Archive for Ekim 2006

Uzun yıllardır arzu edipte ancak vasıl olabildiğim Peygamberler diyarı Şanlıurfadan butun dost ve ziyaretçilerın mubarek Ramazan Bayramını tebrık eder sızlere, yakınlarınıza, tüm Alem-ı Islama  ve  ınsanlıga hayırlara vesıle olmasını dilerım.

Bayramertesı sızlerle beraber olabılmek ümıdı ıle.

Read Full Post »

İftar saati ve trafik

(….) Gazeteci arkadaşım M.Emin Kazcı’dan dinlediğim olay, şaka falan değil; eksiksiz bir gerçek. Radyoda bir haber sunucusu genç Ramazan ayı içinde, akşam saatlerindeki programında şikayet ediyordu.

Ciddi ve israrlı bir ses tonuyla, ‘Diyanet İşleri Başkanlığı bu büyük soruna el atıp en kısa zamanda bir çözüm bulmalı’ diyordu.

Neymiş sorun?

Trafik.

İstanbul trafiğinin, Ramazan aylarında çok kötü olduğundan şikayetçi.

Pekiyi, Ramazan ayında trafik niçin çok kötü oluyormuş:

– İftar vaktine yetişmek için aynı saatlerde yola çıkan sürücüler yüzünden trafik tıkanıyormuş.

Pekiyi, radyodan genç haber-program sunucusu, sorunun çözümü için ne öneriyor?

Önerisi de şu:

– Diyanet, şu iftar saatlerini trafiğe göre ayarlasın da, sorun çözülsün.

Nasıl mı? İşte:

– Örneğin Eminönü’ndeki iftar saati ile Kadıköy ilçesindeki iftar saati aynı olur mu? Diyanet ayarlamaları yaparak bu soruna çözüm bulmalı artık. (Şakir Süter -Akşam 4/10/2006) 

Yorumsuz.

İade Olunur Monsigneur!
Gazetelerden:
“Erdoğan Tezic Fransa’ya nişanını iade etti”

“Karman İnan madalyasını iade etti”
Fransa’nın bize en büyük hediyesi olan “laikçilik” ne zaman iade edilecek acaba?
Las Vegas’in Şanına Uygun Anıt!
Gazete Haberi:
“Las Vegas’a “Soykırım Anıtı” dikildi”

Pek de uygundur dünya kumar ve fuhuş başşehri nam-i diğer Sin City (Günah Şehri) için.

Read Full Post »

CHP''li vekili irtica çarptı!  CHP’li vekili irtica çarptı!  
 
CHP milletvekili Halil Tiryaki, elektrik trafolarının üzerlerine manzara resimleri yapıldığını farketmeyince, müthiş bir irtica takibi başlattı. Her yüz metrede bir mescid açıldığı hissine kapılan vekil, kendine yakın iki gazeteciyi de alarak, ‘irtica avı’na çıktı. Ve bakın neler yaşandı… 
 
 
KURU KAFA İKNA ETTİ
“ Trafo dediğin kirli, paslı olur. Böyle trafo olur mu? ” diyerek içeriye girmeye çalışan Halil Tiryaki, ancak duvarın üzerindeki ‘kuru kafa’ işaretini görünce ikna oldu. 
 

   ABDÜLKADİR SELVİ
CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki’nin ağalığı biliniyor da, dedektifliğini bilen yoktu. Tiryaki’nin bu yeteneği kendini ilk olarak Kırıkkale’deki düğünlerde gösterdi. Kırıkkale’de davul-zurnanın susturulduğunu, artık ilahili, Kur’an’lı düğünler yapıldığını belirtip,”davul zurna alıp bu düğünleri basacağını “ilan etmişti. Düğünleri basmadı hatta gelen tepkiler üzerine, “Bu devirde ev basmak olur mu. Tespit ettireceğim” demek durumunda kaldı ama dedektiflik bir kere kanına işlemişti Halil Ağa’nın. Ankara’da da boş durmadı. Bu kez konu hem daha farklı, hem de konjonktüre tam uygundu…
ÇOK ÖNEMLİ HABERİM VAR

Ankara’dan Kırıkkale’ye giderken, Mamak yolu üzerinde ya da parkların için de küçük küçük yapıların belirdiğini fark etti. Her gidiş gelişinde yol kenarındaki kulübeciklerin sayısı artıyor, giderken yarısı boyanmış olarak gördüğü yapının, dönüşte camının çerçevesinin de ortaya çıktığını fark ediyordu. Samimiyetine güvendiği birkaç gazeteci ile konuştu. Onlara da, sadece “Çok önemli bir haber var” demekten öte bir bilgi vermedi. Yanlarında foto muhabirinin bulunmasını şart koştu. İyi bir haber yakalamanın heyecanı ile muhabirler, “tamam” dediler. Her şey tamamdı. Sadece Tiryaki’den gelecek telefonu bekliyorlardı.

İŞTE ARKADAŞLAR BU BİNA

Çok geçmedi Halil bey aradı. Kızılay’da bir buluşma noktası tespit edip, belirlenen saatte buluştular. Milletvekilinin aracı önde, onlar arkada habere doğru sürmeye başladılar. Kızılay’dan çıkıp Aydınlık Kavşağından dönüp, Samsun Yolu’ndan Mamak’a yöneldiler. Telekomu az geçmişlerdi ki, Halil Tiryaki bir parkın önünde durdu. Eliyle küçük bir yapıyı işaret etti. Foto muhabirleri şakır şakır fotoğraf çekerken, muhabirler hala ne olduğunu anlamamışlardı. Yeterli görüntünün alındığına kanaat getirince Halil Ağa,”beni takip edin” dedi. İkinci bir hedefe yöneldiler. Kısa bir müddet gitti

leri ikinci mekanda da, yine bir öncesinin tıpkısı küçük bir kulübe vardı. Bir önceki kulübe gibi sadece boyanmamış, üzerine doğa resimleri yapılmıştı. Foto muhabirleri bir yandan gösterilen yerin resimlerini çekerken, Halil Tiryaki ile muhabirler de, konuşmaya başladı. Tiryaki,”AK Partili belediyeler irticaya hizmet ediyor” dedi.

AMA EFENDİM BURASI… (daha&helliip;)

Read Full Post »

Nobel Edebiyat Ödülü’nün  Pamuk’a verildiğini duyar duymaz, blogistanin mevzu ile ilgili ilk yorumunu üretme dürtüsü ile (serde gazetecilik var ya!) ilk tepkilerimi, ve tahlilimi ilk yazıda sundum.

Orhan Pamuk’un ödülü sadece edebiyat ile hatta literature ile (benim sözlüğümde farklıdır ikisi) ilgili de değildir. Çok kuvvetli bir politik element olduğu üzerinde konsensüs oluşmuştur, sevenler sevmeyenler, gurur duyanla duymayanlar, içerdekiler, dışarıdakiler arasında. Ben epeydir Pamuk ile ilgili içinde Ermeni geçmeyen diskur duymadım. Siz?

Peki Pamuk bu politik parametreyi bilerek “doğru adımları” mı  attı?

Bu sorunun cevabi bir miktar “niyet okuması” yapmadan verilemez tabiatı ile. Fakat aşağıda sayacağım gözlemler ve bunlara dayalı tahlillere dayanarak “evet” cevabinin nesnel olduğu kanaatindeyim.

İfade edildiği kadar bütün risklerini alarak “iman cesareti” gösteren bir entellektüel portresi cizememistir Pamuk. Tam tersine entellektüel duruşuna göz attığımızda  hemen her zaman risk potansiyeli az, kazanç potansiyeli yüksek yatırımlar (pardon pozisyonlar) seçmiştir. Gecen yılki ödül sahibi İngiliz Harold Pinter’in aksine ne ABD’yi ne İngiltere’yi eleştirmiştir, bu ülkelerin Müslüman ülkelere karsı yürüttüğü saldırgan politikalarla ilgili olarak. İsrail hakeza. Pinter’in bu muhalif duruşa rağmen Ödül’ü alması benim Nobel Akademisi’nin Batı’daki hakim güç çarkının bir dişi olduğu fikrimi çürütmez, çünkü İngiliz  Pinter ve Türkiyeli Pamuk aynı statüde değildir Oryantalist Batılı gözünde. Pamuk’un statüsü Salman Rüştü veya Misr’lı  Nobel odulu sahibi Mahfuz’unki ile aynıdır; Pinter ile değil. (daha&helliip;)

Read Full Post »

İki-üç saat kadar önce Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığı açıklandı. Forbes’tan okuduğuma göre Pamuk’un teşekkür borçlu olduğunu düşündüğüm Büyük Hukukçular Birliği (?) Başkanı Kerinçsiz “bekliyorduk, sürpriz olmadı; romanları için değil Türklüğe hakaret için aldı” demiş. Ama o milliyetçi lümpen politikacı, kötü artisti bir kenara bırakalım ve Avrupalı iyi artistleri dinleyelim.

Gene Forbes haberine göre Pamuk Türk gazetecilere ödülden önce Nobel Akademisi Başkanı Horace Engdahl Pamuk’un politik durumu kararlarını etkilemediğini söylemiş

“Bu tabi ki bir miktar politik türbülansa sebep olacaktır, fakat bizi ilgilendirmez. O ülkesinde tartışılan bir isim ama hemen ödül sahiplerinin hepsi öyle demiş” * Bence Kerinçsiz Engdahl’ seyredip biraz oyunculuk öğrenmeli. Belki o da Emmy, Grammy, Oscar, George, Larry falan alır. Tek akademi Nobel değil ya! Batı’da akademiden çok ne var?

Engdahl Pamuk’un Doğu ve Batı’daki bağları sayesinde çağdaş romanın kök salmasına yardımcı olduğunu da ilave etmiş. Nobel Edebiyat Ödülü ile ilgili Forbes haberinde Fransa Meclisinde görüşülen “Ermeni soykırımı yoktur demeyi suç sayan Kanun tasarısı” nin görüşülmesine de yer vermiş. (Not: Sizi bilmem ama benim tahminim geçmesi ihtimalinin kuvvetli olduğu yönünde! Keh, keh! Egalite, fraternite, liberte falan fıstık. Ayrı mevzuu? Haklisiniz; hatırlatın sonra lütfen!). Ben ilgiyi anlayamadım ama herhalde Bati’li ustun adamın “Doğu ve Batı’daki bağları vasıtası ile çağdaş Romanın (ve Ermeninin-BLY) köklerini güçlendirdi derken kastettiği şey olmalı. Haberde ayrıca Pamuk’un İsviçre radyosuna kahramanca verdiği “1 milyon Ermeni ve 30 bin Güneydoğulunun katledildiği” bilgisinden dolayı persecuted (mazlum) olduğunu da yazmış ama biliyoruz ki bunun Nobel’le falan alakası yok çünkü: 1. Nobel’i veren Bati’li, 2. Avrupalı yalan mı söyleyecek! 3. Yalan söyleyene ne denirmiş? Bilemediniz: Sark kurnazı!

Ama Pamuk Ne demiş?

CNN-Türk haberine göre Pamuk kısa sure öncesinden bir New York yayınevi ile kontrat imzalamış bütün PR (Public Relations) faaliyetlerini de kapsayan ve onlardan izinsiz konuşması mümkün değilmiş. Öte yandan Forbes haberine göre Pamuk son günlerde kendisine Nobel ile ilgili yöneltilen sorulara “benim öyle saçmalıklarla uğraşacak zamanım yok, Ben her zaman ilgilenmediğimi söyledim ve aklımdan gecen bir şey de değil” demiş mealen. Bak biz de adamın günahını alıyormuşuz, meğer ne Nobel’den haberi varmış ne de öyle saçmalıklarla uğraşacak zamanı. PR falan islerini de “eh olumlu dünya” diye devretmiş Madison Avenue firmalarına. Hangimiz yapmıyoruz yani değil mi? “Müslüman BIR ULKEDEN BIRI ICIN EDEBIYAT ÖDÜLÜ ALMANIN TEK KURALI ULKENIN YA REJIMINE, YA DININE, KULTURUNE VEYA TERCIHEN HEPSINE BIRDEN MUHALIF OLACAKSIN” ALTIN KURALINI HIC DUYMAMIS MEDAR-I IFTIHARIMIZ! Üstelik New York’ta kendisini “handle” eden PR firmaları veya Bati’li dostları da hiç böyle bir bağlantıdan bahsetmemişler ve “Ermeni soykırımına” bonkörce bir porsiyon da Kürt ekleyerek dolmuşun ön koltuğuna kurulması sadece tesadüf imiş. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Mea culpa! Kabahati üstleniyorum! Birçok siteler “Protocols of the Elders of Zion” adı altında 1905 yılında neşredilen kitabin gerçek bir Siyonist liderleri toplantısı tutanağı olarak sunmaları benim de fazla sorgulamadan alıp burada yayınlamamı hakli çıkarmaz. Her ne kadar Aydın Doğan’ın “basın ahlak yasasını şaaparız” iddiası gibi bir iddiamız yoksa da onunki gibi avukatlarımız da yok.

Hatayı kabul ediyor ve bu belgenin imalat olduğuna dikkatimi çeken VolkanS müstearlı yorumcuya teşekkür ediyorum. Kendisi ve referans aldığı wikipedia kitabin bir “hoax” (mizah, veya dalga geçme amaçlı aldatmaca) olduğunu iddia ediyorsa da bunun zamanın Rus Carinin dezenformasyonu oldugunu düşünenler de var. Benim için yeteri kadar acık olan şey gerçek olmadığı.

Simdi birçok akl-i selim sahibi insanin aklına gelebileceğini düşündüğüm birkaç farazi soru ve cevap ile durumu birazcık açıklamaya çalışayım.

1. Nerden biliyoruz sahte olduğunu?

Fazla araştırmaya gerek yok , sadece wikipedia, veya diğer benzeri nesenelligi şüphe göturur kaynak değil, Israil’li yazar Israel Shamir gibi Yahudilere pek de sempatik bakmayan kaynaklar da bunu kabul ediyor. Wikipedia Yahudi-İslam meselelerinde ansiklopedik kaynak değil adeta İsrail’in sözcüsü ağzı ile bilgi sunan bir kaynaktır; fakat burada sunduğu bazı deliller oldukça inandırıcı. Bunlar arasında daha önceki dönemlerde yazılan bir broşür ve bir kitaptaki ifadeler ve kurgu ile benzerlikler, kitabin sahih olduğunu iddia edenlerin delil sunamaması, gibi kuvvetli deliller var. Mantıken de bu adamların içlerinde casus olmadığından emin olmadan şeytani planlarını kayıtlara geçirecek kadar aptal olmadıklarını da hesaba katmam gerekirdi.

2. Peki neden bu sorgulamayı daha önce yapmadan yazıyı iktibas yaptım?

Yahudileri 30 yıldır izliyorum muhtelif neşriyat kanalları vasıtası ile, bunun 25 yılında yasadığım ABD toplumunda bu izleme isi çok daha yakından elde ettiğim birçok bilgilere ve kişisel tecrübelere dayanıyor. Washington’daki teknokratik görevimi terk etmek zorunda kalmamda da “antisemit” damgası yemiş olmamın önemli bir rolü oldu. (daha&helliip;)

Read Full Post »

David Irving was sent to jail for denying Jewish superiority. His doom seals the reign of  freedom that began with the fall of the Bastille.

by Israel Shamir
“Do not ask for whom the bell tolls, it tolls for thee,” said the English poet, John Donne. A shameful Austrian verdict bodes ill not only for the English historian David Irving (sentenced to three years of gaol) but for our freedom as well. Never has our feeling of justice been insulted like this! When an occasional dissident was jailed in Brezhnev’s Russia or Ne Win’s Burma, there was always an uproar of protest. Now the only response to the Irving verdict is stunned silence. When they sent innocent Muslims to the living hell of Guantanamo, we could think: they are people of the Third World — different rules apply. A Batista policeman in Graham Greene’s Our Man in Havana  had said: some people can be tortured, and some can not. When Ernst Zundel was kidnapped in the US and brought to trial in Germany, we could think: it is a German internal affair. Now an eminent man of letters, an author of widely read and acclaimed books, a recognized European figure was snatched from a civilised country and jailed for irreverence to the Jews.[1]

Technically, David Irving was sentenced for so-called “holocaust denial”. But the concept of Jewish holocaust being the only enforced dogma of supposedly secular Europe has little to do with the Second World War and its atrocities. It has everything to do with the Jewish claim of superiority and exclusivity. There is a Jewish prayer saying: “Bless you, Lord, that you created me a Jew, that you separated between Jews and the earth folks, like you separated between the Holy and Profane, that our fate is not like their fate”. The Holocaust concept is just another form of this prayer. They say that even their death is not like the death of anybody else. We must deny the concept of Holocaust without doubt and hesitation, even if every story of Holocaust down to the most fantastic invention of Wiesel were absolutely true. Therefore the technical discussions of Jewish mortality are perfectly legitimate but superfluous, like the argument whether a whale could swallow Jonah is superfluous for an atheist. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »