Archive for Kasım 2006

Efendim sanal alemdeki yokluğumu fırsat bilen iç ve dış mihraklar el ele verip bütün önemli siyasi, sosyal ve de bilimsel bombaların hepsini son iki üç haftada patlatmayı seçmişler! Bununla benim radarıma yakalamayacağınızı sandıysanız size bir haberim var baylar, bayanlar: Avucunuzu yalarsınız ! Bana “geç geldi” derler ama “gelmedi” demezler! Hepsine de sıra gelecek rötarlı olsa da.

“Bismillah” deyip bilgi açığını kapatmaya başlayalım, önem sırasına göre. Tabii ki ilk sırada Rahşan Hanım’ın – “Büyükanıt Paşa Hazretleri “(Yalçın Küçük ifadesi) ile kafa kafaya planladıkları Ecevit’in cenazesinin kar maksimizasyonu muvacehesinde zamanlaması ve naşının gezi planı (ilk iki durak devlet mezarlığı ve Rahşan Hanım’ın seçeceği bir arazide özel mezar, sonrakiler bilahare açıklanacak) , Üsküdar’da bütün demokrasilerde ahlak sucu sayılan “public inebriation” (uygunsuz yerlerde kafa çekme) isinin seçkinlerimiz tarafından laiklik eylemine çevrilmesi, MHP-CHP birleşmesi, Atilla Yayla’nın Atatürk’e “adam” demesi yada TESEV’in ölçtüğü halkın kafa karışıklığı endeksi olmayacak tabiatı ile maddi evren hakkında bildiğimiz her şeyin yanlış olduğunu ispatlayan ERKE dururken!

Herhalde duymayan kalmamıştır ERKE Dönergecini. Benim aç karına yaptığım tahminlerimin aksine dönerle falan alakası yokmuş. Efendim, birkaç rejim muhafızı generalimiz kafa kafaya vermişler ve “bu laikçiler bilimciyiz, pozitvistiz, çağdaşız derler ama bunların çağdaşlıkları sadece Bati’nin ahlaksızlıklarını, yüzeysel karakteristiklerinin kotu taklitlerinden öteye gitmez; bütün hünerleri tankların gölgesinde kazanımlarını korumaktır” diyenleri utandırırcasına 1992’den beri harıl harıl AR-GE yapmışlar (siz Bati Çalışma Grubu’nda ne yapıldığını sanıyordunuz?) ve su ana kadar fizik adına bilinen her şeyi tersyüz eden, Türkiye’yi bırakın dünyanın makus talihini değiştirecek, savaşlara, global ısınmaya, afetlere son verecek, Manhattan Project’i çocuk oyuncağı mertebesine indirecek tarihin bombasını patlatmışlar sonunda!!! Önce şanına yakışır şekilde merkez medyaya mensup gazetelerde tam sayfa ilanlarla duyurmuşlar buluşlarını. Ve sonra gene şanına yakışır tarzda, neocon-perver, Richard Perle-friendly Mustafa Süzer ’in Swissotel’inde 28 Şubatçı asker ve bir iki tane de sivil generalin davetli olduğu erkan-i harp’e (pardon ulemaya) ilan edilmiş bu tarihi kökünden sarsan olay! Erke Araştırmalar ve Mühendislik’in Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ruhi Başaran’ın ifadesine göre “Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı” bir ürün olan donergecin takdim edildiği bilim camiası de tabii ki ayni kanunlara göre çalışan illuminati’den oluşuyormuş. Eski kuvvet komutanları İsmail Hakkı Karadayı, komutanım Muhittin Fisunoğlu (“komutanım” olması kendisi ile beraber çalışmış olmamızdan geliyor -bendeniz acemi er, o ordu komutanı olarak, ama görev dağılımı detaylarına girmeyelim) , Rasim Beti, Necati Özgen, Kemal Yavuz (Aksam’daki yazılarında her gün darbe davetiyesi çıkaran paşamız) , Fikret Boztepe, Köksal Karabay. Sivil general olarak ise Kanaltürk’ün sahibi “Kanalım CHP’nin emrine amadedir” diyen Tuncay Özkan, ve efsanevi Yargıtay Başsavcısı, parti kapatma şampiyonu, literatürümüze milletin seçtikleri için “habis ur, vampir” gibi kelimeleri kazandıran Vural Savaş hazirun arasında imiş. Denktaş yurt dışında olduğu için tebriklerini iletmiş.
(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Sevgili dostlar, okurlar,

Yokluğumda bu meakanı  ihmal etmedığiniz için teşekkürler. Gerek memleket ve dünya sath-ı mailinde gerek sahsi cephede önemli olayların cereyan ettığı boyle bir zamanda dilimın elimde olmayan nedenlerle tutulumus olması ne kadar zor bilemezsiniz. Oysa derunumda onca sey birikmişti söyleyecek Ecevıt ve Rahşan Hanım’dan Bush ve Nancy
Pelosi Hanım’a medeniyetler diyalogu’ndan Harran’dakı dunyanın ilk ünıversıtesıne (hem de resimli!), bizim laikçilerin begenmedıği  ‘mollaların Iranı’ nın bilim ve teknolojı başarılarına, Reis-i Cumhurıyet Gazetesı’nin ‘adam olma’ kriterıne  ve tabiiki  seytanın cocuklarının son rutin katliamı ve insanliğın kulakları sagır edicı sessizliğine kadar! ‘Insanlık öldümü’ benim lisanımda yoktur. Hulagu, Pol Pot, Busht,  Sharon ve cocuklarının hepsi insan! Dolayısı ile şeytanın kendisi ınsan kılığında arz-ı endam eder. Ve yaptıkları da gayet ‘insani’ dır.

Neyse şimdi niyetım bu değil. Efendim mevsimsel rahatsızlık, Urfa gezisi sonrası bizim bazen bilgı sayar bazen saymaz donanımı ıskartaya çıkmş idi bazılarınızın malumu üzre. Ana kartından, cocuk kartına kadar herşeyini yeniledik ama bir gün sonra aynı olay tekrarlandı. Yaptığimız araştırmalar sonucu failin bizim apartmana yetersız elektrik veren AYEDAŞ oldugu ortaya çıktı. 400 dolar verip cafcaflı online UPS almak zorunda kalmamak iyi haber gibi geldi ilk bakışta ama kazın ayağının öyle olmadığinı öğrenmem fazla zaman almadı. AYEDAŞ’a  iş yaptırmak zannettığim kadar kolay değilmiş. Bazılarınızın şimdi bıyık altından güerek ‘gezegenimize hoş geldin’ dediğini duyar gıbiyim. Ne bileyim ‘elektrık dağitımı özelleşti, kaybınızı ödemek zorundalar’ vb ıle beni   dolduruşa getienler utansın. AYEDAŞ’ta bır mıktar bugun gelıyoruzş yarın gelıyoruz dan sonra tamam trafodan az elektrık gelıyormus apartmanınızda ımza toplayın voltajın yükseltilmesi için denildi. Ben ‘verdiğinız hizmette bir problem oldugunu tesbit ettiğinıze ve bu problemin bıcok ınsanların hayatını aksatmakş maddi zararlara sebebıyet vermek gibi sonuçlari ortada olduğuna göre neden imza toplamamız gerekior dedim. Telefona cevap veren zatı ikna ettigımı zannetmıyorum ama  ‘bu adam başimıza ış açabilir’ intibası bırakmış olmalıyımkı son söz arkadaşlar trafoya bakacaklar’ idi. Bekliyoruz bakalım. Ümıt fakirin  ekmeği.

‘Arkadaşlar’ bakana kadar ancak şu anda yaptığim gibi mahalle cocuklarının rap ve dığer camın yuzeyını  tırnakla cizme duygusu veren ‘müzik’ türlerini dinleyip ‘geyik’ yapan çocukları dinleyerek ancak sizlere ulasabıleceğım. Benım gıbı ilham perilerının, cinlerinin, zebanilerının normal ortamda dahi söylediklerini kelimelere dökmekte zorlanan biri için bunun ne kadar zor olduğunu  izah etmeme gerek yok herhalde. Kardeşimin ordan yazmak bır seçenek ama o da 25 km kadar uzakta oturuyor.

Kısacası sevgili dostlar, şarkıcının sözü ile ‘don’t give up on me baby’. Yani ben defteri dürmedim henüz; siz de benim defteri dürmeyin. Ibibikler ötmeden buradayım inşa-Allah. Bu arada tasvir etmeye çalıştığim problemler için çözüm önerileri de  tabiyatı ile makbule geçer. Özellikle amcası, eniştesı, teyzesi,  bilumum yakını AYEDAŞ’ta calışan dostlara saygılarım sonsuzdur. 
Pek yakında bıraktığimız yerden devam etmek ümıdı ile.

Selam, saygı ve muhabbetle

Read Full Post »

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Kapasitesinden  çektiği kadar
Hatta asabi  yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
”Dış düşmanlar” vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah’ın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu M. Serbülent  Efendiye

Veya:
Mezar Kitabesi

 M. Turköne (Zaman 7/11/2006)
Ölenler hayırla yâd edilir. Ya öldükten sonra da hayaleti aramızda dolaşacak olanlar? Bıraktıkları kalıcı izlerden yürüdüğümüz siyasetçiler?

Bugünkü hüküm sahiplerine, “Ne yaparsan yap, öldüğünde nasıl olsa seni güzelliklerinle anacağız.” mesajı vermek yanlış değil mi? Gidenin sadece iyi hasletlerini, başardıklarını hatırlamak yerine adil olmak, hakkı teslim etmek, doğrusu ve yanlışı ile bir muhasebeye girişmek daha doğru değil mi? Öyleyse, mezar kitabesini ölüler ülkesine değil, hayatın içine diktiklerimiz için o kitabeye yazdıklarımız, yaşayanlara ve yaşatmaya çalıştıklarımıza saygıyı esas almalı. Bülent Ecevit dürüst bir politikacı idi. Bizde “siyasî etik” denince, akla akçalı işlerde dürüstlük gelir. Ecevit’in siyasî hayatı boyunca bu konuda en küçük bir şaibesi bile olmadı. Ama Cumhuriyet tarihinin en “yolsuz” ve “şaibeli” hükümeti, 1977′de onun başbakanlığında kuruldu. Yüreğindeki insan sevgisi yüzüne yansıyan, zarif bir hümanistti. Sayesinde siyasete medenî bir üslup geldi. Bugün yerli yersiz kullanılan “sayın” hitabını, siyasî iletişime ekleyen odur. 70′lerin şiddet ortamında kutuplaştırmayı sertleştiren, sağ-sol kutuplaşmasına yaslanarak iktidara yürümekte tereddüt etmeyen adam da yine Ecevit idi. Birçok siyasî başarıya imza atmıştı. İşçilerin adam gibi toplu sözleşme ve grev hakkına sahip olması, onun eseridir. Bugün bütünüyle iflas eden eğitim sisteminin çöküşünde de büyük payı vardır. “Mektupla öğretim”den yetişmiş olanları, öğrencilerin karşısına öğretmen diye diken o olmuştu. Parlak bir düşünür olduğu söylenir. Belagati ve fesahati tartışmalıdır, ama bir üslup ve tarz sahibi olduğu kesindi. Ancak bu üslup ve tarzı düşünce yerine kelime üreterek inşa etmişti. Türkçeye karşı en korkunç cinayet, dilin doğal yapısından gelmeyen uydurma kelimeleri siyaset aracılığıyla ortak dile aktaran Ecevit tarafından işlenmiştir. Bu dil ideolojik kutuplaşmalarda kimlik ve fikir yerine geçtiği için yaygınlaştı ve kökleşti. Türkiye onun sayesinde farklı siyasî görüşlerin farklı diller konuşarak birbirine yabancılaştığı bir ülke haline geldi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Sevgılı Dostlar,

Bu maazeret izni istidasını bizim mahalle cocuklarının ‘takıldıgı’ net kıraathanesınden gonderıyorum. Yok devlet memuru felan omadım, gercek maazeretım var!

 Anlasılacagı uzre bizim sistem çökmuş durumda

gene. Şimdi buütün donanımı yenilemenın farklı alternatıflerı uzerınde bilgi sahıbı yeğenler ve danısmanlar kadrosu ıle ıstısarelere garkolmus vaziyetteyım. Anlayacağınız benım ölum haberlerım de Mark Twaın’ınkı kadar abartılmış ve de elı bos donmeyecegım ınsha-Allah.  Metın Bey haklı ıyımı kötumu bılmıyorum hur olmak. Arıfe Hanım kısmen haklı, gezdıgım (pardon arastırma ınceleme ve ıkılı temaslarda bulundugum)mekanlar Urfa’nın dısına tastı.

Merakı canlı tutmak ıcın soyleyemem  ama

ıpucu:

Mardın Kapı Sen olur. Guzeller

yaman olur,Nemrud’un Kızı, Oldurdu bızı…falan..:)

Pek yakında bıraktıgımız yerden devam umıdı ıle hepınızı Allah’a emanet edıyorum.  E-mektup ıle durum soran dostlar da lutfen bunu cevap olarak telakkı etsınler sımdılık buranın klavyesı de her bıseyı de bana cok ters oldugu ıcın bunu yazmak yarım saat aldı.

Selam, saygı ve muhabbetle

Bulmaca: Bolgede benımle aynı zaman ve mekanlarda hangı onemlı devletlu(ler)  arastırma ve ıncelemelerde bulunuyorlardı? Mukafaat sonra kararlaştırılıp acıklanacaktır.

Read Full Post »