Bir Münzevinin Notlarından…

Temmuz 17, 2009

“Bir daha asla” demek için Tünel’e!

Kategori: Ahlak, Asker, Darbeler, Demokrasi, Duyuru, Ergenekon, Insan Haklari, Toplum, İnsan — Bekir L. Yildirim @ 6:34 pm

Hiç lafı eğip bükmeyeceğim. Demokrasiye, meşruiyete, evrensel iyi doğru ve güzele karşı yapılan darbe üstüne darbelere el ve dil ile müdahele etmek medeni toplum olma iddiasını kazanmak için minimum şarttır. Nokta.

Bunu yapmadan sağda, solda, kahvehanede, internette , cafede ahkam kesmenin pul biriktirmek kadar kıymet-i katiyesi yoktur. Bu gün susan bir Türk(iyeli) dünyaya değil “muz cumhuriyeti” diye küçümsediğimiz Honduraslı’ya bedel değildir.

Bu iş ne zihin egzersizidir ne de hobi. Derbi değil darbe! Çanlar senin için çalıyor! İçinde bulunduğun gemi batarsa, senin takım nah kazanır!

Çocuklarımız, torunlarımız tarihte bu utanç sayfalarını okuyup “bunlar olurken sen ne yaptın” diye sorduklarında verecek cevabımız olsun.

Daha önce söyledim: Batı’da nikah seremonilerinde “…söyleyecek şeyi olan şimdi konuşsun veya ebediyyen sussun” denir.

Bu gün suskun kalan toplum bence konuşma hakkını kaybeder.

Bu gün değilse ne zaman?
Biz değilse kim?
Gerisini 70 milyon adım koalisyonundan dinleyelim.
**************************
TARİHİ FIRSAT TARİHİ GÖREV
2009 Temmuz 17
tags: HSYK

HSYK Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ü ve 13. Mahkemenin Hakimini gözümüzün içine baka baka harcamak istiyor. Daha önce Ferhat Sarıkaya’nın işini bitirdikleri gibi.
Açıkça ergenekon sürecini bitirmek istiyorlar. Artık kimsenin gizlisi saklısı kalmadı.
HSYK’nın kritik kararı alması pazartesine kaldi. Böylece bizim için tarihi bir fırsat doğdu. Bu aynı zamanda tarihi bir görev.
Çünkü biz Cumartesi 17.00’de Tünel Meydanında toplanıp ‘Darbeciler yargılansın!’ diyeceğiz.
Düşünün;
27 Mayıs’ta Menderes’in asılmasını engelleyecek bir firsat elinize geçseydi ne yapardınız?
12 Mart’ta Deniz Gezmiş’in asılmasını durdurabilecek bir firsat elinize geçseydi ne yapardınız?
12 Eylül’de Diyarbakır Hapishanesinde olacak işkencelerin önüne geçebilecek bir firsat elinize geçseydi ne yapardınız?
28 Şubat’ta başörtülü kızların aşağılanması ve linç edilmesi için tertiplenmiş Fadime Şahin Müslüm Gündüz düzenbazlığını bozabilecek bir firsat elinize geçseydi ne yapardınız?
İşte şimdi onu yapmanın zamanı.
18 Temmuz’da Taksimden taşmalıyız.
Bunca zaman darbeleri yuttuk, sineye cektik. Bu sefer sessiz kalmamak için tarihi bir fırsat var.
Öyle bir ses çıkaralım ki sesimiz HSYK’dan duyulsun.
Kendiz gelin, eşinizi dostunuzu getirin, cep telefonunuzdaki tüm numaralara sms atın. Elinizdeki tüm mail adreslerine mesaj çekin.
LÜTFEN
İstiklal Caddesi Tünel Meydanı 17.00

4 Yorum »

  1. Bu tum olanlarin pis siyonist kafasindan ciktigini haykirsak daha iyi olacak gibi Bekir Bey abim, bu salyangoz yuruyusuyle elde pek bisey edilmeyecegi asikar. Biz bir yere odaklanirken adamlar yuz yerde degisik yuzlerle icten vuruyor ve biz uyuyoruz maalesef. En son jakarta’da oldugu gibi. Bu adileri yurdumuzda felce ugratmazsak bilelimke bu zulum tum dunya’da devam edecek, saygilar.

    Yorum yapan Vedat Cakir — Temmuz 19, 2009 @ 10:40 pm

  2. Mirac kandiliniz kutlu olsun.

    Yorum yapan Vedat Cakir — Temmuz 19, 2009 @ 10:47 pm

  3. Hocam kaç gündür ne yazı var sitenizde ne de yorum. Hayırdır inşallah. Tatile filân mı çıktınız acaba? Umarım sağlık sorunu gibi bir şey yoktur… Ben böyle evhamlıyım biraz, kusura bakmayın. Hemen aklıma sağlık sorunları gelir insanlardan az bir süre haber almayınca… Selâmetle, hocam.

    Yorum yapan Râvî — Temmuz 21, 2009 @ 11:36 am

  4. Çok muhterem Bekir hocam,

    Umarım ki inşallah facebook’tan size son yazdığım isyankâr arabesk edalı mektub sizi üzmemiş, gücendirmemiş ve kafanızı haddinden fazla ütülememiştir.

    Ben böyle sizin gibi orta yaşın ileri yıllarında olan/olduğunu tahmin ettiğim büyüklerime böyle hararetli dert yanmamam gerektiğini düşünüyorum aslında. Malum olduğu üzere o yaşlarda kalb hastalığı filân çok yaygın –Allah korusun.

    Galiba benim arabesk denen müzikten ve diğer bütün acıklı müziklerden iğrenmemin nedeni şu olacak: Kendi içimde o kadar (abarttığım) dert, bir tür “içsel arabesk” (!) ve acıklı zihniyet doluyum ki dışarıdan gelecek fazlasına bir gram kadar bile tahammülüm yok! Ama diğer insanlar hayata daha neşeli bakabildikleri için olsa gerek, nefisleri/psikolojileri biraz üzüntüye ihtiyaç duyuyor olmalı; acıklı arabeski veya herhangi bir acıklı müziği seven bir insan için başka bir izah bulamıyorum.

    Neyse, sizi tekrar üzdüysem özür dilerim. Bundan sonra kendi kendime yazacağım dertlerimi ve göndermeyeceğim inşallah. Hatta öyle dertlenmemeye gayret edeceğim öncelikle.

    İnşallah şu anda keyifli bir tatildesinizdir, benim evhamlarım (rahatsızlanma ihtimalinize dair olanlar) büsbütün abes çıkarlar.

    Hürmetlerimle
    Hakir bendeniz Mustafâ b. … b. Hâşim er-Râvî :) (İçimden bu klâsik-Arabî isim ve künye ile artislik yapmak geldi, kusuruma bakmayın bunun için. :D )

    Yorum yapan Mustafa Râvî — Temmuz 23, 2009 @ 11:21 am


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.