Archive for 17 Ağu 2007

Perihan Mağden

Yaa öyle yaptık: “demirağlarla ördük ana yurdu bir baştan.” (ya da 4 koldan).
Ana yurdu 1 baştan demirağlarla örmüş olsaydık, milli gelirimizin hatırı sayılır bir kısmını Petrol Tacirleri’ne bağışlamıyor olacaktık. Bu yaşlı ve yorgun dünyayı daha az kirletiyor; en güzel kıyılarımızın, en güzel yörelerimizin içine etmiyor/etmemiş olacaktık.
Bizim Başkumandanımız’a hepimiz, dayak kötek HER BİRİMİZ tapıyor olabiliriz. Ama BÜTÜN DÜNYA niye tapınıyor (worship?) olsun ki Başkumandanımız’a? Takdir edebilirler. Saygı duyabilirler. En iyi, en cömert ihtimalle; öykünebilirler.
Ama TAPMALARINI istiyoruz, aynen bizler gibi. Kemalizm bir din bu topraklarda.
Alnımızı Anıtkabir’in soğuk taşlarına dayayıp hüngür hüngür ağlamak, mızmızlanmak, şikâyet etmek istiyoruz.
Aramızdan En Şikâyetçi/En Mızmız/En Münzevir Çocukları bir kısmımız (yüzde 20’lik bir kısmımız) ennnn çok beğeniyoruz.
Yalnızca ‘beğenmekle’ kalmıyoruz. ‘Beğenmek’ çok ölçülü bir kelime. Tapmak ve tapılmak istediğimiz için, orantısızlığı şiar edindiğimiz için, illa devasalaştırmak/büyütmek/kabartmatozuyla şişirmek/battallaştırmak-
Orantısız: ‘Küçük olsun, benim olsun’ değil; büyük olsun, ennn büyük olsun, gerekirse kaçak katlar çıkarım/ormanları yağmalarım/el alemin köylerini işgal ederim/yıkıp yakarım/erozyonlarım/kesip biçerim- BÜYÜK OLSUN! EN BÜYÜK OLSUN! EN BÜYÜK BENİM OLSUN! GÜÇ HER DAİM BENİM OLSUN!
Tabii Başkumandanım’a da tapıyorlar. Onun masmavi gözleri, sapsarı saçları var; çok iyi giyiniyor ve Fox adlı bir köpeği var. Bana hiç benzemiyor yani. Biz’e hiç benzemiyor. Ama dünyanın ona ‘taptıklarından’ artanları ben yerim, ben giyerim. O hayali, benim yaratıklandırdığım tapma/tapınma işi, nihai olarak BENİM eserim. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »