Bir Münzevinin Notlarından…

Ocak 10, 2012

Başbuğ’un yargılanması: Duygu ve ilke

Filed under: Ahlak,Asker,Darbeler,Demokrasi,Ergenekon,Suç ve ceza — Bekir L. Yildirim @ 4:17 am

Herkes onu parmağını sallayıp herkesi “akıllı olmaya ve doğru yerde durmaya davet” eden, topraktan fışkıran zırh-deler silahlara boru, “İrtica Eylem Planı” belgelerine kağıt parçası diyen yaman general olarak hatırlar. Beni en dehşete düşüren vukuatı ise Bülent Arınç’ın evini gözetleyen üniformalılar için “bizim elemanımız, kimseyi ırgalamaz” diyerek darbeci subaylara “moral verdiği” konuşması idi (herhalde internete düşmesinden veya elde ediliş tarzından dolayı öne çıkmamış olmalı veya benim hafızam fazla kuvvetli).

Bu günlerde ise bazı tatlı su demokratları, iki mescit arasında bi-namazlar, endişeliler, “ya geri gelirlerse bizi kötü benzetirler; bari ılımlı takılayım” psikolojisine müsait karkterdekiler, kısacası ilkesiz veya omurgasız “iyiler” in, özelde Başbuğ ve genelde tüm darbeciler için sergiledikleri tavizkarlık (pardon “hakkaniyet”) beni tedirgin ediyor. Eminim, yarinki darbeciler başarılı olduğunda bu kadirşinaslık unutulmaz ve gelecekteki başbakanlar asılmadan önce “prostat muayenesi” yapılmaz.

Sanıyorum Başbakan’ın bu günkü “tutuksuz yargılanmasını arzu ettiğini” ifade etme gereği duymasında da bu “hakkaniyetli” arkadaşların yarattığı psikolojik ortamın etkisi olmuştur. Her halukarda Başbakan’ın çıkışının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu kanaatime destek veren bir delil Başbakan’ın sözlerinde: “Hukuki süreçler hakkında konuşmam doğru olmaz AMA”.

Doğru olmazsa konuşmayın Sayın Başbakan. O “AMA” ile diğer hukuki süreçler hakkında konuşmamayı yeğlediğnizde bunu ilkesellik ile savunma hakkınızdan feragat manasına geldiğini bilmiyor olmazsınız. Mahkeme bir süre sonra sizin “arzunuz” yönünde karar alsa bunun nasıl tevil edileceğini de bilmiyor olamazsınız. O zaman ne gerek vardı “arzunuzu” ilan etmeye? Kabineniz mensuplarının “herkes yargı önünde eşittir” ve “suçu isbat edilene kadar suçsuzdır” tepkileri dahi gereksiz idi (malumun ilamı) , fikrimi sorarsanız.

Ama konum Başbakan’ın tepkisinden çok yukarıda bahsettiğm “Ergenekon yorgunluğu sendromu ” diyebileceğimiz tepki. Meseleye sırf hukuki usuller, teknikaliteler zaviyesinden bakan ve samimi olarak eleştirilerini bununla sınırlı tutanları tenzih ederim. Ama korkarım pek çoğunun “tutukuluk süreleri”, “o adam demokrat gibi idi”, “fazla tutuklama oldu.. bu kadar yeter.. artık darbe olmaz nasıl olsa..” gibi argumanları beraber kullanmaları ilkesel hukuki kaygılardan çok mezkur sendromu işaret ediyor.

Onlara cevabı da İhsan Dağı vermiş.
************************************************************
Faso fiso 2
Başbuğ’un tutuklanmasının ardından iktidara yakın bazı çevrelerde ‘ilginç’ bir kafa karışıklığı var. Yoksa hafıza kaybı mı demeliydim?

Genelkurmay Eski Başkanı sanki durup dururken tutuklandı. Ortada bir ‘andıç’, yani resmî belge var ve de 42 tane internet sitesi. Belgenin içeriği açıkça suç teşkil ediyor. Sitelerin içeriği ‘kara propaganda’. Altında imzası ve parafı olan komutanların her biri, ki buna Genelkurmay İkinci Başkanı Hasan Iğsız da dâhil, bu belgenin ve açılan internet sitelerinin gerçek olduğunu söylüyorlar. Yani hiç kuşku yok bu ‘suç delilleri’ hakkında.

Mesele bu cürüm sitelerinin kimin emriyle açıldığı, yeniden düzenlendiği ve içeriklendirildiği. Davanın sanıkları yüksek rütbeli askerlerin hepsi bu işin ‘emir-komuta zinciri’ içinde yapıldığını söylüyor, yani Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u işaret ediyor.

Tablo buyken, davanın diğer sanıkları gibi Başbuğ’un tutuklanmasında şaşacak ne var? Tutuksuz da yargılanabilir elbette, ancak Başbuğ’u gösteren bütün bu bilgi, belge ve ifadelerden sonra mahkemenin ‘siyaseten’ bir karar vererek davayı düşürmesi beklenemez eğer ‘hukuk devleti’ olacaksak.

Sonuçta, somut delil ve ifadeler karşısında söyleyecek sözü olmayanlar şimdilerde sivil mahkemenin ‘yetkisizliği’ni gündeme getiriyorlar. “Yargılansın, ama Yüce Divan’da!” Neden peki? Çünkü suçlamalar askerî ‘görevle ilgili’. Darbe hazırlığı yapmak, bağlı bulunduğu hükümete karşı psikolojik savaş örgütlemek, kendi halkına karşı komplolar tasarlamak ‘TSK’nın görevi’ öyle mi?

Şimdilerde İnternet Andıcı Davası’nda yargılanan Genelkurmay eski Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu da öyle demişti daha görevdeyken; “Bilgi destek faaliyetleri çerçevesinde, ülke menfaatlerini ve TSK’nın görev ve sorumluluk alanını yakından ilgilendiren bir kısım konular…” Bu davadan yargılanacağını bilen şahıs da TSK’nın tepesinde örgütlenen bu işi ‘TSK’nın görev ve sorumluluk alanı’ lafıyla meşrulaştırmaya çalışıyordu. Şimdi bu ‘propagandayı’ gazeteci, siyasetçi, barocu siviller yapıyor.

Darbe hazırlıkları ve girişimini ‘görevle ilgili’ gören ‘sözde siviller’, Anayasa’nın 145. maddesini bilmiyor olabilirler mi? ‘Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür’. Yani ‘darbe suç’u askerî ‘görev’le ilgili bir suç değil. Nasıl olsun ki?

Askerlerin görevleri gereği bu ‘suç’u işleme ‘imkânları’ olduğunu, dolayısıyla bu cürümün ‘görevle alakalı’ olduğunu söyleyenler sadece ‘komik’ duruma düşüyorlar. Ne yani? Darbe girişiminde bulunan askerlerin sivil mahkemeler tarafından yargılanması için elinin altındaki uçak, tank ve tüfeği kışlaya bırakıp başka bir ‘özel ordu’ mu kurmaları gerekiyor?

Ne demiş Başbuğ ifadesinde: “Niyetim kötü olsa 700 bin kişilik ordu vardı elimin altında, onu kullanırdım, niye örgüt kurayım ki?” Haklı tabii. Zaten daha önce darbe yapanlar da ‘kendi özel ordu’larını kurmadı, TSK’yı kullandılar. Onlar da darbe yapmak için ‘çete kurmadı’; resmî orduyu çete gibi kullandı, çeteye çevirdiler.

Her şeye rağmen Başbuğ’u isteyen savunur. Ama bunu yaparken ‘darbeleri meşrulaştrıcı’, darbeyi ‘görev’ addedici cambazlıklara kalkışmasınlar.

İşin ilginci, muhtemel darbenin hedefinde olan bazı saftirikler de inanıyor bunlara. Yahu, daha geçen yıl, bırakın henüz dumanı tüten darbe girişimlerini, üzerinden 30 yıl geçen 12 Eylül darbesi yargılanacak diye nutuk atıyordunuz. Ne oldu?

Yargılanma süreci adil değilse, tutukluluk süreleri uzunsa, usul kuralları yanlışsa hükümet bunlara çare bulabilir. Meclis çoğunluğu mevcut. Ancak, ‘göz yummak’, hiçbir şey olmamış gibi davranmak tuhaf. Hafızalarını yitirenlere Ergenekon, Balyoz, Andıç davalarının iddianamelerini, ifade tutanaklarını okumalarını tavsiye ediyorum. Hafıza kayıplarına iyi gelebilir.

Andıçla Genelkurmay’ın kurduğu ve yönettiği internet sitelerinin işlevinin AK Parti’yi kapatma davasına malzeme sağlamak olduğunu bileceksiniz, sonra da bu siteleri düzenleyenler tutuklandılar diye ağıt yakacaksınız.

Sicilini herkesin bildiği bir ‘kaos muhibbi’nin; ‘siz TSK’nın yaptıklarının arkasında durun, biz de sizin’ sözünü ciddiye almış olabilirler mi? Aldıkları gazla neredeyse Ergenekon, Balyoz, Andıç vs. davalarına ‘faso fiso’ diyecekler.

Kaynak: Zaman

3 Yorum »

  1. Basbakanın tavız vermez sekılde yargının arkasında durması gerekıyor. Yargının ne yapması gerektıgı konusunda fıkır belırterek yargıya ılk ayarı kendısı cekmıs oluyor. Bu durumda ben savcı olsam ‘neme lazım’ derım… Kı kımı savcılar da dıyeceklerdır…

    Hukumetın sureklı yargı konusunda hıcbır etkılerının olmadıgını, yargılanma surecıne hıc bır sekılde mudahıl olmadıklarını, ısteseler bıle gucler ayrılıgı sıstemının buna engel olacagını acıklaması gerekıyor. Malumun ılamıdır amma velakın laftan sozden anlamayanlar için tekrar faydalıdır.

    Yorum tarafından Leyla — Ocak 10, 2012 @ 5:38 pm

  2. Darbe ve terör suçu göremiyorum ben ortada. Bu sitelerle ilgili konuşuyorum. Darbeye kalkışmanın da terörün de emareleri vardır. Hükümeti yıpratmak, siyasete bulaşmak ayrı şeydir. Darbe yapmak ayrı şeydir. Terör ise ap ayrı birşeydir.

    Genelkurmay Başkanının verdiği tepkiyi darbeye destek olarak değil, “biz bir halt ettik, ancak kurum içinde bizi savun, yıllardır yapılan ve kimsenin ses çıkarmadığı haltları yedik, pişmanız, en azından kuyruğumuzu kurtar” yakarışlarına karşı kayıtısız kalmayarak yapılmış açıklamalar olarak görüyorum. Bu refleks doğru yanlış her kurumumuzda var.

    Askerler siyasete karışmışlardır. Hükümeti hazmedememiş, onu yıpratmak istemişlerdir. Ama bunu önceden olduğu gibi darbe ile değil(belki B planı olarak ceplerinde tutuyorlardı, buna da karşı çıkmam) siyaset yaparak yapmayı denemişlerdir. Elbette bu da bir suç. Asker elbette siyasetten uzak durmalıdır. Ben suçlamaların derecesinden rahatsız oldum kendi adıma.

    Bu adamların yargılanmasından, hadlerini anlamasından yana tarafım. Ancak işin suyu ve tanesi çıkarılmadan.

    Ben ortada bir terör örgütü görmüyorum. Ortada gördüğüm ve ülkemin bütünlüğüne, insanlarımın malına ve canına kasteden bir terör örgütüne karşı “anlayalım, dinleyelim” havalarındakilerin, askerin yediği haltlardan dolayı, hesaplaşma yaparken zıvanadan çıkıp bunlara terör damgası yapıştırmasını, en azından mütekabiliyet açısından sorunlu görüyorum.

    Çetin Doğan’ın seminerleri ile bu siteler farklı konular. Failleri de farklı suçlamalarla suçlanmalılar diye düşünüyorum.

    Yorum tarafından mustafa fatih yüce — Ocak 10, 2012 @ 7:06 pm

  3. Her iki yoruma da eyvallah. Yalnız neyin terör suçu olduğu, neden bu kapsamda dava açmak zorunda hissedildiği, epeyce geniş tartışılabilecek hukuki konular (savcının elinde ne var ona vakıf değiliz). Vatandaş olarak benim için öncelik kimsenin bir daha aklına dahi getirmemesini sağlayacak caydırıcılık (Arjantin, Şili, Paraguay, Yunanistan Ispanya vb deki gibi).

    Yorum tarafından Bekir L. Yildirim — Ocak 10, 2012 @ 8:24 pm


Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Theme: Rubric. WordPress.com'dan blog alın.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 26 other followers