Archive for 27 Haz 2007

Çocuðu olmayan kadýný öldüren töreniz batsýn diyordu başlık.
tumur.gif
Haber adeta kanımı dondurdu. Çocuğu olmadığı için bu nur yüzlü, masum kızcağızı katletmişler. “aile namusu” böyle gerektiriyor imiş. Kızcağızın babası bu “namuslu aşirete” bir kadın ve yüküce para verse imiş de kabile namusu temizlenirmiş ama kızın babası ikisini de denkleştirememiş!

“acaba cahiliyye Kureyşlileri bu kadar gaddar mıydı “ dedim kendi kendime.. Onlar en azından para ve süfli menfaatler karşılığı kızlarını gömmekten vaz gecmiyorlardi. Hele bir de “tehdit e-postası aldım” diyen her milyoner ünlüye millet kesesinden koruma verildiği ülkede bu kızcağızın karakola kadar gidip “beni öldürecekler, koruyun” diye yalvarmasına karşılık “aile namusu” için o’nu katleden pez…..klere teslim edilmesini okumak kahretti beni! “kültürel haklar” için savaş veren PKK ve yandaşı siyasiler buna ne derler acep? Haber üzerine yorum yapmak istedim. Dilim tutuldu. Bulabildiğim ifadeler kifayetsiz kaldı. “Şair ruhlu, ve de o ruhu kelimelere dökecek kadar güçlü kaleme sahip biri yazmalı” dedim bu konuyu. Gülay Göktürk yazmış ama o’da yetersiz idi benim için. Bir şair ve de hanım dosttan rica ettim yazmasını. Yazarsa koyacağım buraya. Şimdilik haberle yetinelim.
(PS: Şair dosttan haber alamadim ama sair ruhlu oldugu kadar da analitik dost Ece Hanim konuyu sosyolojik ve psikolojik olarak tahlil etmiş. Buyurun.)
***************************
Çocuğu olmayan kadını öldüren töreniz batsın

Birgül Batak’ın ömrü acıyla geçti.

Çocuğu olmadığı için yediği dayaktan kaçtı, aşiret ‘Ölecek’ dedi. Kocası ilkinde kıyamadı. Sonra ölü bulundu. Kocası suçu üstlendi; babası: Katil, aşiretin reisi…
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Aşağıdaki Perihan Mağden yazısını fazla orijinal bir tespit veya derin tahlil bulduğum için koymadım. Abdullah Gül’ün adaylığını arzu ve tahmin ettiğimi de yazmış idim (Bkz: “Formül: Cumhurbaşkanı GÜL” veya
Doğru Seçim: Gül).

Perihan Magden’i sevmemin nedeni ne kendine has müstehzi üslubu, ne malzeme seçimi ne hayat felsefelerimiz arasındaki uyuşum. Benim nedenim onun da ayni gazetenin diğer omurgalısı Nuray Mert gibi ahlaki doğruculuk kriteri, sahteliklere alerjisi. Bu yazının Münzevi’nin notlarına eklenmesinin nedeni de yazısındaki Abdullah Gül tavsifinin benim tanıdığım Abdullah Bey’e uyması da değil. Bunu yapan çok oldu; orijinal değil. Asıl sebep yazının sonunda sıkça vurguladığım entellektüel sorumluluk zarureti olan bir çağrının bulunması. Buradaki yazılarımı takip edenler, aydınlara, kanaat önderlerine, köşe yazarlarına müteaddit defalar yaptığım eleştiri/çağrıyı not etmişlerdir sanıyorum: O da artık “bakın, bunu da yapmışlar; bu kadar da olmaz” deme noktasının ötesinde olduğumuzu, demokrasi, meşruiyet, hakkaniyetten yana olanların artık “ahlaki, demokratik reflekslerini” göstermeleri için toplumu mobilize etmeleri gerektiğini vurguladığımı bilirler. İşte bu gün Perihan Mağden’i Münzevi’nin fakirhanesine konuk etmemin nedeni de yazının sonundaki aynı minvaldeki çağrıdır. Mağden “bu yanlıştır” demekle kalmıyor: “Hakiki demokrasinin bu topraklara gelmesini isteyenler, ayaklarını yere daha sertçe basmalı. Duyulsun diye.” cümlesi ile “yeter” diyor Perihan Hanim. . Benim aydınlar için çıtam budur. Doğru tespitler doğru “refleks” çağrıları ile desteklenmediği surece fazla bir mana arz etmiyor artık. Magden’in yazısını böyle okudum ben Buyurun bir de siz okuyun:

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=225137

Abdullah Gül’ü savunmak
Perihan Mağden
26/06/2007 (15359 kişi okudu)
Bilmem söylememe gerek var mı; hiç AKP’ye oy vermedim.
Ve hiç vermeyeceğim. (daha&helliip;)

Read Full Post »