Archive for 06 Eki 2007

ETYEN MAHÇUPYAN
06 Ekim 2007, Cumartesi

Tam da Ramazan ayını yaşadığımız günlerde eskiyi nostaljik bir dürtüyle yad etmekten daha doğal ne olabilir? Dindarlar muhtemelen evlerin eski manevi sıcaklığını, ailenin birlikteliği bir ritüel etrafında yaşadığı günlerin sessiz tevazusunu özlüyorlardır.

Hatta bu ortak ruh halinin evlerin dışına taşmasını, mahalleyi kucaklamasını hasretle anıyorlardır. Ama artık o eski günlerde değiliz… Nerede o geçmişin mahalle baskıları… İnsanların komşularından utandığı için mahalle ahlakına uygun davranmak zorunda hissettiği, mahallelinin tek tek herkese sahip çıktığı küçük dünyalarımız… Dindar kesim söz konusu geçmişe belki manevi bir eksiklik duygusu içinde bakıyor ama bu eksikliği modern dünyanın araçlarıyla doldurmaya çoktan alıştı ve bu yeni hayat algısını içine sindirdi bile. Şimdinin dinsel yortuları artık ritüelleri ile değil, yarattığı sosyal ilişkiler ve boş zaman imkânları ile gündeme geliyor. Artık ne kadar dindar olurlarsa olsunlar, bir sonraki nesilleri eskinin kabuğu içinde tutmak mümkün değil…

Muhafazakâr insanların kendi ‘mahallelerini’ yitirdikleri, evlerinin içinde bile normları ellerinden kaçırdıkları bir dönemde laik kesimin ‘mahalle baskısına’ sarılması son derece öğretici bir gelişme. Dindarların içinde olduğu yaklaşık 15 yıllık bir adaptasyon süreci sonunda, kendilerini farklılaştırarak küresel bir var olma modalitesi yarattıklarını göremeyen veya görmek istemeyen laikler, şimdi geçmişte kalmış ‘mahalle baskısını’ yeniden arzu eder oldular. Çünkü muhafazakârların Türkiye’yi AB yolunda reformlarla değiştirme ihtimalinin giderek somutlaştığı şu dönemde, bu gidişi durdurmak için akıllarına başka çare gelmiyor. Onlar modern tasavvurun özellikle ‘öteki’ karşısında yenilgiye uğradığını, toplumsal sorunları çözmekte aciz kaldığını; bu sıkışmanın modernliği aşan yeni bir kimliksel yapılanma ürettiğini ve bu yapılanmanın ‘ötekini’ kamusal alana taşırken, bu alanın eski sahiplerini meşruiyet açısından ötekileştirdiğini göremiyorlar. Dolayısıyla da bizi hiçbir şeyin değişmediğine inandırmak istiyorlar… Dindarın hep dindar, muhafazakârın hep muhafazakâr kaldığı ve söz konusu dindarlıkla muhafazakârlığın içeriğinin sabit kaldığı bir dünyada yaşadığımızı vazediyorlar.

Devami; Zaman

Read Full Post »