Archive for 10 Tem 2007

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE

Sonuçta iş gelip bir azınlığın yönetme hakkını meşrulaştırmaya, ona gerekçeler ve bahaneler bulmaya dayanıyorsa çok çaba harcamak gerekir.

Çirkin, itici, hatta iğrenç bir şeyin sağını solunu yaldızlayıp millete pazarlayacaksınız. İnsanlar önce katlanacaklar, sonra kanıksayıp, görünürde başka çare olmadığı için alışacaklar. Sonra o meş’um azınlık, pazarlamacılarını alkışlayacak. Onun yeteneğine, dehasına övgüler düzecek. Sadece gücün, kaba kuvvetin hakimiyetini ideolojilerin aldatıcı mantığının içine saklamayı başardığı için saygıdeğer olacak.

İş gerçekten büyük: Halkın karşısına geçip azınlığın yönetmesinin tartışılmaz bir hak olduğunu, hakkında fikir sahibi olduğu her fikri ve ideolojiyi seferber ederek savunmak. Aklınızın erdiği ve yettiği her şey… İtalyan faşizmi ile Alman nasyonel sosyalizminden bir sentez oluşturmak; Sorel’den habersiz olsa da sosyalizm ile faşizmin kesişme alanına yerleşmek; oradan Stalin’i bayraklaştırarak onun kanlı diktatörlüğüne alkış tutmak; sonra İnönü dönemi Kemalizminin en jakoben yorumlarını yapmak; Arap Baasçılığının ilkel ve kompleksli milliyetçiliğini, 27 Mayıs’ın ve sonraki cuntacıların ilham kaynağı olduğu için yüceltmek ve bayraklaştırmak; Pol-Pot yönetimin vahşeti ile korku salmak. Bütün bunları, kaba bir oligarşinin, fütursuz bir jakobenizmin savunması adına yaparsanız ne olur? En çok ihtiyaç duydukları şeyi yapmış olursunuz. Ortada bir tutarsızlık yok. Sonuç olarak ne şekilde olursa olsun bir azınlık diktasını savunuyorsanız, sıraladığım ideolojik renkliliği tek bir ortak paydada birleştirebilirsiniz: Yönetme hakkı azınlığa aittir. Evet bütün bu ideolojileri tek tek, bazen birlikte savunursanız ne olur? Demokrasiye yani halka iflah olmaz bir düşmanlığı olan, kibrinden yanına yaklaşılmayan yönetici seçkinlerin, yani o malûm azınlığın sözcüsü olursunuz. Sadece azınlığın değil, cuntaların, darbelerin, özgürlük düşmanlarının yazdığı o kirli tarihin fani bir bedende tecessüm etmiş hali olusunuz. İlhan Selçuk işte budur. Önemlidir; çünkü seçkin azınlığın sözcüsüdür.

Arap Baasçılığına bile rahmet okutan anlayış
(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

“Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, bir de baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz..” (Türk masalları)

– Sahi ne oldu biri Beyaz’a da bana da anlatsın lütfen.

– “Önce Big Bang oldu
Sonra buzullar eridi
Sonra Araplar Mercedes Benz’i aldılar” *
……………
…………….
Sonra ERKE vermeden almanın tabiat kanunu olduğunu ispatladı.

Sonra yeşil tanklı modern şövalye fazla “sevdiği” millete gece yarısı e-ilan-ı aşk mektubu yazdı.

Sonra Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek “GK Başbakanlığa bağlıdır; bunu tasvip etmemiz mümkün değildir” dedi.

Sonra birçok demokrat entellektüel “bravo” dan, “iyi başlangıç” ve “yeterli değil ama askeri vesayete karşı şimdiye kadarki en cesurca çıkış” a kadar değişen olumlu tepkiler verdik.

Sonra aşığımız kurduğu, kurdurduğu veya ele geçirdiği STK’lar (fakirin sözlüğündeki ATK ‘nin “Askeri Toplum Kuruluşu” açılımıdır) vasıtası ile ‘yürüneceeeek, yürü! ‘ emrine mütenasip kitlesel refleks gösterdi, (BKz. Nokta’lanan derginin ele geçirdiği Özden Örnek Paşa’nın olmayan günlükleri).
(daha&helliip;)

Read Full Post »

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE
m.turkone@zaman.com.tr Yorumlar

Siyasî yelpazenin üzerine oturduğu faklı fay kırıkları var. Bu kırıklar bazen birbirine paralel gidiyor, bazen biri diğerini kesiyor. Bu kırılmaların ayırdığı alanları farklı siyasal tercihlerin gerekçeleri olarak tahayyül edebilirsiniz. Bize özgü kırılmaları dikkate alarak hepsini üst üste getirdiğiniz zaman ortaya partilerin seçmen tabanları çıkıyor.

Bütün dünyada olduğu gibi “sınıf farkı” kimse üzerine alınmasa bile önemli bir bölünme eksenine işaret ediyor. Bizim gibi fert başına gelirin düşük, gelir uçurumunun büyük olduğu ülkelerde yoksullar sayıca fazladır. Demokrasi, bu yoksul insanların pastadan daha çok pay alma talebine destek veriyor. Çok zenginler ve çok yoksullar arasında yer alan orta sınıf, bu fay kırığını yumuşatıyor. Merkeze yönelen partiler orta sınıf üzerinden bir yandan gelir adaleti sağlamak, bir yandan da pastayı büyütmek telaşına düşüyor. Çok partili hayata geçtiğimiz tarihten bugüne yoksulluk köylülük adıyla sağ partilerde temsil edildi. Varoş yoksulluğu bugün köylülüğün önüne geçti. Geçen gün İzmir’de miting yapan AK Parti liderinin hitap ettiği kalabalık bu durumu özetliyor. Tanju Tosun, İzmir’in siyasal topoğrafyasını bu çerçeveye sokuyor. Zengin semtler % 80’lere varan oy oranları ile CHP’li, yoksul varoşlar ise tersine AK Partili. Aynı manzara İstanbul ve Ankara’da da değişmiyor. Zengin Çankaya CHP’li, bugün hızla dönüşen varoşlar ise AK Partili. (daha&helliip;)

Read Full Post »