“Ne kendi etti rahat, Ne âleme verdi huzur,
Yıkıldı gitti cihândan, Dayansın ehl-i kubûr!”
-Malumatçı Baba Tahir
Ölünün arkasından iyi şeyler söylenir derler. Bu hesaba göre musalla taşının önündeki imamın cemaate “hakkınızı helal ediyormusunuz” sorusu retoriktir, yani cevabı içinde barındırır.
Herhalde Cumhuriyet muhafızları da böyle düşünüyor olmalılar ki bundan kaç sene önce ise, Başbakanlıktaki iftar sofrasında “rakı getrin lan” diyen 28 Şubat’çı Oramiral Güven Erkaya öldüğünde zamanın Akit Gazetesi “hakkımızı helal etmiyoruz” başlığı attı diye gazete toplatılmış ve yönetimi mahkemelik olmuş idi. Bu vesile ile zamanın laik devletinin gerektiğinde Mahkeme-i Kübra rolü de üstlendiğini öğrenmiş idik.
Eğer demokratik ve laik Türkiye’de böyle bir hak var ise bu mevtaya hakkımı helal etmiyorum. Zorla değil ya. Bunu okuyan Saylan’cılar da Akit’e cevaben laikçi medyanın yaptığı gibi “ne hakkın var ki helal edesin” demesinler. Ben var olduğunu düşünüyorum. Size ne? Zaten bununla meseleyi Yüce Mahkeme’ye intikal ettirmiş oluyorum. Mahkeme-i Kübra’ya inanmıyorsanız mesele yok. Ama inanıyorsanız gene mesele yok.
Bu hatun hangi dine mensup idi, veya ateist, agnostik, panteist falan mı idi bilemem; kendisi açıkça beyan etmediği için.
Benim bildiğim hayatı boyunca İslam, Müslüman ile savaş vermiş olduğu. Takdir ettiğim bir özelliği bu konuda dobra dobra oluşu. Mesela benim bildiğim Saylan bir dostunun mezarı başında I-Pod’dan Fatiha dinletme sahtekarlığını yapmaz idi; en azından o mevtaya saygı gereği.
Tam tersine aklındakini açıkça söylerdi. Mesela bir üniversitede yaptığı konuşmada çocuk korosu şefinin isminin Muhammed olmasını “ironik” buldu ise bunu anında söyler “bu masalarda namaz kılınmasını değil bale yapılmasını istiyoruz” demekten konjunktürel siyasi doğruculuk kaygısı ile imtina etmezdi. (not: Mecbur kalınırsa masa üzerinde de namaz kılınabilir ama siz siz olun masa üstünde bale yapmayın derim). “Bu ülkede bizim istemediğimiz şey olmaz. Biz asli unsuruz” demekten de. Çoğunlukla laikçi TÜSİAD şirketleri ve bir miktar da Dünya Kiliseler Birliği, American Board gibi Protestan misyoner kuruluşların fonları ile desteklenen ÇYDD’nin burs kriterleri konusunda da gayet açık ve net idi. “ Bu şekilde (örtünerek) erken koca buluyorlar …Çok ihtiyacı var ama gerici görünüyor” gibi ibareleri “aramızda militan istemiyoruz da ondan” diye izah etmekten de çekinmez idi. Cüzzamla savaşırken de türbanlı hastalara cüzzamlı muamelesi yapmamıştır ümit ederim. 74 yaşındaki kanserli Medine Bircan’ı baş örtülü diye tedavi etmeyi reddeden, devlet hastahanesi Mengele’leri o kadar insaflı değillerdi.
Bir kaç yıl önce TV’de görmüştüm. Şişman ve 3-numara kızıl saçlı idi kemoterapi sonucu. Ama “başımı bağlamayacağım, böyle daha güzelim” (belki de “hala güzelim” , emin değilim) diyordu. Son resimlerinden bu fikrini değiştirmiş olduğu anlaşılıyor idi. Gavurun sözü ile “güzellik deri derinliğindedir” ve “bakan gözdedir”. Bizde ise fanidir. 
Bir çok darbeder laikçinin protestosuna neden olan “ne şeriat, ne darbe” sloganında da samimi olduğunu düşünüyorum. Zira o “darbe” derken 1960’ı kast ediyor idi. Belki 1980’i de. Ama diğerlerini can-ı gönülden desteklemiş idi zira onlar “muhtıra” ve dolayısı ile “ordunun görevi” idiler. Şimdi Büyükanıt’ın “TV seyrederken aklıma geldi yazdım” dediği 27 Nisan Mektubu’nu okuyunca o da Teziç gibi deliksiz bir uyku çekmiş idi. Tankları yürütmenin fizibil olmadığını kavrayan laikçilerden idi.

Böylesi bir mevta için akıldakini açıkça söylemek saygısızlık değil saygı ifadesi addediyorum. Cenazesinin camide nefret ettiği Islami usüllere göre cenaze namazı yerine AKM’de bale gösterisi ile kaldırılmasının onun hatırasına saygı gereği olduğunu da düşünüyorum.
Zira Mevlana’nın sözü ile olduğunuz gibi görünmezseniz göründüğünüz gibi olmaya mecbur olursunuz.
Ben Kafirun okudum ardından..
İnanmıyanlar kızmasın. Siz ister 10. yıl marşı okuyun, ister “My way” , ister “Imagine” , ister “Amazing Grace” veya uygun bir “hymn” . Laik ülkede yaşıyoruz ne de olsa.
**********************************
İlgili yazılar:

Ben de hakkimi helal etmiyorum ! Ben de olmesi icin dua ediyordum lain cektigi her aci yuce divanda kefaret sayilabilir endisesi ile idi duam ..Oldu kurtuldu ..Rabbim affedicidir ama bunca insanin dahil oldugu kul hakkiyla gitmisse hele de hali nicedir ..
eL KAFIRUN…
Yorum yapan yasemin — Mayıs 18, 2009 @ 5:06 pm
Sizi buraya getirmek için illa cenaze mi olıcak Yasemin Hanım?
Yorum yapan Bekir L. Yildirim — Mayıs 18, 2009 @ 5:14 pm
Türkan Saylan eğitim üzerine yaptıkları için değil sırf ideolojisini İslam karşıtlığı üzerine kurduğu için, bu ülkenin temel değerlerine savaş açtığı için bir figür olarak destekleniyor. Eğitim için yaptığı seferberlik te topu topu son 5-10 yıllık bir maziye sahip. Bu eğitimin de ergenekon terör örgütü sanıkları ile medyada ve diğer finansman sahiplerinin nasıl teşvik! edildiği de ortaya çıktı…Emrivaki bir eğitim seferberliği olduğu ortada…Bu arada ölümünün zamanlaması da ilginç.
Yorum yapan erol b. — Mayıs 19, 2009 @ 11:21 am
Bu nasıl nasırlaşmış bir vicdandır yahu.
Değil müslümana insanım diyene bile yakışmaz.
Yorum yapan orpen — Mayıs 19, 2009 @ 8:51 pm
Ah ne güzel! Birilerine “vicdan” kavramını keşfetmeye vesile olmuşuz. Gaye de bu idi. Şimdi o vicdanı bütün mağdurlar için kullan İskilipli Atıf Hoca’dan Medine Bircan’a, Gazze’ye kadar. Vicdan sadece çağdaş, zengin, güçlü ve populerler için mi muhafaza edilir? benim vicdanım sahipsizler için sızlar. Sokaktaki kediden, sincaptan Gazzeli yavrulara kadar, ortalıkta kimin borusu öttüğü , çağdaş, imtiyazlıların kime alkış tuttuğu kriteri ile değil. 13 yaşındaki çocuğa “çok ihtiyacı var ama dinci görünüyor” diyerek eğitim hakkını elinden alan, milyonlarca kadını insan-altı yaratıklar ilan eden vicdan bu gün hidayete erip Teşvikiye’yi dolduran sizinkilere kalsın. Siyasi doğruculuk arıyorsan başka kapıya “insan”!
Yorum yapan Bekir L. Yildirim — Mayıs 20, 2009 @ 3:41 am
o kadini sevmedim ve sevmeyecegim, tipki onun beni ve beni ben yapan degerleri sevmedigi gibi ….
Yorum yapan aysemine — Mayıs 20, 2009 @ 7:55 pm
cydd’nin burs kriterine niye bozuluyorsunuz ki? dini cemaatler, vakiflar acikca dindar olmayan ogrencilere burs veriyorlar mi sanki?
Yorum yapan kuzu — Mayıs 22, 2009 @ 12:20 pm
bir de kadin ateist mi, hiristiyan misyoneri mi anlamadim ben?
Yorum yapan kuzu — Mayıs 22, 2009 @ 12:27 pm
Yazıyı okudunuz mu? Bakın ne demişim:
“Bu hatun hangi dine mensup idi, veya ateist, agnostik, panteist falan mı idi bilemem; kendisi açıkça beyan etmediği için”
Muhammed isminden nefret eden “bu masalarda namaz kılınması değil bale yapılmasını istiyoruz” diyen hanım sonunda Teşvikiye camiine geldi çağdaş şürekası ile!
Her vakıf istediğine burs verir. demokrasinin gereğidir bu. Yalnız ufak bir detay:
O vakıflar “bu ülkede bizim istemediğimiz olmaz” demiyor, bunu baki kılmak için darbe yapmıyor, hoşlarına gitmeyenin insanca var olma hakkına son vermiyorlar; üniversiteler başı açıklara değil başı örtülülere kapalı.
Yorum yapan Bekir L. Yildirim — Mayıs 22, 2009 @ 2:24 pm
TAMAMINA KATILIYORUM….
Yazıyı okudunuz mu? Bakın ne demişim:
“Bu hatun hangi dine mensup idi, veya ateist, agnostik, panteist falan mı idi bilemem; kendisi açıkça beyan etmediği için”
Muhammed isminden nefret eden “bu masalarda namaz kılınması değil bale yapılmasını istiyoruz” diyen hanım sonunda Teşvikiye camiine geldi çağdaş şürekası ile!
Her vakıf istediğine burs verir. demokrasinin gereğidir bu. Yalnız ufak bir detay:
O vakıflar “bu ülkede bizim istemediğimiz olmaz” demiyor, bunu baki kılmak için darbe yapmıyor, hoşlarına gitmeyenin insanca var olma hakkına son vermiyorlar; üniversiteler başı açıklara değil başı örtülülere kapalı.
Yorum yapan ercan — Ağustos 29, 2009 @ 1:07 pm