Baykal’ın sağ kolu, CHP’nin dış siyaset gurusu, eski diplomat Onur Öymen Açılım’a karşı CHP adına Meclis’te yaptığı konuşmada Eroğan’ın “analar ağlamasın” çağrısına karşı çıkmış. “Dersim çözümü” önermiş, zımni olarak.
Kurtuluş Savaşı’nda da Dersim’de de analar ağlamış ne olmuş? Gene Erdoğan’ın sevdiği “bekara karı boşamak kolay” hesabı, Öymenlere ana ağlatmak kolay. Nasıl olsa onlara oy vermeyen hasso, memo anası ağlayan. Kurtuluş Savaşı’nda Dersim’de ağlayanların çocukları. Alakasız haber: Öymen’in oğlunun şirketi multimilyar dolarlık bir turizm işine girmiş Muğla’da (1 yıl kadar önce okudum, detayları hatırlamam).
Binlerce insanın katledildiği, binlercesinin evlerinden köylerinden sürüldüğü, bebelerin laik Türkleştirilmek üzere anne babalarından alındığı bu “çözümün”, Kürtler için manası Hitler’in Yahudiler için planladığı ama tamamlayamadığı “Die Endlösung” (nihai çözüm) e tekabül eder, ölçü olarak değilse zihniyet olarak.
Pek çoklarının tüylerini ürperten bu çıkış fakiri şoke etmedi. CHP hep bu idi, bu olmuştu, bu günde de bundan manalı çıkış olamazdı. Kaderin tecellisine bakın ki aynı Öymen bir süre evvel baş-örtüsünü Nazilerin kahverengi gömleğine benzeterek ABD’li gazeteciyi dehşete düşürmüş, sonra “öyle demedim” diye kıvırtmış fakat gazetecinin ses kaydını yayınlaması üzerine yalanı ortaya çıkmış idi. (Bkz. (Bkz. CHP Nazi/Faşist Partisi mi?).
Dersim Katliamı’nın yapıldığı yıllarda Milli Şef önderliğindeki Parti’nin Kemalizmi Nazi modeli idi zaten. Zamanla konujunktur gereği modeller, ambalajlar değişti. Nasyonal Sosyalist, solcu, sosyal demokrat, ulusalcı vs. ama halk düşmanı, otoriter, despot, ahlak çukuru, vesayetçi, seçkinci, çeteci, vurguncu zihniyet baki kaldı.
Dersim Çözümü’nden 72 yıl sonra bir daha Dersim çözümü ihtiyacı duyması da bu baki kalan zihniyetin mahsulü. Onların, sosyal egemenlikleri altındaki laik Türk adacıkları dışında herkes için her zaman “nihai çözümü” oldu ama güçleri kifayet etmedi. Boşuna mı demiş Akif “tarih tekerrürden ibaret derler. Hiç ders alınsa idi tekerrür mü ederdi” diye?
Manzaraya bakın Allah aşkına!
10 Kasım’da Demokratik Açılım’ı görüşmeyi Ulu Önder’e saygısızlık addedenlerin amiral gemisi tarafından “Atam izindeyiz…kimse yolundan döndüremez” vs. pankartları açılıyor. Bundan 10 yıl önce de görmüştüm onları aynı Meclis’te Şair Ruhlu Başbakan’ın emri üzerine “bu Hanım’a haddini bildirir” iken.
Diğer yandan Dewlett kumandasındaki, sicilinde kendi partisinden bir vekili Sezer’e karşı CB adayı olmasından dolayı (S. Somuncuoğlu) dövmekten hüküm giyme ve Meclis’te fiziksel saldırı ile vekil öldürme gibi kahramanlıklar bulunan vurucu güçler “sen kimin p..ç isin, mescide giderken bizim ordan geçeceksin, orda yakalarımn” diyor. Buna derim ben “Hareket” partisi diye. Ne kendileri iddia ettiler “fikir partisi” olduklarını, ne kimse böyle bir suçlamada bulundu nihayetinde.
Bir CHP’li TRT’de bir müzik programı sunucusunun “keyifli sabahlar” dilemesi faciasının esas mesele olduğuna işaret ediyor.
“Türkiye Türklerindir” gastesi günün mana ve ehemmiyetini ifade etmek için mutad ünlülerin pornografgik görüntüleri yanına “Atatürk Ölmüş” diye devamlı ağlayan 2 yaşındaki bebeğin videosunu sunuyor. Taraf’tan Yıldıray Oğur ise “saat 9′u beş geçe Dolmabahçe’de iki nöbetçi erin ağlayacağı kehanetinde bulundum da doğru çıktı” diye böbürleniyor. (O ne ki Yıldıray? Ben o çocukların 9 a doğru pataklanacağı komplo teorileri dahi ürettim!).
Bu manzaranın daha zenginleştirmeye ihtiyacı var mı?
Varmış demek ki. CHP’nin bulabildiği ennn dürüst adam, SSK soyguncusu Batman’ın bir köyünden fakir bir ailenin çocuğunun maliye bakanı olmasına ne kadar içerlediğini “Ingiliz Mehmet’in ablasının yeşil kartı var” diyerek kusuyor.
“Ingiliz Mehmet’in” cevabı bizim Sanço Panza -de-la- Nişantaşı’nı dahi etkilemiş. “Bu defa” Kılıçdaroğlu yanlış yapmış ona göre dahi. “Ingiliz Mehmet değil. Batman’ın felan ilçesi filan köyünden Mehmet Şimşek’im. Ablam kızının yanında yaşayan, kör ve fakir bir ihtiyardır. Bizde biri bakan olunca akrabaları da zenginleşmez” (meal) demiş.
Günün anlam ve önemini özetlemek için bunlar da yeterli değilmiş. “Keynote speech” lazımmış.
Kürsüye gelen daha önceki “Atatürk Cumhuriyet Baloları’nda bütün kadınları teker teker dansa kaldırırdı, Tayyip Erdoğan bir kadını dansa kaldırabilir mi? Şimdi bunlar mı Türkiye’yi AB’ye sokacak” ve 22 Temmuz seçimleri sonucunu “bunun rasyonel açıklaması yoktur. Aptal halk kömüre satıldı”.. şeklinde tevil eden assolist Onur Öymen , böyle bir Anma Günü pastasının kabarması olmuş, “Final solution”, Die Endlösung, “nihai çözüm” ü ile!
Köşe yazarlarının bir çoğu konuyu idelojik, stratejik, soyolojik, felsefi, ahlaki, siyasi tahlillere tabi tutmuşlar.
Bence tablo kendisi için konuşuyor. İlaveye hacet yok.
Hamiş: Bununla bir doz da Atatürkçi Vatan Şairlerinden Şiirler iyi gider dedim.
Not: Yazı 11 Kasım günü, Hitler-bıyığı, Nazi benzetmesi vs medyada yer almadan önce kaleme alınmış, resim 13 Kasım sabahı ilave edilmiştir.

“…ey bugünümüzü sağlayan ulu kemalyanus! açtığın yolda gösterdiğin ülküde hiç durmadan yürüyeceğime andiçerim…” demekte sakınca görmeyen zihniyetin “şartlar olgunlaştığında” neler yapabileceğini dersimle kanıtlamış bir ahvadın torunlarıyız. atalarımızı bunu yapar bulduk,bundan dolayı bize hesap sorulacağını, yargılanacağımızı da sanmıyoruz! ey rasul! bizi uyardığın azap neredeymiş? derler…desinler bakalım. bekleyin! bizlerde sizlerle beraber beklemekteyiz…
Yorum�Yorumlar yazan: kemalcilikten bıkmış herhangi bir türkiyeli — Kasım 12, 2009 @ 5:16 pm
bayağı da benzemiş , bi de saçları sola taradı mı tamamdır bu iş ,arkadaşı da sağlam Kıvılcım Kemal Anadol ( daha kısa daha şişman ama Mussolini olarak iyi gider )
Yorum�Yorumlar yazan: vadininbozkurdu — Kasım 13, 2009 @ 4:55 am
DerinSular.Com yazarı Serdar Kaya Beyefendi’nin Twitter sitesinde düştüğü şu notu burada paylaşmak lâzım: “Dersim Katliami’ni ovdugu icin Onur Oymen’e Nazi/Hitler yakistirmalari yapiliyor. Peki o zaman o toplu imha emrini veren M. Kemal neydi?”
Halkımız ne kadar aldatılageldi, ne kadar… Lât, Menât ve Uzzâ’ya taptırılmış ve böylece aldatılmış insanlardan acaba ne kadar farkı var ülkemizin sıradan bir M.K.-perest insanının?
Yorum�Yorumlar yazan: Mustafa Râvî — Kasım 13, 2009 @ 11:43 am
Öyle ama 1930′un “final çözümünü” 2009 da aynı şekilde manalandırmaya -veya tersine- anakronik tarih okuması denir.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Kasım 13, 2009 @ 1:00 pm
Haklısınız, o da çok doğru.
Yorum�Yorumlar yazan: Mustafa Râvî — Kasım 13, 2009 @ 5:47 pm
İnsandan neler neler oluyor. Ama hak da vermek lazım. Yoldan çıkmış bir adam yolda giden bir adam gibi nasıl gitsin? Onun bunu tarlasını eze biçe gidecek. İcabında adam görecek onu da ezecek. Çünkü yoldan çıkmış ama durmaya da niyeti yok. Yolsuz adam herşeyi yapar. Ondan her fenalık beklenir. İçi dışına çevrilse belki bakmayı midemiz kaldırmaz. Ama o olmadan da iyi adam anlaşılmaz. İyilik zaten kötülükle mücadele edince ortaya çıkıyor.
Bu arada bende de var bir yolsuz. Beni “helak” etmek için uğraşıyor. Nefsim yani. Ne olacak halimiz bilmem…
Yorum�Yorumlar yazan: Cengiz Cebi — Kasım 15, 2009 @ 4:19 am
Güzel tasvir Cengiz. Yalnız kötü yol, yolcu için de meşakkatli iş görüldüğü üzre.
O “yolsuz” hepimizde var. Sadece bazılarımız senin gibi onun farkındayız, ve seçimlerimizde “acaba o muı yaptırıyor” diye sorarız. Bu da az değil.
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Kasım 15, 2009 @ 7:04 am
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12957003.asp?gid=229 (yorumlara dikkat!!)
Nasıl da birbirlerine girdiler, çok mutluyum… Onur Öymen’e kızmıyorum, aslında teşekkür ediyorum bilinçaltının gereğini yapmış, açık sözlü adamcağız..
Onur Öymeni gizli Akpartili ilan ederlerse hiç şaşırmam.. İyice cozutmuş bunlar (zürriyet yorumcuları)
Yorum�Yorumlar yazan: KLM — Kasım 16, 2009 @ 12:20 pm
Tevafuk olmuş. Dün gece yazdığım, tashih bekleyen yazının ilk satırı:
“Ben artık CHP içersinde AK Parti ajanları olduğuna her gün biraz daha fazla inanır oldum! Evet, başka açıklamasını bulamıyorum.”
Yorum�Yorumlar yazan: Bekir L. Yildirim — Kasım 16, 2009 @ 1:22 pm