Ha bu “İrticaya Karşı Eylem Planı” yaygarasına verilen Ordu’yu yıpratmaya yönelik ön yargılı tepkiler var ya? İfrit oluyorum resmen! Giresun’a karşı olsa belki “onlar findugun fiyatından başka bişi düşünmez” deyip umursamam ama Ordu? Bülent Ersoy Bey (Hanım?)ifadesi ile “bu mudur yani”?
Bi kere hemen su-i zanda bulunmak yerine durup düşünmek lazım olur mu bizim ülkemizde ve bizim Peygamber Ocağı’mız, canımız, gözümüz. yemeyip yedirdiğimiz (ah neler yedirdik biz onlara! 5. yıldızlı ordu evleri mi yapmadım, Evropa’lara mı yollamadım, süslü tüfekler, lebiderya yalılar mı yapmadım?), en güvendiğimiz kurumumuzda böyle şeyler diye.
Hani laik olmasam “ne oldu Müslüman’ın kardeşi hakkında hüsn-ü zannına?” diyicem.
Türkiye’yi Sierra Leone, Liberya falan gibi birer haydutlar cumhuriyeti mi sandınız? (Özür dilerim Liberya’lı ve Sierra Leone’li okurlardan. Biliyorum sizdeki durum da böyle değil ama naapıyım dünyadan örnek gerekti). Ayıp ayıp! (dahası…)
“Şeytan aptaldır” veya “şeytani deha oksimorondur, çünkü şeytan morondur” teorim vardır ama onu ispat için Frankenstein, Sharon, Hitler, Neoconlar güruhu için izah gerekecek; onu da bir mühendis yaparsa sosyal bilmciler neyle ekmak kazanacak?
Ama bizdeki darbeder- çağdaş-laikçi taife için kullandığım “şeytanın aptal çocukları” tavsifini izah için hiç zahmete girmeme gerek yok. Sağ olsunlar harıl harıl beni doğrulamak için çalışıyorlar.
Taraf’ın ele geçirdiği “En Güvenilir kurumun” , son darbe planını okuyunca tepkim Erke Dönergeci (hani var dı ya şu yoktan var eden, insanlığın en büyük buluşu?) üzerine ifade ettiğmin aynısı. Şöyle demişim 2.5 yıl kadar önce:
“Simdi bu resme baktığımda “Güleyim mi ağlayayım mi” sorusunun cevabini “gülelim” olarak veriyorum. Çünkü geleceği aydınlık görüyorum. Ülkenin demokratları, entellektuelleri, fikir önderleri, kafası karışık vurdum-duymaz halkı veya hükümet olduklarında en büyük icraatı bu laikçi mafyaya kaynak sağlamak olan , kemiksizlerden oluşan politika erbabı sayesinde değil. Düşman intihar ediyor da ondan. Resim bunun resmidir!”
(dahası…)
Bu yazıyı ne zaman yazdığımı bilmiyorum. Eski dosyaları karıştırırken rastladım. 2 yıllık falan olabilir. Şimdi yayınlarsam gerek kendimin, gerek okurların ruh sağlığına iyi gelir diye düşündüm. ************************************
Haberde “İstanbul Üniversitesi’nin bahçesindeki sincaplara kargalar dadandı” diyordu. Hem üzüldüm hem sevindim. Neden üzüldüğümün bir kısmını anlamışsınızdır; özellikle hayvanlara karşı yüreğimin yumuşaklığını biliyor iseniz. Gerek Texas, gerek Washington’daki yıllarımda her gün pek çoğuna rastlardım. Washington banliyösü, Kuzey Virginia’daki evimin arkası ağaçlıktı; orada da vardı birkaç tane. (dahası…)
Gavurun “another day at the office” (dairede sıradan bir gün) diye bir ifadesi vardır. Normalde şok edici, olağanüstü olayların rutin haline gelmesi durumunda kullanılır. Mesela Michael Jordan bir maçta 60 sayı atmış ise böyle derdi bazı gazete başlıkları, zira diğerleri için olağanüstü olan bu olay onun için sıradan bir iş günü içersinde olanlar yani vaka-ı adiye idi.
Ben de artık Ergenekon haberlerini okumuyorum bile. Bir Ergenekoncu Paşa’nın “asalım keselim, kan aksın”, bir saygın aydın Ağbi’nin “ortalık karışırsa, çatışma çıkarsa bir ümit var” , diğerinin “şu kadını şu adama gönder, eroini teslim al, hakimi tehdit et”, bir AYM Başkanvekili eşinin bir diğer AYM üyesi için “ayol biz zenginiz beyefendi zengin, Istanbul’da hanları var, onlar fakir.. garanti rüşvet aldılar” demesi, bir diğer çağdaş Ergenekoncu eşinin GATA’lı doktora “biz Ergenekon hastasıyız, uzatabileceğin kadar uzat, hahahaha” demesi bende hemen hiç bir etki uyandırmaz oldu. Ben malın bu olduğunu size 30 sene önce söylerdim.
Aldığım tepkilerden anladığım kadarı ile darbeder “iyi insanlar” ‘da da fazla bir etki yaratmıyor. Onların genel-geçer rasyoneli hazır: “tamam bu savunulamaz, demokraside olmaz böyle şeyler AMA dinciler güçlenirse..” .
(dahası…)
Yargıtay Başsavcısı Apturaman son muhtırasında Akepe’yi kapatmak için kullanabileceği yeni taktiklerin sinyallerini verdi! “Laiklik olmazsa, azınlıklara tahammülsüzlük, ırkçılık felan veririz; böylece de Venedik Kriterleri’ne uydururuuz. Gavurların da hoşuna gider” dedi mealen. Ama esas tehlikenin “bazı muhafazakar hükümetlerin” (hangileri ola?!) sinsice ekonomiye odaklanıp laikliği gündemden düşürmeye çalışmaları olduğunu ifşa etti!
Şahsen Apturaman’a iyi şanslar diliyorum ama ne yapsa esmer bir Urfalı’nın beyaztürk olma şanısını fazla görmüyorum. Bana ne kızıyorsun Apturaman? Hayatımda ne Reyna’ya uğradım ne Papermoon’a. Git Kahverrengiburunlubeyazkatan’a kız. Beyaztürklük liyakatını onlar dağıtıyor. (dahası…)
Salih Tuna
stuna@yenisafak.com.tr
“Neşet Ertaş dinler misin?” sorusuna, Nil Karaibrahimgil kızımız “Tanımıyorum!” cevabını vermiş!
Ne kadar açık sözlü değil mi?
Savuşturmak maksadıyla soruyu gargaraya getirmeye; “Dinlerim ama…” deyip de anında başka bir konuya zıplamaya kalkışmamış.
Demem o ki, cinlik yapmamış.
Neyse o:
“Tanımıyorum!..”
Gerçi bu gibi durumlarda cinlik yapmak her zaman fayda vermeyebilir. (dahası…)
İHSAN DAĞI
Türkiye’nin en iyi okullarında okumuşlar. Zenginler. Toplumun kremasını oluşturduklarını düşünüyorlar. Ama hoşgörüsüz, bağnaz, cahil ve demokrasi karşıtılar.
Kimlerden mi söz ediyorum? Kemalist ‘beyaz Türkler’den. Doç. Dr. Füsun Üstel ve Doç. Dr. Birol Caymaz’ın Açık Toplum Vakfı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi için yaptıkları araştırmadan çıkan tablo bu.
Sosyal ve ekonomik göstergeleri oldukça yüksek, ama farklı toplumsal, etnik ve dinsel kategorilere ilişkin yaklaşımları çok ‘alçak’ta. Başörtülüler onlar için sadece ’sıkmabaş’. ‘Nefret ediyorlar’ onlardan, ‘iğrenç’ buluyorlar başörtülüleri. ‘Böcek gibi ortalıkta dolanan’ yaratıklar, ‘avam’lar, ‘görgüsüz’ler. Kürtler ise aşağı bir ırk; ‘tembel’, ‘beyinleri az gelişmiş’, medeniyet yoksunu, yabancıların oyuncağı… Üstelik, ‘okumuşları okumamışlardan daha tehlikeli’. (dahası…)
Flaş!! Flaş! Bir daha flaş!!!
Yayınımızın kadrolu hackerları Taraf Gazetesi yazarı Sivilay Abla’nın e-postasını hakladı ve okur mektuplarını ele geçirdi!!!
İşte onlardan bir demet:
*************************
Konu: Ekonomik kriz bizi teğet geçer mi?
Sevgili Sivilay Abla,
TÜSİAD’ı dinleyince ekenomik krizin bizi teğet değil çap geçtiğini, ve Hükümet’in tez elden IMF’den 30 milyar dolar borçlanıp büyük şirketlerimize dağıtması gerektiğini öğrendim. Ama TV’de gördüğüm haberlere göre lüks tatil mekanlarına giden yerli turist sayısında azalma değil artma varmış. Ve Forbes’un en zenginler listesinde Alman’dan çok Türk var. Öte yandan Yargıtay Başsavcısı Apturaaman Yalçınkaya’ya göre Hükümet laiklik yerine ekonomi ile uğraşıyormuş. Sizce hangisi doğru? Kriz bizi teğet geçer mi, geçse de geçmese de laiklik elden giderken aş, iş, trafik, sağlık, demokrasi gibi dünyevi işlerle uğraşmak caiz midir?
Selamlar
(İsim mahfuz))
**************************
Konu: Biz Türklerden pis millet var mı? (dahası…)
Girizgah: Bunu sonradan ekliyorum. Size bir sırrımı vereceğim ama aramızda kalmak şartı ile. “Gıpta ettiğin kimseler var mı” diye sorulsa “var tabii” der idim ve sayacağım isimler arasında Roni Margulies de olur idi. Gıpta etme nedenim ise onun benim gibi “asabi” olmaması ve insanlıktan hala ümidinin olması. Aşağıdaki yazısında da göreceksiniz, o “herkes biraz Ergenekoncu, vicdanlar ölmüş” telinden çalmıyor. Hala temiz kalabilmiş birilerini buluyor, ya bakkal ya bir üniversitede bir kaç genç, ve bundan hareketle insanlık hakkında müsbet bir çıkarım yapabiliyor. Oysa ben hala güzel kalan bir şeyler aradığımda balta girmemiş yağmur ormanları ve kedilerimle baş başa kalıyorum. İşte ondan gıpta ederim Margulies gibilere.
Bu gün yazısını okuyunca kendisine ilk tepkimi şöyle ifade ettim:
Merhaba Roni.
Oyumu kullanmak için yazıyorum.
Seninle aynı milletteniz! Yok,yok ne DNA’ma baktırdım, ne kafatasımı ölçtürdüm. İkimizin de Vicdaniyet Cumhuriyeti’nin vatandaşları olduğumuzu düşünüyorum.
Eline, zihnine sağlık omurgalı adam.
Yazını “etik tarzda” arakladım; haberin ola.
Selamlar
Bekir L. Yıldırım
——————————-
Roni Margulies (Solduyu, Taraf)
Üç kez arka arkaya seçim kazanan, üçüncüsünde bile yüzde 50’ye yakın oy alan bir başbakanın ipe çekilmesi için geçerli neden ne olabilir? (dahası…)