğrenecekleri vardır… Erdoğan sertti, ama iyi oldu, bu sayede bütün dünya cinayetleri gördü… Skandal Erdoğan değildir, asıl skandal İsrail’dir…
Bu arada, insanların yıllardır hayvan gibi öldürüldüğü, ve bunun, vicdani, hukuki hesaplaşmasının hâlâ yapılmadığı Türkiye topraklarından çıkmış bir liderin ağzından bunları duymayı hazmedemeyenler vardı. Kimi son derece iyi niyetliydi. Tam ehliyet istiyordu. Kimi de İsrail’i savunmak için, söylenene değil, söyleyene bak manevrasını yapıyordu. Yani, cinayeti cinayetle temize çıkarıyordu.
Fransa’da yorumlar Arapların ‘nihayet’ sesleriyle doluydu. Bezgin Arapları da ‘objektivite’ kaygısıyla bir kenara koydum. Ama bir Fransızın yorumu çok ilgi çekiciydi. Kendimi bildim bileli bu trajediyi izleyen, bunu anlamaya çalışan sıradan bir Fransızım. İsrail devletinin bunca yıllık vahşetine karşı bütün uluslararası cemaatin susmasının arkasındaki güç nedir? Artık bu soruya iyice kafam takılmaya başladı…
Bir Fransızca İsrail sitesinde ise bir dindar Yahudi, Tevrat’tan yaptığı ‘öldürmeyeceksin’ alıntısı için Erdoğan’a teşekkür ediyor. Bu alıntıyla Erdoğan’ın, Judaism’le, yani hakiki Yahudilik’le, Siyonizm arasındaki farkı bütün dünyaya gösterdiğini söylüyordu.”
Evet monşerler ve efendileri!
Hakikatin gücünü yabana atmayın. Hakikat, haklılık, ahlaki üstünlük mazlumun, mağdurun, erdem sahibinin atom bombasıdır. Ondandır şairin “alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” demesi. Artık ahlaksız adabı da onu siyasi alt kategorisi olan “diplomatik usulü” de sorgulayanların sayısı her gün artıyor. Kafanızı kuma gömmekte ısrar ettiğiniz için Başbakan’a o bahsettiğiniz diplomasi kitabını yazanların tepkileri de sizi hayal kırıklığına uğrattı. Zira sizin aksinize onlar bu tür insanlığın vicdanının sesini yansıtan tepkilerin kendi halkları arasında da nasıl rezonans yatığını bildikleri için sizin gibi “diplomasi lisanı” türü çıkışların kendi foyalarını açığa çıkarmaktan başka bir işlevi olmayacağını bilecek kadar basiret sahibidirler. Ondadır bu ahlaksız sahte şekilciliği savunma işini sizin gibi kahverengiburunlu III. dünyalılığı içselleştrmiş monşerlere bırakmaları.
Obama’ya seçimi kazandıran rüzgarın nereden estiğini analiz edin. Bu bir devrim değildir fakat evrimin geldiği noktadır. Busht ve onun kuklacıları neoconlar ve içerdeki distribütörleri Ergenekon’un kaybetmesinin paralel ilerlemesi tesadüf değildir. Zira “hak şerleri hayr eyler”. Artık “yeni bir düzen” bir ütopya değil bir gerçekçi beklentidir. Bu yeni düzen dünyada ve Türkiye’de paralel ilerleyecektir eşyanın tabiatı gereği. Zira artık temel fizik kanunu olan “birleşik kaplar sistemi” globalleşen dünyamızda suni yöntemlerle önünde durmak zorlaşmaktadır.
Erdoğan’ın çıkışı Chavez’in Amhedinejad’ın çıkışları ve Bağdat’ta Busht-the- Moron-Barbarian’ayakkabı fırlatan genç gazeteci yalnız değiller. Ama sizler gönüllü uşaklıkları ile gurur duyanlar gittikçe yalnızlaşıyorsunuz. Uyanın ve Venezuella- Bolivya’dan Endonezya’ya kadar uyanan vicdanlarda kaynayan kahvenin kokusunu alın artık.
Amerikalılar bu kokuyu aldılar ve statüko yerine Obama dediler. Avrupalılar dahi bu kokuyu aldılar. Belçika yıllardır insanlık suçları işleyenlerin ülkeye girişte tutuklanmaları kuralından Israil’li caniler için muafiyet olmadığını ilan etti. Şimdiye kadar güçlünün dümen suyuna gitmenin akıllı politika olduğu düsturu iler hareket eden Ispanya’da dahi artık Ortadoğu’nun Nazileri’ni diğer insanlar için geçerli olan hukuktan muaf tutan kanunu yeniden ele alacak irade oluştu.
Bu gidiş ile yarın pek ala “bakalım hele şu çifte ahlaki standartlarımıza” diyen irade de oluşabilir. Artık BM Güvenlik konseyi daimi üyeliğinden dünya iktidarına bunun medya, Hollywood gibi fikir ve kültür ayaklarını kimin kontrol ettiğine kadar statükonun her veçhesini ve teşkil ettikleri büyük resmi sorgulayanlar küçük bir marjinal aydın kesiminden ibaret değildir. Artık dünya efkar-ı umumisinde “antisemit, fundamentalist” gibi kelimelerin değeri de iç piyasadaki “dinci, irticacı” gibi kelimelerin değeri ile eş zamanlı olarak taban yapmaktadır.
Hasılı ekonomik kriz ile değer kaybeden sadece bankaların veya endüstriyel komplekslerin hisseleri değil aynı zamanda hakim “establishment” in” dikte ettiği paradigmanın ta kendisidir.
Başbakan’ın lisanı ve verilen tepkiler bu “deniz değişimini” sembolize ediyor. Bence bindiğiniz gemi hızla su alıyor. Paradigmanın kendisi çatırdıyor. Atlama zamanıdır. . Ama gene de siz bilirsiniz. Zira frak giymeyi bilmeden cağdaş olunmaz, (O. Ekşi) , kadınları dansa kaldırmadan AB’ye girilmez (O. Öymen) ve “güç caiz kılar” doktrinleriniz siz monşerlerin takıldığı mutuel masturbasyon mekanları dışında ancak mizah malzemesidir.
Diğer süpergüç. insanlığın vicdanı yeniden yazıyor adab-ı muaşeret kitabını.
Nihai tahlilde ahlaki doğrular aynı zamanda siyasi doğrulardır

“Nihai tahlilde ahlaki doğrular aynı zamanda siyasi doğrulardır ”
Ben de tam bu sözünüzü düşünürken ,dün güşünceler.org’da bir yazıda rastlamıştım ,orada da gökhan özgün’den bir alıntı yapılmış ve sizin bu sözünüzle konu bağlanmış
http://www.dusunceler.org/1/2009/01/29/erdogana-tesekkur/
daha sonra aklıma yine bu minvalde iki yazı daha geldi
1)
Ali Bulaç (ZAMAN)
“Belki de yüz sene önce uzay boşluğuna haykıran Laedri’nin sesini tam da şimdi kulaklarımız duymaya başladı: “İran’la beraber/Turan’la beraber/Urban’la beraber/Allah’la beraber!..” İdeal politik hakikat, real politik rüyadır. Rüyaları hayra yorun hayır çıkar.”
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=807418
2)
Berat Özipek (STAR)
“Oysa bu ayrımı kabullenmek zorunda olsak bile, her ikisinin aynı tutumu üretmesinin mümkün olduğunu görebiliriz. Çünkü “basiretli bir idealizm” ve “ahlaklı bir realizm” pekala mümkündür.
Basiretli idealist, esas olarak bazı üstün ahlaki ilkelere bağlıdır ve kimliğinin temel unsuru budur. Ama politika geliştirirken ortamı ve koşulları dikkate alır. Bu yönüyle, asli kaygıları ve kimliğinin temel unsuru onunkinden farklı olan ahlaklı realist ile aynı tutumda birleşebilir. ”
http://www.stargazete.com/gazete/yazar/berat-ozipek/realist-monserler-bilmez-ama-166579.htm
Yorum�Yorumlar yazan: vadininbozkurdu — Şubat 3, 2009 @ 11:57 am
aman fatura kesilecek ,aman hesabi sorulacak diye korkudan tirtir titriyor birileri. elbette bu cikis sindirilmesi zor degil imkansiz bir cikistir. koskoca(!) israil devlet baskanini kani cekilmis bir usratla elini kolunu koyacak yer bulamaz halde koltuga mihlamak affedilemez bir suc(!)tur.
. “aman tepki verecekler ” diye kivranmaktansa oynasinlar bakalim zamani gelince (!)ellerindeki kartlari biz de gorelim . akabinde soylenecek bi cift sozumuz bizim de olur elbet….
israilin yaptigi sey : affetmek degil , unutmak degil; sadece vakti gelinceye kadar ustunu kapatmak . israil muhibleri bunu anlamakta zorluk cekiyor. o kadar kor ki ofkeden gozleri abilerinin stratejik alttan alma tavrini kabullenemiyorlar. “gazzeye girdigi gibi giriverse ya ” diye umitle bekliyorlar!… ama daha cok bekleyecekler.
“….Allah gece karanliklarinda kurulan planlari ve onlar Allah´in tasvip etmedigi dusunce ve inanclari planlarlarken yanibaslarindadir…” Nisa-108 ve Rabb Hayr´ul-Makirin´dir.
kafir desise icin zaman kazanmaya calisiyorsa ayni zaman bana da veriliyor demektir. ne demis mubarek ” onlar adamsa biz de adamiz ”
saygilar
Yorum�Yorumlar yazan: aysemine — Şubat 3, 2009 @ 12:00 pm