Archive for 12 Mar 2007

Son günlerde II. Andıç gündeme oturmuş vaziyette. “Haber bunun neresinde, hem niye II. Andıç ki? Türkiye’de şu anda birtakım kurumlarda kümelenmiş kimileri birçoklarımızı fişlemekle meşgul olduğunu bilmiyormuyuz” diyecekler için, savunmam birçok Bati medya kuruluşunun mottosu: “we don’t make the news, we report it” (biz haberi yapmayız, veririz). Baksanıza mevzuda hemen her gazetede en az üç dört köşe yazısı var. Geçen Genel Kurmay’da birtakım dost ve düşman gazeteciler listesi üretildiğini duyduğumda aklıma gelen ilk soru “düşmanlar” arasında niye Zaman, Yeni Şafak, Vakit gibi gazetelerin ve yazarlarının olmadığı idi. Meğer “şeytanin gizli olduğu detay” gözümden kaçmış. Bu listeler “akredite medya” ve aralarındaki akredite gazeteciler için tutuluyormuş. Yani “dost gazetelerde” dahi “düşman gazeteci” veya performansı göz doldurmayan gazeteci olabiliyor imiş. Buna göre de GK tabii olarak kırık notlar veriyor, sınıfta çaktırıyor veya daha iyi çalışmaya teşvik ediyormuş. Peki düşman neye göre belirleniyor imiş? Bunun en önemli kriteri ise “askerin siyasete müdahalesine karşı olmak” imiş.

Zaten demokratik bir ülkede askerin ülkesinin medyasından dostu düşmanı diye bir kriter olamayacağına göre bu değerlendirme başka bir bazda zaten yapılamaz ki. Örneğin devamlı birileri ile savaş halinde olan ABD’de de bazı yayın kuruluşlarının askeri operasyonlara karşı tavırları değerlendirilir, ama değerlendirmeyi yapan askerin kendisi değil, o politikanın arkasındaki siyasi otoritedir. Ve bu değerlendirme de hiçbir medya kuruluşu veya mensubunun haber alma hakkını engellemek için değil, hükümet politikalarının başarısı için doğru PR yapma gayesi ile kullanılır. Irak savaşından haber veren Batı medyasının çoğu “Imbedded” (askerle beraber yatıp kalkan, onlara eşlik eden) dir -ki buna da bazıları “in-bedded” yani “asker ile yatakta olan” olarak hicvederler- ama onlarınki savaş sırasında kişisel tehlikeyi minimize etmek saiki ile caiz görülebilir. Bazı yayın kuruluşları, örneğin El-Cezire ve birçok Batılı müstakil gazeteciler “imbedded” olmayı nesnelliklerinden taviz olarak algılar ve hayatlarını riske atma pahasına tehlikeli bölgelere korumasız gitmeyi tercih ederler. Hasil-i kelam askerin medyaya karşı sivil otoriteninki dışında bir politikası var ise o ülkede demokrasi yok demektir. İspanya’da Bask bölgesinin bağımsızlığı hakkında politik sayılabilecek “kişisel görüş” beyan eden generalin sonunu duyduk hepimiz; ki o’nun söylediği bizim medyamızda haber dahi olmayacak kadar yumuşaktı. Askerin medyada dost düşman belirlemesinin hiçbir meşru mazereti olamaz. “ülkenin güvenliği” saikı ile medyanın bilmemesi gereken bilgiler muhtelif gizlilik statüleri verilerek korunur. Bunun kararını dahi sivil yönetim verir. Çünkü terazinin bir kefesinde güvenlik diğerinde demokratik toplumda şeffaflık, yani halkın bilme hakkı vardır. (daha&helliip;)

Read Full Post »