Haberi bir kaç yerde gördüm; mesela şurada. Silivri’de tutuklu Ergenekon mahkumlarından biri eline geçirdiği , üzerinde bir sevimli köpek grubunu barındıran resmin üzerine Tuncay Güney adını ve bazı “gizli tanıkların” numaralarını koyup bir diğer tutuklu yakını vasıtası ile medyaya dağıtası imiş.
Sizleri bilmem ama haber beni gülümsetti. Daha önce de söyledim hayvana benzetilmeyi hakaret addedenlerden olmadığımı. Bu dünya güzeli sevimli, masum, sadakat timsali yaratıklara benzetilmeyi Batı’da kimse ne hakaret olarak algılar ne de karakter tahribatı gayesi ile kullanılır. Sadece sınırlı kullanım şartı ile akbaba, domuz, kuzgun, gibi bazı hayvanlar teşbihlerde kullanılır.
Anti-Ergenekon’cu medyanın bunu “büyük hakaret” diye haberleştirmesinden onların algılarının benimki ile örtüşmediği açık. Başbakan, Cumhurbaşkanı veya diğer devlet ricalinin hayvan şeklinde tasvir edilmesine verilen tepkileri bir nebze anlamak mümkün -en azından failin güttüğü gaye bazında (siz öyle algılamasanız da kullanan kişi hakaret gayesi güttüğünde) – ama burada hakarete maruz eşhas Tuncay Güney ve bazı “gizli tanıklar”. Kirli oyunların gizli tanıklarının da zemzem ile yıkanmış karakter olma şansları pek fazla değil , olayın tabiatı gereği. ABD’de mafyayı çökerten gizli tanıklar mafya mensupları idi. İtalya’daki Temiz Eller Operasyonu’nda ve Ispanya’nın Eregenekon’unun çökertilmesinde de “içerden” şahitler, muhbirler kullanıldı.
Peki bu Ergenekoncu karakterler bunu medyaya dağıtarak ne kar elde etmeyi ümit ediyoır olabilir derseniz, bunların her birinin zeki, her adımını akıllı bir strateji dahilinde atan, tek merkezden yönlendirilen bir güruh olduğu ön kabulünü yapmanız gerekir. Ben bir “Ergenekoncu artizlik yapmış; aklınca PR yapıyor. Profesyonel darbeder tiyatrocular Ferhan ile Müjdat’ın şovları sanat şahikası mı sanki” deyip geçerim şahsen. O kadar basiret sahibi olsalardı Ergenekoncu olmazlardı.
Dolayısı ile habere tepkim: Ne sevimli şeyler ama di mi?
