Archive for 15 Tem 2007

Mustafa Özel
mozel@yenisafak.com.tr

Necip Abi’nin kedileri

Çengelköy vapurundan indikten sonra, Çınaraltı’na inen Dere Sokak’ta ‘geleneksel’ molanızı verin ve ÇikolataKahve’nin çifte kavrulmuş kahvesini ağır ağır yudumlayın. Derken sokak içinden bir feryat yükselecektir: “Kahpe fırıldaaakkk! Yoldan her geçenle kırıştıracak mısınnn? Ben sana bunun hesabını sormaz mıyımmm?”

Ürpereceksiniz. Galiba ciddi bir aile problemi karşısındayız. Böyle durumlarda nedense Tolstoy’un Anna Karenina’sının ilk cümlesi hücum eder hafızama: “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.”

Bülent, renginizin solduğunu fark edince, hemen açıklamaya başlar: “Ah, merak etmeyin, Necip Abi’dir o. Kedilerine bağırıyor. Kim bilir ne hınzırlık yapmışlardır gene. Aslında kolay kolay kızmaz Necip Abi. Kerataları bayağı sever. Hatta sırf onlar için yaşıyor da diyebiliriz.”

Necip Abi çocukluğumun Ağrı’sında yaşıyor olsa behemehal kedi yerine at beslerdi. Çengelköy’ün daracık sokaklarında ancak kedilere bakılabiliyor. Onaltıncı yüzyıl İstanbul’unda, Silahtar Yusuf Ağa’nın al atı, Sultan Ahmet’in kır atı tarafından geçilince, şair Dürrî al ata bundan böyle sarı kedi denilmesinin uygun olduğunu, çünkü kedinin hayatının “sofra ile mutfak arasında” geçtiğini yazar:
(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

69487-13-mayis.jpgBu konu epeydir dikkatimi çekmiştir ama “büyük resim” içerisinde fazla özel bir durumu olmadığı düşüncesi ile bu güne kadar dokunma ihtiyacı hissetmedim. Ama birkaç gün önce okuduğum Aydın Doğan’ın henüz porno resimleri ile tık sayısını arttırmaktan vaz gecme taahhüdünde bulunmayan kanadı “basında güven” mottolu Milliyet’te okuduğum bilimsel analizden artık durumu mercek altına alma zarureti hasıl oldu.

Analiz’e” göre Erdoğan İzmir’in Gundogdu Meydanı’na ancak 25 bin kişi toplayabilmiş, onlar da dışardan ve kenar semtlerden gelmişler. Aslında bir diğer habere göre o dahi insaflı davranmış(gerçek sayı 10 bin kadarmış). Haber-analiz bundan ibaret değil tabii. Son yıllarda en halkçı ozanımız Zülfü Livaneli (veya Avrupa’da piyasaya sürdüğü CD’lerdeki tek kelime adı ile Livanelli) ve en Fransızperver laikçimiz Mine Kırıkkanat Saulnier dahil bütün sosyal demokrat, halkçılarımız hep AK-Parti’ye oy verenlerin “varoşlardan” CHP’lilerin ise Etiler’lier gibi “gerçek vatandaş” olduğunu vurgularlar. Belediye seçiminde hezimete uğrayan Livanelli “ben gerçek İstanbul’da kazandım” demişti, Şişli, Beşiktaş Kadıköy’ü kast ederek. Son olarak ise Çağlayan’a giderken camlarına bayrak asanların seçkinler asmayanların pis, varoşlular olduğunu da not etmeyi unutmamıştı halk ozanımız. Mine ise “varoşlardaki yapılar nasıl olsa kaçak, onların oy hakları ellerinden alınsın” demeye getirmişti bir Skytürk programında. (daha&helliip;)

Read Full Post »