
Kanı Hadise’nin elbisesi rengindeki her Türk gibi fakir de Revizyon, Erezyon, Erozyon, Erevizyon, Erovizyon, Örevizyon, Eurovizyon, Eurovision (hepsinin de kullanımda olduğunu bloga ulaşmada kullanılan arama terimlerinden biliyorum- hatta “Amerika kaç kere Örevizyon kazandı” sorusu da çıkıyor) ile yatıp onunla kalkıyor tabiatı ile. Zaplarken rastladığım kanallarda Hadise’nin elbisesi üzerine hararetli bir tartışma devam ediyor. Bizim çağdaş uzmanlardan bazıları “ne o öyle biz Arapmıyız, şöyle bacağının göbeğinin güzelliğini daha güzel teşhir eden Madonna’nınki gibi bir şeyler giyseydi” der iken daha klasikçi bakış zaviyesinde olanlar yerli malı Amerikan bezinden yapılmış eteğin (yoksa püskülün mü?) bizim kültür ve değerlerimizi daha iyi yansıttığı görüşünde.
Sizi bilmem ama ben bu alafranga-alaturka tartışmasında iki arada bir derede kalanlardanım. En iyisi meseleyi ulemaya (durun ya hu, konunun ulemasına dedük!) bırakmak.
Beni esas şoke eden New York Times’ın eski (?) Türkiye muhabiri (şimdi Today’s Zaman’da yazıyor) Andrew Finkel’in Zeynep Göğüş ile bir TV kanalındki tartışması sırasında sarf ettiği sözler.
Bu kendini bilmez mealen şöyle dedi” siz Hadise ile niye gurur duyuyorsunuz anlamıyorum. Söylediği şarkı Ingilizce. Giyim kuşamı Batı’dan, danslar- dansçılar hakeza.. Eğer Batılıların etkilenmesini istiyorsanız kendinize ait bir şeyler sunun” (daha kibarca söyledi; kelimeleri tam böyle değildi ama meal bu).
(Not:Onun dokunmadığı bir ilaveyi de ben yapayım Hemşehrim Hadise -keh keh!- Almanya’da porno sanatına katkılarda bulunmuş yıldızımız Sibel Kekilli gibi aslında Avrupa’da doğup büyümüş. Ama mühim olan damarlarındaki kandır! Toprak uğrunda ölen varsa vatandır!).
Andrew Finkel’in bu küstahlığı üzerine ennn çağdaş bayanlarımızdan Zeynep Göğüş Hanım dayanamadı tabiatı ile ve şamar gibi cevabı yapıştırdı:
“Siz Batılalara da bir şey beğendirmek zor. Güzel çağdaş kostümler, müzik, danslar falan sunuyoruz beğenmiyonuz..goblygodyk. zghnbceşku mwnhlk =?%+3nmş=gh2″ mealinde.
Densiz herif kalkıp “kendinize ait bir şeyler sunun. Hadise’nin orijinali Batı’da. Aslı kendisinde olan taklidinden niye etkilensin” demesin mi?
Kanımca bu küstah herif te Princeton Üniversitesi gibi Fetullahçı (Özdemir İnce). Bunun gibiler bir diğer grurumuz Pamela Spence’i göndersek beğenmezdi. Takip edilmeli derim.
Eurovision’a gelince: Dün TRT’de elemelerin, Türkiye’nin dahil olmadığı kısmını seyrettim. Sahne şovlarının birer klipini seyrettiğim 20 kusür ülkede şu özellik dikkatimi çekti. Bu yılki katılımcılar cinsellliğe fazla yüklenmemişler. Mesela Batı’nın ta kendisini temsil eden bir çok ülkeden katılan bayanlar bırakın Hadise’ninkini, mini etek dahi denemeyecek çağ dışı kıyafetler içersindeler idi! 4 ülkenin kıyafetleri ve sahne şovlarında sex puanı hedeflenmiş idi. Türkiye, Ukrayna, Azarbeycan, Arnavutluk. Yani 3 Müslüman, 1 eski komunist ülke tereciye cinsellik satmaya soyunmuş!
Yarın: Hadise Örevizyon’da kaçıncı olur (II): Alufteler katılabilir mi?
Konunun daha bilem derin analizleri burada.

hadise ye sonuna kadar güvendim ama harikaydın seni çoooooooooooookkkkkkkkkkkkk sssseeviyorum birtanesin
Yorum�Yorumlar yazan: ayşe — Mayıs 16, 2009 @ 11:34 am
bence hadisenin bu şarkısını artık milli dışılık olarak algılamamalı. çünkü millilik unsuru müzikte yerini çoktan kaybetti. Artık müzik hiçbir uygarlığa ait değil. türkiye daha önceki eurovision denemelerindede batı tınılarıyla temsil edildi ancak aradaki fark türkçe sözlerdi. hadisenin şarkısı gerçekten beğenildi. Ayrıca giyim kuşam olarakta kendi şahsi giyim hayatındaki ölçüler içerinsinde giyindiğini düşünüyorum. bu da madalyonun diğer yüzü. teşekkürler.
Yorum�Yorumlar yazan: pınar karaduman — Mayıs 16, 2009 @ 12:30 pm
Walla bilemiyorum Pınar Hanım Andrew Finkel ikna olurmu “bu madalyonun öbür yüzü” argumanınız ile. Bir sonraki yazıda ilk dünya güzelimiz Keriman Halis hakkında jüri başkanının sözlerini ilginç bulabilrsiniz.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 16, 2009 @ 12:44 pm
” Euro – Vision ”
di mi?
eee…
Yorum�Yorumlar yazan: Sabri Tuzyemez — Mayıs 16, 2009 @ 2:18 pm
hadise nin şarksı çok güzel ama eurevision elemelerinde biraz kötü sölemiş ama şarkı yinede güzel hadise bende sivas lıyım ama bana 2.olcazgibi gelio
Yorum�Yorumlar yazan: selin — Mayıs 16, 2009 @ 3:18 pm
ben hadiseye sonuna kadar güveniyoprum eminim kazanacak bugün beli olacak sonta mutluluklar türkiyeyey dönecek ozan hertkez hadisenin arkasından söylediklerini söylemiycek….
Yorum�Yorumlar yazan: sümeyye — Mayıs 16, 2009 @ 5:37 pm
hadiseyarıfinalde sesin çok az çıkktı bebeim yaaa vokalistler olmasa napardın se neyse sesini birazdaha çalışsan ii edersin bebimmm ama buna rağman 1.olcağını biliyorumm hissédiyorum
Yorum�Yorumlar yazan: irem — Mayıs 16, 2009 @ 5:43 pm
Andrew Finkel’in ikna olmasını çok mu önemsiyorsunuz?
Yorum�Yorumlar yazan: pınar — Mayıs 16, 2009 @ 7:37 pm
Anlıyana sivrisinek saz. Batılı bize diyor ki “bizi taklit edeceğinize kendinize ait bir şey sunun. Kazanan siz değil biz oluyoruz bizi taklit ettiğinizde diyor. Bunun neresini anlamadınız. veya neresini yanlış buluyorsunuz? Batılı’yı “önemseyen” onu takit edemndir. Onun önünde kızlarını soyundurup “ne diyorsun iyimiyiz diyendir” onu önemseyen. Ondan not istiyorsdun tabii ki önemseyeceksin.Batılı olma yarışında Batılı’nın ne düşündüğü seni ilgilendirmiyor mu? O zaman kendi kültür ve ahlakıona dön. Benim de mesaajım bu.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 16, 2009 @ 8:20 pm
[...] Medya, Medya tenkitleri, Sanat, Toplum, İnsan — Bekir L. Yildirim @ 8:29 pm Yazının ilk bölümünde bir Batılı Andrew Finkel’in “Hadise ile neyi kazanacaksınız ki? Size ait hiç bir [...]
Pingback yazan: Hadise “Örevizyon’da” kaçıncı olur (II): Alufteler katılabilir mi? « Bir Münzevî’nin Notlarından… — Mayıs 16, 2009 @ 8:30 pm
Merhaba Bekir Bey,
Hadise’nin elbi+sesi=elbisesi ve sesi
adı üzerinde (sizin de dediğiniz gibi) eoruvision (tam olarak herneyse, olay hadise)
evet, adı üzerinde konu, “avrupa vizyonunu en iyi temsil etme yarışı”. Neymiş, avrupa vizyonuymuş. Buna asya vizyonuyla katılabilir miyiz? Bilemiyorum bu duruma açık mıdır oyunun kuralı?
Birçok konuda onları geçemeyenlerin kaderi bu olsa gerek. Hem dünyanın egemen külütürü olma gücünü tanı, hem de ona kapris yap. Bu ikili durum “aç kabadayı” deyişiyle karşılanabilir.
Bir zamanlar Arif Sağ bu yarışmaya sazıyla katılmak istediğinde liberal sağ kanat kınamıştı:)
Müzik türlerinin de kalkınma düzeyiyle ilişkisinin olduğu düşünülüyor. Buradan bakarsak olaya, kendi türümüzle avrupanın koyduğu kurala göre oynayamayız. Ancak taklit edebiliriz şekildeki gibi.
Yorum�Yorumlar yazan: zihni — Mayıs 16, 2009 @ 8:47 pm
Size bir anımı anlatayım Zihni Bey.
ABD’de bir müzayededen bir ipek GHereke halısı satın almıştım büyük bir meblağa. Türkiye’ye dönerken halının Cin’de yapılmış bir Hereke taklidi olduğu anlaşıldı. Ve aldığımın 1/4 üne sattım. Bu herhaldew taklit ile orijinal farkı konusunda bilgilendirici.
Bir yorumcunun dediği gibi bence Eurovision’da söylenen en güzel şarkı, sonuncu olduğumuz ilk yıldaki “seninle bir daklka” idi (o hanımcaazın da saçını sarıya boyamışlar Türkler sarışın” desinler diye. Bu gün Semiha Yankı TV’de keşke açınıp saçınsaydım. Elbise çok kapalı idi diye hayıflanıyordu.
Arif Sağ olayını bilmiyordum. yurt dışında idim. Ama karar verici olsam Mahsun Kırmızıgül, Nuray Hafiftaş -veya daha genç biri fark etmez herhangi bir türkücüyü gönderirdim-. Onlar “pop değil” derlerse dolmuş müziği hatta bu “Ankaralı Turgut, Ismail YK vs” janrası da daha özgün olurdu bundan. Sırbistan, Israil, Hırvatisatan gibvi bazı ülkeler zaman zaman da olsa “önemli olan bize ait bir şey sunmak” düsturu ile hareket ediyor. “Kazanmayı” (artık siyasi etnik taraftarlığın mamülü olduğu aşikar olan) verilen puanın ötesinde kriterlerle ölçmeliyiz. Kimin 1. olduğu 2 sene sonra unutulur.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 16, 2009 @ 9:06 pm
batılının ne düşündüğü zaten yaşadığıyla ortada. ki eurovisonun değerlendirme kriterlerini “ne diyorsun iyi miyiz diye” değerlendirmek aklıdışılık olur. değerlendirme televote sistemiyle ve “tüm” katılımcıların eşit temsil hakkıyla yapılıyor. demek ki her ne kadar organizasyon batılılar tarafından yapılsada değerlendirme tüm katılımcılara açık. son dönem 1. lerini hatırlarsanız haklılığım ortaya çıkacaktır.
see you
Yorum�Yorumlar yazan: pınar — Mayıs 16, 2009 @ 10:58 pm
Size yazının ikinci kısmındaki
(http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/05/16/hadise-orevizyonda-kacinci-olur-ii-alufteler-katilabilir-mi/)
şu satırları bir daha okumanızı tavsiye etmekle iktifa edeceğim Pınar Hanım. Başka söze hacet yok.
“Bakın bu zaferimizi yarışmadaki jüri başkanı nasıl ifade etmiş:
Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslamiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağı bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzel varmış, yokmuş bu önemli değil… Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslami yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahalede bulunan Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sutyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik. Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 17, 2009 @ 8:49 am
Son derece süperrrrrrrrrrrrrrrr bir şekilde söyledi 1. olması gerekiyor bence aşkımmm hadisemmm seni çok seviyorum tek hasta olduğun için böyle söyledin hep böyle ol nowry irençti nesini beyenmişler sen gülünce ve hep çok güzel cnmmmm
Yorum�Yorumlar yazan: sena — Mayıs 17, 2009 @ 9:37 am
hadise çok iyiydin üzme kendini kıyafetine gelince çok iyidi
Yorum�Yorumlar yazan: cennet — Mayıs 17, 2009 @ 10:46 am
bekir bey, ben açıkçası eleştirdiğiniz noktayı anlayamadım. yani batılının bizleri kendileri gibi görmek istememlerinin neden eleştiriyorsunuz. eğer bizler için kendilerinin alt bir statülerini uygun görselerdi eleştirinizi anlayabilirdiniz. batılının bu reflexide çok doğal ve anlaşılabilir bir reflex. tıpkı en güzel kuran okuma yarışmasına bir amerikalının katılıp en iyi okuyan olmamasına rağmen geldiği kültür ve çabası için takdir edilip ödüllendirilmesi gibi.böyle bir durum olması halinde bunun da aynı “kötü niyetlilikle” açıklayabilir misiniz? dikkatininizi çekmek istediğim husus burada başka bir kültürü asimile etme içgüdüsünün doğru ya da yanlış olduğunu tartışmak yerine “doğal” olduğunu vurgulamamamdır. teşekkürler.
Yorum�Yorumlar yazan: pınar — Mayıs 17, 2009 @ 11:42 am
Sıkma tatlı canını.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 17, 2009 @ 11:56 am
Bekir Bey,
Bir de 1980 de Asyavizyon müzik yarışmasına (sanırım singapurda) Ahmet Özhan ile katılmıştık. Çoğunluğu müslüman ülke olan bu yarışmaya arap müziği damgasını vurmuştu. Ve Ahmet Özhan’ın sondan birinci olduğunu hatırlıyorum.
Yazınızın ana fikrine bir yere kadar katılıyorum. Taklitçilik her yerde aptallığı oynamak demektir bana göre de. Ama bu Hadise hadisesinde, yukarıda anlattığınız jüri başkanının konuşması ve “hristiyan rüyası” şeklinde anlaşılan olay neden hadise için söylenmiş de daha önceki yarışmacılar için söylenmemiş olabilir?
Daha önce Sertap Erener ile birincilik de alındığı halde neden böyle bir çıkışa gerek duyulmamış olunabilir.?
Kaldı ki, Serap Erener’in bu propagandaya Hadise kadar kayıtsız kalmayacağını düşünüyorum. Sertab’ın, Hadise kadar 12 eylül ürünü, kişilksiz, boş biri olmadığını da düşünüyorum.
Hadise’nin yarışmadaki bu müziği bana göre, Fas asıllı Şakira’yı tam olarak taklit ediyor. Hadise’nin bu yarışmadaki müziğini analiz edesek, içinde biraz yerli motifler de barındırdığını söyleyebiliriz. Giysi seçiminin ben de vıcık vıcık budalalık koktuğunu söyleyebilirim.
Özetlersem, Hadise’nin bu müzik ve dansı, arap+türk+avrupa motiflerinin sentezidir. Ama giysi, anadolu köylü kadını entarisiyle çıksaydı, hem gelişmemişliğin, hem dürüstlüğün, onurun, hem farkındalığın hem de iddianın itirafını hakırmış olabilirdi.
Yorum�Yorumlar yazan: zihni — Mayıs 17, 2009 @ 12:53 pm
Yanlış anlamışsınız Zihni Bey. O sözleri 1932′de Belçika’da dünya güzellik yarışmasında Keriman Halis’in birinciliği üzerine söylemiş jüri başkanı. Konuyu yazının ikinci bölümünde açıkladım, hikayesi de var.( (http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/05/16/hadise-orevizyonda-kacinci-olur-ii-alufteler-katilabilir-mi/) Benim baktığım yerden aynı şey.
Asyavizyon konuunu bu gün bir kanalda gençler arasında sevdiklerimden Berk-Öykü kardeşler (şu flamenk- türkü fussion yapan) da bahsettiler. Onlar gitse idi de daha hoşuma gider idi.
Kanımca siz konbuyu disect edip karelere odaklanıyorsunuz ben ise daha bütüncül daha bütüncül zaviyeden bakıp Cumhuriyet’in Batıluılaşma/muasırlaşma tasavvurundaki çarpıklığın dün de bu gün de sahte olduğu fikrini örnekliyorum.
Ahmat Özhan eğer bize ait bir şey sundu ise (ki Türk sanat müziği öyledir büyük çlçüde) kaçıncı olduğunun hiç önemi yok. Suma güreşini kimse yapmaz ama herkes onun Japonlara ait olduğunu ve Japonların onunla gurur duyduklarını bilir. Başarınızı değerleriniz tanımlar. Bu şovu yapanblar kazansdı. ABD, Ingiletee. Fransa ve diğer Batı.
Not: Şunu da yazıya ilacve olrak buraya sıkıştırayım (size cevap değil). Arama motoru vasıtası ile bloga ulaşanların kullandıkları terimler.
******************************
Arama Motoru Terimleri
Bunlar insanların blogunuzu bulurken kullandıkları terimlerdir.
Bugün
Ara Gösterim
hadise erezyon 14
hadise erozyon 13
erezyon hadise 11
erozyon hadise 11
erezyon 2009 10
örevizyon 7
2009 erezyon 6
erozyonda hadise kaçıncı oldu 6
erezyonda hadise kaçıncı oldu 5
türkiye erevizyonda kaçıncı oldu 5
orevizyon 5
hadise erezyonda kaçıncı oldu 5
hadise erezyon da kaçıncı oldu? 5
orevızyon 5
hadise 4
elif safak 4
2008 erevizyon 1.incisi 3
erezyonda türkiye kaçıncı oldu 3
erozyon da hadise kaçıncı oldu 3
erozyon yarışması hadise 3
dünkü türkey erevisyonunda hadise kaçınc 3
türkiye erevizyonda kaçıncı 3
hadise erevizyonda kaçıncı 3
erevizyonda kaçıncı olduk 3
erevizyonda hadise kaçıncı oldu 3
Dün
Ara Gösterim
mescidi aksa 12
elif şafak 8
hadise 8
hadise erezyon 7
orevızyon 6
örevizyon 4
garip 3
mardin katliamı 3
hadise eurovision da kaçıncı olur 3
atatürk büstünü kıran inek 3
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 17, 2009 @ 1:13 pm
benim de canımı sıktığım yok, yazın güzel bir pazarı. hava sadece biraz sıcak. onun dışında herşey çok hoş.
Yorum�Yorumlar yazan: pınar — Mayıs 17, 2009 @ 1:29 pm
Evet, jüri başkanının konuşması tarihini yanlış anlamışım. Sık uğrayamadığmdan, hızlı geçiyorum yazıları da ondandır:)
Öyleyse analize oradan başlayalım. 1932 yıllarının altından çok sular akmıştır Bekir Bey:) Şimdi milli kültürümüzün siyasal temsilcisi olan AKP bile nerden nereye…..
Kendi ülkemizde “muasırlaşma”ya engel olan iç dinamiklerin hiç mi suçu yok?
Bunda çıkarcılığın, iki yüzlüğün egemen olduğu polaitik kapitalizmin de etkisi var, Osmanlı kültürüne evriltme çabalarının frenlemeisi de var.
Her zaman dediğim gibi bir daha diyorum:”benden çıkan herşey iyidir” yaklaşımı doğru olsaydı, bu günkü ithal teknolojiyi de tepmemiz gerkirdi.
Tabi ki bu yorumlarım, sizin iddianızla, cumhuriyet idealinin uygulaması arasındaki görüntüden ibarettir.
Asıl düşüncem, kimden çıkrsa çıksın, “yarlı olan iyidir” ve sanat, sömürgeci egemen bir kültüre hizmet ettiği sürece ilgi alanımın dışında kalır.
Yorum�Yorumlar yazan: zihni — Mayıs 17, 2009 @ 3:40 pm
Konu yazının ikinci bilümü ile daha alakalı olduğu için orda cevapladım yorumunuzu Zihni Bey.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 17, 2009 @ 11:36 pm
HADİSE SESİN ERKEK SESİ GİBİYDİ VE DANSIN GÜZELDİ AMA UFAK BİR SORUN VAR O ADAMA HER YERİNİ ( kelime çıkarıldı-BLY) VE DANSÖZ KIYAFETİYLE ÇIKIP ORADA HALAYLI BİR DANS YAPMAN VE ÇOK İDDALI GİDİP 4. OLUPDA DÖNMEK BÜTÜN TÜRKİYE’Yİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI …
O ADAMIN YAPTIĞI TAŞLI KIYAFETİ ALSAYDIN BELKİ ÇOK DAHA GÜZEL OLABİLİRDİ …
Yorum�Yorumlar yazan: aslıhan — Mayıs 18, 2009 @ 6:48 pm
hadise erozyon şarkın vekıyafetin çok güzrldi bence norveç değil sen kazan maliy dın ve dün gece senibekledi ne kadar puanın olduğunu öğrendim 181 puanın var.
Yorum�Yorumlar yazan: buse — Mayıs 18, 2009 @ 8:51 pm
hadise çok güzeldi fakat hadisenin hakkı 4 üncü olmak değildi asıl norveç 4üncü hadise 1inci olması gerekiyordu herkez komşu ülkelerine puan verdiler sadece hadisenin şarkısına değilde üstüne baktılar bana göre bu ail birşey değildi hadise haklıydı birdahaki erevizyonda hadise değilde küçük bir kız çocuğu olması lazımki beğenilsin diye düşünüyorum bence tabi hadise birinci olmalıydı diye düşünüyorum (haksızlık yapıldığını düünüyorum)
Yorum�Yorumlar yazan: ilayda — Mayıs 18, 2009 @ 10:38 pm
evet gerçekten hadise nin bir sorunu vardı elbisesi dansöz kıyfeti gibiydi erevizyona yakışmamıştı ve sanada yakışmamıştı bütün türkiye senden bunu değilde daha üsütnbir performans bekliyordu ama olsun herekez hakettiğini alır derler ama sen hak ettiğini almadın diyorum ve üzülme bir dakine daha başarılı olacağını düşünüyoruz(bütün türkiye senle gurur duyuyor hadise)
Yorum�Yorumlar yazan: ilayda — Mayıs 18, 2009 @ 10:44 pm
Hadise’nin kıyafeti felaketti.Müziğin eksikliğini sexle kapatmayı denemiş gibi geldi bana..Ayrıca Hadise bence de dansöz kıyafeti giymişti. Bu da oryantalist batının doğuya biçtiği bir kıyafet.
Yani kıyafet batıya ait değil ama batılının beynindeki doğulu eğlence kıyafeti.
Seçilen müzik ise bize aitti.Her gün radyolarda sürekli çalınan popüler müzik.
Şarkının ingilizce söylenmesinde bir mahzur yok.Çünkü müzikte beste kadar sözlerin anlaşılır olması da önemlidir.İngilizce söylemekten gocunmak saçmalık.
Andrew Finkel şurada yanılıyor: Artık kıyafetler arasında ayrışma eskisi gibi değil.Mesela gidin Sultanahmet’e kıyafete bakarak kimin turist olduğunu kolayca anlayamazsınız.Özellikle tipine ve kullandığı dile dikkat ederek birisinin yabancı olup olmadıdığını tespit edebilirsiniz ancak.
Oylama konusunda ise Türklerin yaşadığı yerden oy aldığımıza göre öyle önemsenecek bir şey değil.Önemli olan Norveç’in yaptığı gibi her ülkeden oy alabilmek ve müzik yarışmasında müziği öne çıkarmak…
Özellikle Norveç’le birlikte İngiltere’nin şarkısı hoşuma gitti…
Yorum�Yorumlar yazan: erol — Mayıs 19, 2009 @ 10:36 am
Sultanahmet’te herkesin kıyafeti biribirine benziyor ama kime ait bu kayafet? Hrekesin biribirine benzemesi nasıl oldu? Bunlara da kafa yormak lazım. Kimin kültürü, değerleri yok oluyor herkes tek tipleşir iken?
Pek çok semtte artık Türkçe isimli ticarethane bulmak zor. Bu ne demek? Çağı yakaladığımızın işareti mi?
Yazının ikinci kısmındaki Jüri Başkanı’nın sözlerinden ne anlıyorsunuz?
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 19, 2009 @ 12:51 pm
” Sultanahmet’te herkesin kıyafeti biribirine benziyor ama kime ait bu kayafet? ”
bizim 1′i , elalemin -1′le çarpmışlar , bizim 1 artık bizim -1 olmuş , adam diyor ki mutlak değerlerimiz eşit nasıl olsa…..
iyi aybaşında patrondan maaşın kadar mutlak değer alacağına verirsin bakalım eş mi değil mi…..
( üzerinize afiyet ,kışı atlattım, yaza soğuk algınlığıyla girdim , böyle uzaktan takip ediyorum )
Yorum�Yorumlar yazan: vadininbozkurdu — Mayıs 19, 2009 @ 1:18 pm
-Sultanahmet’te herkesin kıyafeti biribirine benziyor ama kime ait bu kayafet? Hrekesin biribirine benzemesi nasıl oldu? Bunlara da kafa yormak lazım. Kimin kültürü, değerleri yok oluyor herkes tek tipleşir iken?
Bekir Bey, kıyafet meselesini Andrew Finkel’in sözü üzerine yazmıştım. Hadise’nin kıyafeti batıdan alınmış değil. Ancak batılının hayalinde tuttuğu ve biz doğuluların üzerinde görmek istediği türden bir kıyafet. Dansöz kıyafeti. Aktardığınız Keriman Halis ile ilgili Jüri başkanı’nın söylediği sözlere benziyor.Onların görmek istediği gibi giyiniliyor maalesef.
-Sultanahmet’te herkesin kıyafeti biribirine benziyor ama kime ait bu kayafet? Hrekesin biribirine benzemesi nasıl oldu? Bunlara da kafa yormak lazım. Kimin kültürü, değerleri yok oluyor herkes tek tipleşir iken?
Küreselleşme ve yayınlar yoluyla hayat tarzı dayatmaları tek tipleşmeyi tetikliyor. Eskiden turistlerin yada yada hafif meşrep kadınların giydiği kıyafetler şimdi genelleşti. Ayrıca hayat tarzları da git gide benzeşiyor. Aileler kolayca dağılıyor vs. Ancak bir o kadar da şaşırtıcı ve ümit verici bir şey var ki o da; değişen hayat tarzlarının sabit kalmaması. Bu gün tek tipe uydu dediğimiz insanların ilerleyen dönemlerde tekrar olumlu yöne dönebilme ihtimali. Etkileşim çağındayız. Bakalım kim galip çıkacak bundan.
Yorum�Yorumlar yazan: erol b. — Mayıs 19, 2009 @ 2:47 pm
Benim derdim de bu idi Erol Bey. Sorgulamalıyız “normal” kabul ettiğmiz şeylerin nasıl “norm” olduklarını. “değişmeyen tel şey değişimdir” doğru ama Vadinin Bozkurdu’nun da işaret ettiğigibi birinin diğer “egemen” içinde yok olması pek sağlıklı bir “etkileşim” gibi gelmiyor.
Eşitler arası, çağın hayatıonın zaruri tabii etkileşim ile söürrge-sömürgeci veya üstün-aşağı etkileşimi arsındaki fark önemlidir. Nişantaşı’ndaki dükkanların yüzde dopksanının ismi gavurca ise bir yerde bir şeyler yanlış gitmiş demektir.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 19, 2009 @ 4:29 pm
Evet etkileşim çağı kavramını dile getiren Erol beye Allah razı olsun diyorum. Bir de bunu benim kibirliliğe varan derecede karizma ve otorite düşkünü bazı “abi” arkadaşlarıma anlatmak lâzım.
Onlara göre toplumu olumlu yönde etkilemek, bunun için “doğruyu emretmek ve yanlıştan sakındırmak (emr bil-maruf …)” şeklindeki temel Kuran ve sünnet prensibini uygulamak tamamen palavraymış. Onlara göre, toplumu düzeltmenin tek yolu, devlet kurumlarını içeriden fethetmek (daha doğrusu sadece onların fırkasının fethetmesi, daima yanlış siyaset güttüklerini düşündükleri diğer mümin grupların veya bireylerin değil) ama bundan önce toplumu Kuran ve sünnete uygun bir şekilde etkileme girişiminde hiç ama hiç bulunmamak. Yoksa içeriden fethetme amacı suya düşermiş. Devletin şiddet aygıtları el değiştirmeden, Kuran’a dayalı doğru ve güzel sözlerin genel toplumu düzeltmekte bir etkisi olmazmış.
Geçen gün, peygamberimizin “günaydın, iyi günler” gibi eski Arap selamlamalarını nehyedip “selamet sizin üzerinize olsun” anlamındaki “es-selamu aleyküm” sahih hadisini (kaynak: Profesör Hayrettin Karaman hoca ve üstadımızın geçenlerdeki bir yazısı) hatırlattım tavsiye istediğim bir “abi” arkadaşıma. “Ayrılırken de acaba bize benzeri bir şey tavsiye etti mi efendimiz, senin Kuran okuman iyidir, böyle şeyleri öğrenmiş olabilirsin” dedim.
Meğer adamın daha “üst düzey” abilerinden öğrendiği şuymuş: Toplumda peygamberimizin öğrettiği selamlaşmanın yaygın olmaması ve birçok kişinin bunu hoş karşılamamasından ötürü, çok nadir durumlar dışında hiç kimseye laikliğe aykırı “selamun aleyküm” tarzı selamlar vermemeliymişiz. Bunları vererek insanları düzeltemezmişiz. Ulan bir anda düzeltemezsek, etkileriz en azından! Ah, Erol beyin yorumunu keşke daha önce okumuş olsaydım. O zaman bu etkileşim kelimesi aklıma gelirdi ve ona “evet bir anda düzeltemeyiz ama etkileriz ve daha sonraki etkileşimlerle de zamanla adam düzelir” derdim, sözü gediğine otururdum.
Aman Allah’ım, bu adam hayatta hiç mi gözlem yapmamış. Üstelik dünyayı kurtaracak cemaate (aslında fırkaya) mensup olduğunu düşündüğü halde nasıl bunları der. Benim gözlemim şudur: Üniversitedeki aşırı yobaz ateist birkaç hödük dışında toplumdaki insanlar selamun aleyküm dediğinizde size mutlaka aleyküm selam derler. Günaydın derseniz günaydın, merhaba derseniz merhaba diye cevaplarlar sizi. İnsanlar etkileşime açıktır. İslam ahlakını yaymanın yolu da dolayısıyla bu etkileşime açıklığı kullanmaktır.
Yuh olsun ya, bu insanların İslam’a hakikaten hizmet etmeye çalıştıklarına ve korkak ve aklı eksik değil basiretli olduklarına gerçekten inanmıştım. Ama son zamanlarda karşılaştığım bu ve benzeri tavırlar ve sözler ve artık onlara dışarıdan bakabilmem, onların sekülerleşmeye direnç göstermeyi bıraktıkları ve sistemi içeriden fethetme bahanesiyle küfür sistemine entegre oldukları şeklindeki eleştirileri hep doğruluyor…
Bir de bana ne diyorlar biliyor musunuz beni susturmak ve ezmek için bu arkadaşlar: “Çağın siyasetini bilmeyen hiçbir hayır yapamadan yok olup gitmeye mahkumdur” ve yine bu devleti içeriden fethetme gayesiyle ilgili olarak “erken öten horozu keserler, o yüzden internette ve gerçek hayatta İslamî fikirlerini beyan etmeyi bırakmalısın, hocaefendi onları hep söylüyor zaten, öğrenecek olan ondan öğrenir.”
Evet, onların cevabı artık şudur: Evet, çağın siyasetini bilmeyen hiçbir hayır olmasa da fazla hayır işleyemez. Bunu bilmeyen de sizsiniz. Çağın siyasetini devleti içeriden fethetmek sanıyorsunuz. Oysa çağın siyaseti iletişim ve etkileşimdir. Çağın siyaseti, düşüncelerini korkmadan söylemektir. Küfrün karşısında ezik duran küfre yenilmeye mecburdur, zira tahkiki düşünceyi becermesi mümkün olmayan çoğunluktaki insanlar, ezikçe temsil edilen ve gizlenmeye çalışılan düşünceleri değil, korkmadan haykırılan düşünceleri benimserler…
Yorum�Yorumlar yazan: Râvî — Mayıs 19, 2009 @ 8:56 pm
Ama yine de şunu da söyleyeyim. Belki de o fırkadaki herkes için durum böyle değildir. Benim rastladığım örnekler, onların büyük bir kısmını da temsil etseler, hepsini temsil etmiyorlardır. O yüzden bu söylediklerimi okursalar lütfen kırılmasınlar, onun yerine doğru söyleyip söylemediğimi düşünsünler. Ayrıca benim ayet ve hadislere ve onların sadece apaçık meydanda olan doğru yorumlarına hasrettiğim sitemde “Yanlıştan Alıkoymak” anakonusuna baksınlar. Zaten o anakonuda/kategoride şimdiye kadar bir tek yazı yazdım ve o da şu anki son yazım. Siteye girince ilk o görülüyor zaten.
Yorum�Yorumlar yazan: Râvî — Mayıs 19, 2009 @ 9:26 pm
Önemli /ve natemeli) noktalara temas etmişsiniz Ravi kardeşim. 70′lerdeki üniversite yıllarımla bu günü kıyasladığımda fark ettiğm değişim gerçekten tahayyülü zorluyor. Kabul etmek lazım ki daha çnceki modaya göre Allah kelimesi geçen cümle kullanmak dahi sizi ele verir idi. Şimdi Bülent Ersoy’un iki cümlesinden birinde geçer oldu.
Laikçi-din düşmabnı strateji “madem tyok edemiyorsun, Batı’daki gibi sulandır, floklorleştir. tanımaz hale getir”. Bir çok TV Kanalında ZB’a “sex ile oruç bozmak caizmidir hocam” diyen çıplak kadınların “dini programları” bu projenin uygulamalarına sadece bir örnek.
Ama Islami kesimin stratejisi ne?
O da baştan beri olduğu gibi, “bunlar çok güçlü, karşı konulmaz. ancak onların suyuna giderek belki bir kısmının yüreği yumuşar, korkuları izale olur. Onlardan fazla farklı olmadığıomızı bizim de çağdaş , laik olduğumuzu gösterirsek…” basiretini sergiliyorlar.
Bu üzerinde düşünülmüş bir entellektüel birişkim ürünü değil. Pek çoğuna kopay gelen strateji. Onun için belki “yeminli Islam düşmanları” fazla değil ama omurgasız, fikriyatsız, “geri alandaki” kesim çok büyük. Hazır “cover” vaer. Eeeh bunları strateji gereği yapğıyoruz. Ortamı germenin manası yok.
Bahsettiğniz “abiler ve ablaların” bir çoğu artık bizim kesimin sözcüleri, kanaat öndeerleri, hatta tüccarları olarak bir yerlere geldiler ve kaybedecek şeyleri var artık. Dünkü gibi düzenin cüzzamlıları değiller. Pek çokları için “dava” kariyer oldu. Oldukça da ticaretli kariyerler.
Neticede tanınmaz hale gelen bir “modern Müslüman topluluk” hasıl oldu. Bu konuda devam edeceğiz tabii ki pek çokları gibi.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 20, 2009 @ 4:04 am
hadise cok guzel bir klzdlr bende onun kadar guzel olmak isterdim
Yorum�Yorumlar yazan: fyuliq — Mayıs 20, 2009 @ 2:52 pm
hadiseyi çok seviyorum erezyonda 1. olmasını çok istiyordum çok dualar ettim hadise lütfen ama lütfen e-posta adresimi yükle yalvarırım
bensu_zerenyan@hotmail.com
Yorum�Yorumlar yazan: BENSU — Mayıs 20, 2009 @ 7:43 pm
çok ama çok güzel ya
Yorum�Yorumlar yazan: ben yozgsattan mehmet — Mayıs 21, 2009 @ 12:04 am
HADİSE İKİMİZDE SENİ TEBRİK EDİYOROZ ÇOOOOOK AMA ÇOOK GÜZEL OLMUŞ
Yorum�Yorumlar yazan: ziya ve kankası MEHMET — Mayıs 21, 2009 @ 12:06 am
bence hadise süperdi 4 oldu ama bizim günlümüzün 1 cisi o zaten elbise de güzeldibence norveç 1 haketmedi sadece kemanı güzel çaldı o kadar herkes ülke komşusuna verdi böyle olmamalıydı 1 hadise olmalıydı norveç irenç şarkıydı hadiseninki daha güzeldi bu nutumu hadise okusun
Yorum�Yorumlar yazan: seval — Mayıs 23, 2009 @ 5:08 pm
Aman Allah’ım yahu, insanlarımızın böyle bir yazıya yazdıkları cevaba bak –Bekir beyin cevaplamaya lüzum görmediği “ay şekerim Hadise çok harikasın” yorumlarından bahsediyorum. Millet olarak okuma fiilini biraz daha çok sevsek ve tatbik etsek çok daha güzel olacak.
Yorum�Yorumlar yazan: Râvî — Mayıs 24, 2009 @ 1:50 pm
Hocam bu arada, selamun aleyküm, ben sizin siteyi gercekhadisler.wordpress.com’daki siteme ekledim. İnşallah şu anki önemli işlerim biraz ara bulduğunda yeni(den) açacağım ve fikriyatım eksenli olacak diğer bloğuma da ekleyeceğim. Siz benim sitemi buna lâyık ve münasip görüyorsanız, siz de beni ekler misiniz, diyecektim. Saygılarımla.
Yorum�Yorumlar yazan: Râvî — Mayıs 24, 2009 @ 3:38 pm
Niye olmasın Ravi kardeşim? sitenizin hayırlara vesile olmasını dilerim.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Mayıs 24, 2009 @ 6:09 pm
Sitemizi eklediğiniz ve hayır dualarınız için teşekkür ederim hocam.
Yorum�Yorumlar yazan: Râvî — Mayıs 24, 2009 @ 7:14 pm
bence elbisen harikaydı bence sen butiştin vermeyen vermesin sen bneim için birincisin türkeye için
Yorum�Yorumlar yazan: gizem — Mayıs 26, 2009 @ 5:45 pm
bnce mükemmeldin ginede sana haksızlık yaptılar ama sen yinede bizim kalbimizdesin 4. olman bütün türkiyeyi üzdün ve bnnide tabi cok üzüldüm yinede MüKeMmEiN SENİ SEVİYORUZ KALBİMİZDESİN BUARADA EREZYONDA 1 NUMARAYDI SNNLE KONUŞMAYI COK İSTİYORUM BB
Yorum�Yorumlar yazan: gökçe — Mayıs 27, 2009 @ 2:39 pm
bnce hadise çok gsldi ama bi tek kıyafeti kötüydü o kotu ve yarım atleti giyseydi gsl olurdu:D
Yorum�Yorumlar yazan: elif — Mayıs 27, 2009 @ 5:04 pm
norwaş hiç güzel yapmmadı komşu ülkesivar die1. oldu hadise ye sonuna kadar güvendik ama olmadı hepimiz üzüldük keşke 1. olsaydık ama neyse hadise bizim gönlümüzde birinci hadiseyeoy verenlere teşekkür ediyorum
Yorum�Yorumlar yazan: sultan — Mayıs 28, 2009 @ 12:43 pm
Eurovision-Türkçe olimpiyatları-kültür emperyalizmi-kültür alışverişi
OLAY 1-Hepimizin bildiği gibi eurovison 2009 Türkiye için adete bir hayat memat meselesi olmuştu. Batıyı, batılılaşmayı destekleyenler ve muhafazakar Müslüman Türkler için eurovison hem batılıların tertip ettiği bir yarışma olması dolayısıyla hem de batılı müziğin, giyim tarzının ve batı dillerinden biri olan İngilizcenin esas alındığı bir yarışma olması dolayısıyla muhafazakarlarımız tarafından çokça eleştirildi. Buradaki esas eleştiri iki hususaydı.
1) neden kendimizi batılalara beğendirmeyi bu kadar önemsiyoruz?
2) neden böyle bir yarışmaya kendi kültürümüzle katılmıyoruz?
Ve bu soruyu zannediyorum ki nuhafazakar Türkler şöyle cevaplıyorlardı: batılılaşmak cumhuriyet devrimleriyle birlikte hatta daha öncesiyle başlayan süreçle birlikte sadece şekilsel benzeşme çabası olarak algılanmış ve aynı zamanda da zamanın medya araçlarını kullanılmasıyla birlikte “batılılaştırmak” adı altında kültür emperyalizmine uğramış olmamız. Hele ki eurovisionda hadisenin giydiği giysi batılının attığı en önemli gol olarak muhafazkar aydınlarımızın vicdanın sızlatmıştı..
OLAY 2- 2009 Yılında yapılan Türkçe olimpiyatlarına dünyanın pek çok ülkesinden pek çok çocuk katılmış, türkiyede şenlik havasında bir Şarkı-şiir yarışması yapılmıştı. Pek çok ülkenin prestijli Türk kolejlerinden gelen çocuklar gerçek türk çocuklara taş çıkarırcasına düzgün aksan ve türk müziğinin ayrılmaz parçası olan pek çok türküleri seslendirdiler. Hepimizin bildiği, dinlerken duygulandığımız Sivasın Yolları, Ağı dağının eteği vb.türküleri ve bunların yanında populer Şarıkları seslendirdiler. hatta biraz daha da ileri gidip iki Ugandalı çocuk Başbakanın huzurunda İstiklal Marşının !2 kıtasını ezbere okudular. Muhafazar aydınlarımız gibi muhafazkar olmayan aydınlarımızda bu faaliyetlerden övgüyle bahsettiler. Televizyonlarda günlerce gösterildi.
Benimde kafam karıştı; sahi kültürl alışverişi nerde biter kültür emperyalizmi nerde başlar? Yoksa bizim kültürümüzü yaymamız kültür alışverişi de başka bir kültürün bize öğretilmesi kültür emperyaliz midir? Buradaki tek ölçü biz-siz meselesi kadar sığ mıdır?
Seneye en çok ateistin bulunduğu Çek Cumhuriyetinden bir çocuk gözlerimizi yaşartacak kadar duygulu bir ilahi okursa son gülen iyi güler misali esas golü biz mi atmış olacağız:-)
Teşekkürler.
Yorum�Yorumlar yazan: pınar — Temmuz 1, 2009 @ 11:58 pm
ha bu arada bu fitne dolu düşünceleri kafamıza sokan Türklerin bu başarılarını çekemeyen, kıskanç azınlılar ya da adı türk olan ama türk olmayan asli unsurdan saydığımız vatandaşlarımızdır:-):-):-)
Yorum�Yorumlar yazan: pınar — Temmuz 2, 2009 @ 12:03 am
hadise ablacim seni cooooook seviyoruz hep senin sarkilarini dinliyoruz seni coooook seviyoruz hem de cooooooook
Yorum�Yorumlar yazan: nazar ve aysegul — Eylül 8, 2009 @ 6:19 pm
Hocam, sizin amacınız neydi erevizyon yazılarını yazmakta, ama yazılarınız ne hâle geldi! Hadise’ye gönderilmiş bütün bu mesajları ona iletmeniz bence artık vâcib oldu. Bu insancağızlar boşuna uğraşmış olmasınlar.
Yorum�Yorumlar yazan: Mustafâ Râvî — Eylül 8, 2009 @ 7:08 pm
bence çok iyiydi bu şarkıyla biz sınıfta bi eğlence yaptık ve biz 1. olduk ben çok seviyorum dum tek tek şarkısını ve hadisenin hayranıyım seni çok seviyorum hadise inşallah bu yazıları okursun
Yorum�Yorumlar yazan: şule — Eylül 15, 2009 @ 11:20 am