Bir Münzevînin Notlarından…

Nisan 21, 2009

Direk ve kıymık

Kategori: Ahlak, Demokrasi, Ergenekon, Günün yazısı:, Insan Haklari, Islam, Medya'dan Secmeler — Bekir L. Yildirim @ 11:23 am

Ahmet Altan
(Taraf)

Bu da bir yetenek.

Bir direğin üstündeki kıymığın, o direkten daha büyük ve daha önemli olduğunu söyleyebilmek ve taraftar bulmak öyle kolay bir iş değil.

Bunun için onları kutlamalıyız önce.

Şimdi ortada adına “Ergenekon” denilen kocaman bir direk var.

Bir de bu direğin üstündeki kıymıklar.

Türkan Saylan’ın görüntüsü bir kıymıktı.

İşin özü değil, görüntüsüydü insanın gözüne batan.

Cüzam konusunda büyük mücadeleler vermiş hasta bir kadının evinin aranması, görüntüsüyle insanı huzursuz ediyordu.

Böyle bir şey olmasın istiyordunuz.

Ama özüne baktığınızda, “hukuksuz” bir iş olmadığını görüyordunuz.

Saylan’ın yönetimindeki kuruluş, çocukları fişliyor, üstelik darbeci kuruluşlarla da ciddi ilişkileri bulunuyor.

Öyle bir yer ve o yerin yöneticisinin evi aranır.

Ama “görüntü” insanın içini sızlatıyor, sızlatmaması da mümkün değil.

Değil de, hayat da sadece “görüntü” değil, o görüntünün bir de arka planına bakmalı.

Orada bir haksızlığa ve hukuksuzluğa rastlamıyorsunuz.

Tijen Mergen meselesi biraz daha farklı.

Türkan Hanım’ın Ergenekoncularla şöyle ya da böyle bir ilişkisi olduğu biliniyor, Mergen’in böyle bir ilişkisinin işaretleri ise ortada yok.

Mergen’in gözaltına alınması keyfî bir davranış izlenimi yaratıyor.

Sebep ne olursa olsun, kimse kimseyi “canı istediği” diye, bir belgeye, bir kanıta dayanmadan gözaltına alamaz.

Böyle bir uygulama sonuna kadar eleştirilmeli.

Polis ya da savcı Mergen’in gözaltına alınma nedeni olarak ortaya bir belge koyana kadar da bunu eleştirme hakkını herkes kullanır, kullanmalı.

Ama bu iki olay, “direğin” üstündeki kıymıklar.

Ve, bir haftadan beri medya bizi “kıymığın” direkten önemli olduğuna inandırmaya çalışıyor.

Kıymıkları temizlemeli, onların insanın vicdanına batmasını engellemeliyiz.

Ama direği de unutmamalıyız.

O direk, darbe girişimlerinden, cinayetlerden, suikastlardan, cephaneliklerden, toplumun içine yayılan gizli örgütlerden, planlardan, çetelerden, fişlemelerden oluşuyor.

Bir ucu Ergenekon’un içine giren JİTEM’in Güneydoğu’da işlediği cinayetler, ölüm kuyularına attığı kurbanlar duruyor önümüzde.

Kıymıklardan şikâyet ederken bu “cinayetleri” unutacak mıyız?

Yok mu sayacağız?

Bir “şeriatçı” eylemi olarak sunulan, gazetelerin çarşaf çarşaf yazılarla “irticanın ayak sesleri” olduğunu iddia ettiği Danıştay Cinayeti dün Ergenekon davasına dahil edildi.

“Allah’ın askeriyim” diye bağırdığı söylenen katilin Ergenekon’un tetikçisi olduğuna kani olan mahkeme, dosyayı Ergenekon davasına ekledi.

Direk bu işte.

Bir Danıştay yargıcını öldürtüp, suçu “şeriatçıların” üstüne atmak, görmemiz gereken direk.

Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalarla, Ergenekon cephaneliğinden çıkan bombaların aynı kafile numaralarına sahip olması, toplumun canevine kadar giren direk.

Devletin içinde bir başka “devlet” örgütlenmiş.

Cinayetler işlemiş.

Adamlar öldürmüş.

Kendine devletin içinden ve toplumun her kesiminden yandaşlar bulmuş.

Önemli bir kısmı hâlâ dışarıda ve bu davayı önleyebilmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Medyanın önemli bir kısmı da onlara yardım edebilmek için kendini parçalıyor.

Gerçeği, o koca “direği” saklamaya uğraşıyorlar.

Danıştay cinayeti, “Ergenekon davasının” bir parçası olarak yeniden yargının önüne çıkacak.

İlişkiler bir daha gözden geçirilecek.

Bakalım görelim şimdi, Danıştay yargıcının Ergenekon tarafından öldürülmüş olma ihtimali, medyayı direğin üstündeki “kıymıklar” kadar ilgilendirecek mi…

Yoksa “Danıştay cinayeti” diye fısıldayıp, “Türkan Hanım” diye bağıracaklar mı?

Sonsuz, sınırsız, arsız bir kurnazlıkla davranıyorlar.

Bütün bu darbe girişimlerini, cinayetleri, örgütleri, ölüm kuyularını sadece “AKP’ye muhalefet” diye sunabilmek için insanın gerçekten ar damarının çatlamış olması gerekiyor.

Cinayete, “muhalefet” mi diyorsunuz siz?

Kürtleri öldürüp kuyulara atmak “muhalefet” mi?

Her yere cephanelikler gömmek “muhalefet” mi?

Karargâh Evleri kurmak “muhalefet” mi?

Bombalar atmak “muhalefet” mi?

Bir siyasi partiye siyasetle “muhalefet” edilir, cinayetle değil.

Bir siyasi partiye siyasetle “muhalefet” edilir, darbeyle değil.

Türkiye, darbelerden, cinayetlerden kurtulmak zorunda, kurtulacak da.

Ortada “direk” gibi cinayetler duruyor.

Elimize batan “kıymıkları” temizlemeliyiz, bunlara karşı çıkmalıyız ama kıymığın direkten büyük olmadığını da bilmeliyiz.

Kıymık elimize batıyor ama “direk” öldürüyor.

O tabutlar, öldürülmüş insanların o kemikleri sizi Türkan Hanım’ın “kırmızı mendili” kadar ilgilendirmiyorsa, bu, sizin vicdanınızın o mendil kadar olmasındandır.

3 Yorum »

  1. Bu gün Türkan Saylan için sızlayan vicdanın, hangi vicdan olduğunu çok iyi biliyoruz ,öyle değil mi?

    Bu vicdan Merve Kavakçı’nın küçücük çocukları diğer küçücük çocuklara yuhalatılırken de sızlamış mıydı böyle..böyle kanamış mıydı..böyle isyan edip baş kaldırmış mıydı..”bu kadar da olmaz”diye inlemiş miydi bu günkü gibi..oysa kim küçücük bir çocuktan daha masum olabilirdi.?

    Bu gün kendilerini ,darbecilik oyunlarıyla milletin ırzına geçmeye yeltenenlerin selametine adayanlar.. sözde canımızı malımızı ve namusumuzu korumakla mükellef olanlarca bir dağ başında ölüme terk edilen meslaktaşları için çıt çıkarabildiler mi..

    Dün Dalan ın arazisinde bulunan cephanelikle ilgili haberi nerdeyse görmemiş bazı ‘haber’ kanalları.Ne denir, ne söylenir Bekir Abi..İnsanda mücadele azmini kıran bir tiksinti duygusu uyandırmıyor mu tüm bunlar.Bu iyi çocukların kötülüklerinin bir sınırı yok mu..Lanet olsun hepsine de..

    Yorum�Yorumlar yazan: hale — Nisan 22, 2009 @ 12:03 pm

  2. Ahh Hale Hanım ahhh!

    “Mekke’de bunalırsan Medine’ye göçerdin
    Biz bu dünyadan
    Nereye göçelim ya Muhammed” diyor şair.

    Siz daha gençsiniz. Fakirin son Medine’si idi burası. Şimdi nereye gitsin bu halde?

    Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Nisan 22, 2009 @ 12:48 pm

  3. Yapmayın Bekir Abi..Hangimiz için gidecek bir yer var ki..Hem gitmek ne için? Burda değilken de burda değil miydiniz?

    Üstelik siz gibiler gidecek olursa , biz gibiler için de kalmak daha bir zor , daha bir dayanılmaz olmaz mı..Lütfen…

    Yorum�Yorumlar yazan: hale — Nisan 22, 2009 @ 1:16 pm


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.