Archive for 15 Ara 2006

Gecen hafta sonu cereyan eden, Edward Said anısına düzenlenen Oryantalizm Sempozyumu’ndan bölük pörçük izlenimlerimi bazı dostların ricası üzerine İstanbul Entellektuel mail grubu ile paylaşmak niyeti ile yazmış idim. Bu ona kendi yorumlarımı da katarak oluşturduğum genişletilmiş halidir.

Beyrut’u 1975-1976 yıllarının korkunç iç savaş günlerinde ziyaret eden bir Fransız gazetecisi harabeye donmuş eski şehrin yıkıntılarını seyrederken : “ Burası vakti ile Chateaubriand ve Nerval’in sözünü ettiği Doğu’ya benziyor” diye hayıflanır. Avrupalılar zaviyesinden bakıldığında gazeteci haklı idi. Ş ark çok eski çağlardan bu yana garip yaratıklarla dolu, şaşırtıcı anılar ve görüntüler taşıyan ve doğa üstü olaylarla bezenmiş bir fanteziler ve romantizm dünyası olarak nerde ise Avrupalılar tarafından icada edilmişti. . Ancak o Doğu artık kaybolmak üzereydi. Bir bakıma kaybolmuştu bile, miadı dolmuştu. Belki Doğuluların bu proseste kaybedecek şeyleri vardı; onlar Chateubriand ve Nerval zamanında bile orada yaşıyorlardı, ve simdi acı çeken onlardı gibi gerçeklerin fazla önemi yoktu. Avrupalı ziyaretçi için önemli olan o Şark’ın Avrupai temsili ve o günkü hali idi , ki her iki konu da gerek gazeteciler gerek Fransız okuyucuları için bir grup imtiyazı idi

Bu paragrafla başlıyor Edward Said’in antropoloji, tarih, diğer toplum bilimlerinde yeni bir düşünce sistemini başlatan Oryantalizm (Şarkiyatçılık) kitabi.

Kitapta benzer pek çok çarpıcı, mana derinliği yüklü iktibas yapmaya değer ifadeler var. Ama ben bu ifadenin Said’in Şarkiyatçılığa bakışının özünü temsil ettiği düşüncesindeyim. Kitaba henüz başladım fakat daha önce kendisi hakkında sağda solda okuduğum yazılar, ve dinlediğim bazı konuşma kırıntılarından çıkan ana fikri teyit eder nitelikte buldum bu satırları. Said bilgeliği lüzumsuz bilgiçlik, imal edilmiş karmaşıklık, akademik mesafelilikten kurtarmış bir yazar, filozof , aktivist, ahlakçıdır. Yazısındaki karmaşıklık sadece düşüncesindeki derinliğin gerektirdiği kadardır.

Zaten benim ilgimi çeken de hakkında olumsuz yargılarımın zamanla oluştuğu Oryantalizm’in bir akademik disiplin olarak akademisyenler tarafından mercek altına alınması değil, bunun dünden bugüne Bati-Doğu ilişkisinin şekillenmesinde (ve özellikle Islami Doğu) oynadığı rolü daha iyi anlayabilmek idi. Konferansa bu nedenle pratik bir kullanıcı zaviyesinden yaklaştım.

Edward Said yukarıdaki paragrafta tasvir ettiği oryantalist zihniyetin önemli sebeplerinden birisi olarak Bati’nin (özellikle İngiltere ve Fransa’nın) çok uzun zamandır Doğu’yu yönetmekte olmasını gösterir. Bunun sonucu olarak Batılı şuurunda farkında olarak veya olmayarak Doğulu “öteki” dir. Bu bazen “aşağı öteki” bazen de yukarıdaki paragraftaki gibi, egzotik, romantik, heyecan verici, duyulara ziyafet vererek Batılının fantezi ve eğlence kaynağı olan, veya bazen de acınan. Fakat bu sıfatlar yelpazesinin hepsi de sömürgecilik ve emperyal ihtiraslar, medenileştirme, ve asimilasyon gibi gayeler için motifler teşkil edebilmiş veya araçsallaştırılmıştır. (daha&helliip;)

Read Full Post »