Bir Münzevinin Notlarından…

Kasım 1, 2009

Batılılaşmamızın önündeki engel: Batı!

Kategori: Batı, Demokrasi, Din, Islam, Laiklik, Medya tenkitleri, Medya'dan Secmeler — Bekir L. Yildirim @ 2:30 pm

Gözlemlediklerini kavramlar, formüller şeklinde ifade kabiliyetini takdir ettiğim Etyen Mahcupyan (ki bence ifade edilenlere “özgün fikir” denilmesinin şartı da budur) bu günkü İdeolojik ahmaklık başlıklı yazısında Kemalistlerin temel argumanları üzerinden bir IQ -EQ değerlendirmesi yapmış.

Çok yerinde mantıki muhakemeler, çıkarımlar var, her zamanki gibi. Yazıyı tavsiye ederim; ama mimsiz değil. Bu yazının bundan sonrası o mimin açıklamasından ibaret.

Şöyle diyor Etyen Bey:

“[B]u durumda kendilerine benzemeyenin ‘doğru’ olmadığı açıktı, ama ortada garip bir durum da vardı, çünkü model aldıkları Batı birçok yönden kendilerine benzemiyordu. Ancak bu çelişkiyi açıklamak hiç de zor değildi: Birincisi, Batı Müslüman olmadığı için bize benzemiyordu ve onların doğruları bizimkilerden farklıydı. İkincisi, Batı’nın ‘doğru’ olarak öne sürdüğü şeylerin çoğu onların milli menfaatlerini temsil etmekteydi ve dolayısıyla bizim ‘doğrularımızın’ onlarınkinin tam zıddı olması çok doğaldı.”

Bu tahlili biraz çelişkili buluyorum. Şundan: Bahsettiğiniz Kemalist kesim zaten İslam’ı, Batı’yı yakalayamamamızın önündeki en büyük hatta yegane engel olarak görmüyor mu? O zaman kendilerinin Batılı’ya benzemediğinin mi farkındalar ve bunu da “eh tabii, çünkü biz Müslümanız ve onların ulusal çıkarları farklı ” diye açıklıyorlar yoksa “toplum Bat’lıya benzemiyor çünkü bize benzemiyor” mu diyorlar? Ben bütün söylemleri, tavırları ile ikincisi olduklarını, hatta bir çoklarının “Batlıya benzemedikleri” tespitini bir hakaret addettikleri kanaatindeyim. Etyen Bey’in bu yazısından da geçmişteki aynı konudaki yazılarında tasvir ettiği laik cemaat üzerine tespitlerinde de böylesi bir zihin yapısı çıkıyor. “Niye benzeyelim, biz Müslümanız” argumanı laik cemaatten çok “geleneksel muhafazakar” dediğimiz yelpazenin muhtelif yerlerine ait gibime geliyor. Eğer kastedilen “biz” , “biz çağdaş, laik, kemalisat .. vs” değil Türk toplumu ise bunun da tabii bir olgu olarak kabullenildiği söylenemez.

Kemalist kesimin psikolojisini bu şekilde tavsif etmenin daha mantıki olduğunu ispat için birkaç gözlem: Bu gün Kemalist- ulusalcı kesimin Batı’ya yönelik en önemli iddiası “AK Parti ile işbirliği yaparak ılımlı İslami bir sömürge oluşturmak” değil mi? Bu slogandan “biz de benzemiyoruz, çünkü Müslümanız” argumanı çıkarmak zor. Nitekim yazının ileriki bölümlerinde

“Gelinen noktayı betimleyen örneklerden birine, ‘irticayla mücadele eylem belgesi’nin aslını ihbar eden kişinin gönderdiği eklerde rastlıyoruz. Bazı akademisyenlerin ve CHP yönetiminden kişilerin de desteğiyle kaleme alınan ‘Bilgi Destek Çalışması’ Türkiye ile ilgili şu tahlili yapmış (sıralama ve rakamlar bana ait): 1- “Batı tarafından radikal İslam ile mücadele vasıtası ılımlı İslam olarak seçilmiştir”; 2- “Türkiye’de ılımlı İslam’ı gerçekleştirmek isteyenler amaçlarına ulaşmışlardır… Bu eğilimi halen gelmiş olduğu noktadan geri çevirmenin son derece zor olduğu açıktır”

diyor.

Buradan benim çıkarabildiğim meal Batılı’ya benzememenin nedeni olarak “çünkü biz Müslümanız” değil , toplum Batı’lıya benzemiyor zira bizim aksimize Batı’lı radikal İslam alternatifini yok etmek için ılımlı İslam’ı körüklüyor. Biz ise o kadarının da zararlı olduğunu biliyoruz. Ah bir de toplumu arkamıza taksak!!” tır. Buradaki paradoks diyemeyeceğim ironiyi herkes fark etmiştir eminim. Emperyalist Batı bizi kendisine benzetmek istemiyor, ama “biz” (Kemalist-çağdaşlar) onların oyunlarına gelmeyip onlara benzemekte kararlıyız!

Son delilimi en son sunuyorum sayın heyet-i umumi:

“Bugün kendi kendime şu soruyu soruyorum. Türkiye’de “cumhuriyet” ne demek? Diğer bir deyişle, cumhuriyeti savunanlar neyi savunuyor? Bunun neresi demokrasiyle çelişiyor. Çünkü cumhuriyet;
1.. Sokakta yürürken, lokantada yemek yerken, uçağa binerken, okula giderken, işini yaparken, aile içi ilişkileri düzenlerken, haliyle, tavrıyla ve kıyafetiyle, üstün nitelikli bir “Batılı” gibi duran ve davranan,
2. Hayatta en hakiki yol gösterici, bilimdir diyen,
3. Ülkesinin birlik ve bütünlüğünü savunan,
4. İnsanların ırkını, dinini ve soyunu sorgulamayan,
5. Vatanını seven ve onu koruyan,
6. Kendine Türk denmesinden mutlu olan insan tipi yaratma projesidir.”

(Ege Cansen, Hürriyet, 24, Kasım 2007).

Şimdi bir de “gibi durmak” ile işe başlayan “gibi olmayı” bırakın “gibi durabilir mi” sorusuna girmeyeyim. Yazı zaten uzadı yeteri kadar; ayriyeten Münzevi bu gün hem Baykal hem Başbuğ ve hem de Taraf’ın beğendiği(!) Nefes filmi için inzivasından çıkmaya kararlı! Sizin için tabii canım; “gendim için istiyorsam” Sülü namerttir!

3 Yorum »

  1. bence de
    dertleri ‘ılımlısından bile uzak durmak’

    Yorum yapan vadininbozkurdu — Kasım 2, 2009 @ 1:58 am

  2. Hakikaten yahu, bu laikçi kesimler ve CHP gibi partilerin yetkilileri, halkın gözünün içine baka baka, “ılımlı İslam kötü bir Amerikan projesidir” gibi lafları nasıl edebiliyorlar, şaşıp kalıyorum… Medyanın bunlara kızmasına gerek yok, sadece söylemlerini halka olduğu gibi aktarsa, bilhassa çok seyredilen TV kanallarında bu söylemleri onların sesini kısmadan verse ve halk “devlet (seçkinlerin)e itaat de itaat” diye devlet-perestlik de yapmasa, bunlar ayrıcalıklı konumlarını iki gün bile koruyamazlar. Ayrıcalıklı konumda olmadıkları Müslüman ağırlıklı bir ülkeye tahammül edemeyecek kadar kibirli ve müsamahasız oldukları için de “büyük kıymetlerimizden” Fazıl Say gibi (tabii bizi insan yerine bile koymayan bu şahsın “bizim” kıymetimiz olduğunu “yerseniz”) dehleyip İsviçre’ye yerleşirler. Kara para aklamakla iştigal eden ve zengin olan bu “seçkin” ülkede kendilerine yakışan seçkinişko işlerle yaşayıp mutlu olurlar…

    En çok sinirimi bozan şey de, şu Önder Sav gibi yapıp Hz. Peygamber’e göz göre göre hakaret ettiklerinde ve şu Uğur Dündar gibi yapıp dinin temel ritüeline saldırdıklarında bile istiflerini bozmadan medyadaki iftiracılardan, karalamacılardan, kötü niyetlilerden bahsedebilmeleri… Biraz omurgalı olun, İslam hakkında ileri geri atıp tuttuktan sonra, bir de hâlâ Müslüman geçinip halktan öylece destek toplamaya çalışmanız ahlâksızlığın dik âlâsı beyler!…

    Ama yok ya, suç bende, ben bu adamları ne diye hâlâ adamdan, “muhatap”tan sayıyorum ki, ne diye onları sözlerime konu ediyorum ki… Adam değil bunlar, bunlar kendilerini büyüksedikçe alçalanlar takımı. Bunlar muhatap alınamazlar, adam yerine koyup bunlarla saygıya dayalı bir sohbet bile edilemez. Bu kadar düşük, bu kadar alçalmış bunlar. Bunlarla diyaloğa kalkacak kadar aptal olmaktan bizi Allah korusun. Allah bize aynı delikten iki defa ısırılmayan hakiki müminler olmayı nasip etsin. Âmîn.

    Yorum yapan Mustafa Râvî — Kasım 2, 2009 @ 11:56 pm


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.