Archive for 21 Tem 2007

1033335smallpicture.jpgMüteaddit defalar söyledim direkt veya indirekt olarak: Muhtemelen Cumhuriyet tarihinde “iyi ve kötü” ayırımının bu kadar berrak olabileceği bir seçim olmamıştır, 1946, 1950 ve 1980’lerdeki seçimler de dahil. Bütün ekonomik, siyasi, toplumsal göstergeleri bir tarafa bıraksak dahi bu öncelikle demokrasi mi oligarşi mi seçimidir. Nihal Bengisu Karaca’nın deyimi ile “odadaki fili kovma” veya kovmama seçimidir. Bu başlı başına tercihi yeteri kadar kesinleştirmeli. Ama toplumun bütün kesimlerinin demokrasiye, halk iradesine, hak ve özgürlüklere ayni ölçüde öncelik tanıdığını farz edemeyeceğimize göre seçim işini biraz daha derin analiz ile yapan bir modele ihtiyacımız var. İşte “Derin Kırmızı” * bilgisayarı tam da bu baş ağrınızı yok edecek bir süperkomputer.

Derin Kırmızı’nın Seçimi

Taa çocukluk yıllarımda seyrettiğim bir Brigitte Bardot, Richard Burton filminden esinlenerek geliştirdim “Derin Kirmizi”yı. Richard Burton’un canlandırdığı deha profesör “ilerde artık insanların sandığına gitmelerine gerek kalmayacak” diyordu. O zaman daha yeni yeni duymaya başladığımız “elektronik beyinlerin” ilerde bu seçim işini yapacağına atıfta bulunarak (bilgisayar kelimesi icad edilmemiş idi).

Bu günlerde gittikçe seviyesi düşen meydanlar, medya konuşmaları, partizan oldukları kadar lümpence tahliller, akılma demokrasi konusunda söylenmiş üç sözü getirir. Biri kamuoyu yoklamalarında halkın verdikleri cevapları duysalar onlara sormaktan vaz geçerler” mealindeki söz. İkincisi Churchill’in meşhur “demokrasi berbat bir rejimdir ama berbatların en iyisidir” (Ertuğrul Beyazkaptan’a göre en iyisi olduğu da söylenemezmiş ya) sözü. ve Richard Burton’un bu yapan bilgisayarı fikri. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »